Kadın işi erkek işi ayrımının ortadan kaldırılması için çalışıyoruz

Burcu Üzümcüler Özaydın Bursa Mor Salkım Kadın Dayanışma Derneği’nin kurucu üyelerinden. Uluslararası Cinsiyet Eşitliği ve Sosyal İçerme Uzmanı olarak hem şirketlere hem sendikalara toplumsal cinsiyet alanında danışmanlık veren Özaydın ile yaptıkları çalışmaları konuştuk.
Paylaş:
Ferhan Petek
Ferhan Petek
ferhan.petek@gmail.com
Ferhan Petek   ferhan.petek@gmail.com

Burcu Üzümcüler Özaydın Bursa Mor Salkım Kadın Dayanışma Derneği’nin kurucu üyelerinden. Uluslararası Cinsiyet Eşitliği ve Sosyal İçerme Uzmanı olarak hem şirketlere hem sendikalara toplumsal cinsiyet alanında danışmanlık veren Özaydın ile yaptıkları çalışmaları konuştuk.

Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Bölümü’nde tamamladığı yüksek lisansına “Türkiye’de Toplumsal Cinsiyet Rolleri” masteri ile taçlandırdıktan hemen sonra saha çalışmalarına başlayan Özaydın; hayatını insan odaklı çalışmalara adamış Bursalı bir kadın. Tam da yapılması gerekeni yapmış ve kendi başına gelsin ya da gelmesin bir kadının önüne çıkan tüm engellere, zorluklara karşı savaş açmış. Korkan, korkutulan, başına geleni söylemekten çekinen kadınlara cesaret vermekle kalmıyor onlara aldığı tüm eğitimler ve vicdanıyla yaklaşıp yanlarında oluyor. On beş yılı aşkın süredir insan hakları ve özellikle kadınların ve kız çocuklarının yaşamda güçlenmesi, eşit haklara sahip olabilmesi için gerekli tüm kurum, kuruluş ve sivil toplum örgütleriyle bağlantılı olarak çalışıyor. Mor Salkım Kadın Dayanışma Derneği’nin de kurucu üyelerinden olan Özaydın, işe kendi kapısının önünden başlamış ve kendi kurduğu şirkette kadınlarla omuz omuza duruşunu şöyle anlatıyor: “Şirketimiz kadın güçlenmesi ve iş yerlerinde eşitlikçi kültürün oluşması ve sürdürülebilirliğinin sağlanması, çatışma çözümü ve iletişim güçlendirilmesi, iş yerinde şiddet ve tacizin önlenmesi, toplumsal cinsiyet eşitliğinin kurumlarda anaakımlaştırılması amacıyla kurulmuştur. Tüm dezavantajlı gruplara yönelik etkin çalışmaların yapılması, kurumların çeşitlilik ve kapsayıcılık alanında çalışmalar oluşturması ve etkinleştirmesi hedefini çalışma alanlarımız arasında yer almaktadır. Kurumların kadın güçlenmesi projeleri oluşturması yanısıra sivil toplum örgütlerinde çalışmaların güçlendirilmesine dair uygulamalar da yapmaktayız.”

