Şans dağıtan emekçinin pandemiyle imtihanı

Hayatı boyunca çalışarak ekmeğini kazanan Ayfer Demir aslında 16 yıl önce emekli oldu. Fakat zorlu hayat şartları ve üstlendiği sorumluluklar nedeniyle emeklikten sonra da çalışmaya devam etti. İstanbul Kartal’daki şans oyunları bayiinde çalışan hem şansını zorlamak isteyenlerin hem de ayaküstü karnını doyurmak isteyenlerin Ayfer Ablası, şu günlerde pandemi yüzünden bozulan işlerden şikâyetçi…
Paylaş:
Gülay Fırat
Gülay Fırat
glyfirat@gmail.com
Gülay Fırat    glyfirat@gmail.com

Hayatı boyunca çalışarak ekmeğini kazanan Ayfer Demir aslında 16 yıl önce emekli oldu. Fakat zorlu hayat şartları ve üstlendiği sorumluluklar nedeniyle emeklikten sonra da çalışmaya devam etti. İstanbul Kartal’daki şans oyunları bayiinde çalışan hem şansını zorlamak isteyenlerin hem de ayaküstü karnını doyurmak isteyenlerin Ayfer Ablası, şu günlerde pandemi yüzünden bozulan işlerden şikâyetçi…

Ayfer Demir (60) bir sigorta şirketinden 16 yıl önce emekli olmuş ama pek çok emekçi gibi o da hayal edilen rahat bir emeklilik hayatı yaşayamamış. Evini ailesini geçindirmek için yeni iş arayışına girmiş ve en sonunda bir sayısal loto bayii açmış. Böylece çalışarak sağlayamadığı hayatı şans oyunlarıyla yaşamak isteyenlerin uğrak noktası olmuş. Bu sırada dükkânının bulunduğu semtteki esnaf için de alternatif öğle yemeği seçeneği geliştiren Demir, sayısal loto hizmetine büfeciliği de eklemiş. Çay, çorba, tost, çeşitli alkolsüz meşrubat da satmaya başlamış bu sayede üç kızını da üniversitede okutmuş. Ayfer Demir’in eşi inşaat ustası, “Eşim en büyük destekçim. Yazları inşaat işleri daha fazla olduğu için o inşaatlara çalışmaya gider, fayans ustası kendisi. Ben de haftanın altı günü burada çalışmaya devam ederim. Kışları ise çoğunlukla eşim burada çalışır” diye konuşuyor.

Günde 13 saat çalışıyor

Çocukluğu Kadıköy’de geçen daha sonra Kartal’a taşınan Demir’in üç de kızı var. Her birinin iyi üniversitelerde okuyup kendi ayakları üzerinde durduğunu belirten Demir, “Ömrümüz çalışarak geçti ama çok şükür elbirliğiyle kimselere muhtaç olmadan yaşamayı başardık. Kızlarım da üniversiteyi bitirdi. Biri, tasarımcı oldu. Diğeri ilaç firmasında çalışıyor. En büyük kızım da büyük bir otomobil markasının hasar tespit danışmanı olarak çalışıyor. Yani bizim ailede herkes çalışıyor.” diyor.

On metre karelik ufak dükkâna haftanın altı günü sabahları sekizde gelip akşamları dokuza kadar çalışan Demir, “Sabah erkenden dükkânı açarım, çorba, sosis, köfte gibi ufak tefek günlük yiyecekleri hazır ederim. Bu sırada sayısal için gelenler olur, kimi çay içmeye gelir. Öğlenleri sokağımızdaki esnaf, marketlerde dükkânlarda çalışanlar gelir. Kimi geçerken ayaküstü bir şeyler atıştırmak için de uğrar… Akşama kadar böyle devam eder. Akşamları dokuzda artık dükkânı kapatır, eve dönerim.”

Ayfer Demir ücretli çalışmadan küçük esnaflığa ‘atlamış’: “Ben yıllarca bir sigorta acentesinde çalıştım. Emekçi olmak zor elbet ama insanın kendi işinin başında olması da zor onu anladım. Mesela eskiden ne güzel, çalışma saatlerim belliydi. Yaptığım işler, izin günlerim her şey iyiydi. İşimi yapar sonra eve giderdim. Burayı açtıktan sonra gördüm ki güya kendi işimdeyim ama çalıştığım süreler uzadı, işler çeşitlendi ve sorumluluklarım arttı.  Yani kendi işin olması demek, daha fazla sorumluluk ve iş demek” diyor.

Gizli bahçe

Yaşadığı yeri güzelleştirmeyi bilen insanlardan Ayfer Demir. Dükkânı önünde neredeyse dükkânıyla aynı büyüklükteki beton zemini diğer esnaf komşularının aksine büyükçe saksılara diktiği çiçeklerle çevreleyip renklendirmiş. Kaldırımla dükkân arasında kimseyi rahatsız etmeyen ama göze güzel gelen bu minik bahçeye ikisi karşılıklı, biri büfenin hemen önüne küçük masalar koymuş. Şu sıcak yaz günlerinde herkesi cezp edecek sevimli ve serin bir bahçe oluşturmuş. Demir, tamamen göz önünde olan ama etrafı çiçekten duvarlarla çevrili bu küçük bahçede bir şeyler atıştıran bazı müşterilerinin buraya ‘gizli bahçe’ adını verdiklerini söylüyor.

