“Barışa İhtiyacım Var Kadın İnisiyatifi” internet üzerinden “Savaş koşullarında kadın mücadelesi ve dayanışmanın olanakları” başlıklı bir sempozyum gerçekleştirdi. Ateş altında yaşayan Ortadoğu halklarına mensup temsilci kadınların anlattıkları, kadın bedeninin de bir savaş alanı haline getirildiğini ve dayanışmanın önemini ortaya koyuyor.

28 Mart tarihinde yapılan toplantı, Kürt kadın politikacı Sebahat Tuncel tarafından yapılan konuşmayla başladı. Tuncel, “Söyleyecek sözümüz, barışa çözüm geliştirecek gücümüz var” diyerek kadınların mücadele dışına itildiği süreçleri eleştirdi. Kadınların masaya oturtulmadığı ve mücadelede dirsek dirseğe birlikte yürümüş olsalar da, anlaşma süreçlerinde sürecin dışına itildiklerini belirterek, bunun ciddi sorunlara yol açtığını anlatıyor. Tuncel sözlerini “Orta doğunun demokrasi ve özgürlüğe ihtiyacı var. Bu toplantı ne yapabiliriz demek, bir sonraki toplantı ise belki kadın enternasyonalini kurmak için yapılacak” diye bitirdi.

Ezidileri öldürdüler ama bitiremediler
Irak, Şengalli, Ezidi bir kadın ise Ezidilere yönelik saldırıları dile getirerek şöyle konuştu: “Direniyoruz ve hukukun egemen olduğu bir düzen özlüyoruz. Burada yaşananlar bütün dünyayı, tüm toplumları etkiliyor. Bu nedenle herkesin kendini barışın bir parçası olarak görmesi gerekiyor. Savaşta yapılanların hesabı verilmeli. Yıkılanlar yeniden yapılmalı. Adalet kadınlar için de gerçekleşmeli.” İşid’in Ezidilere karşı bir soykırım yaptığını sözlerine ekleyen Ezidi kadın, kadınların kaçırıldığını, cinsel saldırıya uğradığını, kadınları hedef alarak toplumu yok edeceklerini düşündüklerini belirtikten sonra konuşmasını şöyle sürdürdü: “Buna rağmen Ezidi kadınlar ayakta kalmayı başardılar ve kendi haklarının savunucusu oldular. Hala kamplarda yaşıyoruz. Suçluların tazminat ödediğini, cezalandırıldığını da görmek istiyoruz. Soykırım bir insanlık suçu ve hesabı sorulmalı.”
Savaşta en çok kadın mağdur olur
Irak, Mahmur Kampı’ndan bir kadın, Mahmur halkının özellikle de kadınların ciddi zorlanmalar yaşadığını dile getirerek başladığı konuşmasını şöyle sürdürdü: “30 yıla yakındır inanılmaz olaylara tanık olduk. Burada İşid’in yaptıkları, üzerimize uygulanan savaş politikaları, bölge Kürdistan yönetiminin bakış açısı karşısında kadınların nasıl ayakta kaldığı sorusuna tek bir cevabım var: Örgütlü mücadele…”
Kadın haklarıyla ve feodalizmle ilgili sorunların olduğunu, kadınların sürecin neresinde olduklarına dair hazırlık yaptıklarını, toplumun nasıl kurulacağını düşündüklerini, son dönemlerde en önemli sorunlarından birinin de bu olduğunu sözlerine ekliyor.
Siviller silahlanıyor ve bu evdeki şiddete yansıyor
Iraklı komünist bir kadın farklı şiddet türleriyle karşı karşıya kaldıklarını, yasaların çıkarılması için mücadele ederken politik karar süreçlerinin bir parçası olmak için de özel çaba sarf ettiklerini anlatıyor. “Feminist kadınlar 2011’den beri şiddet görüyor, aktivist arkadaşlarımız öldürüldü. Zorluklara rağmen kadınlar savaşıyor ve hapse giren, kaybedilen arkadaşlarımız var. Irak’taki bir başka sıkıntı silahlanma. Siviller silahlanıyor ve aile içinde şiddette silah kullanılıyor. Irak bu savaşlara dahil olursa, kadınlara daha da yansıyacaktır. Maalesef yasal olarak iktidar bizi savaşa sokacak mı sokmayacak mı belirsiz ve biz barıştan yana mücadele ediyoruz. Biz İran’ı ve Filistin’i destekliyoruz.”
Bu kadar silahlandırılmış bir toplumda mücadeleyi sürdürmek zorlaşıyor. Şiddetin daha da artmasından korkuyoruz. Kadınlar arasında Arap, Kürt, Ezidi fark etmeksizin bir ortak ağımız var ve birlikte çalışıyoruz.”
İran rejimine de emperyalistlere de hayır
Toplantıya İran’dan katılan başka bir kadın savaşın Çin ve ABD arasındaki rekabetin sonucu ortaya çıkmış emperyalist bir savaş olduğuna vurgu yaptıktan sonra “Biz hem şeriatçi İran rejimine hem de emperyalistlere hayır diyoruz. Ortadoğu’da yaşanan savaşlar her biri farklı görünse de yekpare bir buhranı işaret ediyor.
