Türkiye’de ultra zengin ve ultra yoksul sayısı artıyor

“Emek düşmanı politikaların tercih edilmesi sonucunda sadece ultra zenginlerin ve zenginlerin sayısı artmıyor, ultra yoksullar ve yoksulların sayısı da artıyor. Diğer bir deyişle onları zenginleştirmek için aktarılanlar bizden çaldıkları. Bunun herkes farkında. Sayıları her geçen gün artan yoksullar da.”
Paylaş:
Gülfer Akkaya
Gülfer Akkaya
akkayagulfer@gmail.com

AKP-MHP ittifakında sadece en düşük emekli aylığı olan 10 bin lira değil, en yüksek emekli aylıkları da açlık sınırı olan 61 bin liranın altında. Açlık sınırı yükselmeye devam ettikçe en yüksek memur emekli aylığı alanlar da bu sınırın altı istikamete doğru seyre başlamış görünüyor. Oysa Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan Kasım 2023 tarihinde yani seçim öncesinde çalışanlar ve emeklilerle ilgili basına açıklamaları yaparken “Tüm vatandaşların yaşam standartlarını yükseltecek, insan onuruna yakışır yaşam seviyesine ulaştıracak önemli adımlar atma niyetinde oldukları” müjdesini veriyordu. Bununla yetinmeyip söylemini açarak kimleri kast ettiğini açıkça beyan ediyordu. “Emekli, kamu görevlisi ve işçiler olmak üzere hiçbir kesimi enflasyona ezdirmeyeceğiz” diyordu.

Peki ne oldu?

Bakan’ın saydığı tüm kesimler enflasyonun altında ezildikçe eziliyor. Açlık, yoksulluk adeta hayatın parçası oldu. Yapıştı kaldı emekçilerin, sabit ücretle geçinenlerin üzerine. Çünkü ücretler düşük. Ücretlere yapılan ya da yapılmayan zamlar, ek destekler, işçilerin ücretlerini güçlendiren kazanılmış hakların gaspı, emekçiden çalınması ücretli çalışanları yoksullaştırdıkça yoksullaştırdı.

Vergi yükünün çok yüksek oranda emekçilere yüklenmesi ayrıca bir sömürü aracı olarak devam ediyor.

Türkiye’de açlık sınırı 18 bin 969 lira, yani 19 bin iken, yoksulluk sınırı 61 bin 789 bin lira. Asgari ücret 17 bin 2 lira. En yüksek ve en düşük emekli aylığı alan emeklilerin tamamı yoksulluk ve açlık sınırları altında yaşıyor; bu milyonlarca insan demek.

Türkiye’de 2024 yılı itibariyle ücretli çalışanların yani işçi ve emekçilerin sayısı 15,1 milyon. Bunların yaklaşık yarısını oluşturan 7,5 milyonu asgari ücretle çalışıyor. İstatistikleri oluşturan bu sayıların gerçek hayattı yansıtmadığı da bir gerçek. Banka hesabına yatan asgari ücretlerin bir kısmının elden patrona geri ödendiği sır değil.

Kısaca gelinen noktada görülüyor ki Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı çalışanları ve kamuoyunu kandırmış. Elbette oy için. Seçim öncesi partisi için oy avcılığı yaparken işçileri, emeklileri, emekçileri kandırmaktan çekinmemiş.

2024 yılının ikinci yarısında asgari ücrete yapılması gereken zammı yapmamak için bakanı kendisi, Mehmet Şimşek ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan adeta yeminli.

Yüzde 80 daha yoksullaşıyor

Peki nasıl bu kadar yoksullaştık? İktidarın emek düşmanı politikaları nedeniyle.

AKP’nin sermaye yanlısı ekonomi politikaları, yeni zenginler sınıfı yaratan para politikaları ücretli çalışanları soyup yoksullaştırdığı gibi sermaye aktarımına neden olan para politikaları bir yandan da küçük burjuva ve orta sınıfı oluşturan kesimlerin birikimlerini gasp etmekte.

Konumuza dönersek ülkede yüzde 80 oranındaki dar gelirlinin geliri sürekli düşüyor. Dar gelirliye ödenmeyenlerin gittiği adres zenginlerin oluşturduğu yüzde 20’lik kesim.

Üstelik yüzde 20’lik bu kesimin yüzde 1’lik kısmını obezleşerek zenginleşmiş ultra zenginler sınıfı oluşturmakta. Sayıları her yıl artıyor.