Kesişimsel ayrımcılıkları görmek

Hedeflerinin arasında kadın işi, erkek işi kavramlarının kökünü kazımak olan Özaydın; “Biz kadın çalışanların cinsiyetlerinden ya da diğer kesişimsel ayrımcılıklardan dolayı zorluk yaşadıkları çalışma ortamlarının iyileştirilmesi, kadın-erkek işi ayrımının ortadan kaldırılması, cinsiyet eşitliğinin, iş yaşamı ile aile yaşamının uyumlulaştırılmasının sağlanması için çaba sarf ediyoruz. Firmaların eşitlik, çeşitlilik kapsayıcılık çalışmalarına danışmanlık yapıyoruz. Sendikaların bu alanda güçlenmesi ve çalışanlara ulaşıp eşitlikçi çalışmalar üretebilmesi için danışmanlık ve eğitmenlik veriyoruz.” dedikten sonra iş yerleri için cinsiyet eşitliği eylem planları, bütçeler hazırlayıp, çalışma komiteleri oluşturduklarını da anlatıyor. Bu sayede kurumsal sürdürülebilirlik sağlandığına sürdürülebilirliğin de toplumsal cinsiyet çalışmaları için çok önemli olduğuna vurgu yaptıktan sonra şöyle devam ediyor: “İş yerinde şiddet ve tacizin önlenmesine dair danışmanlık ve eğitim hizmeti veriyoruz. Firmalara bağımsız uzman olarak danışman raporları sunuyoruz. İş yaşamında ve ev içinde şiddetin önlenmesi ve kadınların mekanizmalara ulaşabilmesi için sivil toplum örgütleri ile işbirliklerini sağlıyoruz.”

Şirketlerin eşitlik temelli çalışmalarını sosyal sorumluluk projeleri çerçevesinde gündeme getirdiğini ve bu şekilde farkındalık yaratıldığını belirten Özaydın: “Firmaların bu çalışmaları yapması çalışan bağlılığını, aidiyetini, performansını arttırdığı gibi toplumsal değişime dönüşüme destek sağlıyor. Yaptığımız çalışmalar sonucunda firmaların ulusal, uluslararası planda ödüller almaları onları motive ediyor ” diyor

Şiddetin ve tacizin kökü kurutulmalı

Özaydın; deneyimlerine ve çalışmalarına dayanarak Bursa’daki ve Türkiye genelindeki kadın çalışanların durumunu ise şöyle değerlendiriyor: “Bursa’nın kadın çalışanları güçlendiren tarafı ve farkı sanayi gelişmiş şehir olması ve kadınların artık her sektörde görünür olması. Birçok firma kadınları güçlendirmek ve kadın- erkek arasında daha eşitlikçi bir kültür yaratmak için çaba sarf ediyor. Eşitlik ve kadın güçlenmesi her ne kadar ev içinde başlar ise de bu durum çalışma yaşamına yansır, çalışma yaşamındaki eşitlik de ev içi eşitliğini etkiler. Ekonomik olarak güçlenen her kadın özgürleşir mi? Her zaman değil. Çünkü kendi kazandığı parayı hayat boyu dokunup harcamayan milyonlarca kadın var ve her gün ekonomik şiddete maruz kalıyorlar. Maalesef kadın iş gücünde yer alsa da şiddet ortadan kalkmıyor. Bu döngüyü çözmek toplumsal olarak cinsiyet eşitliğini sağlamak ve kadınların eşit hak, yaşam koşullarında evde ve işte eşit olmasını sağlamakla mümkün olabilecek.”

Kadın çalışanların karşısına çıkan engeller, şiddet, taciz, mobbing gibi durumlar hakkında şunları söylüyor: “Çalışma yaşamını kadınlar için zorlaştıran en önemli etkenlerden biri iş yerinde şiddet ve taciz. Kadınların bazıları iş yerinde maruz kaldıkları şiddet ve tacizin farkında değil çünkü tanımını bilmiyorlar. Kimi farkında ama tanımlayamıyor, tanımlasa da söyleyemiyor, konuşamıyor. İş kaybetme korkusu, toplum baskısı engel oluyor. İşte tam bu konuda Türkiye’de özel bir iş yapıyoruz. Bağımsız danışmanlık. Firmalar iş yerlerinde çatışma sorunları, herhangi bir şiddet ya da taciz şikayeti olduğunda bizden danışmanlık hizmeti alabiliyor”

