Tekel işçiliğinden takı tasarımcılığına

On beş yaşından beri yani elli yıldır çalışan Engin Yardımcı’nın gençlik hayali, emekli olduğunda öğlene kadar uyumakmış. Fakat ne hayat ne de çalışmaya alışmış bedeni buna pek müsaade etmemiş! Emekli olduktan sonra da farklı işlerde çalışma hayatına devam etmiş. On yıldan fazla bir süredir yaptığı takıları satarak hem kızlarını okutmuş, hem de evini geçindirebilmiş. Engin Yardımcı’nın birbirinden güzel takılarının ünü ise ülke sınırlarını bile geçmiş…
Paylaş:
Gülay Fırat
Gülay Fırat
glyfirat@gmail.com
Gülay Fırat    glyfirat@gmail.com

On beş yaşından beri yani elli yıldır çalışan Engin Yardımcı’nın gençlik hayali, emekli olduğunda öğlene kadar uyumakmış. Fakat ne hayat ne de çalışmaya alışmış bedeni buna pek müsaade etmemiş! Emekli olduktan sonra da farklı işlerde çalışma hayatına devam etmiş. On yıldan fazla bir süredir yaptığı takıları satarak hem kızlarını okutmuş, hem de evini geçindirebilmiş. Engin Yardımcı’nın birbirinden güzel takılarının ünü ise ülke sınırlarını bile geçmiş…

65 yaşındaki Engin Yardımcı’nın hayatı çalışarak geçmiş, “Eskiden, öğlene kadar uyuyan, yatak güzellerine özenirdim. Çevremde böyle tanıdıklarım vardı. ‘Emekli olunca ben de öğlene kadar uyuyacağım’ derdim hep.  Karşılanması gereken zaruri ihtiyaçlar var, yılların verdiği alışkanlıklar var. Ücretli çalışan kadın zaten robot gibidir. Programlı, düzenli yaşar. Ben de öyleydim, hala da öyleyim. Robot gibi saat 06.00’da kalkarım. Mutlaka kahvaltımı yapar, evden çıkarım ve en geç 08.30’da tezgâhımın başında olurum. Erken geldiğim için sabah pek müşteri olmaz. Ben de çevre esnaftan çay-kahvemi içerim, saat 11.00 gibi insanlar gelmeye başlar. Satışların günü gününe uymaz. Yine de bu işe profesyonel iş gözüyle bakıyorum.”

Engin Yardımcı on yıldır İstanbul Kartal’da belediyenin, Kartal Kadın Kooperatifi için belirlediği alanda Cumartesi-Pazar-Pazartesi-Salı günleri takı tezgâhı açıyor. Evinde ve tezgâhının başında meraklılar satış için beklerken üretime, takı yapmaya devam ediyor. Takı yapımına ilgisi daha küçük yaşlarda boncuk dizerek, nazarlıklar yaparak başlamış, “Babamın ayakkabı bağını kullanarak bile kolye yaptığımı bilirim. Arkadaş çevrem de çok beğenirdi. Şakacı biriyimdir bir keresinde onlara, boynumdaki kolyeyi ‘Sultanahmet’ten aldım’ dedim, inanıp Sultanahmet’e gidip benim kolyemden aramışlardı” diye gülerek anlatıyor o yılları.

Tekelde işçi olarak çalıştı

21 sene TEKEL’de işçi olarak çalıştığını belirten Yardımcı, “14-15 yaşında çalışmaya başladım ve 1993’te emekli oldum. Aynı yıl, üç kızımdan en büyüğü üniversiteyi kazandı.  Takıyı çok severdi, satın alırdı. Ben de takı yapıyordum ama tekniği bilmiyordum. İSMEK’in takı kursuna yazıldım ve oradan tekniğini öğrendim. Evde kendimi geliştirdim. Bu sırada Kartal’ın bir önceki Belediye Başkanı Altınok Öz, dar gelirli kadınların ekonomiye kazandırılması ve girişimci yönlerini desteklemek maksadıyla, biz kadınlar için satış yapabileceğimiz yer temin etti. Başta ekoloji pazarının olduğu çarşının biraz dışında bir yerde tezgah açıyorduk. Sonradan şu anki Hamam Sokak’ta bizlere tahsis edilen bu boş alana taşındık ve burada tezgâh açmaya devam ediyoruz. Sabah erkenden gelip akşam 19.00’a kadar tezgâhımın başında olurum.”

Kanada’ya da takı gönderiyorum

Takı yaparak satmanın hayatını idame etmesi için yeterli olup olmadığını sorduğumda, emekli olduktan sonra bankadan kredi çektiğini anlatmaya başlıyor ve şöyle devam ediyor Yardımcı, “Yıllar önce topraktan eve girdim Didim’de. Emekli maaşım orası için çektiğim krediye gidince, geçimimi burada takı satarak sağladım. Ev tamamlanana kadar takı yaparak, evin geçimini sağlamayı başardım. Kızlarımı da okuttum. Burası dışında, çeşitli kermeslere, fuarlara katılırım, Adalar’da Aya Yorgi Kilisesi’nin etkinlik dönemlerinde yine takılar sattım, satarım. Kursa gitmeden önce biraz uydurup yapardım takıları, tekniği öğrenmemle birlikte evde kendimi geliştirip ustalaştım. Her çeşit takı meraklısı tezgâhıma bir göz atar ve mutlaka zevkine uygun bir takı alır. Taksim’den gelen takı meraklısı müşterilerim var.  Daimi müşterilerim de var. Şöyle anlatayım, müşterilerim arasında televizyonda gördüğümüz bazı ünlü sanatçılar da var,  Amerikalı, Arap turistler de. Kanada’ya bile takı gönderiyorum. Bu sırada kadına destek olmak için geçerken görüp takı alanlar da oluyor.”

