Ev işçisi kadınlar yoksulluk ve şiddet sarmalında

EVİD-SEN’in araştırmasına göre, her 10 ev işçisi kadından 8’i sigortasız. Kadınların yarısından fazlası salgında işini kaybetti. Araştırma, ev işçilerinin hem kendi evlerinde hem de çalıştıkları evlerde yoğun şekilde şiddete maruz bırakıldığını da gözler önüne serdi.
Paylaş:
Sevgim Denizaltı
Sevgim Denizaltı
sevgimdenizalti@gmail.com

EVİD-SEN’in araştırmasına göre, her 10 ev işçisi kadından 8’i sigortasız. Kadınların yarısından fazlası salgında işini kaybetti. Araştırma, ev işçilerinin hem kendi evlerinde hem de çalıştıkları evlerde yoğun şekilde şiddete maruz bırakıldığını da gözler önüne serdi.

Ev İşçileri Dayanışma Sendikası’nın (EVİD-SEN) dün yayımladığı Şiddet ve Korona Dönemi Çalışma İlişkileri Raporu, ev işçisi kadınların hem kendi evlerinde hem de çalıştıkları evlerde yoğun şekilde şiddete maruz bırakıldığını ortaya koyuyor. Koronavirüs salgınının bu şiddeti artırdığı, kadınları işsiz bıraktığı ve daha derin bir yoksulluğa sürüklediği de görülüyor.

Rapor, 6 kentten (İstanbul, Ankara, İzmir, Bursa, Adana, Antalya) 413 ev işçisi kadınla yapılan anket çalışmasının bulgularına dayanıyor. Bulgular vahim. Raporda dikkat çeken noktalar şöyle:

SALGIN EV İŞÇİSİ KADINLARI VURDU

EV İŞÇİLERİNİN ÇOĞU SİGORTASIZ: Araştırmaya katılan ev işçilerinin yüzde 83,7’si sigortasız çalıştırıldığını belirtiyor. Sigorta primlerinin yatırıldığını belirtenlerin yüzde 86,4’ünün yatılı ev işçilerinden oluşması dikkat çekici. Gündüzlü, yarı zamanlı ve düzensiz çalışan ev işçilerinin ise yüzde 96’sı, yani neredeyse tamamı sigortasız.

SALGINDA YARISINDAN FAZLASI İŞTEN ATILDI: Araştırma kapsamında ev işçilerine koronavirüs salgını döneminin çalışma ilişkilerini nasıl etkilediği soruluyor. Soruyu yanıtlayan ev işçilerinin yüzde 56,8’i işten çıkarıldığını söylüyor. Ev işçilerinin yüzde 5,2’si ise ücretsiz izne çıkarılmış. Ayrıca ilgili sorulara yanıt veren her 10 ev işçisinden 9’u (yüzde 91,6), bu dönemde gelir kaybı yaşadığını kaydediyor.

EV İŞÇİLERİNİN YAKINLARI DA İŞSİZ KALDI: Ev işçilerinin yüzde 90,3’ü, hanesinde kendisi dışında işsiz kalan farklı kişilerin de olduğunu ifade ediyor. Buna rağmen ev işçilerinin yüzde 84,4’ünün salgın döneminde herhangi bir yardımdan faydalanamadığı, ulaşılan sınırlı yardımların ise koli yardımı vb. geçici desteklerden oluştuğu görülüyor.

BORÇ, HACİZ, İCRA: Ev işçileri bu dönemde yaşadıkları ekonomik sorunlar nedeniyle kiralarını ve kredi borçlarını ödeyemediklerini ve sağlık, temel besin maddesi gibi gereksinimlerini dahi karşılayamadıklarını belirtiyor. Araştırmaya katılan ev işçilerinin yüzde 43,3’ü ise bu dönemde borçları nedeniyle haciz, icra gibi sorunlarla karşılaştıklarını dile getiriyor.

VİRÜSTEN DEĞİL, İŞSİZ KALMAKTAN KORKUYORLAR: Araştırmada ev işçilerine, salgında sürmekte olan ikinci dalga süresinde kendilerini en çok neyin kaygılandırıldığı soruluyor. Ev işçilerinin yüzde 93,4’ü bu soruya işsiz kalmaktan korktukları yönünde yanıt veriyor. Virüs nedeniyle hastalanmaktan korktuklarını belirtenlerin oranı ise yalnızca yüzde 2,4.

EV İŞÇİSİ KADINLAR EV İÇİ ŞİDDETE MARUZ KALIYOR

Tablo1

İŞÇİLERİN ÇOĞU AİLE VE HANE İÇİNDE ŞİDDET GÖRÜYOR: Araştırmaya göre ev işçisi kadınların yüzde 86’sı aile içinde şiddete maruz bırakılmış. Kadınların sorulara verdikleri yanıtlar, aile ve hane içinde şiddeti en çok uygulayan kişileri sırasıyla eş ve baba olarak işaret ediyor.

