Kadınlar üç, beş çocuk doğurmamış

"TÜİK’in 2023 yılı Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi Sonuçları araştırmasına göre doğurma oranları düşmüş. Neden hayat pahalılığı olarak açıklansa da bunun yanı sıra evlenmeme, daha geç yaşta evlenme, az sayıda çocuk yapma ve çocuk yapmama gibi gerekçeler de unutulmamalı.
Paylaş:
Gülfer Akkaya
Gülfer Akkaya
akkayagulfer@gmail.com

İzel’in en güzel şarkılarından biridir “Kızımız olacaktı” adlı şarkı. Dinledikçe daha bir güzelleşir şarkı. Giden sevgilinin ardından kırgın ama isyankar tonda, verilen sözü anımsatmak için sorar geride kalan “Kızımız olacaktı, gittin” diye “Kızımsız yollardayım” diye biter şarkı.

Türkiye İstatistik Araştırma Kurumu, namı diğer TÜİK’in 2023 yılı Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi Sonuçları araştırmasını okuyunca aklıma bu şarkı geldi.

İktidarda olduğu süre boyunca kürtaj karşıtlığı yapan ve üç, beş, hatta yedi çocuk doğurun diye kadınlara seslenen Erdoğan’ı belli ki kadınlar duymazdan gelmiş. 6 Şubat 2024 günü yayımlanan TÜİK araştırma sonuçları böyle diyor. Hatta sadece 2023 yılında duymazdan gelmekle kalmamış kadınlar. Araştırmada 2007 ile 2023 arası yılların verileri yer almış. Ve bu yılları yansıtan tabloya göre ilk yıllar genel olarak doğurma oranları birbirine yakın, yatay halde gitmiş. Sonrasında ise doğurma oranları aşağı doğru seyretmiş.

Medyada doğurma oranlarının düşüş nedeni daha ziyade hayat pahalılığı gerekçesi ile açıklansa da yanı sıra evlenmeme, daha geç yaşta evlenme, az sayıda çocuk yapma ve çocuk yapmama gibi gerekçeler de unutulmamalı.

Erkeklerin üçte biri, kadınların dörtte biri hiç evlenmemiş

“Patriyarkaya karşı adı konmamış gizli bir direniş mi var!” diye düşündürten hiç evlenmeyenlerin oranı özellikle ilgi çekici. Ancak hiç evlenmemişlerin yaş grubu hakkında bilgi yok.

Araştırmaya göre 2022 yılında hiç evlenmeyen kadın oranı 24,6 iken, erkeklerde bu oran 32,6. 2023 yılı oranları kadınlar için 24,7 iken, erkeklerde 32,7. Bir yıl arayla kadın ve erkeklerde iç evlenmeyen oranı çok az da olsa artmış. Elbette nedenlerini bilmek ve üzerinde düşünmek feminist politika açısından çok önemli. Bu haliyle bile hiç evlenmemiş olma lüksüne erkeklerin kadınlardan daha fazla sahip olması birçok şey anlatıyor. Ayrıca ülke erkeklerinin neredeyse üçte biri, kadınların da neredeyse dörtte biri hiç evlenmemiş. Üstelik oranlar 2022 ve 2023 yıllarına göre artarak devam etmiş.

Kadın ve erkeklerin birbirine bağımlılığı azaldıkça evlilik oranlarının daha düşeceği, hiç evlenmemiş kişilerin oranın artacağı bilinen gerçek. İktidarın her fırsatta yaptığı aile vurgusu toplumdaki bu değişimle ilgili.

Nüfus yaşlanıyor

Araştırmaya göre Toplam Yaş Bağımlılık Oranı düşüyor. Kadınlar açısından önemli bir başlık bağımlılık oranı başlığı. Çünkü bu başlık kadınlar için eviçi bakım emeği demek. 2023 yılında çocuk oranı azalırken yaşlı oranı artmış. Aynen alıyorum:

Çalışma çağındaki birey başına düşen çocuk ve yaşlı birey sayısını gösteren toplam yaş bağımlılık oranı, 2022 yılında %46,8 iken 2023 yılında %46,3’e düştü.

