Editörden

Asgari ücret ne kadar olsun, saptanması siyasi mi değil mi, işçi sınıfı açısından ücretlerin artması refah getirir mi, yükselmesi kadınların yararına mıdır, neden yararınadır? Asgari ücret komisyonundaki o iki kadın kim, oraya nasıl geldi? Feministler ücret mücadelesinin neresinde? Bu kez sorular soralım dedik.
Kapitalizmin sınırsız kâr hırsıyla doğayı tahrip etmesi küresel ısınmaya, o da aşırı sıcaklara yol açtı. İşçi sağlığı ve iş güvenliği tedbirlerinin hiçe sayıldığı ülkemizde, sıcağa bağlı beyin kanaması geçiren PTT işçisi Berran Özen Kırmızıgül arkadaşımız, yaşam mücadelesi veriyor. Bu, önlenebilirdi. Hükümetten sendikalara herkesin yapması gerekenler var.
Pandemi sonrası gelişen yaşlı düşmanlığı atmosferinde, emekli aylıkları sağ hükümetlerin gözüne batmaya başladı. Emeklilik yaşı yükseltilip aylıklar düşürülürken, süreçten en zararlı çıkan kadın emekliler eylemlerde başı çekiyordu. O halde emekli kadın deneyimleri de feminizmin konusu haline gelmeli artık.
Bu yıl 8 Mart’ta kadınlar olarak yas, isyan ve mücadele azmiyle sokaklardayız. Depremde on binlerce insan yaşamını yitirdi. Bunun bir doğa olayı değil, insan eliyle işlenen cinayet olduğunun farkındayız. Birbirimizin aklına, duruşuna, mücadele azmine ve bunların birleştirilmesine; feminist politikaya her zamankinden daha fazla ihtiyacımız var…
AKP, 2018 seçimlerinde kadınların işgücüne katılım oranını yüzde 41’e yükselteceğini söylemişti. Bugün TÜİK verilerinde bile bu oran yüzde 31,7 civarında. 20 yıldır uyguladıkları kadın emek piyasalarını esnekleştirme politikalarının sonucu, zirveye çıkan genç kadın işsizliği oldu.
Asgari ücreti, kadın ücretlerini tartışırken sınıf dahilindeki toplumsal cinsiyet temelli iktidar ilişkilerini bir kenara atarsak, küresel kapitalizmi ayakta tutan kadınların devasa ücretsiz emeğini de gözden kaçırmış oluruz. Bu da “son tahlilde” sınıfın da zararınadır.
Yeni kurulan sendikalarda, başlangıçtan itibaren yönetimlerde yer alıyorlar. Grup örgütlenmeleri oluşturuyorlar. Büyük sendikalarda kadın çalışmalarını kurumsallaştırmaya çalışıyorlar. Sendikalarına rağmen kadınlar üye olmaya, aktif çalışmaya devam ediyorlar. Bu kadar dirençten bir şeyler çıkacak gibi görünüyor.
Kadınların sendikal yönetimlerde yer alması için çok çalışmaları, örgütlenme çalışmalarında daha çok yer almaları, erkeklerden bir şey istememeleri gerekiyormuş; oysa kota, eşit temsil, eşbaşkanlık yıllardır sendikalarda mücadele veren kadınlar sayesinde var, sendikalı erkeklerin bir lütfu değil…
İçeriklerimizi kaçırmamak için e-posta bültenimize ücretsiz abone olun!