Artık hayatında koca şiddeti yok: ‘Boşandıktan sonra bana bir güç geldi’

Sevgi, aile evinden şiddet gördüğü için çocuk yaşta kaçtı. Tecavüze uğradı, adamla evlendirildi. Koca evinde şiddet katlanarak arttı. İki kez sığınma evine gitti çocuklar için dönmek zorunda kaldı. Bir gün artık çocuklar için o eve dönmemesi gerektiğini anladı, evden ayrıldı. Boşanma davası açtı. Hayatını kendi başına tekrar kurdu. “Çalışıyorum, kendine güzel bir dünya kurdum, aslında dünyanın güzel olduğunu fark ettim.” diyor.
Paylaş:
Perihan Kaya
Perihan Kaya
perihan21kaya21@gmail.com
Perihan Kaya perihan21kaya21@gmail.com

Sevgi, aile evinden şiddet gördüğü için çocuk yaşta kaçtı. Tecavüze uğradı, adamla evlendirildi. Koca evinde şiddet katlanarak arttı. İki kez sığınma evine gitti çocuklar için dönmek zorunda kaldı. Bir gün artık çocuklar için o eve dönmemesi gerektiğini anladı, evden ayrıldı. Boşanma davası açtı. Hayatını kendi başına tekrar kurdu.Çalışıyorum, kendine güzel bir dünya kurdum, aslında dünyanın güzel olduğunu fark ettim.” diyor.

Sizi tanıyalım?

33 yaşındayım. Ortaokul mezunuyum. Toplam yedi kız kardeştik biz. Bir tanesi benden büyük, diğerleri küçük. Babam kumar oynardı, her şeyimizi bu yüzünden kaybettik. Annem olmasaydı daha da devam edecekti. O zaman anneci değildim ben daha çok babama kendimi yakın hissediyordum. Çünkü babam bana daha düşkündü. Babam kumar yüzünden evde kavga eksik olmuyordu. Kardeşlerim küçük olduğu için sorumluluk benim üzerimdeydi. Ağır geldi. Psikolojik sorunlar yaşamaya başladım. Kardeşlerimden sadece biri okuyup meslek sahibi oldu. Benim bir büyüğüm evlendi, çocukları oldu. Her gün şiddete uğruyordu ve çocukları olduğu için de baba evine de dönemedi. Zaten dönmek istese de annem izin vermezdi. Çünkü annemin de pek çok psikolojik sorunu vardı. Baskı görüyor bunu bize yansıtıyordu. 17 yaşımda baş edemeyip evden kaçtım, benden sonra doğan kız kardeşim de kaçtı. İçimizden biri sadece okuyarak öğretmen oldu, eskiden ziyarete gelirdi şimdiler de o da uğramıyor artık…

Evden kaçmayı kurtuluş olarak mı görmüştün?

Evet, çünkü evde huzur yoktu. Gençliğimi hiç yaşayamadım. Ne aile sevgisi, ne baba ne anne sevgisi ve ne de çevre sevgisi gördüm. Yani kız kardeşlerimin gördüğü ilgiyi ve sevgiyi bile göremedim. Onlar da aman aman bir sevgi görmedi ama yine de benden daha iyiydiler. En azından gençlik süreçlerini yaşadılar. Ben gençliğimi yaşamadım, yaşatmadılar. Kaçayım kurtulayım, dedim. Çok küçüktüm, yaşam bana daha da zindan oldu. Psikolojik sorunlarım artmaya başlayınca kaçıp Diyarbakır’a geldim. Diyarbakır’ı bilmiyordum. Hiçbir semtini, sokağını ya da insanlarını tanımıyordum. Kendimi bir parka attım. O gün şubat ayıydı çok net hatırlıyorum.

