Saraçhane Parkı’nda direnişe devam: Tülay Çal taşeronda değil kadrolu işinde çalışmak istiyor

Tülay Çal, İBB'nin iştirak şirketi İSPER AŞ.'ye bağlı sosyal tesislerde çalışırken haksız tutanaklarla İş Kanunu’nun 25/2 maddesiyle işten atıldı. Tülay, 70 günü aşkın süredir kadrolu işine geri dönebilmek için Saraçhane Parkı’nda direnişte.
Paylaş:

Direnişin ilk günlerinde biz de Kadınİşçi olarak Tülay Çal’ı direniş alanında ziyaret edip bir röportaj yapmıştık.[1] Tülay, direnişini zaman zaman sosyal tesislerin önüne, Ekrem İmamoğlu’nun katıldığı program ve eylem alanlarına taşısa da, bir sonuç alamadı. En son yöneticilerle yapılan bir görüşmede Tülay’ı belediyenin bir şirketinde taşeron işçi olarak başlatabileceklerini söylemişler. Kadrolu olarak çalışırken mobbinge, cinsiyetçi baskıya maruz kalan, geçirdiği iş kazasından dolayı raporluyken hakkında tutanaklar tutulan ve işten atılan bir kadın işçinin uğradığı haksızlığı taşeron dayatmasıyla çözmeye çalışıyorlar. Tülay, taşeronu kabul etmiyor, tek talebi güvenceli ve kadrolu işine geri dönmek.

Öte yandan, yerel seçim çalışmalarının başladığı şu dönemde, direnişini devam ettirdiği için CHP’yi karalamakla suçlanıyor Tülay. Halktan oy isteyen siyasetçiler, emekçilerin yaşadığı haksızlıkları görmezden gelirken, bir kadın işçi işine geri dönmek istediği için suçlu görülüyor.

Direniş süreci maddi manevi her anlamda zorlaşırken, bizim de Tülay’la dayanışmamızı büyütmemiz gerekiyor. Kadınİşçi olarak Tülay’ın ve hakları için direnen tüm kadın işçilerin yanındayız. Tülay’ın sesini daha fazla duyurabilmek için yazdığı mektubunu yayınlıyoruz.

Tülay Çal’dan Ekrem İmamoğlu’na açık mektup

“Sevgili İstanbullular, ben Tülay Çal. İBB’nin iştirak şirketi İSPER A.Ş’ye bağlı sosyal tesislerde çalışırken işten atıldım. Size çalıştığım işyerinde nasıl bir zulme uğradığımı, nasıl hukuksuzca işten atıldığımı anlatmak istiyorum. Lütfen sesime kulak verin.

Ben bir kadın işçiyim, hayatını alnının teriyle kazanan emekçi bir insanım. Kendi halimde, eşimle birlikte sade bir şekilde yaşayan insanlarız. Bir kız çocuğu annesiyim. İki tane torunum var. Hayatım boyunca çalışarak yaşam mücadelesi verdim. Tekstilde, kozmetikte, kimya fabrikalarında çalıştım, ev temizliğine gittim, çocuk bakıcılığı yaptım, düğün salonlarında çalıştım. Bunca yıl ağır işlerde çalışarak geçimimizi sağlamaya, eşimle birlikte hayatta kalmaya çalıştık. Tek kazancımız kızımızın üniversiteyi bitirmesi ve çalışmaya başlaması oldu. Evimiz kira, başka bir gelirimiz de yok.

2021’de İBB sosyal tesislerinde işe girdim, her şey başta çok güzeldi. İlk başladığım sosyal tesislerde iyi bir şekilde çalışıyordum, sorumluluklarını bilen, işini güzel yapan, iyi çalışmasından dolayı amirinden ödül izni alan bir personeldim. Ancak Sancaktepe Safa Tepesi sosyal tesislerine geçtiğimde sürekli olarak amirlerimden, şeflerimden baskı gördüm. İş arkadaşlarımla konuşurken siyasi görüşlerimi söylediğim için çok sert tepkiler aldım. Amirlerin ayrımcılıklarına ses çıkardığım için sürekli tutanak tehdidiyle karşılaşmaya başladım. Siyasi düşüncelerimden, Alevi olmamdan, kadın olmamdan dolayı aşağılandım, cezalandırıldım. Ramazanda neden oruç tutmadığım dahi sorgulandı. Fiziksel engelimi bildikleri halde bana yapamayacağım işler verdiler.