Didim’de de belediyenin kadınlar için tahsis ettiği yerde, takı tezgâhını açarak satış yaptığını belirten Yardımcı, “Özellikle otantik takılarımın meraklısı çok olur. Didim’de de bir dönem güzel paralar kazandım. Turistik mekânlarda takılara daha çok ilgi olur. Takılarımın müdavimleri vardır. Hediyelik alanlar da çok olur.  Fakat kimi zaman işinde iyi olmak da başa bela! Didim’de iyi satış yapmam birilerinin canını sıktı, rahat vermediler, bırakmak zorunda kaldım” diyor.

.

Frida Kahlo’nun kolyesi

Fiyatı on lira ile 200 lira arasında değişen, taşlı veya taşsız örme, dizme, çeşit çeşit bileklikler, halhallar, küpeler, kolyeler yapan Yardımcı, “Bir Japon tasarımı olan Miyuki takıları da yapıyorum. Birinci kalite dünyanın en kaliteli kum boncuğu Miyuki boncuğunun 5 gramı 48 lira. Alıyorum, yapıyorum. Miyuki’den  Frida Kahlo’nun portre kolyesini yaptım mesela. Ayrıca Afgan otantik takılarımı da çok beğenirler, uçuk kaçık şeyler de yaparım, sarma, dolama bileklikler, boncuklar, taş sarmalar türlü türlü modeller de elimden gelir. Takı yapımı sadece bir iş değil benim için aynı zamanda bir terapi.  Özellikle emekli olduktan sonra anlam veremediğim kaygı, korku gibi şeyler yaşamış ve panik atak olmuştum. Takı yapmak bu yönden de bana iyi geldi. Bu güzel iş sayesinde sabırlı olmayı, sakin kalmayı öğrendim.  Öyle bir sevda ki bu yaptıkça yapası geliyor insanın, adeta takı yapmalara doymuyorum. Bir oturuşta 25 tane bileklik, kolye yaptığımı bilirim…”

Erken kalkıp ev işlerini hallediyorum

TEKEL’den emekli olduktan sonra bir tekstil firmasında birkaç yıl kalite kontrol elemanı olarak çalıştığını anlatan Yardımcı, daha sonra takı satışına yöneldiğini ve o gün bugündür takı üretip sattığını anlatıyor. Neredeyse hiç boş durmayan Yardımcı, 50 senedir dışarıda ve içeride aktif olarak çalışıyor… Pandemi süreci ve peşi sıra yaşanan kısıtlamalar ise belki de sadece onun için bir mola fırsatına dönüşmüş. Hayatında ilk defa kendine vakit ayırdığını anlatan Yardımcı, “Pandemi başlangıcında 18 ay çalışmadım. Büyük kızım evlenmişti, bebeği oldu. Kıyamıyorum ona. Yardımcı olmak için pandemi dönemi ona gittim. Yine burada tezgâhımı açmadığım üç gün, ona gidiyorum.  Tabii kıza gitmeden önce yine erkenden kalkıp evin temizliğini, ütüleri, yemek işlerini falan hallediyorum. İşleri yetiştiremediğimde, önce kızımın yanına torun bakmaya gidiyorum akşama dönüşte, kalan işleri hallediyorum” şeklinde konuşuyor.

Engin Yardımcı, pandemi sürecinde tezgâhını açmasa da her fırsatta takı yapmaya devam etmiş. Şöyle anlatıyor, “ Pandemi dönemi tezgâh açamasam da evde özellikle akşamları takı yapmaya devam ettim. Dört valiz takı yaptım. Açıkçası onları sattıktan sonra bu işi bırakmayı düşünüyordum. Kendi kendime ‘Ben babamın oğlan çocuğu olarak mı dünyaya geldim? Benim durup dinlenmeye hayatımı yaşamaya hakkım yok mu?’ diyordum, tamamen torunumla ilgilenmek istiyordum ki, geçen hafta Kartal Belediyesi’nden yetkililer geldi. Bizlerin daha rahat etmesi için kapalı kulübeler yapacaklarını söylediler. Buna çok sevindim tabii. Şartlar iyileştirilirse biraz daha devam etmek isterim, işimi seviyorum sonuçta. Gerçi bir yandan da artık dinlenmek istiyorum.  Kararsızım yani. Özellikle açık havada yıllar yılı çalışmanın zorluklarını anlatmama gerek yok; bakın, kışın soğukta çalışmaktan kas romatizması (fibromiyalji) oldum. Soğuk hava, kar, yağmur, rüzgâr açık havada çalışanlar için büyük sorun. Belediyenin bizler için bu konuda yapacağı iyileştirmeleri herkes gibi beni de çok mutlu eder.”

Paylaş:

Benzer İçerikler

Gösterilecek içerik bulunamadı!
İçeriklerimizi kaçırmamak için e-posta bültenimize ücretsiz abone olun!