Etrafımda bir sürü insan vardı. Ben de hastaydım. Üstüme kıyafet almadan evden çıkmıştım. Yağmur yağıyordu. Parkta iki kişi oturuyordu. Bana yanaştılar “Sokakta mı kaldın, yardıma mı ihtiyacın var” diye sordular. Yağmur altında kalmıştım kimseyi de tanımıyordum, onlara güvendim. Ve onlar beni bir eve götürdüler. Eve gittiğimizde bir kadın vardı ve etrafta çok sayıda erkek vardı. Kadın orada bana şunu söyledi “benim oğlumu alır mısın” sonradan anladım ki genelevmiş orası. Beni o eve götüren adamı aradım ve oradan çıkarmasını istedim. Geldi beni aldı. 

İmam nikahı kıyıldı

Nasıl evlendin?

Adam beni ailesine anlatmış, kız kardeşleri “eve getir tanışalım” demiş. Eve gittiğimizde evde yas vardı. Ben de onlara yardımcı oldum, daha sonra tüm aile ile tanıştım. Bir gün evdekilerle tartıştı. Beni de alıp o gece yengesinin evine götürdü. Bir gece orada kaldık. Yengesi de evde yoktu zaten. Çok içki içiyordu. Madde bağımlısıydı ve hırsızlık da yapıyormuş tabii ben bunların hiç birini bilmiyordum. O gece aşırı alkol almıştı. Aynı gece adamın tecavüzüne uğradım. Tecavüze uğramamak için çok direndim. Ama kendimi koruyamadım çünkü ben onun kadar güçlü değildim. Çok küçüktüm bir şeyleri anlamıyordum adam da 38 yaşındaydı.

Babasına haber vermişler, gelip benimle konuştu. “Şikayet etme, ailene söyleme zaten oğlumuza bir kız arıyorduk. Gelin arıyorduk. Sen ailene haber verirsen oğlumuz ceza evine gider. Başı belaya girer sonra… ” gibisinden şeyler söyledi. İmam nikahı kıydırdılar bana. Sonra kayınpederimle aynı evde yaşamaya başladık. Ailemin haberi yok benim için kayıp ilanı vermişler. İmam nikah kıydıktan sonra adam her gün şiddet uygulamaya başladı. Hamileydim, çocuğum karnımda suyun altında elektrikli kablo ile her gün şiddet görüyordum. Parasızdı, hırsızlık yapıyordu her gün içip beni dövüyordu.

Ona engel olan olmadı mı?

Bekar bir kardeşi vardı. Çocuk namazında niyazında bizimle yaşıyordu. Kendi odasında kendi halinde biriydi. Bir gün engellemek istedi ona da vurmaya başladı. Artık o da ben şiddet görürken, karışmıyordu çünkü bu sefer kendisi şiddete maruz kalıyordu. Zaten ailenin diğer üyeleri de onun gibiydi, pek ses eden olmuyordu.

O evden kurtulmaya çalıştın mı?

Diyarbakır’ı bilmiyordum. Polis karakolunu bilmiyordum. Karnımda çocuğum olunca mecburen şiddete katlandım. Çünkü çocuğumu bırakıp gitmek istemedim. Çocuk doğduğu için mecburen resmi nikah yaptılar. Nikah yapalım, en azından çocuğun yeşil kartı ve bir kimliği olur, dedim. Bu sefer benim adresim ortaya çıktı. Ailem benim için kayıp ilanı vermişti. Bir gün polis kapımıza çaldı ve bunu alıp götürdüler. Bir gece nezarethanede kaldı onu ertesi gün Silvan’a götürdüler biz de onunla beraber gittik. Yaşım küçük olduğu için yasal olarak suçtu benim evlenmem.

Annem adliyede öğreniyor evlendiğimi ve çocuğumun olduğunu. Gidip onu araştırıyor, kimdir nedir, sabıkalı mı değil mi, gibisinden. Karakoldaki polis ona diyor ki “Teyze sen bu damadı çok mu aradın? Bu adam sabıkalı biri, bunlar hırsızlar.” Annem de “Bizle ilgili bir durum değil. Ben onu damat olarak seçmedim. Kızım şu an hamile olduğu için mecburen katlanacağız” diyor. 

Ailem beni istemiyordu

Bir aldatma da var, değil mi?

