İşverene ve devlete güvence: İşsizlik Sigortası Fonu

1999 yılında çıkarılan 4447 Sayılı İşsizlik Sigortası Kanunu’yla işsiz kalan ve belirli şartları taşıyan işçilere 6-10 ay arası işsizlik ödeneği verilmesi düzenlemesi getirildi. Aradan geçen 22 yıllık sürede fon amacına aykırı bir biçimde, işverenlere teşvik ve devlet projelerinin desteklenmesinde kullanıldı. Arkadaşımız Olcay Korkmaz üç yazılık bir diziyle işsizlik sigortası meselesini inceliyor.
Paylaş:

İŞSİZLİK SİGORTASI-1

Olcay Korkmaz    avolcaykorkmaz@gmail.com

1999 yılında çıkarılan 4447 Sayılı İşsizlik Sigortası Kanunu’yla işsiz kalan ve belirli şartları taşıyan işçilere 6-10 ay arası işsizlik ödeneği verilmesi düzenlemesi getirildi. Aradan geçen 22 yıllık sürede fon amacına aykırı bir biçimde, işverenlere teşvik ve devlet projelerinin desteklenmesinde kullanıldı. Arkadaşımız Olcay Korkmaz üç yazılık bir diziyle işsizlik sigortası meselesini inceliyor.

İşsizlik Sigortası Yasası’nın genel gerekçesinde, çağımızın modern devletlerinde vatandaşların en önemli haklarından birinin de sosyal güvenlik hakkı olduğu, sosyal güvenlik hakkının değişen toplum yapısı ve sosyal ilişkiler ağı içerisinde gittikçe gelişen ve önem kazanan kavramların başında geldiği ifade edilmiştir. Devamında sosyal güvenlik kuruluşlarının en önemli sorunu içinde bulundukları finansman darboğazı olduğu, Sosyal Sigortalar Kurumunun kendi kaynaklarına dayanarak hizmet sunması imkânsız hale geldiği, Kurumun aktif – pasif dengesinin bozulduğu ve kaynakları zaman içinde tükendiği tespitlerine yer verilmiştir

Yine gerekçede ülkemizde ise hızlı nüfus artışı, köyden kente göç ile sanayi ve hizmetler sektörünün yeterince gelişmemesi gibi nedenlerle, temelde yapısal bir işsizlik sorunu olduğu belirtildikten sonra çeşitli nedenlerle işini yitirenlerin sayısı da giderek arttığı ifade edilmiştir. Gelir ve ücret düzeyinin düşüklüğü nedeniyle tasarruf olanaklarının az olduğu ülkemizde kısa süreli işsizlik halleri dahi yaşamsal açıdan tehlikeli bir hal aldığından gelir güvencesi sağlamanın büyük önem taşıdığı belirtilmiştir.

Gerekçenin sonuç bölümünde ise; işsizlik sigortasının çalışma yaşamımıza getirilmesi hem sosyal devlet ilkesinin, hem de çağdaş ve demokratik dünya ile bütünleşme hedefimizin bir gereği olarak düşünülmekte denmiştir.

Amacına Aykırı Kullanılıyor

Tüm bu tespitlere karşın bugüne kadar çıkarılan sayısız yasa ile İşsizlik Sigortası Fonunda biriken paralar, işsizlere ödenmek yerine istihdamı artırma gerekçesi ile işverenlerin sigorta primlerinin devlet tarafından ödenmesinde kullanıldı veya GAP projesi gibi devlet yatırımlarında kullanılmak üzere genel bütçeye aktarıldı. İşverenlere işsizlik ödeneği alanları işe almaları, kadın ve genç işçi istihdam etmeleri halinde prim teşviki getirildi. Fon bu tür gerekçeler ile kurulduğu günden bugüne kadar devlet ve işverenler tarafından yağmalandı.

Pandemi döneminde ise yapılan düzenleme ile kısa çalışma ödeneğinden yararlanan veya ücretsiz izne çıkarılan ve nakdi ödeme desteği verilen işçilerin; işyerindeki kısa çalışmanın veya ücretsiz izinin sona ermesi ve tekrar çalıştırılmaları durumunda,  SGK işçi ve  işveren paylarının tamamı işsizlik sigortası fonundan karşılanacak. Yani işçiden SGK primi kesilecek ve bu işverene teşvik olarak verilecek.  İşveren prim ödemesi yapmadığı gibi ödemesi gereken miktar ile işçiden kesilen miktarı, işsizlik sigortasından teşvik olarak alacaktır.

