Köyünün kadınlara biçtiği o kadere razı olmadı

'Kızlar okumaz” denilen bir dağ köyünde ilköğretimden sonra okutulmadı. Kadınların sadece ailesiyle çiftçilik yapabildiği bu köyde o, 'kadınlar çalışmaz' korosuna da itiraz etti. Evlendikten sonra erkeklerin çay içtiği, vakit geçirdiği köy kahvesinde çalışmaya başladı. 32 yaşında liseye kaydını yaptırdı. Online derslerle tıbbi sekreterlik, eczacı yardımcılığı, diş hekimi asistanlığı sertifikaları aldı. Onu şimdi kimse durduramıyor!
Paylaş:
Ayla Önder
Ayla Önder
onderayla@gmail.com
Ayla Önder onderayla@gmail.com

‘Kızlar okumaz” denilen bir dağ köyünde ilköğretimden sonra okutulmadı. Kadınların sadece ailesiyle çiftçilik yapabildiği bu köyde o, ‘kadınlar çalışmaz’ korosuna da itiraz etti. Evlendikten sonra erkeklerin çay içtiği, vakit geçirdiği köy kahvesinde çalışmaya başladı. 32 yaşında liseye kaydını yaptırdı. Online derslerle tıbbi sekreterlik, eczacı yardımcılığı, diş hekimi asistanlığı sertifikaları aldı. Onu şimdi kimse durduramıyor!

Balıkesir’in Dereli Köyü’nde kadınların zamanı tarlada, bağda, bahçede çalışarak geçiyor. Genç bir kadınla tanıştığımda zeytinci olduğunu öğrenmiştim. Adı Kader, evli ve iki çocuk annesi. Küçük yaşlardan bu yana zeytincilik yapıyorlarmış. Burada, büyükanneler, dedeler ve onlardan da daha eski nesiller düzinelerce zeytin ağacı dikmiş. Geçim kaynağı olan zeytin “Hayat ağacı” olarak biliniyor. Bazı çiftçiler de “sabır bitkisi” olarak adlandırıyorlar. Zeytinyağını hayatın iksirlerinden biri olarak görüyorlar. İş kolay değil. Gün doğumundan gün batımına kadar, saatler bu ağaçların çevresinde geçiyor. Köyün manzarasını süsleyen yüzlerce bahçeye yayılmış olan “yüzyıllık” muhteşem doğal varlıklar zeytinler… Kalın gövdeleriyle kuraklık, donma veya aşırı sıcaklıklar da dahil olmak üzere bütün zorlu doğa koşullarına dayanma kabiliyetine sahipler. Bölge halkı yıl sonuna doğru tamamen bu işe odaklanıyor. İş toplamayla bitmiyor tabii. Edremit’in köylerinden biri olan Dereli’de, bu sene de hasat sonlanmış… Zeytinler ezilmiş ve preslenmiş. Sabunlar yapılmış. Yağlar tenekelere, şişelere doldurulup, kilerlerin her zamanki yerine kaldırılmış. Bu ağaçların her biri, hayatlarının geçtiği tarlalar gibi Kader için özel bir anlam taşıyor. O, “kutsal” dediği zeytin dallarının altında büyüyen çocuklardan..

‘Köy yerinde kız çocuğu okumaz’ dediler

Orada aynı zamanda ekim-dikim, toplama işleri küçük kızlar için bir handikap. “Zeytin hasadı zamanında çoğu çocuk gibi ben de okula devam edemedim, anneme, babama yardım ettim. Okula gittiğimde de ders çalışamadım. Hafta içi okul devamlılığım vardı ama hafta sonu zeytine, tarlaya, bahçeye götürürdü ailem” diyor. İlköğretimi bitirmiş, devamı gelmemiş. Daha doğrusu okutmamışlar. Bunun nedenini de şu uzun cümlelerle açıklıyor; “Yani köy yeri, kız çocuğu okumaz hesabı. Tarla bahçe işlerinde çalıştım hep. Durumumuz elvermedi ki. Eğitimim için güçleri olmadığını söyledi babam. Zar zor, çok istediğim için yazdırdılar beni. Köyden Edremit’e taşımalı sistem ile gidiyorduk okula. Babam sadece haftada bir harçlık verirdi. Öğlen okulda kantinden yemek yenebiliyordu ama bizimkiler para veremedikleri için ben karnımı doyuramazdım. Okula altı delik ayakkabıyla, yırtık çantayla çok gittim.. Annem çok istedi aslında ama babam para durumundan dolayı ‘olmaz’ dedi.”

