Emekli örgütleri geçtiğimiz günlerde bir çalıştay düzenledi. Çalıştayda kadın emeklilerin sorunları ilk kez ayrı bir başlık altında ele alındı, tartışmalar sonucunda ortak bir mücadele hattı kurma kararı aldılar. Şimdi hedef, kadın emeklilerin ortak taleplerini ve mücadele programını oluşturacak ayrı bir çalıştay düzenlemek.
Hedef görünmeyen emeği emekli hareketinin merkezine taşımak

Türkiye’de emekliler, yıllardır sendikal örgütlenme hakkı için mücadele ediyor. Ancak emeklilerin örgütlenme ve sendikal hakları hâlâ hukuki ve fiili engellerle karşı karşıya.
Bu tabloya karşı Emekli Sendikaları Platformu, 21 Haziran’da Emeklilerin Ortak Geleceği Çalıştayı’nı düzenledi. Farklı emekli örgütlerini ortak talepler etrafında buluşturan çalıştayın ardından, 3 Temmuz’da Türkiye’nin birçok kentinde eş zamanlı eylemler gerçekleştirildi.
Çalıştayın en dikkat çeken yanlarından biri ise Kadın Emekliler Çalıştayı oldu. Zira kadınlar işlerinden emekli olsalar da eşitsizliklerden emekli olamıyorlar. Kadın emeklilerin görünmeyen bakım emeği, derinleşen yoksulluğu ve emeklilikte yaşadığı çoklu eşitsizlikler ilk kez ayrı bir başlık altında ele alındı. Emeklilerin ortak mücadele hattını ve kadın emeklilerin bu mücadelede üstleneceği rolü, DİSK Devrimci Emekli-Sen MYK Denetim Kurulu Üyesi Çiğdem Özçakmak Çelik ile Emeklinin Sesi Derneği Başkanı Şaduman Özyürek anlattı.
Örgütler ayrı talepler ortak
21 Haziran’da ilk kez düzenlenen Emeklilerin Ortak Geleceği Çalıştayı, farklı emekli örgütlerini ortak talepler etrafında buluşturdu. Çalıştay, emekliliğin yalnızca maaş artışı meselesi olmadığını; sağlık, barınma, ulaşım ve insanca yaşam hakkının da ortak mücadelenin parçası olduğunu ortaya koydu. Kadın emeklilerin yaşadığı özgün sorunlar ise ilk kez ortak bir başlık olarak öne çıktı.
DİSK Devrimci Emekli-Sen MYK Denetim Kurulu Üyesi Çiğdem Özçakmak Çelik “Bu birliktelik, emekli hareketinin daha örgütlü, daha güçlü ve daha kapsayıcı bir zeminde ilerleyebileceğini gösterdi.” diyor.
Bu ortaklaşmayı en önemli kazanım olarak gören Şaduman Özyürek, hiçbir sendika ya da derneğin tek başına 16 milyon emekliyi temsil edemeyeceğinden, ortak eylem hattını büyütmekten söz ederek:
“Organize emek düşmanlığı karşısında organize mücadele edemezsek, bu sorunlarla daha uzun yıllar yaşamak zorunda kalacağız.”

Çalıştay ve 3 Temmuz eylemleri “ortak mücadeleye moral verdi”
Çalıştay’ın öngördüğü şekilde 3 Temmuz’da Türkiye’nin birçok kentinde düzenlenen ortak eylemler, emeklilerin ortak mücadele iradesini ilk kez bu kadar görünür hale getirdi. Röportaj yaptığımız iki isim de bu eylemlerin sonraki mücadelenin başlangıcı olduğunu vurguluyor.
Çiğdem Özçakmak Çelik, 3 Temmuz’un emeklilerin sessiz kalmayacağını gösterdiğini ve yerellerde örgütlenmeyi güçlendiren ortak bir mücadele hattı kurmayı hedeflediklerini anlatıyor.
“Emeklilerin yaşadığı yoksulluk, güvencesizlik ve hak kayıpları ancak örgütlü mücadeleyle aşılabilir. Ortak mücadeleyi büyütmeye ve emeklilerin sesini ülkenin her yerinde yükseltmeye devam edeceğiz.”
