Zanaat öğrenen Mersinli kadınların sloganı: ‘Elde var yetenek, evde var ekmek’

Mersin’de yürütülen 'Evimiz Atölye' projesi, tam 11 ayrı mahalleye yayıldı. Dört haftalık eğitimde ilgi çeken çok ders vardı ama en çok "çoraptan oyuncak bebek" yapımı gözdeydi. Katılımcılar, ev kadınlarıyla gündelikçi olarak tarlalarda çalışan çiftçi kadınlardı.
Paylaş:
Ayla Önder
Ayla Önder
onderayla@gmail.com

Giysi üretimi, aksesuarlar, bez bebekler… Mersinli kadınlar “zanaat öğrenme” peşinde. Bunlara nakış, dokuma, çiçekçilik ve çeşitli dekoratif objelerin yapımı da ekleniyor.

“Mersin’den Kadın Kooperatifi”, tüm kadınlara yaş sınırı olmaksızın çağrı yapınca ilgi büyük oldu. Çocuklar için de ayrıca el becerileri kursu açılınca ilgi daha da büyüdü. Projeye Mersin Büyükşehir Belediyesi ve Mersin’den Kadın Kooperatifi dâhil oldu.

Proje tam 11 ayrı mahalleye yayıldı. “Elde var yetenek, evde var ekmek” sloganıyla yol aldılar. Dört haftalık eğitimde ilgi çeken çok ders vardı ama en çok “çoraptan oyuncak bebek” yapımı gözdeydi. Katılımcılar, ev kadınlarıyla tarlalarda günübirlik çalışan çiftçi kadınlardı. Bir süre sonra hepsi birbirinden güzel oyuncakları üretebilir duruma geldiler. “Elde var yetenek, evde var ekmek” sloganıyla yürütülen Evimiz Atölye projesinin üçüncü durağı, Tarsus’a bağlı Yeşil Mahalle oldu.

Kadınlar sosyalleşti

Sadece ekonomik boyuta değil sosyalleşmeye de dikkat çekilmiş. Toroslar ve Akdeniz ilçelerinde başladı eğitimler. Daha sonra Yeşil Mahalle’ye, ardından Turgutreis ve Mevlana mahallelerine yayıldı. “Evde gizli kalmış kadın işgücünü” ortaya çıkartıp, ekonomik değere dönüştürmeyi” amaçlıyordu. İki pilot bölgede gönüllü öğretmenler verdi eğitimi.

Mersin’den Kadın Kooperatifi Başkanı ve Büyükşehir’in ilk gönüllü üyesi Meral Seçer, bağı bahçesi olan kadınların yine bir şeyler üretebildiğini fakat evlerde oturan “gizli bir kadın işgücü” olduğunu söylüyordu. Böylece gönüllü hocalarla çoraptan oyuncak yapımı başladı. Birçok kadın bu kursa tabii ki ekonomik kaygı ile katılıyordu. Fatih Mahallesi’nden projeye katılan Neslihan Seyyar, “Böyle faaliyetler olması çok güzel, memnunuz. Aile bütçemize bir katkı olacak” diyordu.

Proje kapsamında terzilik kursu da vardı. Eğitime üç hafta önce başlayan grup, ilk derslerden sonra pantolon, bluz dikecek duruma geldi. Kurslarla kadınlar hem meslek öğrendiler hem de ürettiler. Başka bir girişimde daha bulundu kooperatif. Erişte, mantı ve bulgur gibi ürünler ürettiler ve pazarda sattılar.

Göç alan mahalleler öncelikli

Kadın ve Aile Hizmetleri Dairesi Başkanlığı’nda proje uzmanı olarak çalışan Burcu Sert, kadınlara mali kaynak yaratmakla ilgili projeler yürütüyor. ‘Evimiz atölyemiz’ projesinde, eğitim alan kadınlara sorulduğunda “Kurs sonunda kendime olan güvenim arttı” diyorlar. Bu özgüveni soruyoruz. “Amacımız tamamen bu zaten. İnanın, mahalleleri seçerken çok ciddi araştırıyoruz. Göç alan mahallelerimiz öncelikli” diyor. Tarlası, bahçesi olmayan kadınların böyle eğitimlerle yeteneklerinin açığa çıkmasının önemini anlatıyor:

“Sosyal hayatları yok, komşuluk ilişkileri her ne kadar yoğun olsa da beraber yeni bir şey üretmek, onları paraya dönüştürmek kendilerine olan güveni çok artırıyor. Biz de gözlemliyoruz. Hatta sonrasında kadın üretici pazarlarımızda tezgâh açıp ürünlerini satışa sunuyorlar.”

Atıklar değerleniyor

Bir başka boyut ise atık çorapların değerlendirilmesi. Köylü kadınların yapımını öğrendiği bez bebekler sadece “el emeği, göz nuru” değil. Aynı zamanda bunlar atıkların da değerlendirilmesini sağlıyor. Evde kullanmadıkları çoraplar bez bebek yapımında kullanılıyor. Acaba başka hangi konularda kurslar var, merak edip soruyoruz, sıralıyor:

“Okuma yazma kursları, paketleme kursu, makrome kursu. Eğitimler devam ediyor. Şimdi ise punch bez çanta atölyemiz başlayacak. Bu arada şunu da belirtmek isterim: Tarlası, bahçesi olsa da yeni bir şey öğrenme hevesi kadınlar için çok önemli. Bunu gözlemleyebiliyoruz. Hatta tarlaya yevmiyeye giden kadınlar bile kurs günleri gitmiyorlar, eğitime geliyorlar.”