İlkokul bitince özgürlükler sona eriyor

Genç kadından ilkokul dönemini biraz anlatmasını istiyorum. Buna birçok ayrıntıyı da ekliyor; “Benim için çok güzel bir dönemdi. Öğretmenlerimizi çok seviyorduk. Çayırlardan çiçek toplayıp götürürdük. 1, 2 ve 3. sınıf aynı yerde okuyorduk. Bir öğretmen 3 sınıfa birden ders veriyordu. Odanın ortasında sobamız vardı. Kızların beyaz dantelli yakaları vardı ama benim hiç dantelli yakam olmadı. 23 Nisan’larda halk oyunları oynardık. Birinci sınıftan kalma işlemeli yeleğimi ve oyun kaşıklarımı hala saklıyorum.” Okul bitince bütün bu özgürlükler sona eriyor. “Herkesle konuşamazsın” yasağı başlıyor. Belirli bir saatten sonra evden dışarı çıkması istenmiyor. “Kızlar gezmez, kızlar konuşmaz, saçını kapatır” gibi yasaklar da hep tepelerinde. Ev işleri veya eğer bağ bahçe işleriyle her ne kadar uğraşsalar da ailenin kendi tarlasında çiftçiliğe yönlendiriyorlar kızları. Aileler kız çocuklarını ergenliğe girmesi ve fiziksel olgunluğa erişmesi durumunda da okuldan alabiliyorlar. Çevrenin baskısı ya da bir komşunun “Aman kızı okula gönderme” önerisi dahi etkili olabiliyor. Bu aşamada cinsiyete bağlı sorunlarla boğuşan kız çocukları gelenekler ve törelerin yaptırımlarıyla kıskaca giriyorlar.

Dul kadın baskısı en üst boyutta

2008 yılında 18 yaşındayken evleniyor görücü usulüyle. 2010 yılında ise anne oluyor. Altı yıl boyunca sorunlar yaşıyor. “Daha kötü şeyler yaşadım aslında ama onları anlatmak istemiyorum” diyor. Eşi hastalanıyor bu arada, iyileşemiyor bir türlü ve yaşamını yitiriyor. Bekarlık döneminden daha fazla toplumsal engeller çıkıyor karşısına. “Dul kadınsın laf ederler” uyarısı alıyor sık sık. Diyor ki; “Gece bakkala gitsem suç, dışarıya çıksam suç. Bir arkadaşımı görüp selam versem suç. Neden çünkü dulsun. Namus iki bacak arasında olan bir şey değil ama köy yeri dedikodu yeri, devamlı bir şeyler uyduruyorlar. Kadın olarak her zaman Edremit’e inilemez örneğin. Neden? Yanıtı son derece net veriyor Kader; “Çünkü dulsun, üzerine laf gelir. ‘Her gün kasabada ne işi var’ derler. Belki işim var, size ne? Kimsenin hayatı kimseyi ilgilendirmez. Dul diye ölsün mü?” Daha sonra köyden yine görücü usulüyle başka biriyle tanıştırılıyor ve evleniyor. “Dedikodudan kurtulmak için evlendim hala da kurtulmuş değilim. Dört yıldır evliyiz. İyi bir insan şimdiki eşim. Dedikodu yaparak bana iyilik yapmış oldular! Bu eşimden de bir oğlum oldu. Şu an üç yaşında.”

Kadın kısmı kahvede durur mu?