3 Temmuz’un neden emekliler arasında yeni bir umut yarattığını anlatan Şaduman Özyürek, bugüne kadar her sendika ve derneğin kendi eylemini yaptığını, ortak taleplere rağmen katılımın sınırlı kaldığını hatırlatıyor.
“3 Temmuz’da başlayan ortak eylemlilikler emeklilere umut ışığı oldu. Eylem takvimini de bundan sonra birlikte alacağımız kararlar belirleyecek.”
Şaduman Özyürek, önümüzdeki dönemde emeklilerin büyümeden ve milli gelirden hak ettiği payı alması için yerellerde ortak koordinasyon kurmayı ve ülke genelinde ortak eylemleri sürdürmeyi hedeflediklerini söylüyor.
Kadın emekli ve erkek emekli farkı
Emekliler Çalıştayı’nın en dikkat çekici kararlarından biri, kadın emeklilere yönelik ayrı bir çalıştay düzenlenmesi oldu. Çalıştay sırasında raportör olan ve Çalıştay sonunda söz alarak kadın emeklilerin sorunlarını ilk gündeme taşıyan Çiğdem Özçakmak Çelik, neden kadınların emeklilik sürecini erkeklerle aynı koşullarda yaşamadığını özetliyor:
“Kadınların emeklilik süreci erkeklerden çok daha farklı ilerliyor. Düşük ücretlerle çalışma, kayıt dışı istihdam, bakım sorumlulukları nedeniyle kesintili çalışma yaşamı ve bunun sonucu olarak düşük emekli aylıkları kadınları daha ağır bir yoksulluğa sürüklüyor.”
Dahası, kadın emeklilerin sağlık hizmetlerine erişim, yaş ve cinsiyet ayrımcılığı nedeniyle yeniden iş bulamama, yalnızlaşma, kamusal bakım hizmetlerinin yetersizliği ve ev içi şiddetin de emeklilikte kadınların görünmeyen sorunları arasında. Bu nedenle kadın emeklilerin kendi deneyimlerini ve çözüm önerilerini konuşabilecekleri ayrı bir çalıştayın önemli olduğunu düşünüyor.
Şaduman Özyürek ise soruna daha çok emeklilerin ortak yaşadığı hak kayıpları üzerinden yaklaşıyor. Ona göre kadınlar çalışma yaşamında daha fazla eşitsizlik yaşasa da emeklilikte uygulanan politikalar tüm emeklileri yoksullaştırıyor.
“2008’de çıkarılan yasa ile emekli maaşlarının her yıl nasıl gerilediğini yaşayarak görüyoruz. Bu uygulama kadın-erkek ayrımı yapmadan tüm emeklileri sefalette eşitledi.”
Şaduman Özyürek, düşük ücretler, sendikalaşmanın önündeki engeller ve güvencesiz çalışma biçimlerinin emekliliği de doğrudan belirlediğini; çözümün çalışma yaşamında örgütlenmekten geçtiğini vurguluyor.

Kadınlara evde emeklilik yok
“Emeklilik kadınlar için dinlenme dönemi olmuyor. Torun bakımı, yaşlı ve hasta bakımı, ev işleri aynı yoğunlukla devam ediyor. Bu emek ücretsiz ve görünmez kabul ediliyor. Düşük emekli aylıkları, ilaç katkı payları ve artan sağlık giderleri eklendiğinde kadınlar çok daha ağır ekonomik koşullarla karşı karşıya kalıyor. Kendi sağlıklarını erteliyor, sosyal yaşamdan uzaklaşıyor ve yalnızlaşıyorlar.”
Çiğdem Özçakmak Çelik’in bu sözlerine katılan Şaduman Özyürek, ev içindeki eşitsiz iş bölümünün emeklilikte sürmesi sorununun aile içinde çözülebilecek bir mesele olmadığını vurguluyor:
“Kadınların eğitimi, çalışma yaşamında var olması ve eşit yurttaşlık hakları aslında bir sistem sorunu. Kapitalist sistem sömürüyü en çok güçsüz bırakılanlar üzerinden büyütüyor. Bugün bunun en ağır yükünü kadınlar ve çocuklar taşıyor.”
