Hemşire Ömür Erez’i kadın cinayetine kurban verdik: Üzgünüz öfkeliyiz!

Hemşire Ömür Erez Kartal 10. Aile Sağlığı Merkezi’nde bir erkek tarafından öldürüldü. Bu cinayet, bize işyerlerinin kadınlar için ne kadar güvensiz yerler olduğunun yanı sıra kadınların erkekler tarafından her yerde ne kadar kolayca öldürülebileceğini de gösteriyor. Çünkü ülkede, kadın cinayetlerine karşı bir cezasızlık hüküm sürüyor.
Paylaş:
İpek Deniz
İpek Deniz
ipekkdeniz@gmail.com
İpek Deniz ipekkdeniz@gmail.com

Hemşire Ömür Erez Kartal 10. Aile Sağlığı Merkezi’nde bir erkek tarafından öldürüldü. Bu cinayet, bize işyerlerinin kadınlar için ne kadar güvensiz yerler olduğunun yanı sıra kadınların erkekler tarafından her yerde ne kadar kolayca öldürülebileceğini de gösteriyor. Çünkü ülkede, kadın cinayetlerine karşı bir cezasızlık hüküm sürüyor.

Ocak ayı sağlık emekçilerine yönelik şiddetin iyice arttığı bir ay oldu. Ocak ayının başından bu güne uğradığımız şiddetin kısa bir özetini vererek vardığı boyutları göstermek istiyorum. Gaziantep’ te randevu veremediği hasta yakınının silahlı saldırısına uğrayan doktor, şans eseri kurtuldu. Mermer parçası ile kafasına defalarca vurulan doktorun kafasına sekiz dikiş atıldı. Edremit Devlet Hastanesi’nde çocuğuna tırnak batması şikayeti nedeniyle randevu almak isteyen anneye ayın 18’ine randevu verilince randevu tarihini beğenmeyip iddiaya göre Op. Dr. Hüseyin Kara’ya hakaretlerde bulundu. Aynı hasta sonra eşi ile birlikte yeniden hastaneye geldi. Dr. Hüseyin Kara’nın ‘Karınız’ demesine kızınca, ‘Karınız değil, eşiniz diyeceksin’ diyerek Doktor Kara’yı tehdit edip, yüzüne yumruk atarak darp etti. Avcılar’da aşı olmak için gittiği aile sağlığı merkezinde görevli doktora saldırarak yaralayan şüpheli, savcılığın isteği üzerine ikinci kez yakalandı. Başakşehir Çam ve Sakura Hastanesi’nde altı aylık hamile hemşirenin karnına tekmeler atıp, saçlarından tutarak yerlerde sürüklediler. Hemşire ‘’Hamileyim yapmayın ‘’dedi ama dinlemediler. Denizli Pamukkale Üniversitesi Hastanesi’nde hasta yakınlarının kartını kullanarak çocuk pediatri servisine çıkan ve sağlık çalışanlarına parfüm satmak isteyen Uğur Çalışkan servisi terk etmesini isteyen iki asistan doktoru kapıyı kilitleyerek rehin aldı. Tehditler de savuran Çalışkan’a engel olmak isteyen doktorlardan biri kolundan yaralandı.

Şanlıurfa’ da hastaya damaryolu açarken çocuk ağladığı için saldırıya uğrayan hemşire Mustafa Arslan polis merkezine gidip şikayetçi olduktan sonra, çıkışta yine o kişiler tarafından yolu kesilip saldırıya uğradı. Bunlar basına yansıyan ve genellikle cezasızlık ile sonuçlanan durumlar oluyor. Şiddet yaşandığında kamu davası açılıyor, sulh mahkemelerine gidiliyor, cüzi bir miktar para cezası, eğer önceden işlenmiş bir suçunuz yoksa bilmem şu kadar zamana kadar yine suç işlemeseniz sonra zaten o cüzi miktar da siliniyor. Yıllardır benzer durumda, benzer sonuçlar yaşayıp, duyuyoruz. Beyaz kod adı altındaki uygulama sağlık çalışanını koruyan değil, boşuna zamanını alan, o mahkeme senin bu mahkeme benim dolaştıran bir uygulama haline geldi, çünkü cezasızlık politikaları artık alıştığımız bir durum oldu.