Bütün köylerde bir erkek kahvesi olur. Zeytinci Kader’in evlendiği kocası köy kahvesini işletiyor. Sıcak günlerde bu mekanda işler daha fazla. Gündüzleri küçük oğlunu da alıp geliyor buraya. İşçi mesaisiyle 09-17 çalışıyor. Çay pişiriyor, kahve yapıyor. İşin tuhafı nasılsa kadın çalışıyor diye köyden tek bir kadın dahi gelmiyor bu mekana. Yeniden laf çarpmalar başlıyor; “Kadın kısmı kahvede mi durur?” Kahve serüveni ile ilgili şu yorumu yapıyor; “İlk buraya girdiğimde bayağı tepki çektim. İnsanlar sadece konuşur, senin ne yaşadığını bilemez ki. Ama sonra o tepkilere aldırmamayı öğrendim. Hatta cevap da vermeye başladım. ‘Siz de pazara alışverişe gidiyorsunuz bir sürü erkek. Hepsi sizi görüyor. Günah değil mi bu? Kalabalıkta insanlar bir birine değebiliyor. Kadınlı erkekli düğünlere de gidiyorsunuz. Kahve niye sakıncalı olsun ki?’ dedim. Umursamazsan eğer seni eleştirene en güzel yanıt oluyor. Aldırmıyorum çünkü bu işi severek yapıyorum. Artık bana da alıştılar buranın daimi müşterileri. Demlediğim kahveyi ve çayı çok beğeniyorlar. Hatta köy dışından gelen bile var sırf kahvemi içmek için. Kapıdan girerken başlıyorlar, ‘Kader kahvemi alabilirim’ diye. Doğa gezileri için bölgede bulunan ekipler kadınlı erkekli gelip oturuyorlar bazı günlerde. “Çevre köylerde, Edremit ilçesi kırsalında tek kadın kahveci Kader mi acaba?” Aklımdan geçen soruyu doğruluyor; “Evet, yok benden başka!”

Zeytin bizim için hayattır

Zeytinciler için ağaçları budama, dip toprağını çapalayıp, gübreleme zamanı şimdi. Kader bu işler olunca kahveye gitmiyor. Çilek tarlası da var. Bugünlerde çilek hasat zamanı olduğu için o işlerle de ilgileniyor sabah çok erkenden. Zeytin onun için kutsal. 1 Mart 2022’de devlet zeytinliklerin madencilik faaliyetlerine açılacağını duyurmuştu. Bir zeytin çiftçisi kadın olarak nasıl tepkisi var bu katliama? Üç- dört yıl önce köyde taş ocağı açılma faaliyeti olduğunu halkın karşı çıkarak bunun nasıl engellediğini şöyle anlatıyor; “Dereli ve civar köyler olarak imza kampanyası düzenlendi. Yürüyüşler yapıldı. Ankara’ya kadar gidildi hatta o zaman. ‘Taş ocağı istemiyoruz’ diyerek belediyeye tepkiler yağdı. Zeytinimize balta vurulmasına çok karşıyız. Yazık günah! ‘Çiftçi milletin efendisidir’ ama onlar çiftçiyi öldürüyor. Tek geçim kaynağı olan zeytini yok ediyorlar. Su nasıl hayatsa zeytin de bizim için hayattır. Kutsaldır ağaçlarımız.”

Lise tutkusu içinde kalmadı

Bütün hayatını anlatırken araya tek bir cümleyi sıkıştırıyor. İçinde ukde kalan bir durum var aslında fakat ne çocuktan, ne zeytinden, ne tarladan onu konuşmaya sıra gelmiyor. Bir gün aniden karar veriyor ve eşine, “Ben liseyi okuyacağım” diyor. O da “sen bilirsin” yanıtını veriyor ve başka bir şey söylemiyor. Gidip açık liseye kaydoluyor. Hayalleri çok geniş olan bir insan Kader. “Daha iyi koşullarda bir işe nasıl girerim” hayali son yıllarda zihnini epey meşgul etmiş. Fakat “aranan şartlar”da belirli zorunluluklar dikkatini çekmiş. “Daha güzel, severek yapabileceğim işlerin ilanlarına tek tek baktım yıllarca. Hepsi de lise mezunu arıyorlardı! Zaten ta çocukluğumdan bu yana içimde ukdeydi. Kafama koydum, bitireceğim bu okulu, dedim ve gidip yazıldım” diyor. Peki o da mı ilk? “İlkokuldan sonra bizim köyde tek okuyan kişi benim!” Herkes şaşkın ama ‘Bu yaştan sonra köy yerinde evli kadın okur mu?’ şeklinde konuşacaklara, dedikodu üreteceklere şimdiden cevabı hazır. Pek çok kadın ilköğretim mezunu bile değil Dereli’de. 4+4+4 eğitim sistemiyle vurulmuş kızlar. Bu sistemin her kademesinde dışarıya kapıları açık bırakmışlar! Her 4’den sonra aileleri kızlarını çekip alabiliyor! Çünkü sistem buna el veriyor.