Yılda bir kez on günlüğüne dükkânı kapattıklarını anlatan Demir, “Her yıl on gün dükkânı kapatıp ailecek tatile gidiyoruz. Onun dışında tüm zamanım bu küçük dükkânda geçiyor. Eşim 65 yaşında ve nereden baksanız kırk senedir belki de daha fazla süredir çalışıyor fakat inşaatlarda sigorta falan yapmıyorlar. Yani olsa olsa bir aylık sigortası ya vardır ya yoktur. Bu yüzden emekliği yok. Benim emekli maaşım da 2 bin 400 lira. Anlayacağınız bu dükkân bizim ekmek teknemiz” diyor.

16 yıllık sayısalcı Ayfer Demir olarak bu zamana kadar birkaç kez kendi şansını da denediğini belirterek emekçi kadın yaşadığı ilginç anıları ise şöyle anlatıyor, “Herkes gibi ben de şansımı deniyorum. Bu zamana dek bir kere 5’li tutturdum. Ancak o da benim şansıma aynı anda çok fazla kişi 5’li tutturunca para çok bölündü. Yine de o dönem için iyi bir tutardı. Bu sırada benim bayiimden iki kişi 10 Numara’dan yüz bin lira tutturdu. Biri esnaf komşumdu. Parayı kazandıktan sonra taşındı. Büyük ikramiye tutturan olmasa da, iyi ikramiye tutturanların bazen ufak jestleri de oluyor. Mesela esnaf komşum bana teşekkür mahiyetinde 500 lira vermişti. Diğeri ise 100 lira verdi. Fakat sonra bir gün dükkâna gelip ‘Paraya sıkıştım 100 lira borç verir misin?’ diyerek, verdiği o parayı da alıp gitti, gidiş o gidiş, bir daha kendisini görmedim.”

Pandemi işlerimizi durdurdu

Pandemi öncesinde işlerin daha güzel olduğunu anlatan Demir, “Pandemi herkes gibi bizleri de çok etkiledi. Önceki yıllarla karşılaştırdığımda işlerim durdu diyebilirim. Yani 2005’ten beri görmediğim şeyleri bu dönemde yaşadım. 500 lira dükkân kirası ödüyorum ama sadece onunla bitmiyor, muhasebecisi, elektriği, suyu başka masrafları da var. Bir de pandemi dönemi esnafa ödeneceği söylenen hiçbir yardım da alamadık. Kısıtlamalar kalktı ama işler eskisi gibi değil, insanlar bir arada olmak, dışarıda bir şey yemeğe çekiniyor artık. Bazı zamanlarda bir kutu meşrubat satamadığım oldu, düşünebiliyor musunuz? Eğer böyle devam ederse, on altı yıl sonra dükkânı kapatacağız. Çünkü dükkân çalışırsa insan mutlu oluyor. Aslında hayatta, toplumda her şey birbiriyle bağlantılı. Bir şey yaşandığında herkes etkileniyor ve herkes birbirini etkiliyor. Çalışamazsak veya çalışıp yine de kazanamazsak insan mutsuz oluyor” diyor.

Türkiye gündemini takip eden Demir, özellikle kadına yönelik şiddet ve çocuk istismarının artmasının üzüntü verici olduğunu söylüyor. Bu konulardaki cezasızlığa da değinen Demir, caydırıcı cezalar uygulanması gerektiğini belirtiyor “Biz de bu toplumun evladıyız. Böylesi bir şiddet artışını daha önce hatırlamıyorum. Erkek şiddetindeki artış, kadınlara ve çocuklara uygulanan şiddet ve tacizin artması insanın psikolojisini bozuyor. Hükümet kadın ve çocukların haklarını savunan kanunlar çıkarmalı ve bunları uygulamalı” diye konuşuyor.

Paylaş:

Benzer İçerikler

Evden çalışmak, özellikle yeni olanlar için kuşkusuz zorlu bir iş. Sadece farklı bir çalışma şekli değil, farklı bir yaşam biçimi. Özel hayat ile iş arasındaki ayrım fiziksel olarak ortadan kalkıyor. Damla Şentürk, uzaktan çalışan beyaz yakalıları araştırdı.
Ev işçisi kadınlar, geçenlerde Twitter’de dönen “Ev işçisine yemek verilmeli mi?” tartışmasına oldukça tepkili. “Biz sadaka istemiyoruz, hakkımızı istiyoruz. O bir öğün yemek bizim zaten hakkımız, hakkımızı vermek zorundasınız” diyorlar. Ev işinin iş, ev işçisinin de işçi olduğunu ısrarla vurguluyorlar
EVİD-SEN’in araştırmasına göre, her 10 ev işçisi kadından 8’i sigortasız. Kadınların yarısından fazlası salgında işini kaybetti. Araştırma, ev işçilerinin hem kendi evlerinde hem de çalıştıkları evlerde yoğun şekilde şiddete maruz bırakıldığını da gözler önüne serdi.
İçeriklerimizi kaçırmamak için e-posta bültenimize ücretsiz abone olun!