Fedakârlık hep kadınlardan beklendi

Amacını pandemi döneminde ücretli çalışan kadınların yaşadıkları zorluklarda onlara destek olmak, olarak belirleyen Öğrenci Velileri Derneği (ÖVDER) Bursa Şube Başkanı Nermin Kaya ile uzaktan eğitimi, bu dönemde çocuk sahibi kadınların yaşadığı güçlükleri,  destek mekanizmalarının yetersizliğini ve bir araya gelmenin önemini konuştuk.
Paylaş:
Ferhan Petek
Ferhan Petek
ferhan.petek@gmail.com
Ferhan Petek       ferhan.petek@gmail.com

Amacını pandemi döneminde ücretli çalışan kadınların yaşadıkları zorluklarda onlara destek olmak, olarak belirleyen Öğrenci Velileri Derneği (ÖVDER) Bursa Şube Başkanı Nermin Kaya ile uzaktan eğitimi, bu dönemde çocuk sahibi kadınların yaşadığı güçlükleri,  destek mekanizmalarının yetersizliğini ve bir araya gelmenin önemini konuştuk.

Yirmi üç yıllık hemşirelik geçmişinin ardından emekli olan Nermin Kaya, bir veli olarak gözlemlediği eğitim sistemindeki eksikliklere yalnızca uzaktan bakmakla yetinmeyerek harekete geçmiş. Üyesi olduğu Öğrenci Velileri Derneği’nin Bursa Şube Başkanlığı’nı üstlenen Kaya haklar konusundaki hassasiyetinin peşinden giden bir aktivist.

Ne yazık ki hâlâ adını bile duymayanların bulunduğu ÖVDER’i şöyle anlatıyor Nermin Kaya: “Derneğimizin amacı adından da anlaşıldığı gibi öğrenci velilerinin haklarını korumak ve geliştirmek hiçbir ayrım yapmadan eğitimin kalitesini yükseltmek. Bu amaçlar doğrultusunda laik, demokratik sosyal devlet ilkelerinin izinde, ülkemizin taraf olduğu tüm sözleşmelere uygun hareket ediyoruz. Bağımsız bir örgütüz.” Okul aile birlikleri, okul koruma dernekleri ile iletişim halinde olduklarını belirttikten sonra “Daha çok veliye ulaşmak, seslerini duymak ve duyurmak için çalışıyoruz. Hem öğrencileri hem velileri korumak amacındayız. Özel okulların haksız ve eşitlik ilkelerine aykırı ayrıcalıklarından, “kindar ve dindar” nesiller yetiştirme hedeflerinden hem öğrencilerimizi hem velilerimizi koruma gayretindeyiz.” diyor.

Uzaktan eğitim velileri yakından etkiledi

Nermin Kaya pandemi döneminde öğrencilerin ve velilerin her zamankinden daha çok zorlandıklarını söylüyor.  Gerçekten de öngörülemez ve çok nadir karşılaşılan bu durumdan en çok kadınlar etkilendi. Hem dışarıda işinin başında olmak zorunda olan hem de eğitimi eve taşınan çocuklarla ilgilenmek zorunda kalan kadınlar, karşılarına çıkan bu zorluklarla mücadele ettiler, fiziken ve ruhsal olarak çok zorlandılar.

Kaya, bu süreçte kadınları güçlendirmeye çalıştıklarını belirterek şöyle devam ediyor: “Pandemi döneminde net olmayan açıklamaların kafaları karıştırması yetmiyormuş gibi gerekli önlemler alınmadı ve eğitim en çok hasar gören alanlardan biri oldu. Öğrenciler, eğitim emekçileri uzaktan eğitim adı verilen daha önce yaşanmamış bu biçime adapte olmaya çalıştı. Hedef eğitimin sekteye uğramamasıydı. Ancak bu dönemi hasarsız atlatmak imkânsızdı. Öyle de oldu. Hükümet ve Milli Eğitim Bakanlığı uzaktan eğitimin asgari gereklerini bile güvence altına alamadı. Bu süreç emekçi çocukları ve eğitim emekçileri için her anlamda bir kayıp oldu. Eğitimdeki eşitsizlikler arttı. Bilgisayarı olmayan, internet imkânı bulunmayan öğrenciler eğitimden mahrum kaldı.” EBA’nın bir çare olarak sunulduğunu ama derslere katılımın yüzde 20’lerle sınırlı kaldığını belirten Kaya, bu süreçte pek çok kadının evde çocuklarına bakmak için işten çıktıklarını, bunun gelir kaybına sebep olduğunu, salgından önce varolan ekonomik zorlukların kadınları daha da sıkıştırdığını, fedakârlığın yine kadınlardan beklendiğini söylüyor.  “İşsizlik en yüksek seviyelere çıkıp kendi rekorunu kırdı. Salgın yalnızca işsizliği değil yoksulluğu ve adaletsizliği de arttırdı.” şeklinde bir tespitte de bulunuyor.