Hamile hemşire tekmelenerek dövüldü

Nitekim Çam Sakura’ da yaşanan şiddet sonucu faillerin serbest bırakıldı. Şiddeti önleme adına hiç bir adım atılmamakta ısrar edilip, sağlık politikaları ile çalışan ve hasta- hasta yakınları karşı karşıya getirmektedirler. Bunlar sadece basına yansıyanlar, yansıması için ya ölmek ya da bir yerlerimizin kanaması, morarması, kırılması gerekir! Şiddet tanımları fiziksel şiddetten ibaret çünkü! Her gün maruz kalınan sözel şiddeti kimse anlatarak bitiremez, özellikle hasta yakınları ile iç içe çalışılan alanlarda. Yaşatmak için gittiğimiz işyerlerinden şiddet görerek bazen de ölerek ayrılmanın kabul edilir bir yanı olabilir mi? Buna seyirci kalmanın?

Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası yaşanan şiddet olayları sonrası basın açıklamaları yaptı. Ebe Ömür Erez’in katledilmesi üzerine Ankara’ da konuşan SES Eşbaşkanı Selma Atabey “Sağlık emekçilerinin yaptıkları işe yabancılaştığını 21 Ocak’ ta başlayan ve 28 Ocak 2022’ye kadar sürecek olan ‘sağlıkta şiddeti durduralım’ temalı bir dizi eylem etkinlikler yapacağız” diyerek, eylem ve etkinlikler hakkında bilgi verdi. “kadına ve sağlıkçıya yönelik her türlü şiddeti durduralım” diye başlanan basın toplantısında şunlar dile getirildi: “Sağlıkta Dönüşüm Programı” sağlık çalışanlarının canına kastetmektedir. Bu program sonucu oluşturulan kışkırtılmış sağlık talebi, muayene sürelerinin beş dakikaya kadar indirilmesiyle göğüslenmeye çalışılmakta, yıllık acil servis başvuru sayısı toplam nüfusundan fazla olan dünyadaki tek ülke olmamızla sonuçlanmaktadır. Artan angarya ve iş yoğunluğu altında ezilen sağlık çalışanları her gün dozu artan şiddet olguları ile karşı karşıya kalmaktadır. Hal böyleyken güvenlik önlemleri yetersiz, fiziki imkânlardan yoksun hastanelerde 5 dakikada bir hasta bakmaya çalışmak da yine biz sağlık emekçilerine düşmektedir. Nice sağlık emekçisi şiddet sonucu hayatını kaybetmiştir” dedi ve sözlerini şu cümlelerle tamamladı; “ bu sistemin sorumlusu biz değiliz diyor, sizleri başka bir sağlık sistemi mümkün diyen biz sağlık emekçileri ile mücadeleye çağırıyoruz”.

Cinayet mahalli bir ASM

Ve İstanbul sözleşmesinin kaldırılmasının iş yerlerinde dahi güvende olmadığımızın acı sonucu! Kartal 10 No’ lu Aile Sağlığı Merkezinde (ASM )’de bir kadın silahla vurularak öldürüldü, kendi iş yerinde, bir kamu kuruluşunda! Her gün kadınların erkekler tarafından katledildiği, kıyametin kopmadığı bir gün daha yaşandı.

Kadınlar erkekler tarafından her yerde çok kolay öldürülüyor! Cins kırım, mesleğiniz, konumunuz ne olursa olsun hiç bir kadının muaf olmadığı bir şiddet türü bu; Erkek şiddeti! Özel hayatlarda yaşanan şiddetten, özel hayat deyip yırtanlar, çalışma alanında yaşanan bu durumla ilgili ne açıklama yapacaklar diye düşünürken beklenen tweet geldi sadece. Haberi duyan bir hemşire şu cümleleri kurdu ” Ömür Enez’ i duymak ve hemen ardından öldüğünü duymak bir kaç dakikamızı aldı. Omuzlarım çökerek nöbete gittim. Yine o tanıdık hisler çünkü. Biz çalışma ortamlarımızda dahi güvende değiliz. Kliniğe girdim herkes duymuş ve herkesi garip bir hüzün kaplamıştı. Çünkü oralarda da güvende olmadığımız zaten hissedilen bir durum. Sendikal mücadelede olan arkadaş suçlu hissetti bir an kendini. Acaba sıkıntısı var mıydı, bizim arkadaşlarla paylaşmış mıydı? Hiç tanımadığımız binlerce kadına karşı işlenen bu suçu, kendimize yapılmış gibi hissettik, çünkü kim bilir sıra kimde diye düşünüyor insan”

Bakanlık sadece tweet attı

Hastaneler, cinsiyetçi iş bölümü dışında, çalışma arkadaşları tarafından da cinsiyetçi muamelelerin merkezi! Tacize uğrayıp yolunu bulamayan, tacizcilerin korunduğu, disiplin kurullarının nasıl işlediğinden dahi bu mağduriyetler sonrası bilgi edindiğimiz alanlar maalesef. Disiplin kurullarının çoğunun erkek, tacizi bu adamlara anlatırken de maruz kalınan tacizler. Biz bu denli derin yaşarken bu acıları, Sağlık Bakanı’nın tweet atmak dışında bir girişimi olmuyor, o da zahmet oluyor!