Günlük çalışma

“Yevmiyeye giden” ifadesi kullanarak bazı kadınlardan söz edince, bu yevmiyeli işleri soruyoruz. “O bahsettiklerim günlük çalışmaya giden tarım işçisi kadınlar” yanıtını veriyor ve ekliyor: “Mersin tarım bölgesi olduğu için bağ bahçe işi çok bizim buralarda. Kadınların birçoğu ev ekonomisine katkı sağlamak için gündelik yevmiye usulü çalışıyor.”

Ürünleri görünür kılmak

32 yaşındaki Burcu Sert anlatıyor: “Mersin Büyükşehir Belediyesi’nde sahada çalışıyorum ben de. Dokunmak, paylaşmak, kadınların üretimi ya da evde yaptıkları, ürettikleri ürünleri görünür kılmak bizleri çok mutlu ediyor. Kesinlikle geri dönüşüm önemli. Yaratıcılık da çok önemli, bu yapılan oyuncak bebeklerde örneğin. Bez bebekleri bizler onlardan satın alıp şehirdeki çocuklara hediye ediyoruz.”

Köylere gittik

Kaybolmuş geleneksel yöresel ürünleri, kültürleri açığa çıkartma çalışmaları da yapılıyormuş. Birçok proje “kadınlara mali kaynak yaratma” amaçlıymış. Kadın üretici pazarlarına da söz geliyor:

“Yaklaşık 6 bin 200 üretici kadın evlerinde üretim yapıyor. Mersin merkez ve 13 ilçede sürdürüyoruz biz çalışmalarımızı. Geleneksel yöntemlerle doğal ürünler üretenlere, ata tohumu ekip yetiştiren kadın üreticilere, el işi yapanlara, oya, yazma gibi üretim yapan kadınlara ulaştık köylerde. Belirli periyodlarda pazar açıyoruz. Mersin Büyükşehir Belediyesi, Mut ilçesinde 300 yıllık bir hanı, kadın üreticiler için bir ‘pazar yeri’ olarak düzenledi. Instagram hesabı da açtık, @muttashan olarak bakabilirsiniz. Mersinli köylülerin kendileri gelip, bu ürünleri tezgâhına koyarak satıyor. Hatta ürünler şehirdışına gönderiliyor. Evlerde yapılan köy ekmekleri, odun ateşinde pişirdikleri ekmekler sergileniyor. Silifke mayalı ekmeğimiz var. Onları da kadınlar yapıyor.”

Gar katliamında amcasını kaybetti

Burcu Sert, Adana doğumlu. İlk ve ortaokul dönemini Mut ilçesinde geçirmiş, liseyi Mersin’de okumuş. Üniversite eğitimini ise Viyana Üniversitesi’nde Siyasal Bilimler okuyarak tamamlamış. Ardından Avusturya’da Mercedes firmasında iki yıl çalıştıktan sonra Türkiye’ye dönmüş. Peki neden? Oranın şartları çok daha iyiyken… “Benim biraz duygusal sebepten oldu dönüşüm. Ankara Garı patlamasında amcamı kaybettim. Ailemde de çok fazla ‘kaybetme korkusu’ oluştu. Bana ulaşamadıklarında, görüntülü konuşmalarla göremediklerinde tedirginlik oluyordu. Bu sürece onları dâhil etmemek, onları üzmemek için döndüm.”

Aşılması gereken çok sorun var

Burcu, kadınlarla ilgili birçok projeden söz ediyor. Bu arada soru üzerine kadın-erkek eşitliği konusunda düşüncelerini anlatıyor: “Kız çocuklarının okuldan alınarak zorla evlendirildiği, kadınların iş imkânlarının kısıtlı olduğu ve kadına karşı şiddetin günlük hayatın bir parçası haline geldiği bir dünyayı kabullenmek mümkün değil. Hâlâ aşılması gereken pek çok sorun olması çok üzücü. İnanın bunları biraz olsun aşmak için tüm projelerimiz.”

‘Çarpana’ denilen yöntem

Toroslar ilçesi, Darısekisi köyünde Yörük kültürü ile ilgili birçok çalışma yapıyorlarmış. “Mesela eskiden dokunan, hayvanlara yem küspesi olarak yapılan dokumaları kesip günümüz modasına uyarlıyoruz. Telefon çantası, askısı vb. yapıyoruz, çok dikkat çekiyor” diyor. Burcu son olarak “çarpana” denilen bir örgü yönteminden söz ediyor:

Çarpana, bir dokuma tekniğine verilen ad. Başlıca malzemesi yün. Pamuk ve seyrek olarak da ipek kullanılıyor. Eskiden genç anneler bebeklerini taşımak için bellerine sardıkları bezi de bu yöntemle dokuyorlarmış.”

Paylaş:

Benzer İçerikler

Gösterilecek içerik bulunamadı!
İçeriklerimizi kaçırmamak için e-posta bültenimize ücretsiz abone olun!