AYNI ANDA BİRDEN FAZLA ŞİDDET TÜRÜ: Ev işçilerinin yüzde 77’si, aile ve hane içinde aynı anda şiddet türlerinin hepsine (fiziksel, psikolojik, ekonomik ve cinsel şiddet) maruz kaldığını söylüyor. Aile ve hane içinde aynı anda hem fiziksel hem de psikolojik şiddete maruz kaldığını belirtenlerin oranı yüzde 80. Ekonomik ve psikolojik şiddete aynı anda maruz kaldığını söyleyenlerin oranı ise yüzde 87. Öte yandan bazı işçilerin aile ve hane içinde şiddet görmediğini ifade etmesine rağmen “Psikolojik ve ekonomik şiddete maruz kalıyor musunuz?” sorusuna “evet” yanıtı vermesi dikkat çekici.

Tablo2

PSİKOLOJİK ŞİDDET İLK SIRADA: Aile ve hane içinde en sık hangi şiddet türüne maruz kaldıkları sorulduğunda, ev işçilerinin yüzde 55,5’i psikolojik şiddet yanıtını veriyor. İkinci sırada yüzde 15,5 ile fiziksel şiddet yer alıyor.

İŞSİZLER DAHA ÇOK ŞİDDETE MARUZ KALIYOR: İşsiz ev işçilerinin yüzde 94’ü aile ve hane içinde şiddete maruz kaldıklarını belirtirken, bu oran hâlihazırda çalışan ev işçilerinde yüzde 68,5’e düşüyor. Bunun yanında, gündüzlü yarı zamanlı ve gündüzlü düzensiz çalışan ev işçilerinin tamamının, aile ve hane içinde şiddet gördüğünü belirtmesi dikkat çekici. Üstelik bu işçilerin yüzde 99’u, aile ve hane içinde fiziksel şiddete maruz kaldıklarını dile getiriyor.

SALGIN DÖNEMİNDE EV İÇ ŞİDDET ARTTI: Ev işçileri, koronavirüs salgını döneminde aile ve hane içinde tüm şiddet türlerinde artış yaşandığını ifade ediyor. En çok artan şiddet türü, yüzde 54 ile psikolojik şiddet. Kadınların yüzde 18’i ise fiziksel şiddetin arttığını söylüyor.

İŞYERİNDE DE ŞİDDET VAR

Tablo3

HEM EVDE HEM İŞYERİNDE ŞİDDET: Araştırmaya göre, aile ve hane içinde şiddete maruz kaldığını belirten ev işçilerinin yüzde 99,7’si, yani neredeyse tamamı işyerinde de şiddete maruz kalıyor. Soruları yanıtlayan işçilerin yüzde 70,2’si ise aile ve hane içinde değil; ama işyerinde şiddete maruz kaldığını ifade ediyor. İşçilerin yüzde 96,3’ü çalışma hayatında şiddete maruz kaldığını belirtiyor. Erkek işveren, kadın işveren ve özel istihdam büroları, çalışma yaşamında en çok şiddet uygulayan taraflar.

TÜM ŞİDDET TÜRLERİ BİR ARADA: Ev işçilerinin yüzde 89’u işyerinde aynı anda şiddet türlerinin hepsine (fiziksel, psikolojik, ekonomik ve cinsel şiddet) maruz kaldığını söylüyor. İşyerinde aynı anda hem fiziksel hem de cinsel şiddete maruz kaldığını belirtenlerin oranı yüzde 91. İşyerinde ekonomik ve psikolojik şiddete aynı anda maruz kaldığını kaydedenlerin oranı ise yüzde 95.

Tablo4

PSİKOLOJİK ŞİDDET YİNE İLK SIRADA: “Çalışma hayatında en sık hangi şiddet türüne maruz kaldınız?” sorusuna katılımcıların yüzde 65,5’i psikolojik şiddet yanıtını veriyor. İkinci sırada fiziksel şiddet (yüzde 15,5), üçüncü sırada ise ekonomik şiddet (yüzde 13,3)

YATILI İŞÇİLER FİZİKSEL VE CİNSEL ŞİDDETE DAHA ÇOK MARUZ KALIYOR: Ev işçilerinden gündüzlü yarı zamanlı ve gündüzlü düzensiz çalışanların tamamı, işyerinde şiddete maruz kaldıklarını belirtiyor. Bu işçilerin yüzde 99’u fiziksel şiddete maruz kaldıklarını ifade ediyor. Yatılı çalışan ev işçilerinin ise yüzde 97,6’sı çalışma hayatında şiddete maruz kaldığını söylüyor. Cinsel şiddete maruz kalan yatılı ev işçilerinin oranı ise yüzde 96. Çalışma hayatında en sık fiziksel veya cinsel şiddete maruz kaldığını söyleyenlerin oranının, yatılı ev işçilerinde daha fazla olması dikkat çekici.