21 Ocak Cuma günü Ömür Erez için, öldürüldüğü yerde basın açıklaması düzenlendi. SES Anadolu Şube ve İstanbul Tabip Odası’nın organize ettiği açıklamaya kadın örgütleri de destek verdi. Açıklamada; kadınların her gün işte, sokakta, evde, tanıdığı/ tanımadığı erkeklerden tarafından şiddete uğrayıp yaşamını yitirdiği belirtildikten sonra toplumsal cinsiyet temelli şiddetin kadınların hayatlarını gün geçtikçe daha fazla kuşattığı gerçeğinin altı çiziliyor ve şöyle devam ediliyordu: “Devlete önleme, koruma ve etkin soruşturma sorumluluğu yükleyen İstanbul Sözleşmesinin feshiyle erkek egemen zihniyetin hakim kılınması, sistematik erkek şiddetini daha da tırmandırıyor. Kadın katliamına varan kadın cinayetlerinin en önemli nedenlerinden biri koruyucu ve önleyici tedbirleri hayata geçirme yükümlülüğü bulunan iktidarın sorumluluklarını yerine getirmemesidir. Siyasi iktidar kadınların ve toplumun tüm haklı itiraz ve protestolarına rağmen İstanbul Sözleşmesinin feshedilmesi başta olmak üzere kadın erkek eşitsizliğini savunan, erkek şiddetini ve ayrımcılığı derinleştiren politikalarla birbiri ardına yaşanan kadın cinayetlerine zemin yaratmaktadır.”

Yargılamalarda izlenen cezasızlık politikası, faillere yönelik iyi hal ve haksız tahrik indirimleri, kadın cinayetlerinin artmasında önemli rol oynadığını da belirleten açıklama şöyle devam ediyordu: “Bizler hem kadın hem sağlık emekçisi olduğumuz için şiddete maruz kalıyor, öldürülüyoruz. Bu ülkede kadına yönelik şiddet failleri cezalandırılmıyor, her bir cezasızlık haberi bir sonraki potansiyel faili cesaretlendiriyor.

Üzgünüz, öfkeliyiz!”

Sağlık emekçisi kadınlar olarak üzgün ve öfkeliyiz. Yaşanan bunca şiddet vakasına rağmen etkin bir sağlıkta şiddet yasası çıkarılmadı, güvenli işyeri talebinin karşılanmadı. Bütün bunlara karşın aldığı tek tutum tweet atmak olan bir Sağlık Bakanı’nın varlığı öfkemizi daha da artırıyor. İstanbul’daki basın açıklaması ve eylem: “Kadına Yönelik Şiddet Ve Sağlıkta Şiddet Son Bulsun! Ve İstanbul Sözleşmesi Yaşatır!” sloganları ile sona erdi.

Ankara’da yapılan açıklamada SES Eş Genel Başkanı Selma Atabey; “ Bu şartlarda çalışmak bir yana, nefes bile alamadıklarını, artık bir meslektaşımızın kılına dahi zarar gelmesini istemiyoruz” dedi. Şiddet failinin serbest bırakıldığını görmek istemediklerini, bir suçun daha cezasız kaldığını görmeye tahammüllerinin kalamadığını da sözlerine ekleyen Atabey hemşire Ömür Erez’i ölümü üzerine “Bu ülke kadınları korumuyor! Kadınların can güvenliğinin olmadığı bir atmosferde iktidar kadına yönelik şiddeti önlemek ve kadın kazanımlarını geliştirmek yerine, kadın düşmanı politikaların sürdürücüsü olmaya devam ediyor” dedi.

Ömür Erez’in İstanbul Sözleşmesi’ni feshedenler, ekranlarda cinsiyet eşitsizliğini savunan siyasetçiler, erkek yargı, kadın düşmanı politikalar tarafından katledildiğini sözlerine ekleyen Atabey, üzgün ve öfkeli olduklarını belirtti.

Paylaş:

Benzer İçerikler

Bu ülkede kadınlar bir yüzyıldır sahnelere çıkıyor. Bunu erkekler bahşettiği için değil, önlerinde engel olarak duran erkeklik ahlakını, gelenek ve görenekleri yendikleri için. Erkeklerin doğuştan sahip oldukları hakları yüz yıllarca direnerek kazandı kadınlar.  Haklarımızdan bir tekini bile vermeye tahammülümüz yok.
İçeriklerimizi kaçırmamak için e-posta bültenimize ücretsiz abone olun!