Evet, eşim akrabalardan bir kadınla aldattı beni. Kayın biraderim kirasını veremediği için bizimle yaşamaya başladı. Onlar bir odada biz bir odada kalıyorduk. O dışarıda çalışırdı, Diyarbakır’da duran bir insan değildi. Bir gün eşimin kayın biraderimin eşiyle beraber olduğunu fark ettim. Bak her şeyi kaldırırım, şiddet ya da sevgisizliği ama ihanet çok zoruma gitti. Bir gün baktım, eşim de yengesi de ortada yok. Ben de küçük kızımla ilgileniyorum. Kapının önünde eşimle yengesi öpüşüyorlar aynı evdeyiz. Çok kötü oldum. Elim kolum tutmadı kapıyı sert bir şekilde çarptım ve odaya girdim. Onlar da anladı benim gördüğümü. Kadın bana “yok öyle bir şey, kocama bir şey söyleme, biz bir şey yapmadık” gibisinden sözler söyledi. Konu orada kapandı ben sustum.

Neden susmayı tercih ettin?

Çocuklarım için. Sırf çocuklarım için şartlarım iyi değildi. Yeni evlenmiştim. Aile evine gittiğimde annem “kaçtın, evlendin, çocuk yaptın bize mi sordun. Şimdi gelmişsin evime şimdi beni görmek istiyorsun. Bizim evimizde ne işin var?” gibisinden laflar etmişti, istemezlerdi beni. Nereye gideyim, nereye sığınayım, çalışma hayatını bilmiyorum. Dışarısı kötü, dışarıya da sığınamazdım. O zaman mecbur bu duruma katlandım. Onun ihanetini her saniye her dakika yaşadım. Aynı evde gözümün önünde her gün beraber oluyorlardı. Bir gün kayın biraderim de onların ilişkisinin olduğunu öğrendi. Kadına çok ciddi bir şekilde şiddet uyguladı. Eşim de orada kadının dövülmesi izliyor ve gülüyordu.

Döndüm ona dedim ki “Sen neden gülüyorsun, neden sırıtıyorsun. Bu kadın senin yüzünden dayak yiyor?” bana ihanet edilse de bir kadının dayak yemesini istemedim yine. Adam döndü bana; “Ben ne yapabilirim?” dedi. Bu olay artık duyulduğu için kayın biraderim bizim o evden çıkmamızı istedi. Boş bir ev buldu bize oraya taşındık. Evin içinde sadece pis bir halı vardı. Bu arada ilişkileri hala sürüyordu. Kaçma planı bile yaptılar. Bunların kaçması için para gerekliydi. Bir süre ben ve çocuklarıma adam zorla dilencilik yaptırdı.

İnsanlar beni parmakla gösterirdi

Yaşadıklarını paylaşmayı denedin mi?

Evet ama bir faydası olmadı. Kadının yengesi bir gün bana “Biz daha önce senin eşinle bizim kızı bir restoranda gördük” dedi ben de, doğrudur, dedim. Oturup onlara olup bitenleri anlattım. Mesajlar ve şahitler de var dedim. Sizin kızınız benim eşimle beraber dedim.” Ama onlar da bir ses çıkarmadı beni haksız buldular, saldırmaya başladılar. Annem zaten kendin ettin kendin buldun, diyor eve istemiyordu beni. Ablam da, konuyu kapatıp yaşamaya devam edeceksin, diyordu. 14 yıl işkence gördüm kimse bana sahip çıkmadı. Sonunda kadın sığınma evine gittim. Epey orada kaldım. Şiddet evinden çıkmıştım ama sığınağın şartları da kötüydü; kadınlara bağırıp çağırıyorlar, temizlik yaptırıyorlardı. Orada da beni buldular. Sığınma evindekiler “Eşin aramış, tövbe etmiş gelsin” diyorlardı bana. Şimdiki aklım olsaydı tepki gösterirdim. Ama bilmiyordum ben de duygusal yaklaşıyordum. İşte evde iki kız çocuğum var, diyordum ve gidiyordum. Eve gittiğimde adam bana “sen artık benim kız kardeşimsin. Ben sana eş olmayacağım.” dedi. Abisinin eşini çok sevdiğini, onunla evleneceğini söylüyordu. Ben de tamam dedim. Biz bu arada sürekli ev değiştiriyoruz. Kadına sürekli bir şeyler sunuyor beni de dövüyordu. Gövdem vücudum yara içindeydi. Artık benim dayanacak gücüm kalmamıştı. Boşanma davası açtım ve boşandım. Hayatım boyunca ne bana eş oldu ne de çocuklarına babalık yaptı. Dışarıda beni parmakla gösteren insanlar oldu ama o kendine yakıştırmıyordu. Zannedersin kendisi saraydan gelmiş.

