Kadıköy esnafı Nurten: ‘Kadınların değiştirebilme gücü olduğunu biliyoruz’

Nurten Kadıköy’de 22 yıldır esnaflık yapıyor. Pandemi döneminde zor günler yaşamış. Şimdi artan elektrik ve doğal gaz faturaları karşısında, dükkanı zor döndürüyor. Ne hükümetten ne de belediyelerden yardım almış. Onunla kadın esnaf olmayı, ekonomik krizi, İstanbul Sözleşmesi’nin feshini ve kadın dayanışmasını konuştuk…
Paylaş:
Roza Kahya
Roza Kahya
rozakahya@hotmail.com
Roza Kahya  rozakahya@hotmail.com

Nurten Kadıköy’de 22 yıldır esnaflık yapıyor. Pandemi döneminde zor günler yaşamış. Şimdi artan elektrik ve doğal gaz faturaları karşısında, dükkanı zor döndürüyor. Ne hükümetten ne de belediyelerden yardım almış. Onunla kadın esnaf olmayı, ekonomik krizi, İstanbul Sözleşmesi’nin feshini ve kadın dayanışmasını konuştuk…

Pandemiyle birlikte daha fazla büyüyen ekonomik krizin, kadınları yoksullaştırdığı, onların yaşamlarının tehlikeye girdiği bir süreç yaşıyoruz. Ücretli-yarı ücretli, parça başı işlerde çalışan, esnaflık yapan ve öğrenci kadınlar artan ekonomik krizin yükünü fazlasıyla omuzlarında hissediyorlar. İktidar siyasi hayatı boyunca kadın istihdamı ile ilgili propaganda yaparak oy potansiyelini artırmaya çalıştı, Pandemi döneminde esnafa yaptığı hibeleri sık sık gündeme getirdi. Fakat iktidarın açıkladığı oranlar ile gerçek istatistikler arasında büyük bir fark var. Ekonomik krizin derinleştiği pandemi sürecinde uzun zamandır esnaflık yapmakta olan Nurten ile görüştük. Bu hibelerin gerçekten kadınlara destek olup olmadığını, pandemi sürecinde kadınların iş hayatına devam edebilmesi için hem devlet desteği hem de belediyelerden yardımlar yapılıp yapılmadığını ve zamlanan faturalarla geçim derdinin, hayatını nasıl etkilediğini konuştuk.

‘Geleceğimiz yok gibi görünüyor’…

Yaklaşık 22 senedir Kadıköy’de esnaflık yapan Nurten, pandemi sürecinde yaşadığı sıkıntıları aktarırken, herhangi bir kurumdan destek göremediğini de ifade ediyor:

“Ben Nurten, Kadıköy’de 22 yıldır esnaflık yapıyorum. İki yıl öncesine kadar ortağımla birlikte çalışıyorduk. Ekonomik krizde ortağım ayrıldı daha sonra tek başıma işletmeye devam ettim. Şu an yanımda iki arkadaş çalışıyor. Çok zor bir süreç yaşadım, hala da yaşamaya devam ediyorum. Bu süreçte kadın olmak çok ekstra bir destek sağladı mı? Hayır, hiç sağlamadı. Hatta pandemi döneminde bir sürü başvuru yapmamıza rağmen sadece bir kereliğine 1000 TL gibi komik bir rakam verdiler. Onun dışında herhangi bir destek görmedim.”

Bu süreçte KOSGEB’in yönetmeliğinin değiştirildiğini, eskiden kadın girişimcilere daha fazla destek yapıldığını, bunun da esnafı zorladığını belirten Nurten sözlerini şöyle sürdürüyor, “Şimdi diyor ki sen iş kur, işçi çalıştır, vergini öde ben sana beş yıl içinde her ay 3 bin TL vereyim. Ama o zamana kadar sen zaten işletmeyi kuruyorsun ve bu paraya ihtiyacın kalmıyor. Öyle olunca başvuru yapmaktan vazgeçtim. Pandemi koşullarında yaşıyoruz, bu işi devam ettiriyorum ama bir üç ay sonra devam ettirir miyim bilmiyorum. Çünkü günübirlik yaşıyorum aslında.”