İki isim de kadın yoksulluğunun yalnızca düşük emekli aylıklarıyla açıklanamayacağı görüşünde birleşiyor. Emeklilikte eşitlik için yalnızca gelir artışı değil, bakım yükünü azaltacak kamusal politikalar ve çalışma yaşamındaki cinsiyet eşitsizliğini ortadan kaldıracak düzenlemeler gerektiğini vurguluyor.
Planlanan Kadın Emekliler Çalıştayı, kadın emeklilerin yaşadığı sorunları görünür kılmanın ötesine geçmeyi hedefliyor. Çalıştayda kadın yoksulluğu, sosyal güvenlik, sağlık hizmetlerine erişim, ilaç kesintileri, kamusal bakım hizmetleri, ev içi şiddet, yalnız yaşayan kadın emekliler, sosyalleşme olanakları, yaş ayrımcılığı ve emeklilik sonrası çalışma yaşamı başlıkları tartışılacak.
Çalıştayın en önemli hedeflerinden birinin, kadın emeğini emekli hareketinin merkezine taşımak olduğunu söyleyen Çiğdem Özçakmak Çelik:
“Görünmeyen kadın emeğinin görünür hale gelmesini ve toplumsal cinsiyet eşitliği perspektifinin emekli hareketinin tüm çalışmalarına ve örgütlenmesine yansımasını öncelikli hedeflerimiz arasında görüyoruz.”
Çiğdem Özçakmak Çelik, amaçlarının yalnızca sorunları tespit etmek olmadığını, ortak çözüm önerileri geliştirecek bir mücadele programı oluşturarak bunu kamuoyuna sunmayı hedeflediklerini belirtiyor.
“Emeklilik yoksulluk değil, onurlu bir yaşam dönemi olmalı”
Çalıştayda da vurgulandığı gibi, tüm emekli örgütleri, en düşük emekli aylığının insanca yaşamaya yetecek düzeye çıkarılmasını en acil talep olarak görüyor. Dul ve yetim aylıklarının yükseltilmesi, emekli maaşlarından yapılan sağlık kesintilerinin kaldırılması, kadınların ücretsiz ve nitelikli sağlık hizmetlerine erişiminin güvence altına alınması ile kamusal bakım hizmetlerinin yaygınlaştırılması da öncelikli talepler arasında yer alıyor.
“Yaşamı boyunca ev içi emek vermiş ancak sosyal güvenceye erişememiş kadınlar sosyal güvenlik kapsamına alınmalıdır. Emeklilik yoksulluk, yalnızlık ve güvencesizlik dönemi değil; güvenli, sağlıklı ve onurlu bir yaşam dönemi olmalıdır.” diyen Çiğdem Özçakmak Çelik gibi Şaduman Özyürek de insanca yaşamın anayasal bir hak olduğunu ve sosyal devlet ilkesinin hayata geçirilmesi gereğini hatırlatıyor.
“Devleti devlet yapan, yurttaşlarının bu haklardan yararlanmasını sağlamasıdır. Devleti bu görevlerini yerine getirmesi için uyarmak da bizim görevimizdir.”
“Bugün çalışan herkes yarının emeklisi”
“Emeklilik, yıllarca verilen emeğin karşılığında insanca yaşanacak bir dönem olmalıdır.”
Bu sözler emeklilik mücadelesinin yalnızca maaş artışı talebiyle sınırlı olmadığının özeti. Kamusal ve ücretsiz sağlık hizmetleri, erişilebilir yaşlı bakım hizmetleri, emeklilik sonrasında güvenceli çalışma gibi pek çok başlık emekli hareketinin ortak mücadele alanında.
Çiğdem Özçakmak Çelik, bu nedenle sözlerini emeklilerin mücadelesini yalnızca bugünün değil, geleceğin meselesi olarak tanımlayan şu sözlerle tamamlıyor:
“Bugün çalışan herkes yarının emeklisidir. Bu nedenle emeklilerin yaşadığı sorunlar yalnızca emeklilerin değil, toplumun tamamının sorunudur. Emeklilerin mücadelesi aynı zamanda sosyal devletin, eşitliğin, adaletin ve insan onuruna yakışır yaşam hakkının mücadelesidir.”










