Merhaba

Paylaş:

Kadın emeği, daha doğrusu kadının ücretli emeği biz feministlerin üzerinde uzunca düşünüp, düzenli politika ürettiği bir alan olamadı.  Bu eksiklik üzerine kafa yoran farklı feminist yönelimlere sahip kadınlar olarak pandemi öncesinde bazen üçlü, bazen beşli gruplar halinde bir araya gelerek neler yapabiliriz? Hak merkezli bağımsız feminist bir örgütlenmeye gitsek mi, bunun biçimi ne olur, altından kalkabilir miyiz? diye tartıştık, düşündük. 19, yüzyılın ikinci yarısından itibaren İngiltere’de, Amerika’da görülen kadın sendikaları bir yana hali hazırda da Nikaragua’dan G. Kore’ye, oradan da Hollanda’ya dünyada bu tür örgütlenmelerin örnekleri vardı.

İki tane geniş katılımlı toplantı yapabildik, yapabildik diyoruz, çünkü araya pandemi girdi ve dünyamız her açıdan alt üst oldu. Bu toplantılardan ilkinde aldığımız kararlardan biri de “Kadın İşçi” isimli bir internet gazetesi hazırlamaktı. İşi yürütmeye istekli epey bir kadın vardı aramızda. Eylem haberciliği de yapalım istiyorduk ama kapanma durumu habere ulaşma, alana çıkma, olanaklarını da elimizden almıştı büyük ölçüde, çoğumuz işi gücü olan kadınlardı bir taraftan da.  Koca bir kış ve yaz böyle geçti.

Hatır gönül yok

Sonunda harekete geçebildik.  Kimiz biz? Yukarıda belirttiğim gibi birbirini tanıyan çeşitli eğilimlerden bağımsız feministleriz, içimizde gazeteciler de var, öğretim üyeleri de, işçiler de, sendikacılar da, öğrenciler, hemşireler, sağlıkçılar da.  Siyasi partilerden, sol yapılardan, sendikalardan, sendika şubelerinden bağımsız bir habercilik yapmak istiyoruz. Bağımsızız ama tarafsız değiliz, emeği sömürülen, değersizleştirilen, görünmeyen kadınlarız ve içinde bulunduğumuz bu kesimden yanayız. Sırtımızda yumurta küfesi olmadığı gibi hatır gönül de dinlemeyiz,  kadın emeğini değersizleştiren, işyerlerinde ya evlerde kadınlara şiddet uygulayan yapılar, kurumlar, kişiler ister oy verdiğimiz partiler isterse de üye olduğumuz yapı ve sendikalar olsun bizim mücadele alanımıza giriyor. Ama toplumsal cinsiyet temelli her türlü ayrımcılıkla mücadele eden ya da bu konuda çaba harcayan sendikaların, siyasi partilerin yapıp ettiklerine de gözümüz kapalı değil…

Ücretli emek alanında önem verdiğimiz konuların başında, sendikaların ve sol siyasi yapıların ihmal ettiği örgütlenme, kadın işçi sağlığı ve iş güvenliği ve ücret geliyor… Bölümlemeleri de öyle yaptık. İlk sayımızla karşınızdayız. Kadın işçilerin yapmış olduğu eylemler de yer alıyor, dergimizde, ulusötesi kadın işçi örgütlenme deneyimleri de, sinema, şifacı gibi keyifli köşelerimiz de var, işçi sağlığı ve iş güvenliği köşelerimiz de. İşyeri hekimimiz Vahide Bilir, sorunları olası çözümleri anlatacak, köşesinde.

Buralardayız

Linda Briskin, sendika içi kadın örgütlenmelerini ve bu yapıların feminist hareketle bağlantılarını anlatırken, Nuran Gülenç de Birleşik Metal- İş’teki örgütlenme deneyimine değiniyor. Pandemi ücretli çalışma alanlarını daha da güvencesiz hale getirirken, evdeki iş yüklerini de arttırdı,  sağlık ve market çalışanı kadınlar bu sürecin görünmeyen, değerleri bilinmeyen emekçileri oldular. Onlarla geniş söyleşiler yaptık. Bedenimiz bölümünde kürtaj söyleşisini, ücrette ise kadın erkek arasındaki ücret uçurumunu hesaplayarak gündeme getiren Emel Memiş söyleşisini atlamayın, deriz… Sinemanın kadınlarını kadınların sineması köşesini ise H. Sevim Işık hazırlıyor, bizler için. Benim hikayem senin hikayen de kendi hikayelerimizi anlatıyoruz.

Haklarımız köşesini ise hukukçu arkadaşlarımıza emanet ettik. Evet, artık buralardayız. Kadın İşçi’nin, ücretli emeğimize ilişkin sorunların ve çözüm önerilerinin tartışıldığı bir platform olmasını diliyoruz. Bu alanda aklınıza ve başınıza gelen iyi ve kötü, çözebildiğiniz veya çözüm aradığınız her şeyi bizimle paylaşabilirsiniz. Bekliyoruz.

Paylaş:

Benzer İçerikler

Yeni kurulan sendikalarda, başlangıçtan itibaren yönetimlerde yer alıyorlar. Grup örgütlenmeleri oluşturuyorlar. Büyük sendikalarda kadın çalışmalarını kurumsallaştırmaya çalışıyorlar. Sendikalarına rağmen kadınlar üye olmaya, aktif çalışmaya devam ediyorlar. Bu kadar dirençten bir şeyler çıkacak gibi görünüyor.
Kadınların sendikal yönetimlerde yer alması için çok çalışmaları, örgütlenme çalışmalarında daha çok yer almaları, erkeklerden bir şey istememeleri gerekiyormuş; oysa kota, eşit temsil, eşbaşkanlık yıllardır sendikalarda mücadele veren kadınlar sayesinde var, sendikalı erkeklerin bir lütfu değil…
Asgari ücretin toplumsal cinsiyet boyutu var. Kadınlar emek piyasalarının en düşük ücretli çalışanları olduğu ve kadın erkek ücretleri arasında ciddi bir makas bulunduğu için asgari ücret bizim açımızdan daha önemli. Varlığı, bir miktar denge sağlayabilir. Ama patriyarka ortadan kalkmadan gerçek ücret eşitliğine ulaşmak da mümkün görünmüyor.
Geçtiğimiz günlerde Madagaskar’da tekstil, ayakkabı, deri sektöründen sendikacılar bir kadının başkanlığında toplanarak Covid sonrasında “sendikal örgütlenme dinamikleri”ni tartıştı, kararlar aldı. Bizim sendika kişilerinin uzun zamandır gündeme getirmedikleri iç örgütlenmeye dair pek çok mesele herkesin önünde masaya yatırıldı. Bu vesileyle “iç meselelere, sendikal sırlara” bakalım dedik.
İçeriklerimizi kaçırmamak için e-posta bültenimize ücretsiz abone olun!