Skip to main contentSkip to footer

Kimsesizlik

Feminist teorik tartışmaların politik sonuçlar doğurduğu 15-20 yıl öncesinde, seks işçiliği çok tartışıldı ve geniş bir çevreden de ilgi gördü. Şu sıralarda seks işçileri devletin ciddi bir mali baskısıyla karşı karşıya olmasına rağmen kimse onların hakları ile ilgilenmiyor. Ayşe’nin bu konuda haklı bir sitemi var.

Kadın Emeği

yakın tarihteki bir gelişme üzerine düşünürken fark ettim; son 15-20 yıldır teorik tartışmaların politik sonuçları olmuyor. hatırlayanlarınız vardır, birkaç sene önce seks işçiliğiyle ilgili tartışmalar yürüyordu; bunlar ağırlıklı olarak kendilerini feminist olarak niteleyen kadınlar arasındaydı ama daha geniş çevrelerden katılım ve ilgi de görmüştü. farklı fikirler, bakış açıları ifade ediliyordu ama ortaklaşılan noktalar da yok değildi. bunların başında seks işçiliği yapan kadınların haklarının ve güvenliklerinin korunmasının önemi geliyordu; seks işçiliği kavramını kullanmayanlar da bunun gerekliliğini savunuyordu. yani imkân olup sorulsa, kadem’in dahi bu kadınların anayasayla güvence altına alınan insan haklarının korunmasından yana şeyler söyleyeceğini düşünüyorum.

teori zehir gibi

bence bu tartışma birçok açıdan anlamlıydı. seks işçiliği kadınlara sunulan farklı geçim yollarından biri. uzun bir tarih boyunca özgürlükçü teoriler içinde evlilikle karşılaştırılarak tahlil edildi. ama bugün feminist teori içinde ücretli işlerden biri olarak ele alınıyor. başka işlerden farklı yanları var tabii. zorla çalıştırılma seks endüstrisi içinde başka sektörlerle kıyaslanamayacak kadar yaygın. bu endüstri içinde çalışanlar “başka” hayatlardan dışlanıyor, aşağılanıyor, küçümseniyor. ayrıca karşı karşıya kaldıkları risk ve tehlikelerle ilgili ne toplum ne de devletin kolluğu tarafından korunuyor. bunlar ilk aklıma gelenler. ve bu iş, işlerden biri değil, bir kader olarak dayatılıyor kadınlara. “fuhuş batağı” gibi ifadeler, birbirinden tamamen farklı görüşleri olan politik grupların kelime dağarcığının parçası.

kısa bir parantez açarak şuna dikkatinizi çekeyim. benzer bir şeyi uyuşturucu/uyarıcı maddelerle ilgili görüyoruz; o konuda da farklı politik akımlar ve devlet aynı kavramlarla, aynı şeyleri söylüyor. farklı renklerdeki siyasetin, toplumun dışladıklarını anlamakta, dahil etmekte zorlandığının belirtisi bence bu durum. hatta bunun dert edilmediği bile söylenebilir.

pratik desen sallanmakta

bugün seks endüstrisinin belli formlarının, seks işçileri için işlerinin bütün hayatlarını ele geçiren, kapsayıcı bir “kader” olma durumunu bütünüyle ortadan kaldırmasa bile epeyce değiştirdiğini söylemek yanlış olmaz.

onlyfans bunu bir ölçüde mümkün kılan bir uygulama. kuruluşu 2016’ya dayanıyor, pandemi sırasında büyümüş, 2024’te dört milyondan fazla kayıtlı içerik üreticisi ve 370 milyondan fazla kayıtlı kullanıcı olduğu tespit edilmiş. platform gelirlerin yüzde 20’sini komisyon olarak alıyor. ve kadınlar hatta içerik üreten erkekler için bütünüyle güvenli olduğu söylenemez. geçen haftalarda washington’da bu platforma içerik üretmeye zorlanan kadınların bulunduğu bir eve baskın yapıldı; çoğu abd’ye insan kaçakçıları tarafından getirilmişti. “aracı kurumlar” insan kaçakçılarıyla sınırlı değil. britanya vatandaşı olan bir başka içerik üreticisi kadın, daha güvenli koşullarda daha fazla para kazanacağını vaat eden bir ajansa kaydolduğunu, kısa bir süre sonra buradakilerin tehditlerle hayatını kontrol etmeye çalıştıklarını ve bir süre sonra evine giren adamların onu dövdüğünü anlatmış bbc’ye. seks işi kriminalize edildikçe bu tehlikelerin arttığına şüphe yok.

geçtiğimiz haftalarda türkiye’de onlyfans’a içerik üreten bir grup kadının mülklerine ve banka hesaplarına el kondu, ifadeye çağrıldılar, hesaplarını kapatmak zorunda kaldılar. bu konu ne sol siyasetin ne “duyarlı” kamuoyunun ne de feministlerin gündemine girdi maalesef. içinde “çökme”, “hak” falan geçen cümleler kurulmadı. o kadınlar da kolaylıkla tahmin edebileceğimiz sebeplerle işin üstüne gitmedi. hayat acısıyla, neşesiyle, zorluklarıyla, haksızlıklarıyla akarken teori hâlâ beton gibi gri, diye sitem etsem ters olmaz umarım. çünkü diyebileceğim başka bir şey yok.

fotoğraf: ekonomim

Yazarın Diğer Yazıları

İlginizi Çekebilir

Son Yazılar