Bazılarına hava hoş!

Anlattığı zorlukların herkes için geçerli olmadığını belirten Kaya “her çocuğa tablet” vaatlerine zıt olarak doların yükselişiyle tüm elektronik aletlere gelen zamlar nedeniyle pek çok emekçi çocuğunun mağdur olduğunun altını çizerek: “Emekçi çocukları ve gençler bu zorluklarla mücadele etmeye çalışırken tuzu kuru olanlar, özel okulları zengin edenler, en pahalı okullardan başka okulların varlığından bihaber olanlar için hava hoştu. Herkesin iyi bir eğitimi hak ettiği gerçeği gözardı edildi.” diyor.

Okullarda maske, peçete, kağıt havlu gibi ürünler için paralar toplandığına dikkat çektikten sonra hükümet tarafından gerekli sağlık önlemleri alınmadığını bunun da anne-babanın ve çocuğun sağlığını tehlikeye attığını belirterek şöyle devam ediyor;  “Eğitim ve sağlık “Allah’a emanet” sistemine teslim edildi. Bir annenin bir babanın çocuğuna iyi bir gelecek vermekten, çocuğunun iyi bir eğitim almasını istemekten öte ne gibi bir derdi olabilir ki? Ancak çoğunluk hayal kırıklığı yaşıyor. Kadınlar ikilem içerisindeler ya çocuklar iyi bir eğitim alsın diye işlerinden ayrılacaklar ya da eğitimden vazgeçip çocuklarının karnı doysun diye çalışacaklar.”

Her konuda tüm fedakârlıkların öncelikli olarak kadına düşmesine isyan eden Kaya, sorunları çözmek için bir araya gelip örgütlenmek gerektiğini söylüyor. Zaten dernekte çalışma fikri de bu ihtiyaçtan doğmuş.  Ona göre çocuklar bu süreçte maske, dezenfektan kullanımının, mesafeyi korumanın öneminin yanı sıra eğitimdeki fırsat eşitsizliğini de öğrendiler.  Üç eğitim ve öğretim dönemini geride bırakan çocuklar ve gençler, öğretmenlerini göremedi ve sosyalleşemediler.

Sınıfta kaldılar

Milli Eğitim Bakanlığı’nın ve tüm yönetenlerin bu süreçte sınıfta kaldıklarının altını çizen Kaya “Karneleri sıfırlarla dolu. Bu kadar başarısızlık hiçbir zaman görülmedi.  Zaten yıllardır deneme tahtasına dönüşmüş ve eşitsizliklerin giderek arttığı eğitim sistemi iyice çökertildi. Oysa yapılacaklar ve alınacak önlemler belliydi.” diyor.

Bu süreçte eğitim alanında örgütlü sendikaların ve derneklerin önerilerinin dikkate alınmadığını da belirten Kaya, kendilerinin salgın sürecinde nitelikli ve yüz yüze bir eğitim için acilen alınması gereken önlemleri sendika ve örgütlerle bir araya gelerek gerekli yerlere iletmeye çalıştıklarını da sözlerine ekleyerek: “Fabrikaları AVM’leri kapatmadılar ama okulları kapattılar. Yetkilileri göreve çağırıyoruz” diyor.

Paylaş:

Benzer İçerikler

Evden çalışmak, özellikle yeni olanlar için kuşkusuz zorlu bir iş. Sadece farklı bir çalışma şekli değil, farklı bir yaşam biçimi. Özel hayat ile iş arasındaki ayrım fiziksel olarak ortadan kalkıyor. Damla Şentürk, uzaktan çalışan beyaz yakalıları araştırdı.
Ev işçisi kadınlar, geçenlerde Twitter’de dönen “Ev işçisine yemek verilmeli mi?” tartışmasına oldukça tepkili. “Biz sadaka istemiyoruz, hakkımızı istiyoruz. O bir öğün yemek bizim zaten hakkımız, hakkımızı vermek zorundasınız” diyorlar. Ev işinin iş, ev işçisinin de işçi olduğunu ısrarla vurguluyorlar
EVİD-SEN’in araştırmasına göre, her 10 ev işçisi kadından 8’i sigortasız. Kadınların yarısından fazlası salgında işini kaybetti. Araştırma, ev işçilerinin hem kendi evlerinde hem de çalıştıkları evlerde yoğun şekilde şiddete maruz bırakıldığını da gözler önüne serdi.
İçeriklerimizi kaçırmamak için e-posta bültenimize ücretsiz abone olun!