Stres altında iş yetiştirmeye çalışırken iş kazası geçirdim, kaburgam kırıldı. İş kazasından dolayı raporlu olduğum dönemde ‘verilen işi yapmıyor’ denilerek hakkımda tutanaklar tutuldu. Raporluyken nasıl iş yapabilirdim bilmiyorum. Üç tane haksız tutanak sonucunda 29 Eylül’de işten çıkarıldım, ben bunu hak etmedim. Bu haksızlığı kabul edemiyorum. Kasım ayından bu yana Saraçhane Parkı’nda direnişteyim, sesimi duysunlar istedim. Sosyal tesislerin önlerinde eylemler yaptım, belediye yönetimine sesimi duyurmak için gitmediğim program, eylem kalmadı.

Her şey güzel olacak diyorlardı ama bugüne kadar çaldığım tüm kapılar yüzüme kapandı, verilen sözler tutulmadı. Seçimlerde oy isteyenler, aylardır benim sesimi duymuyor, direnişimi görmüyor. En son yapılan bir görüşmede beni ancak taşeron olarak alabileceklerini söylemişler. Sanki ben bir hırsızlık yaptım, sanki benim bir suçum varmış gibi böyle bir cevap geldi, bu yüzden kabul etmedim taşeronu. Ben tazminat almak ya da taşeron çalışmak istemiyorum. Sadece bana yapılan haksızlığın son bulmasını ve işime yeniden başlamayı istiyorum. Bir kadın olarak direniş süreci de gittikçe zorlaşıyor. Direnişimi doğru bulmayanlar, ileri geri konuşanlar, seçim döneminde CHP’yi karalamaya çalıştığımı söyleyenler var. Ben CHP üyesi bir işçiydim. Ama bu süreç ne yazık ki CHP’nin söz konusu işçiler olunca tavrının AKP ile aynı olduğunu gösteriyor. İşçiye ayrımcılık yapan ve mobbing uygulayan, haksız yere işten çıkaran kendi bünyelerindeki yöneticileri karşılarına alacaklarına, haksızlığa uğrayan işçiyi görmezden gelmeyi tercih ediyorlar. Fakat ben ne olursa olsun direnişten, işime aynı şartlarla geri dönme mücadelemden vazgeçmek istemiyorum. Sesimi duyurabilmek için herkesten destek bekliyorum. Talebim çok basit ve net: İBB’de kadrolu çalıştığım ve haksız tutanaklarla işten atıldığım işime iade edilmek istiyorum.”


[1] https://www.kadinisci.org/guncel/cinsiyetci-baskilara-mobbinge-mezhepcilige-sessiz-kalmadigi-icin-isten-atildi/

Paylaş:

Benzer İçerikler

Diyarbakır’da cami önünde Kur’an-ı Kerim okuyarak geçimini sağlayan, engelli bir oğlu olan Rojda, ‘’Ama kendime de bir dua ediyorum. İnşallah oğlum benden önce ölür diye. Bakacak kimsesi yok. Ölüm fakirlikten ve kimsesizlikten iyidir’’ diyor.
Tatil öncesi meclise getirilmesi beklenen 9. Yargı Paketi’nin içindeki “etki ajanlığı” düzenlemesinin kadın ve LGBTİ+’ların güçlenme ve dayanışma mekanizmalarını nasıl etkileyeceğini Mor Çatı ve Kadının İnsan Hakları Derneği ile konuştuk.
Hatay’da yanında çalışan çocuğu istismar eden kuaför Mahmut Altun, mahkemede “rızası vardı” diyerek suçunu itiraf etti, mahkeme faili serbest bıraktı. Fail ve yakınlarının tehdit ettiği çocuk ve aile adalet ve dayanışma bekliyor.
Türkiye’deki göç politikası -hükümetiyle, muhalefet partileriyle- göçmen düşmanlığı üzerinden yükselirken göçmenlerse yaşamsal haklarından gördükleri muamelelere kadar her alanda hak ihlalleriyle karşı karşıya geliyorlar. Bunların başında Geri Gönderme Merkezleri bulunuyor.
İçeriklerimizi kaçırmamak için e-posta bültenimize ücretsiz abone olun!