Sonra çalışmaya başladın değil mi?

Evet, vekaleti avukata verip, çocuklarla birlikte Antalya’da gittim. Bütün eşyalarımı sattım. Biraz da param vardı. Bir iki gün dinlendikten sonra iş aramaya çıktım. Sonra o gün hemen internet üzerinden iş buldum çocuklarımla birlikte beni kabul eden bir otel çıktı. Her şeyiyle hiçbir konuda çocuklarıma da beni de mağdur etmeyen bir oteldi gerçekten. Sezon boyunca hem o otelde kaldım hem çalıştım. Daha sonra babam beni buldu. Yolun ortasında beni dövecekken jandarma gördü bizi ve ben jandarmaya sığındım. Jandarmaya sığınırken babam büyük kızımı kaçırdı. Komutan arıyor babama ulaşılmıyor. Ben dedim artık kızım gitti. Sürekli babamı arıyoruz ulaşamıyoruz. En sonunda telefonunu açtı. Komutan ona “çabuk çocuğu bu jandarma komutanlığına getir,” dedi. Korkudan hemen geldi, çocuğumu bana bıraktı geri gitti.

Babamı eski eşim göndermişti. Bana sahip çıkmıyorlar ama onunla işbirliği yapıyorlardı. Ben o otelde çalıştığım süre zarfında yedi telefon hattı değiştirdim. Ailem otelde çalıştığıma inanmıyordu. Bana “sürekli sen orospusun, sen gidip orada erkeklerle yatıyorsun,” diyorlardı. Babam gelip Antalya’da bir süre çalıştıktan sonra “namuslu” olduğumu gördüler. İnsanın zoruna hiç bir şey gitmez doğduğun, büyüdüğün ailenin böyle davranması çok zor. Benim arkamda kimse yoktu. Halen de yok. İstemiyorum da artık ben kendi hayat mücadelemi hiç kimsenin arkasına dayanmadan yürütüyorum. Zaten yaptığım evlilikten sonra erkeklere güvenmem artık söz konusu değil. Boşandıktan sonra da hem erkeklerden hem evlilikten hep uzak durdum.

Çocukların velayeti babaya verilmiş bu arada…

Uğradığım şiddeti belgeleyen bütün evraklarla birlikte vekaleti avukatıma vermiştim. Avukat hepsini mahkemeye sunuyor ama buna rağmen çocukların velayetini adama veriyorlar. Bu durumdan geç haberdar oldum. Boşanma gerçekleştiği için sevinmiştim ama çocukların velayeti o adama verildiği için de çok üzüldüm. Boşanmadan sonra çocuklarıma ulaşamadım. Boşandığım adam beni görmesin diye gizlice mahalledeki insanlardan destek alarak çocuklarıma ulaşmaya çalıştım. Bütün riskleri göze alıp o sokakları gezdim. Çocuklarıma ulaştım, boy atmışlardı, ağlıyorlardı çok üzüldüm. Onları gördürdükten sonra tekrar çalışmak için Antalya’ya gittim.

Kadınların kimseye ihtiyacı yok

Aile baskısı boşandıktan sonra da devam etti mi?

