Marika… yalnızlığım kadarsın…

Kasım 2018’de kaybettiğimiz sevgili arkadaşımız, yoldaşımız Berat Günçıkan’ın yazdığı, 1993 yılında Cumhuriyet gazetesinde tefrika edilen Marika’nın yaşam anlatısı ne iyi ki, İstos Yayınları tarafından geçtiğimiz günlerde kitap halinde yayımlandı. Hem de genişletilerek, Marika’nın en son yaşadığı yer olan İmroz’daki izlerini sürerek…
Paylaş:
Feryal Saygılıgil
Feryal Saygılıgil
s.feryal@gmail.com

1920’lerin başında İmroz’u terk edip İskenderiye’ye gitmek zorunda kalan bir ailenin öksüz kızı olan Marika’nın İmroz, İstanbul, Almanya güzergâhında ilerleyen ve İmroz’da son bulan hikâyesini Berat Günçıkan’ın usta kaleminden öğreniyoruz. Bu hikâye bana nedense Sevgi Soysal’ın Tante Rosa’sını anımsattı. Marika yaşamı boyunca aşk, kırgınlık, şiddet, taciz, tecavüz, çocuklarının kaybı gibi bir kadının yaşayabileceği pek çok hali yaşıyor, mücadele ediyor. Rosa gibi o da zorluklar karşısında yılmıyor ve vazgeçmiyor. Her seferinde ayağa kalkıp yaşamını yeniden kuruyor. Hizmetçilik, büfecilik, hemşirelik, bakıcılık, pansiyonculuk, işçilik gibi çocukluktan itibaren pek çok iş yapıyor. 6–7 Eylül olaylarına bizzat tanıklık ediyor. İşlettiği büfesi yağmalanıyor.

Almanya’da iplik fabrikasında çalıştı

1964’de Türklerin Almanya’da tren istasyonunda güllerle karşılandığı yıllarda ‘acı vatan’a işçi olarak gidiyor. Bir iplik fabrikasında çalışıyor. Marika’nın fabrikadaki deneyimini şöyle aktarıyor Günçıkan:  

“İpliklerin aktığı bandın başında akşama kadar ayakta bekliyor, ustabaşı gelip de bağıracak diye ödü patlıyordu. Tuvalete giderken makineyi kapatmak zorundaydı. İp bir koparsa, yeniden bağlamak için birkaç bandın daha durdurulması gerekiyordu, bu da haftalığından iki mark kesilmesi demekti” (s.56).

Birinci yılın sonunda pek çok işçiyle birlikte işten çıkarılır Marika. Zira sistem böyle işlemektedir. Maaşlara zam yapmaktansa işçiler işten atılır ve yeni, deneyimsiz işçiler eski ücretle işe alınır. Marika bunun üzerine bir hastanede, yemekhanenin temizliğinden sorumlu olmak üzere iş bulur. Almanya’da yedi iş değiştirir ve tam on altı yıl çalışır.

“Köpek gibi çalışmak zorundadır… Yoksa bu memlekette bir dakika tutulmaz” (s.69).

1981’de Türkiye’ye döner ve İmroz’da pansiyonculuğa başlar.

Marika’nın doğduğu yıl konusunda kesin bir bilgi yok ama Ceren Akkaya ve Aleksis Kamburis sayesinde en son İmroz’da yaşadığı yeri ve mezarının nerede olduğunu biliyoruz. 

Kitabın sonunda meslektaşlarının, onu yakından tanıyanların Berat’la ilgili söyledikleri yer alıyor. Bunları okurken hüzünlensek de Berat’ın neler yaptığını, bize neler kattığını tekrar düşünmek için bu bölümün koyulması çok yerinde olmuş. 

Baskısı, kapağı çok özenli ve oldukça albenili olan kitap, “Marika… yalnızlığım kadarsın…” raflarda bizi bekliyor. Okuyalım, hikâyelerimizi çoğaltalım. 

Fotoğraf: Bianet 

Paylaş:

Benzer İçerikler

KHK’lılar hakkında yapılan Kanun Hükmü belgeselinin İşçi Filmleri Festivali kapsamında da gösterimine izin verilmedi. Bir hukuk garabeti yaşadıklarını belirten filmin yönetmeni Nejla Demirci “Bunun karşısında ya kabullenip filmi göstermiyorlar diyeceğiz ya da bu filmi göstermenin yollarını formüllerini arayacağız.” diyor.
1 Mayıs arifesinde kadınlara hâlâ emekçi değilmiş muamelesi yapılırken, kadınlar hâlâ evde, sendikalarda, iş yerlerinde bir sürü ayrımcılığa uğrarken sizlere kadın işçi tarihinden ilham veren, eğlendiren ve gerçek olayları aktaran bir filmden bahsetmek istiyorum: Türkiye’de gösterilen adıyla “Kadının Fenni”. 1968’de Ford’un Avrupa’daki en büyük fabrikasında çalışan kadınların ücret eşitliği için çıktığı grevi başarıyla anlatır.
Yaşamları Ege’nin bir dağ köyünde geçen beş kadın… 50 yaşından sonra tiyatrocu olmaya gönül verdiler. “Tiyatro da neymiş, otur evinde torununa bak!” eleştirilerine aldırmadan köyün gerçeklerini yansıtan bir oyun sergilediler. Tutkuyla, kalple ve ruhla harmanladılar… Köy tiyatrosu sürecini Semiha ve Rakibe ile konuştuk…
Kadınların Göç Hafızası Sergisi Tütün Deposu’nda 6 Mart-6 Nisan’da ziyarete açıldı. Bu sergide; beş göçmen kadın sanatçının sadece tabloları değil, gündeliğin göçmenlikle nasıl dağıldığının şahidi olan kişisel eşyaları da yer alıyor.
İçeriklerimizi kaçırmamak için e-posta bültenimize ücretsiz abone olun!