İngiliz Gayrimenkul danışmanlık firması Knight Frank’ın 2024 yılı raporuna göre 30 ülkeyi kapsayan araştırmada dünyada ultra zenginlerin sayısı artmış. 30 ülke arasında ultra zengin sayısı artan ilk ülke Türkiye. Artış oranı yüzde 9,7.

“Türkiye’yi yüzde 7,9 ile ABD, yüzde 6,1 ile Hindistan takip etti.”

Dünyada ve Türkiye’de ultra zengin sayıları artıyor. Aynı şekilde dünyada ve Türkiye’de yoksuların sayısı da katlanarak artıyor. Yoksulluğun artmasının nedeni zenginler kulübünün daha da zenginleşmesi. 

Onların zenginleşmesinin nedeni emekçilerden, çalışanlardan çalınanların sermayeye aktarılması. Ve bir soygun aracı olan para politikaları.

İşçi ve emekçilerin yoksulluğu kader değil, siyasi politikaların ta kendisi. AKP iktidarında çalışanların, kadınların, gençlerin daha yoksullaşması, açlık koşullarında yaşaması AKP yalanı olan kaynakların yeterli olmaması ile ilgili değil, kaynakların kimlere aktarıldığı ile ilgili. Diyanete, sermayeye, dinci yapılara ve yandaşlara aktarılan kaynaklar, bir tercih olarak çalışanlara, emekçilere, kadınlara aktırılmıyor.

AKP’nin işçi ve emekçilerden, işsizlerden, kadınlardan, gençlerden çaldıkları sermayeye ve iktidar yanlısı kesimlere sınırsızca  aktarıldığı için ultra zenginler sayısı her yıl artıyor.

Emek düşmanı politikaların tercih edilmesi sonucunda sadece ultra zenginlerin ve zenginlerin sayısı artmıyor, ultra yoksullar ve yoksulların sayısı da artıyor. Diğer bir deyişle onları zenginleştirmek için aktarılanlar bizden çaldıkları.

Bunun herkes farkında. Sayıları her geçen gün artan yoksullar da.

Kaynaklar:

https://www.dunya.com/ekonomi/isikhan-asgari-ucretlinin-sayisi-surekli-abartiliyor-haberi-709779#:~:text=s%C3%B6z%20konusu%20olacak.-,Asgari%20%C3%BCcretlinin%20say%C4%B1s%C4%B1%20s%C3%BCrekli%20abart%C4%B1l%C4%B1yor.,’t%C4%B1r.%22%20bilgisini%20verdi.

https://www.ntv.com.tr/ntvpara/ultra-zengin-sayisi-en-cok-turkiyede-artti,T4SknwNA70SAg9QG8-vfnQ

Fotoğraf: Jin Dergi

Paylaş:

Benzer İçerikler

“Kelimenin tam anlamıyla nefes alamıyoruz çünkü ne hukuki ne sosyal ne toplumsal ne ekonomik açıdan dayanabilecek gücümüz kalmadı. İktidarı gönderme konusunda halk muhalefet partilerinin önünde. Muhalefet partilerinin daha güçlü muhalefet yapması için bekleyecek takat de zaman da yok. Geçinemiyoruz. Cüzdanımızda para yok ama öfke çok.”
“Biliyoruz ki zor olan bekar anne olmak değil. Bekar anneliği zorlaştıran boşanınca nafaka ödemek ve babalık görevlerinden feragat etmek dahil, erkeklerin her türlü sorumluluklarından kaçması ve devletin erkeklere mevcut kanunları uygulamayarak destek olması, üstüne sosyal devlet olmaktan kaçınması.”
“Evlerde kadın emeğini karşılıksız sömüren erkek efendilere ve işyerinde cinsiyetçi sömürü ile kadın emeğini katmerli sömüren patronlara karşı feministler ve kadınlar 1 Mayıs alanında en yüksek tonda seslenecek: ‘Patronsuz, efendisiz bir dünya istiyoruz, kuracağız!’”
“Orta yaşa gelmiş perimenopoz ve menopoz dönemine girmiş olan kadınlar bu dönemlerini nasıl yaşıyor? Kim ya da kimlerden destek alıyor? Daha önemlisi destek alıyor mu? Hastaneden randevu almanın bile başarı sayıldığı sağlık sisteminde bugün değilse yarın perimenopoz ve menopoz başlıklarını görmek elbette imkânsız değil. Ama hep olduğu gibi bunu biz kadınların talep etmesi gerekiyor.”