Kelela Mizanekristos, çağdaş R&B’nin sınırlarını genişleten özgün isimlerden biri. Ama onu yalnızca R&B, elektronik müzik ya da alternatif pop başlıkları altında anlatmak yeterli olmaz. Çünkü Kelela’nın müziğinde ses kadar önemli başka meseleler de var: Siyah kadınların görünürlüğü, queer kimlik, arzu, kırılganlık, sınır koyabilmek ve insanın kendisine ait güvenli bir alan kurabilmesi.

10 Temmuz 2026’da yayımlanan üçüncü stüdyo albümü ‘New Avatar’ ile Kelela, bir kez daha kendi sınırlarının dışına çıkmış. Gitarların sesini açmış, müziğini sertleştirmiş ve geçmişte yarım bıraktığı bir hikâyeye geri dönmüş. Shoegaze’in bulanık gitarlarıyla R&B vokallerini, elektronik ritimlerle indie rock’ın gürültüsünü yan yana getirmiş. Ortaya çıkan şey bir tür değişikliğinden çok, Kelela’nın kendi müzikal geçmişini yeniden sarılması.
“Beyaz çanta”
Kelela profesyonel müzik kariyerine 30’lu yaşlarında, yani müzik endüstrisinin özellikle kadınlar için belirlediği görünmez yaş takvimine göre oldukça geç başladı. İlk şarkısını 27 yaşında yazdı. Washington DC’de yaşarken Dizzy Spells adlı indie rock grubunda şarkı söyledi. O dönemki partneri, progresif metal grubu Animals as Leaders’ın gitaristi Tosin Abasi ile karmaşık ritimler ve alışılmadık armoniler üzerinde doğaçlama yapıyordu. Kelela için bu yıllar, şarkı yazmayı kurallardan çok deneme yanılma yoluyla öğrendiği bir dönemdi. O günleri anlatırken kendisini “hata yapacak kadar özgür” hissettiğini söylüyor. Sert, karmaşık ve zaman zaman zorlayıcı seslerin arasında kendi melodisini bulmaya çalıştığını anlatıyor.
Fakat o dönemde içinde bulunduğu indie rock çevresinin hetero homojen beyaz yapısı giderek onu rahatsız etmeye başlamış. Kelela, kendisine benzeyen çok az insanın bulunduğu bu dünyada müzikal merakından değil ama sahnenin kendisinden uzaklaşıyor. Los Angeles’a taşındığında kulüp müziği ve elektronik prodüktörlerle karşılaşması, kariyerinin bildiğimiz yönünü belirliyor. New Avatar albümü ise yıllar önce aralık kalmış eski bir kapının yeniden açılması gibi.
Albümü hazırlarken Kelela geçmişte kendisine adeta başka bir dünyaya aitmiş gibi sunulan gitarları yeniden hayatına dahil ediyor. Bu şarkıları “White Bag” yani “Beyaz Çanta” adını verdiği kişisel bir çalma listesinde topluyor. Bu kez o seslere dışarıdan bakmak yerine onları kucaklayıp yeniden deneyler yapmaya başlıyor. New Avatar’ın ses dünyasını da bolca gitar aldığı kadar elektronik müzik olarak tarifliyor.
Dünyanın Yangınında Arzu
2023 tarihli Raven albümü suyun altında kaydedilmiş hissi veren, içe dönük ve akışkan bir albümdü. New Avatar ise çok daha fiziksel ve dışa dönük. Gitarlar yükseliyor, ritimler birbirine çarpıyor. Kelela’nın sesi bütün bu gürültünün içinde bazen kırılgan, bazen de son derece kararlı.
Albümün yaratıcı ortaklarından biri ressam Janiva Ellis. Siyah figürleri gerçeküstü, tekinsiz ve kimi zaman kıyamet sonrası manzaraların içine yerleştiren Ellis ile Kelela’nın dostluğu müziğe de taşmış.
Birlikte yazdıkları “Idea 1”, Kelela’nın Octavia E. Butler’ın Parable of the Sower romanını okuduğu bir dönemde ortaya çıkmış. Butler’ın iklim yıkımı ve toplumsal çöküşle parçalanmış dünyası, şarkının arka planında dolaşıyor. Ama Kelela büyük bir politik nutuk atmıyor. Dünyanın çözülüşü ile özel hayatındaki çözülüşü aynı kadraja yerleştiriyor. Kelela’nın New Avatar’daki en güçlü taraflarından biri belki de bu: Politik bilincin insanı aşktan, mizahtan ya da hazdan arındırması gerektiği fikrini reddetmesi.
“Point Blank” bunun en açık örneklerinden. Synth’lerin neredeyse silah seslerini andıran bir gerilim yarattığı şarkıda Kelela bir anda bütün ciddiyeti bozuyor. Partnerine dönüyor ve son derece açık, oyuncu, hatta küstah bir arzuyla sesleniyor:
“Can you slut me out… But you can’t stay, don’t start.”

Soykırıma müzik yok!
Kelela’nın politik tavrı yalnızca albümlerin kavramsal dünyasında kalmıyor. Özellikle son yıllarda müzik endüstrisi içindeki konumunu da siyah queer feminist perspektifi üzerinden açık biçimde tarif ediyor.
2025’te Kelela, No Music For Genocide kampanyasına katılan 400’den fazla sanatçıdan biri oldu. Bu tutumunun maddi sonuçları olduğunu da saklamıyor. Politik konularda açıkça konuşmasının ardından bir marka işbirliğinin iptal edildiğini anlatıyor. Bir marka için yapacağı çekimin, sesini yükseltmesinin ardından iptal edildiğini şirketin ödediği parayı dahi geri istemeden projeden çekildiğini söylüyor. Kelela için bu kayıp, geri adım atmak için bir gerekçe değil. Tam tersine, karşısındaki yapının nasıl çalıştığını daha açık görmesini sağlıyor.
Bu tavır aslında kariyerinin başka dönemlerinde aldığı kararlarla da uyumlu. Raven albümü öncesinde birlikte çalıştığı insanlara feminizm ve ırkçılık üzerine hazırladığı bir okuma ve izleme listesi vermişti.
Kelela’nın kariyerine baktığımızda kafiyeli bir akış görüyoruz. Bir müzik alanına giriyor, o alanın sınırlarını fark ediyor ve sonra o sınırları zorlamaya başlıyor.
R&B’yi gece kulüplerinin keskin elektronik sesleriyle buluşturdu. Dans müziğinin Siyah ve queer tarihini hatırlattı. Remix albümlerini yeraltı prodüktörlerine ve farklı queer seslere alan açan kolektif projelere dönüştürdü. Şimdi ise yıllar önce kendisini yabancı hissettiği gitar müziğine geri döndü.
PinkPantheress gibi yeni kuşak sanatçıların Kelela’yı önemli bir referans olarak görmesi de tesadüf değil. Kelela popülere yaslanıp mümkün olan en geniş kitleye ulaşmak yerine, avangart olanın peşinden gitmeyi tercih eden bir şarkıcı. Belki de bu yüzden Kelela’nın müziğinde özgürlük hiçbir zaman soyut bir kavram olarak kalmıyor.
Müzik önerim: https://www.youtube.com/watch?v=xWbjqae1cMI
Albümün tamamı: https://www.youtube.com/watch?v=v-UNQ8fOjJI
Fotoğraf: Kelela Mizanekristos facebook sayfası