Savaşta kadınlar savaşın ve emperyalizmin yarattığı yıkımının göbeğinde yer alıyorlar. Savaş, tecavüzlerin, kaçırılmaların, şiddet unsurlarının daha fazla öne çıktığı bir süreç. Bunu bilmek, tespit etmek yetmiyor. Görüp, anlatarak ve mücadele ederek savaşmalıyız. Kadınları ikincil bir cinsiyet olarak tarif eden bu sistem, ancak kadınlar kendileri için öncü mücadeleler verdiğinde değişecek. İranlı kadınlar ahlaki ve ideolojik olarak rejimi geri adım atmaya mecbur bıraktılar. Ama köklü değişiklikler için İran’da siyasi örgütlenmeye ihtiyaç var. Bu olmadığı sürece rejimi devirmenin imkansz olduğu bir gerçek.”
Savaş ev içi şiddeti artırdı
İran’dan katılan bir başka kadın ise “İran’da hayat bedenlerini, hayatlarını rüyalarını saklamak zorunda bırakıyor kadınları. Savaş sırasında ev için şiddet daha da görülmez hale geliyor ve kadınların yaşadıkları sessizleştiriliyor. Baskı iki katı.” diye anlattıktan sonra hem patriyarkal hem de etnik baskının savaş sürecinde yoğunlaştığına dikkat çekiyor; “Çocuğuyla Tebriz’i terketmek isteyen bir arkadaşım, savaşın, anneliğin ve patriyarkanın kesişiminde bir kültürün tuzağına düşmüş durumda. Kocası istemediği için şehirden ayrılamıyor. Bu kültür erkeklerin son karar verici olmasına karar vermiş. Bir kadın, pazar gecesi karakola sığınmak zorunda kalmış. ‘Savaştayız. Nasıl şikayet edersin kocanı’ deyip evine göndermişler. Eve dön demek bir savaşa dön demek. Militerleşmiş patriyarka, erkekleri koruyor kadınları değil. Farklı etnik gruplardaki kadınlar birbirlerini bulup dayanışmaya başladılar.” Savaşın sadece insanları öldürmediğine hayatı yaşanabilir kılan şeyleri de yok ettiğine vurgu yapıyor; “Savaş sadece tepelerde değil okullarda, yemeksiz mutfaklarda, kadnların şiddetten kaçamadığı evlerde gerçekleşiyor. Kadınların özgürlük dayanışması geleceği korumak için bir vaattir.”
Alevi kadınları susturmak, sindirmek istiyorlar
Suriye Humus’tan kadın hareketi aktivisti bir kadın
Alevi kadınların Suriye’de büyük risk altında olduğunu vurguluyor. “Suriye’deki kadınlar sokakta yürümekten korkuyor. Bütün kadınlar tehdit altında. Çok kişi öldürüldü, çok kişi zarar gördü. Aleviler eski rejimle ilgilendirildiler ve eski olaylardan sorumlu tutuldular. Yaşananların sorumlusu şu anda işbaşında olan hükümet. Kaçırılanlardan birkaçı hamile olarak geri döndü. Kaçırılmalar için resmi bir açıklama yapan herhangi bir kurum olmadı. Alevi kadınlar başörtüsü kullanmaz ama kadınlarımız başörtüsü kullanmaya başladı korkudan. Kadınlar ciddi psikolojik sıkıntılar yaşıyor. Korkuyorlar ve kendilerini güvende hissetmiyorlar.”
Yapılan saldırılar karşısında Alevi kadınların korktukları için resmi kurumlara başvuramadığını, şikayetçi olamadıklarını belirten kadın eylemci, “Bütün olan bitenlerde onların parmağı olduğunu düşünüyoruz. Raporlanamayan kaçırılmalar, eğitime gönderilemeyen çocuklar, başörtüsünü korunmak için kullanmak bizi değiştiriyor.”
Askerlerle değiştirmek için kadınlar rehin alındı
Suveyda’dan bir kadın, Hristiyan mahallelerinde, Dürzilerin yaşadıkları yerlerde, şiddetin devam ettiğini, kadınların kaçırıldığını, cinsel şiddete uğradığını, bazılarının askerlerle değiştirilmek için rehin alındığını, genç kadınlara ailesinin önünde tecavüz edildiğini bazılarınınsa öldürüldüğünü tüm açıklığıyla dile getiriyor. Suveyda’da günlük yaşam hakkında anlattıkları ise savaşın acımasızlığını sözler önünü seriyor:“Memleketimizi terk etmek zorunda kaldık. Suveyda’nın bir kısmı iktidarın elinde, diğer kısmında biz yaşıyoruz. Evlerimizde yaşarken kamp gibi bölgelerde bulduk kendimizi. Okullar barınak gibi kullanıldı, hazır değildik. Dürzi kadınlar birinci günden itibaren mücadele içindeydi. Birbirimize yardım etmekteydik. Bütün vakaları tespit edip yazdık, kayıt altına aldık. Güney Suriye’de hala bombaların atıldığı bir yerde yaşıyoruz”
Savaş koşullarında kadın dayanışmasına vurgu yapan kadın arkadaş, tüm kadınların yan yana gelmesiyle savaşın durdurulabileceğine inandığını belirtikten sonra sözlerini şöyle noktalıyor: “Anti demokratik bir devlet kadını özgürleştirebilir mi? Ne Alevi ne Dürzi ne Kürt kadını yalnız başına bu sistemi değiştirebilir. Ama hepsi biraraya geldiğinde her şey değişebilir. Suriye dışındaki kadın güçlerinin de desteklerini bekliyoruz. Söz hakkı istiyoruz.”
Fotoğraflar: Bianet