GÖÇMENLER HER TÜRLÜ ŞİDDETİ YAŞIYOR: Göçmen ev işçilerinin tamamı tüm şiddet türlerine maruz kaldığını belirtirken, bu işçilerin yüzde 24,1’i çalışma hayatında en sık fiziksel şiddete maruz kaldığını dile getiriyor. En sık psikolojik şiddetle karşılaştığını söyleyen göçmenlerin oranı ise yüzde 48,3.

DENEYİMSİZ İŞÇİLER PSİKOLOJİK ŞİDDETTEN ŞİKÂYETÇİ: 5 yıldan daha kısa süredir ev işçiliği yapanların yüzde 82,9’u, çalışma yaşamında en çok psikolojik şiddetle karşılaştığını belirtiyor. Bu oranın kıdem arttıkça düştüğü görülüyor.

SALGIN DÖNEMİNDE İŞYERİNDE DE ŞİDDET ARTTI: Ev işçileri salgın döneminde çalışma yaşamında maruz kaldıkları tüm şiddet türlerinde artış yaşandığını ifade ediyor. Ev işçilerinin yüzde 99,7’si bu dönemde ekonomik şiddetin arttığını söylüyor. Ev işçilerin yarısı (yüzde 50,2), korona döneminde çalışma yaşamında en çok ekonomik şiddette artış yaşandığını dile getiriyor.

EV İŞÇİLERİNE YASAL GÜVENCE

Ev işçileri iş sağlığı ve işyeri güvenliği hakkından yoksun olarak çalışıyorlar.

Sendika taleplerini şu şekilde sıralıyor.

  • Çalışma yaşamına ilişkin birçok yasada kapsam dışı bırakılan ev işçilerine yasal güvence sağlanmalıdır.
  • Korona döneminde ev işçilerinin yaşadıkları sorunların hafifletilmesi adına gerekli destek mekanizmaları oluşturulmalıdır.
  • Ev işçilerinin çalıştığı özel hanelerin denetimi kolaylaştırılmalıdır.
  • Toplumsal cinsiyete dayalı iş bölümünü meşrulaştıran ulusal yasal düzenlemeler gözden geçirilmeli, yasal düzenlemelerde cinsiyet ayrımı gözetmeyen eşitlikçi bir dil ve anlayış benimsenmelidir.
  • Ev işçilerini örgütleyen sendikalara politika oluşturma ve karar süreçlerinde temsil şansı verilmelidir.
  • Kadına yönelik şiddetle mücadele hususunda tüm kadın örgütleri, sendikalar ve diğer demokratik kitle örgütleri samimi bir dayanışma içerisinde bütüncül bir mücadele stratejisiyle hareket etmelidir.
  • İstanbul Sözleşmesi eksiksiz olarak uygulanmalıdır.
  • ILO’nun 190 Sayılı Şiddet ve Taciz Sözleşmesi’nin hükümleri dikkate alınmalı, sözleşme Türkiye tarafından en kısa sürede onaylanmalıdır. ILO’nun 189 Sayılı Ev İşçileri için İnsan Onuruna Yakışır İş Sözleşmesi Türkiye tarafından onaylanmalıdır.
Paylaş:

Benzer İçerikler

Evden çalışmak, özellikle yeni olanlar için kuşkusuz zorlu bir iş. Sadece farklı bir çalışma şekli değil, farklı bir yaşam biçimi. Özel hayat ile iş arasındaki ayrım fiziksel olarak ortadan kalkıyor. Damla Şentürk, uzaktan çalışan beyaz yakalıları araştırdı.
Geçen hafta başı, 30 yaşındaki Damla Aydın’ın sokağına bir sürü adam doluştuğunda saat öğleni geçmişti. Bir karanlık el gelip, su saatini söktü. Bir diğeri elektriğin kablolarıyla oynayıp, evi karanlıkta bıraktı! Artık 3 küçük çocuğa yemek yapacak tek bir bardak su dahi yoktu evde. Bu genç kadına “dönüşüm”ün hediyesi, susuzluk ve karanlık olmuştu.
Ev işçisi kadınlar, geçenlerde Twitter’de dönen “Ev işçisine yemek verilmeli mi?” tartışmasına oldukça tepkili. “Biz sadaka istemiyoruz, hakkımızı istiyoruz. O bir öğün yemek bizim zaten hakkımız, hakkımızı vermek zorundasınız” diyorlar. Ev işinin iş, ev işçisinin de işçi olduğunu ısrarla vurguluyorlar
Sinbo işçileri eylemdeler. Erkeklerin kayırıldığı, kadınların baskı, taciz, mobbinge uğradığı işyerinde, işçi sağlığı da gözetilmiyor.  Direnişçi kadınlar tüm kadınları ve kadın örgütlerini 25 Kasım Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele ve Dayanışma Günü’nde direniş alanına davet ediyor.
İçeriklerimizi kaçırmamak için e-posta bültenimize ücretsiz abone olun!