Kazandığı para ile kirasını, faturalarını işyerinde birlikte çalıştığı iki arkadaşının ücretlerini ancak ödeyebiliyormuş. Kendi elinde bir şey kalmadığını vurgulayan Nurten, iktidarın ve belediyelerin bu süreçte kadın esnafı desteklemeye dair bir düşüncesi, plan ve programı olmadığını belirtiyor. Ona göre bu kurumların hepsi kadın esnafı propaganda malzemesi olarak kullanıyor. “Pandemide sıkışık yaşamamıza rağmen belediye vergisini almaya devam etti. Vergileri almamayı, ya da ertelemeyi düşünmediler bile. Sosyal demokrat belediyenin durumu ortada. Geleceğimiz yok gibi görünüyor.”

Yaygara çıkarma hakkım var

Herhangi bir kurumdan destek göremediğini ifade eden Nurten, sermayenin borçlular listesine giriyor ve faturalara gelen zamlarla birlikte geçim sıkıntısının büyüdüğünü ifade ediyor:

“Destek gelmeyince bankadan kredi çekmek zorunda kaldım. Borcumu ciddi faiz miktarıyla geri ödemeye çalıştım, biteli birkaç ay oldu. Ben 70 bin TL kredi istiyorum benden geri talep ettikleri para 105 bin TL. 35 bin TL faiz ödememi istiyorlar bir yıl içinde. 20 yıldır bu işi yapıyorum, yaptığım işi seviyorum, aynı zamanda sosyalleşiyorum. Artık kimse mutlu değil, ne ben mutluyum ne de gelen insanlar. Çünkü ben ister istemez zam yapmak zorundayım, zam yaparken çok utanıyorum. Neden fiyatlar arttı diye sorduğunda müşteriler açıklama yapamıyorum. Fakat açıklama yapması gereken kişiler devlet yetkilileri, onların sorumluluğunu da biz üstleniyoruz.”

Satın aldığı meyve, sebze, malzeme fiyatlarının her geçen gün yükseldiğini söyleyerek bu şartlar altında yine de insanlara nasıl ucuz ve temiz hizmet vermeye çalıştığını anlatıyor: “Patlıcanın kilosu 33 TL, salatalık 40 TL olmuş. 1 kilo yoğurda 25 TL veriyorum, burada günde beş kilo yoğurt tüketiyorum, yemeğin yanına koyduğum yoğurttan da para almıyorum. Tam buğday ekmeği tüketiyoruz. Dört liraya aldığım tam buğday ekmeği sekiz TL olmuş. Yine zam gelecek.”

O da herkes gibi elektrik ve doğal gaza yapılan zamlardan şikayetçi, faturaları ikiye katlanmış. Ocak ayındaki elektrik faturasına gelen zam yüzde 130 civarındaymış. Doğal gaza ise kendince bir çare geliştirmiş, müşteri geldiğinde petekleri açıyor, gittiğinde kapatıyormuş. Devletin bu arada vergilerini alma konusunda hiç tolerans tanımadığına da hemen haciz getirdiğine vurgu yapıyor. “Acımasız bir sistemle karşı karşıyayız. ‘Bugün Twitter’dan baktım, sorumlu olan yetkililer çıkıp diyorlar ki; yaygara yapıyorsunuz, zam yapmadık, indirim yapıyoruz, indirim yapmaya devam edeceğiz. Yaygaraysa evet yaygara yapacağım. Ben bir ayda elektrik faturasını yüzde 130 zam ile ödüyorsam yaygara çıkarma hakkım var. Bütün geleceğimi işletmem üzerine planladım, elimden giderse ben ne yapacağım? Gidip bir yerde çalışmak istesem çalışamayacağım çünkü iş yok, çalışmasam geçinemeyeceğim.”

Bir arada durmak şart

Ekonomik krizin yaşattığı yoksullaşmaya ve iktidarın, krizin yükünü toplumun sırtına yüklemesine karşı bir arada durmanın, dayanışmanın önemini vurguluyor Nurten, “Kadıköy’de iki tane esnaf derneği var. Bu dernekler kendi alanındaki iş kollarını desteklemek, bir arada tutmak için varlar fakat esnaflarda bu çok mümkün olmuyor. Çünkü esnaflar çoğu zaman bireysel davranıyor. Yan yana gelmenin bu süreçte önemli olduğunu düşünüyorum. Pandemide 2 tane basın açıklaması yaptık. Şimdi, yeni gelen faturalar işletmelerin camlarına asılıyor, ama bu da bireysel tepkidir. Topluma yayılması ve örgütlenmesi gerekiyor bu tepkilerin.”