Bilgim artıyor, beynim işliyor

Büyük bir özgüven fark ediliyor 32 yaşındaki Kader’de. Kendini şöyle ifade ediyor; “Her zaman söylediğim bir şey var; Benim adım Kader. Dünyaya bir defa geldim, bir daha gelmeyeceğim. Önce kendime çok güveniyorum. Başaramayacağım bir iş yoktur asla. Buna çok inanmaya başladım”. Kader evlendikten ve anne olduktan sonra okumaya karar verip tabuları nasıl yıktığına dair şöyle konuşuyor; “Dediler ki, bu saatten sonra ne yapacaksın okumayı? ‘Okumanın yaşı yok’ dedim aileme. Ama yine de onların dediği oldu, beni okutmadılar. Ben de şimdi okuyorum. Hem bilgi tazeliyor hem de ileride Alzheimer hastalığına yakalanmak istemiyorum, ondan dolayı da bu kararı verdim. Beynim hep işlesin. Allah nasip ederse inşallah üniversiteye de gideceğim.”

Traktör dedikodusu

Eğitime yeniden başlamayla birlikte 22 yıldır zoraki uzak kaldığı ne varsa hepsine yöneliyor. Kader online derslerle, tıbbi sekreterlik, eczacı yardımcılığı ve diş hekimi asistanlığı sertifikalarını alıyor! Daha sonra, “Böyle de olmayacak, bir şey eksik” düşüncesi hakim oluyor zihnine… Edremit Halk Eğitim Merkezi’nden gördüğü eğitimle Bilgisayar İşletmenliği sertifikasına da sahip oluyor! Ha bir de ehliyet almak istemiş. “Alamazsın, beceremezsin” çerçevesinde birçok yorum duymuş. Sınavların hepsine girmiş. “Hem elektronik sınavını, hem de direksiyon sınavını tek seferde geçerek aldım ehliyetimi. Traktör kullanmaktı amacım bu ehliyetle. Onunla da ilgili köyde ‘olur mu, canım, kadın süremez ki traktörü’ dedikoduları dolaştı. Şu anda tarımla ilgili kendi işlerimizde traktör kullanıyorum!” Ne diyelim, kim tutar ki Kader’i!

Paylaş:

Benzer İçerikler

Cinsiyet Eşitliği İzleme Derneği’nin (CEİD) raporuna göre, 2021-2022 döneminde işgücü piyasasında eşitsizlikler derinleşti. Kadın istihdamı geriledi, kadın işsizliği ve yoksulluğu arttı. Raporu değerlendiren CEİD Başkanı Gülay Toksöz, “Kadınların işsizlikten ve yoksulluktan daha fazla etkilendiği bir ülkede eşitlikten söz edilemez” diyor.
Vestel’de bugüne dek yüzlerce işçi Covid-19’a yakalandı, ölenler oldu. Ancak yönetimin derdi bu değil. Yaşananları kamuoyuna duyuran ve insani koşullarda çalışmak isteyen kadın işçiler işten atılıyor. İşçi Kadın Meclisleri üyesi işçiler, “Dava açtık, haklarımız için mücadele edeceğiz” diyor.
İçeriklerimizi kaçırmamak için e-posta bültenimize ücretsiz abone olun!