Hemşire emeği belgeseli: İlk Sesten Son Nefese

Hemşireler İlk Sesten Son Nefese isimli belgesel filmle, yaşadıkları farklı deneyimleri, sorunları dile getirdiler. Belgesel son olarak 15. Uluslararası İşçi Filmleri Festivali’nde 3 Mayıs’ta gösterildi. Belgesel gösterimini “Biz öldüremediğiniz cadıların torunlarıyız” diye kapattılar. Kadınİşçi de yakında belgeseli seyredip, tartışacak…
Paylaş:
İpek Deniz
İpek Deniz
ipekkdeniz@gmail.com
İpek Deniz    ipekkdeniz@gmail.com

Hemşireler İlk Sesten Son Nefese isimli belgesel filmle, yaşadıkları farklı deneyimleri, sorunları dile getirdiler. Belgesel son olarak 15. Uluslararası İşçi Filmleri Festivali’nde 3 Mayıs’ta gösterildi. Belgesel gösterimini “Biz öldüremediğiniz cadıların torunlarıyız” diye kapattılar. Kadınİşçi de yakında belgeseli seyredip, tartışacak…

Hemşirelik bize, kadın emeğinin görünmezliğinin evle sınırlı olmadığını çok net gösterir. Ücretli bir emek türü olmasına karşın, görünmez emektir. Çünkü onlarınki, “bakım emeği”dir! Yani kadınların “zaten”, “oldum olası” yapageldikleri işler… (Leyla Şimşek).

Bir mesleğin sınırı ne kadar belirsizliklerle dolu ise o kadar görünmezlik, angarya, merhamet, vicdan kisvesine rahatlıkla bürünüyor demektir. Hemşirelik tam da böyle bir meslek. Çok iş döner emeğiniz sayesinde ama tanımsızdır, 7-24 çalışan her meslek grubu gibi birbirine bağımlı çalışmak zorundayız. Yani iş arkadaşın gelmeden alanı terk edemezsin mesela, boş bırakılmaz o alanlar. Yüzlerce yataklı her hastanede de öyledir ve her servisin kendine has işleyişi vardır. Bu da her servisten çok farklı hemşire sorunları dinlersiniz anlamına geliyor. Ortak yaşanan temel şeyler, pandemi ile beraber en acımasız yüzünü gösterdi. Bitmeyen angarya, hasta ile ilgisi olmayan işler, yoğun çalışma, ağır sorumluluklar, uygunsuz fiziki ortamlar, vardiyalı çalışma, ailevi problemler ya da sorumluluklar: Sürekli, savunma halinde olmanın getirdiği yük tükenmişlik sendromunun en sık görüldüğü meslek grubu olmasıyla sonuçlanıyor. Bitmek bilmeyen sorunlarını gün yüzüne çıkarmak için bir de belgeselle anlatmayı tercih etti SES üyesi hemşireler; “İlk Sesten Son Nefese”

Yönetmenliğini Deniz Çankaya Salmanlı’nın yaptığı İlk Ses’ten Son Nefese belgeseli ile hemşirelerin sorunlarını anlatmaya çalıştık. Öyle bir emek türü ki ne anlatsanız eksik kalır bir hali var. Hastanelerin pek çok işini yürüten hemşireler mobbingden performans sistemine, gün ışığı görmeden tutulan nöbetlerden, kreş sorununa, şiddete maruz kalmalarına kadar yaşadıkları pek çok sorunu ele aldık.

Duyulmamaktan yorulduk

11 kişi ile çekilen belgeselde herkes bir saati aşkın süre yaşadıklarını, neler hissettiklerini ve neden görünmediklerini dile getirdi. Belgeseli çektikten bir yıl sonra pandemi patladı. Yaşanan bu sorunlar kat ve kat artarak devam etti. Kreş sorunu, korku, kaygı yanında yaşanan yönetimsel krizler cabası oldu. Ülkenin artık ciddi sorunu haline gelmiş liyakate dayalı olmayan yönetici atamaları sağlık emekçilerini fena vurdu. Üstünüze kalan işin ucu bucağı yok, çünkü o mekandasınız 7-24. İş aksadığında muhatap belli, dolayısıyla baskı ve şiddet uygulanacak kişi de.

Duyulmamaktan yorulan, tükenen ama vazgeçmeyen bir grubuz biz de. “Sus” işareti ile bilinen ve artık susmayan biz hemşireler sorunlarımızı anlatmak için girdik yola.

Evde kalmayanları gör

Belgeselimiz; 12-18 Mayıs Hemşireler Haftası kapsamında 7. Film Amed Festivali’nde seyirciyle buluştu. Mor Mekan’ da kadınlara yönelik gösterim yapıldı. 2020’de salgın nedeniyle “Evde kalamayanları gör” sloganıyla online düzenlenen 15. Uluslararası İşçi Filmleri Festivali’nin (İFF) 3 Mayıs Pazar programı kapsamında İlk SES’ten Son Nefese belgeselimiz gösterildi. Daha çok festival amaçlayan belgeselimiz de salgına takıldı.

Hemşireler mesleklerini nasıl seçtiklerini, kadın emeğinin görünmezliğinin evle sınırlı olmadığını, toplumsal cinsiyet eşitsizliğini, neoliberal sağlık politikalarının etkilerini, nöbetleri, mobbingi, tükenmişlik sendromunu festival sonrası söyleşilerde de anlatmaya devam ettiler. En son “ bizler öldüremediğiniz cadıların torunlarıyız” cümleleriyle kapatıldı belgesel de, söyleşiler de. Çünkü öyleyiz…

Paylaş:

Benzer İçerikler

“…bütün yazı hayatım boyunca rahatsız edilmeden geçirdiğim iki saatim hiçbir zaman olmadı.” (Oliphant; aktaran Le Guin, 2020: 117)
“Genel olarak masallarda, kadın ve erkeğin, toplumsal cinsiyet rolleriyle uyumlu biçimde konumlandırıldığını görüyoruz. Buna göre; kadınlar daha çok evdedir, bekârsa beyaz atlı prensi ya da şehzadeyi beklemektedir evlenmek için. Pek çok masalda, kadın ev dışında var olabilmek için erkek kılığına girmekte, ancak erkek gibi göründüğünde bir işte çalışabilmektedir.”
İçeriklerimizi kaçırmamak için e-posta bültenimize ücretsiz abone olun!