Kemal Kılıçdaroğlu’nun ‘faturamı ödemeyeceğim sen de ödeme’ şeklinde yaptığı açıklamaya da değinerek, kendisinin de ödemek istemediğini ama ödemediğinde herkesin kapısına dayandığını, işletmenin kapanacağını anlatıyor. Kılıçdaroğlu’na bu çağrı yerine sosyal demokrat belediyelerin esnafı desteklemek için bir fon oluşturması doğrultusunda bir çağrı yapmasını öneriyor.

Şimdi de nafaka hakkı elden gidiyor

İstihdam sorununu ele alan Nurten, kadınların sosyal hayata daha çok katılmaları gerektiğini vurgularken, toplumu değiştirme ve dönüştürme gücünün kadınların içinde olduğunu söylüyor:

“İktidarda oldukları süre boyunca kadına istihdam yarattık dediler. Her seçim öncesi bizi potansiyel oy deposu olarak gördüler. Kadınların daha fazla toplumsal hayatın içine girebilmesi, üretebilmesi lazım. İstihdam yaratacağım diyen iktidar, aynı zamanda aile kutsaldır, kızlarınızı evlendirin ve en az üç çocuk yapsınlar diyebiliyor. Bu zihniyet kadına bir mesleki rol biçiyor, diyor ki; sen hemşire ya da öğretmen ol, çünkü bunlar kafalarındaki kadına uygun meslekler. Kadınlar onlar için belli saatlerde çalışan, geri kalan zamanda evde oturup çocuk bakan, kocalarına hizmet eden ve yemek yapan canlılar.”

Söz dönüp dolaşıp İstanbul Sözleşmesinin feshine geliyor Nurten Hanım’ın bu konudaki düşünceleri net, “İstanbul Sözleşmesi’nin Türk aile gelenek ve yaşam biçimine uygun olmadığını söyleyerek bir gece vakti sözleşmeden çıktılar. Şu anda da 6284 sayılı yasayı uygulamıyorlar. Bugün de 6. Yargı paketi ile nafaka hakkımıza göz diktiler. Bu kadar hayatımıza yapılan müdahaleler içinde ben bir esnaf kadın, öteki ev emekçisi, öbürü öğrenci olan farklı çalışma deneyimleri yaşayan kadınlar olarak biliyorum ki kadın dayanışmasıyla birbirimize güç olacağız, Ben esnaf bir kadınım. Kadınların gerçekten dokunduğu yeri değiştirebilme gücü olduğunu biliyoruz. Kadınların bir arada olması, birlikte hareket etmesi toplum açısından ve hepimizin geleceği açısından çok kıymetli diye düşünüyorum”.

Paylaş:

Benzer İçerikler

Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası yeni kurulmuş bağımsız sendikalar içinde eylemleri ile dikkat çekiyor. Sendika uzun bir hazırlık sürecinden sonra geçtiğimiz günlerde kadın komisyonunu da oluşturdu. Kreş, eşdeğerde işe eşit ücret gibi patronları zorlayacak somut talepleri başlangıçtan itibaren sendikal mücadelenin konusu haline getirerek, önemli adımlar atıyorlar.
Yukarıdaki başlık Heinrich Böll Stiftung Derneği Türkiye Temsilciliği tarafından 17 Eylül Cumartesi günü Cezayir Toplantı Salonu’nda yapılan uluslararası bir konferansın başlığıydı. Toplantıda vakfın konuyla ilgili raporu sunulduktan sonra, pandemi ile birlikte kadınları iyice zorlayan bakım emeğinin çeşitli biçim ve yönleri tartışıldı.
Ezgi Deler; geçtiğimiz günlerde kocası tarafından katledildi. Mahalle esnafı her yeri morluklar içinde olan Ezgi’nin alışverişte kendisi için de mutlaka çekirdek aldığını anlatıyor. Ona bu kadarcık keyif bile çok görüldü. Kıskançlık nedeniyle cinayet, deniliyor. Avukat Diren Cevahir Şen’e göre ise bu, en klasik katil erkek ezberi, kadınlar boyun eğmedikleri için öldürülüyor.
Üniversite öğrencisi Ekinsu Aktaş, ekonomik krizin de etkileriyle öğrencilerin barınma, beslenme gibi en temel ihtiyaçlarını karşılayamaz hale geldiğini belirterek, “İhtiyaçlarımızı karşılayabilmek için çalışmak zorundayız. Öğrencileri çok düşük ücretle saatler boyu çalıştırıyorlar. İş yerlerinde hem erkeklerden daha az ücret alıyoruz hem de çoğu kez cinsel tacizle karşı karşıya kalıyoruz” diyor.
İçeriklerimizi kaçırmamak için e-posta bültenimize ücretsiz abone olun!