Artık ben eski ben değildim. Büyümüştüm, kendi ayaklarımım üzerinde durabiliyordum. Zaten ailem boşanma aşamasında bile bana destek olmamıştı. Nasıl boşanacaksın? İnsanlar ne der? gibi yüzlerce laf işitmiştim. Ama daha sonda ailemle barıştım. Annem bana “Tamam kızım başımızın üstünde yerin var” demişti, ben de sevindim. Fakat babam tekrar adamla yaşamaya zorladı. Durmadım kaçtım oradan. Adam bir süre cezaevinde kaldığı için çocukları yurda verdiler. Bana vermediler. Evimde vardı işim de vardı. Çocukların velayetini almak için tekrar avukat tuttum. Avukat dava açtı benim avukatımın ilk söylediği şu oldu: “Hırsız ve sabıkası olan birine nasıl savcı velayet verir. Senin avukatın neden savunma yapmamış”. Avukat hanım dosyayı incelerken babamın velayet için verdiği ifadeyi bana gönderdi. Babanız sizin aleyhinize ifade vermiş, dedi. Babam kendi kendime şiddet uyguladığım, şeklinde bir ifade vermişti. Beni koruması gereken ailem bana şiddet uygulayan adamı tuttu. Babamın bu ifadesinden sonra artık onu affetmiyorum. Onlara acıdıkça benim hayatım mahvoldu. Yılmadım, bir kadın isterse ayakların üstünde durabilir, bir erkeğe ya da aileye hiç ihtiyacı yok. 

Sen şu an kendi hayatını kurmaya çalışıyorsun, bir işin var, kendini nasıl hissediyorsun? 

Ben o şiddeti yaşarken kendimi ölü gibi hissediyordum. Vücudumdaki yara izleri kalıcı oldu. Onlara baktıkça üzülüyorum ama o psikolojiden çıkıyorsun, çünkü bitmiş ve artık şiddeti görmeyeceksin, buna çok seviniyorum. Kendimi üzmemeye yemin ettim. Çünkü hayatım boyunca hep ağladım. Boşandıktan sonra bana bir güç geldi. İş bulup para kazanmaya çalıştım. Hep kendim yaptım. Ne aile ne amcalarım ne diğerleri hiçbirine sığınmadım. Bir noktada isyan ettim, bu isyanım benim kendi hayatımı kurmamı sağladı. Çalışıyorum, konuşuyorum, kendine güzel bir dünya kurdum, aslında dünyanın güzel olduğunu fark ettim.

Son olarak söylemek istediğin bir şey var mı?

Okuyan genç kadınlar okullarını bitirip mesleklerini eline alsınlar. Evliliği baba evinden bir kurtuluş olarak görüyorlar ama öyle değil. Başkasına kaçmak çözüm değil. Doğru insanla karşılaştıkları zaman evlensinler. Hayat mücadelesi çok kolay olmuyor. Herkes bunun üstesinden gelemiyor. Evli olup sonra boşanan kadınlara da aileye sığınmayın, diyorum. Başkasına sığınmak, birinci evliliği yaptık ikincisini de deneyim, demek, gerçekten çözüm olmuyor. Kadınlar dirensinler, mücadele ettikten sonra yapamayacakları hiçbir şey yok. Evlilik gerçekten tam bir bataklık. Tanımadığımız insanların başımıza ne getireceğini bilmiyoruz. Her gün kadınlar ölüyor bu ülkede. Annelere de bir tavsiyem var, kız çocuklarınızla arkadaş olun. Bütün derdini dinleyin, erkek arkadaşı var diye ona tepki göstermeyin, çünkü siz tepki gösterdiğinizde, çocuk sizden kaçıyor, uzaklaşıyor, arkadaş olduğunuz zaman o size rahatlıkla sorunlarını açabilir. Bir de kadınlar çalışıp kendi hayatlarını eline alsınlar, onlara tek tavsiyem bu.

Paylaş:

Benzer İçerikler

Çorumlu Fatma, hayatında ilk defa Mor Mekan’a gitti. Eşi işten atılmıştı, ona desteğe geldi İstanbul’a. Sonrası hep ilk… Denizi ilk kez gördü, vapura ilk kez bindi. Peki, hayatında ilk kez duyduğu Mor Mekan’ı ziyareti sonrası Fatma’nın hayatında nasıl değişimler oldu?
İçeriklerimizi kaçırmamak için e-posta bültenimize ücretsiz abone olun!