Skip to main contentSkip to footer
Kadın Emeğinin Halleri:

“Kent bir parazit ve kentli insanın dönüşmesi lazım”

Barış akademisyeni Bediz Yılmaz’la 2023 depremleri sonrası buradaki çalışmaları, bu çalışmaların bir deprem kenti olan İstanbul için önemini, İstanbul’un tarihi bostanlarını, kent yaşamının doğa için nasıl bir parazit olduğunu ve alternatif bir kentli yaşamının nasıl kurulabileceğini, meyhaneciliği ve daha birçok başlığı konuştuk.

Güncel

Kadın emeğini ve kültür-sanat üretimlerini görünür kılmak, kadın işçilerin deneyimlerini kayda geçirmek ve feminist bir emek politikası tartışmalarına katkı sağlamak için sesimizi taşıdığımız podcast serimiz “Kadın Emeğinin Halleri”nin 17. bölümü yayında.

Podcast serimizin bugünkü konuğu barış akademisyenlerinden Bediz Yılmaz. Bediz ile 2023 depremleri sonrası buradaki çalışmaları, bu çalışmaların bir deprem kenti olan İstanbul için önemini, İstanbul’un tarihi bostanlarını, kent yaşamının doğa için nasıl bir parazit olduğunu ve alternatif bir kentli yaşamının nasıl kurulabileceğini, meyhaneciliği ve daha birçok başlığı konuştuk. Feryal Saygılıgil soru, Bediz Yılmaz yanıtladı:

“Oraya (Hatay-Serinyol, Yaşam Parkı) bir güneş enerjisi koyduk. Arıtma sistemi zaten vardı. İşte orada çeşitli küçük küçük ekim alanları oluşturduk. Oradaki çocuklarla çok şeyler yaptık. Bir de ekolojik altyapının yanı sıra ekolojik beceri dediğimiz bir şeyin eğitimini verdik orada.”

“Bugün deprem olsa olacak yani onu da biliyoruz, bugün değilse de yarın bir gün olacak. Biz sıradan vatandaşlar olarak kendi gıdamızı mesela güneş enerjisini kullanarak, çıplak güneşi kullanarak nasıl pişirebiliriz? Çok basit malzemelerle nasıl bir basit bir su filtresi yapabiliriz? Nasıl ateşimizi yakabiliriz? Nasıl bir şeyler yani böyle ne bileyim basit sinek kovucu nasıl yapabiliriz? Nasıl gıda üretebiliriz? Veya kendiliğinden yetişen otların yenebilir olanlarını tanıyıp nasıl kendimize yemek temin edebiliriz? Gibi böyle bir ekolojik beceri üzerine bir kitapçık yazdık. Bir kılavuz aslında.”

“İstanbul aslında bir bostanlar şehri. Kendi gıda üretimini özellikle yeşilliklerde çok fazla yapan bir şehir İstanbul. Tabii giderek bunu kaybetmiş yani yoğun kentleşmeyle birlikte. Ama hala tarihi bostanlar var. İşte önemli bir kısmı Yedikule’de surlar boyunca. Yedikule diye geçiyor ama sur boyu Marmara’dan Haliç’e kadar uzanan surun hem dışında hem içinde hem de arasında çok fazla bostanlar varmış. Onların bir kısmı hala var. Aslında var olma mücadelesi veren yerler oralar. Bir de onların kardeş bostanı var Piyalepaşa’da.”

“Afet Parkı kitapçığını yazdığımız arkadaşım Evren Yıldırım’la birlikte biz üç yıldır bir eğitim veriyoruz. Çok yakınlarda online’a döndü o eğitim. Biz daha öncesinde onu yüz yüze veriyorduk. ‘Yeni Kentlinin Ekolojik Yaşam Rehberi’ diye bir eğitim bu. Şöyle bir iddiayla çıkıyor bu. Yani artık kentli dediğimiz şey eskisi gibi var olmayı sürdüremez. Çünkü bunlar çok doğa düşmanı yapılar. Kent böyle bir şey. Kent bir parazit aslında. Kaynak söndüren bir parazit. (…) Kentli dediğimiz insan dönüşmesi lazım.”

“O benim öyle kendimce bir tutkum diyeyim. Şiirleri, şiirlerden yapılmış şarkıları ben çok seviyorum. Özel bir anlam atfediyorum onlara yani. Onların arşivini tutuyorum. Bir on yıldır falan yapıyorum bunu. Müzisyen arkadaşım Serdar Keskin’le birlikte de öyle bir performans çalışmamız var.”

İyi dinlemeler.

https://open.spotify.com/episode/4VUe92Y97pGqe4FeXcdbQd?si=NFfr3-yhTP6mxg65RDynoQ

 

BEDİZ’İN ŞARKI TAVSİYESİ:

https://open.spotify.com/track/281qLIfED8Zx1yBlBronzi?si=kj4W8NfZRTmpj0eIQIT6cg&utm_source=whatsapp

Yazarın Diğer Yazıları

İlginizi Çekebilir

Son Yazılar