Anayasa ve Yasaya Aykırı

Kanun kapsamında, sigortalı işsizlere, işsizlik ödeneği verilmesi, 5510 sayılı Kanun gereği ödenecek sigorta primlerinin ödenmesi, yeni bir iş bulma ve meslek geliştirme, edindirme ve yetiştirme eğitimi verilmesi Fonun asıl amacıdır.

4447 Sayılı Kanun’un 53. maddesinde Fonun kanunda belirtilen görev ve hizmetler için malî kaynak sağlamak, piyasa şartlarında kaynakları değerlendirmek, kanunun öngördüğü ödemelerde bulunmak üzere kurulduğu belirtilmiştir.

Yine 53. maddenin 4. bendinde “Bu fon bütçe kapsamı dışında olup, gelirlerinden hiç bir şekilde kesinti yapılamaz ve Genel Bütçeye gelir kaydedilemez.” denmektedir. Bu şekli ile fon gelirlerinin işverenlere veya devlet projelerine aktarılmasına ilişkin yapılan değişiklik hükümleri Anayasa’nın yanı sıra Kanunun maddelerine ve ruhuna da aykırıdır.

4447 Sayılı İşsizlik Sigortası Kanunu ile işten çıkarılan işçilere kısa süre (en az 6 en çok 10 ay)  ödenek verilmektedir. İşten çıkarılan işçilerin, işsizlik ödeneğinden yararlanabilmeleri için öncelikle fesih sebebinin yasada sayılan sebeplerden biri olması, işçinin belli prim koşullarını tamamlamış olması ve 30 gün içinde kuruma başvurmuş olması şartları aranmaktadır. Kayıt dışı çalışmanın yaygın olduğu ülkemizde primi ödenmeyen işçi ödenekten yararlanamamaktadır.

İşçiye bürokratik engeller

Hiç işe girememiş işsizlere tanınmayan bu hak, sadece sayılan koşullara sahip var olan işini kaybeden işçilere tanınmaktadır. İşçilere, ödenek kısa süreler için ve düşük miktarlarda ödenmekte olup ödenek verilirken de birçok bürokratik engel çıkarılmaktadır. Ödenek almak isteyen işçilere çıkarılan bu yasal engeller, bu işçilerin çok az bir kısmının fondan yararlanmasına neden olmaktadır.

“Sosyal Devlet” ilkesinin bir sonucu olarak sosyal adaletin sağlanması için hızla artan işsizliğe çare olması gereken İşsizlik Sigortasından neredeyse bir tek işsizler faydalanamaz olmuştur.

Hükümet, istihdamı arttırmak gerekçesi ile işverenlere teşvikler veya devlet yatırımları için, İşsizlik Sigortası Fonunun aktüerya dengelerini sarsacak ve işsizlik ödeneklerini karşılayamaz hale getiren düzenlemeler yerine işçilerin ödenek almasını kolaylaştıracak tedbirlere başvurmalıdır.

Paylaş:

Benzer İçerikler

Yoksulluğun derinleştiği, bu dönemde 6. Yargı paketi içerisinde nafakanın süreli olması yine gündeme geldi. Cebimizdeki 20 lira 1 lira oldu bu sorun olmadı ama evlilik boyunca ev icinde ücretsiz emek harcamış kadınlara verilen komik rakamlar yine sorun oldu. Nafaka konusunda mevcut yasal düzenlemeler şu an için önemlidir ve yeterlidir. Herhangi bir değişikliğe gerek yoktur.
Uzun ve zorlu bir yaz döneminden sonra Ekonomi Bizim (de) Meselemiz yazılarımıza tekrar başlıyoruz. Bu haftaki konuğumuz Ümran Keskin… 
Kurum tarafından işsizlik ödeneğine hak kazananlara işsizlik ödeneği verilmesinin yanı sıra bu kişilerin genel sağlık sigortası primleri de kurumca ödenmektedir. Ayrıca ödenek alanlara yeni bir iş bulma ve meslek geliştirme, edindirme ve yetiştirme eğitimleri de verilmektedir. 
TÜİK (Türkiye İstatistik Kurumu) de güncel rakamları açıkladı. Biz de işsizliği bizim meselemiz olarak tartışalım istedik. Sözümüz uzunca oldu bu kez; hem zor bir konu hem de daha konuşmadığımız çok yönü var. İşsizlik nedir? Nasıl ölçülür? Neden ortaya çıkar ve kadınları nasıl etkiler? Ortadan kaldırmak için neler yapılmalı? Sorularını yanıtlamaya çalışırken yazımız uzadı.
İçeriklerimizi kaçırmamak için e-posta bültenimize ücretsiz abone olun!