Kurtarılmış kadın yoktur

Şiddettin türlü biçimlerde kadının karşısına çıktığını belirten Özaydın; bu konudaki kendi yaşadıklarını da şu sözlerle anlatıyor: “Ben hep derim ki ‘Kurtarılmış kadın yoktur’. Her kadın iş ya da ev içi ya da toplumsal yargılar ile bir şekilde şiddetin bir türüne cinsiyeti nedeniyle maruz kalmıştır. Kaçınılmazdır. ‘Ben kadınım ve hiç şiddete maruz kalmadım’ diyen kadın ya şiddet tanımından habersizdir ya da görmek ve yüzleşmekten korkuyordur. Yoksa her kadın en az bir kez şiddetin bir türüne maruz kalır kadın doğduğu için. Yaklaşık 20 yıldır hak temelli çalışmaların içindeyim, aslında bir hak savunucusuyum. Akademik kariyerime ziraat mühendisi olarak adım attım. Üniversitede akademisyen olarak çalıştım. Öğrencilik hayatımda meslektaş olacak arkadaşlarımdan hep bir adım ötede kaldım. Yurt dışında burs aldım, İngilizcemi geliştirdim yurt dışında okudum ve mesleki anlamda eğitim düzeyim yüksekti. Akademisyenlik sonrası yüksek lisans tamamladım ve özel sektöre adım atmak istedim. Cinsiyetim akademik başarılarımın önüne geçti maalesef… ‘Kadınsın; arazide çalışamazsın’, ‘Kadınsın; evlenir hamile kalırsın işte uzun soluklu olamazsın’, ‘Biz seyahat edecek birini arıyoruz kadınsın; yapamazsın!’ İşte bu süreç aslında bugün yaptığım işin mimarı oldu. Bugün ben şirketlere iş mülakatlarında kullanacakları dil, ayrımcılıktan uzak yaklaşımları, eşitlikçi uygulamaları anlatıyor ve bu adımları atmalarında yol gösterici oluyorum. Kadınların cinsiyetlerinden dolayı engeller yaşamayacakları bir dünya için…”

Sendikalara büyük iş düşüyor

Kadınların önce birlik olmalarının gerekliliğinin ve ancak mücadele ederek başarabileceğinin de altını çiziyor Özaydın: “Kadınlarla bazen bir sanayide robot başında bazen bir tekstil firmasında makine başında bir aradayım ben. Onlarla birlikte eşitsizlikleri konuşurken onlara tek söylediğim şey şu; sizlerle, hem cinslerimle gurur duyuyorum. Cinsiyetiniz sebebiyle ev içi ya da iş yerinde maruz kaldığınız eşitsizliklerin değişimi sizlerde. İş yerinde söz hakkı verilmiyorsa alın çekinmeyin. Şikayetinizi önerilerinizi sunmaktan yılmayın ve vazgeçmeyin diyorum.” Bu alanda özellikle sendikalara önemli iş düştüğünü de sözlerine ekleyen Özaydın: “Bu konuda çalışmaları kağıt üzerinde değil etkin ve aktif yürütmeleri gerek. Temsilci yönetici kadın sayısı artmalı, temsiliyette kadın eşit olmalı.”

Son olarak hemcinslerine de bir mesajı var Özaydın’ın: “Danışmanlık yaptığım firmalarda kadınlarla çalışırken yaşadıkları eşitsizlikleri anlatmakta bazen iş kaybetme kaygısı, iş yerinden ikincil şiddete maruz kalma korkusu, ekonomik güçlük çekme korkuları ile susuyorlar. Diyorum ki bugün sizin sustuğunuz taciz ve şiddete yarın başka bir kadın bugün siz sustuğunuz için maruz kalacak biliyor musunuz? Sizler güçlü kadınlar. Her birinizin elleri yaşam öykünüz, her birinizin gözleri öyle çok hikaye ve acı ile gizli ki… Sadece kadın doğduğunuz için eşit olmayan koşullarda başlayan hayatınızda iş yaşamına girerek bu zinciri kırmanın sizin avuçlarınızda olduğunu unutmayın.”

Paylaş:

Benzer İçerikler

Gösterilecek içerik bulunamadı!
İçeriklerimizi kaçırmamak için e-posta bültenimize ücretsiz abone olun!