Çalışma çağındaki birey başına düşen çocuk sayısını ifade eden çocuk bağımlılık oranı, %32,3’ten, %31,4’e gerilerken, çalışma çağındaki birey başına düşen yaşlı birey sayısını ölçen yaşlı bağımlılık oranı ise %14,5’ten %15’e yükseldi. Diğer bir ifadeyle, Türkiye’de 2023 yılında, çalışma çağındaki her 100 kişi, 31,4 çocuğa ve 15 yaşlıya bakmaktadır.”

Sosyal devletin olmadığı ülkemizde çocuk ve yaşlı bakımının evlerde ve en çok kadınlar tarafından yapıldığının itirafıdır alıntının son cümlesi.

Önümüzdeki yıllarda ülkenin en önemli başlıklarından biri yaşlılık olacak. Çünkü insanların ömürleri yükselirken yaşlıların bakımı, yaşlı sağlığı, yaşlılık ücretleri ve emeklilik maaşlarının düşüklüğü gibi temel konularda iktidarın hedefinde sorunları çözen plan programlar yok maalesef.

Yaşlılık hâlâ yoksulluk ve bağımlılık olarak algılanıyor ve iktidar bunun devamı olacak politikaları sürdürme gayreti içinde.

İktidar ücretli alanda erkeklerden çok daha az sayıda kadının çalıştığını, ücretli çalışan kadınların tamamının emeklilik hakkı kazanamadığını, emeklilik hakkı kazanan kadınların erkeklerden daha düşük ücretler aldığını görmezden gelmekten vazgeçmeli. Yaşlılıkta da kadınların sorunlarının daha fazla olduğunu kabul ederek acilen bu sorunları çözecek politikalar üzerinde çalışmalılar.

Yaşlılık döneminin başta sağlık açısından zor ve sıkıntılı bir dönem olmayabileceği, ekonomik ve sosyal açıdan kimseye bağımlı kalmadan yaşanabileceği farkındalığının yaratılması önemli. Bu yaşlılar kadar onların yakınları ve toplum için de bağımlılıktan kurtulmak anlamına geliyor.

Ayrıca kaliteli yaşlılık hakkını savunmak için yaşlı olmaya gerek yok. Unutmamak gerekir ki bugünün gençleri yarının yaşlıları.

Fotoğraf: Gazete Kadıköy

Paylaş:

Benzer İçerikler

“En radikal değişimler günlük hayatımızda, günlük pratiklerimizde yaşanan değişimlerdir. Kadınların yalnız yaşama isteği, aile ortamından çıkma, hiç olmazsa evlenmek zorunda olmayan kadınlar için evlenmeden yaşama alternatifleri yaygınlaştıkça evlerin patriyarkadan arınması da artacak.”
Ülkenin nüfusu giderek yaşlanırken bu soru önemli. Feministler, devletin ve sermayenin yaşlı bakımına dair yeni sömürü politikalarını teşhir ederek karşı politikalar üretip, bunları siyasetin ana meselesi haline getirmeyi hedeflemeli. Önümüzdeki yıllarda yaşlı nüfus önemli bir başlık olacak. Şimdiden hazır olalım.
İstanbul Sözleşmesi’ne sahip çıkmayan Bakanlık, sözleşmeden çıkılmasını 6284 sayılı yasaya gönderme yaparak “Elimizde yasa var” diye savunurken şimdi arkasına saklandıkları o yasanın da hedefte olduğunun farkındadır herhalde.
Evli ya da bekâr fark etmez, kadınların tek başına plan yapma, tatile gitme hakları var. Bu bir ihtiyaç. Aileden, erkeklerden, çocuklardan ayrı zaman geçirmeli, kafa dinleyebilmeli, sırf kendisi için bir şeyler yapmanın tadına varmalı, bu özgürlüğü yaşayabilmeli.
İçeriklerimizi kaçırmamak için e-posta bültenimize ücretsiz abone olun!