Skip to main contentSkip to footer
MamaCash’ten Bakım Adaleti Raporu

“Feminist hareket desteklenmeden bakım krizi aşılamaz”

MamaCash Bakım Adaleti Raporu’na göre bakım, rızaya dayalı, paylaşılan, insanlar ve doğa arasındaki karşılıklı bağımlılığı tanıyan evrensel bir haktır. Raporda bakım krizinin, feminist hareketler desteklenmeden aşılamayacağı vurgulandıktan sonra feminist hareketlerin, sömürücü üretim ve yeniden üretim modellerinin yarattığı tahribata karşı toplulukların ve doğanın onarımı için kritik bir rol üstlendiği belirtiliyor.

Bakım emeği, yıllardır kadınların ve feminist hareketlerin omzunda taşınan; ancak kamusal politikaların dışında bırakılan bir alan. Yetersiz finanse edilen ya da tamamen ihmal edilen bakım sistemleri, toplumsal ihtiyaçları karşılamadığından, bu boşluğu feminist hareketler dolduruyor.

Mama Cash’in 12 hibe ortağıyla birlikte yürüttüğü Bakım Adaleti Raporu  bakım emeğine tam da bu yerden bakıyor. Rapor, feminist hareketlerin iklim krizi, toplumsal cinsiyet karşıtı politikalar ve fon kesintileri gibi çoklu baskılar altında toplulukları ayakta tutmaya çalışırken nasıl “çifte tükeniş” yaşadığını ortaya koyuyor.

Araştırma, feminist hareketlerin bakım krizine karşı geliştirdiği farklı stratejileri görünür kılması açısından önemli. Bakım emeğini çoğulluk, adalet ve insan onuru temelinde yeniden düşünmeyi amaçlayan çalışma, feminist aktivistlerin deneyimlerini merkeze alan kesişimsel bir yaklaşımla, feminist hareketlerin içindeki bilgi ve pratik çeşitliliği yansıtıyor.

Rapora Türkiye’den Kadın İşçi Dayanışma Derneği de katkı sundu. Dernek, bakım altyapılarının çöküşünün kadın işçilerin ücretli emek, sendikal örgütlenme ve politik yaşama katılımını nasıl sınırladığını aktardı.

 

Bakım Adaleti raporuyazarı, Shikha Sethia

MamaCash’den Shikha Sethia’ya göre bakım, uzun süredir üretken emekle ilişkilendirilen ve bu nedenle eşitsizlikleri yeniden üreten bir alan olarak ele alınıyor. Mevcut bakım altyapılarında bir kişinin aldığı bakımın niteliği, üretken ekonomiye katılabilme kapasitesine ve hâkim sosyo-hukuki normlara uyumuna bağlanıyor. Bu durum, bakıma erişimdeki eşitsizlikleri derinleştiriyor.

Piyasa odaklı yaklaşımlar ise bakım sorumluluğunu kolektif bir mesele olarak görmek yerine bireylere ve hanelere yüklüyor; bakım kamusal bir hak olmaktan çıkarılıp özel alanda kadınların omzuna bırakılıyor.

Sethia, raporun bu anlayışın karşısına açık bir alternatif koyduğunu vurguluyor:

“Raporumuz bakımı, birbirimizle ve çevremizle kurduğumuz ilişkilerin kurucu bir unsuru olarak ele alıyor. Bakımı, karşılıklı bağımlılığımızı ve doğayla olan ilişkimizi tanıyan evrensel bir hak olarak yeniden konumlandırmaya çalışıyoruz.”

Bu yaklaşım, bakımın yerinden, erişilebilir ve esnek altyapılarla, insanların özgül ihtiyaçlarını gözeterek örgütlenmesini savunuyor.

Bakım verenlerin çifte tükenişi

Raporda öne çıkan temel kavramlardan biri çifte tükeniş, bakım emeğini üstlenenlerin aynı zamanda kendilerinin de bakım yoksunluğu yaşadığı yapısal bir duruma işaret ediyor. Sethia’ya göre bu durum, bakım verenlerin ekonomik hayata ve politik yaşama eşit katılımını doğrudan engelliyor.

Bakım emeğinin toplumsal cinsiyete dayalı olarak örgütlenmesi, bu tükenişi özellikle kadınlar, kız çocukları, trans ve interseks bireyler için derinleştiriyor. Üstelik bu yük, sınıf, yoksulluk, engellilik ve ırk gibi eşitsizliklerle kesiştiğinde daha da ağırlaşıyor.

Araştırma sürecinde bu tükenişin yalnızca bireysel değil, topluluk düzeyinde de yaşandığı görülüyor. Feminist örgütler bir yandan topluluklarını ayakta tutmaya çalışırken, diğer yandan hukuki baskılar, kaynak kısıtları ve fiziksel tehditlerle karşı karşıya kalıyor.

Sethia bu noktada net bir uyarı yapıyor:

“Bakım verenler tükendiğinde, kolektif iyilik hâlimiz de tehdit altına giriyor.”

Bakım Adaleti raporu – Mali

Merkezde rıza ve ortak sorumluluk

Bu tablo, bakımın neden bireysel değil politik bir mesele olduğunu da gösteriyor. Sethia, bu eşitsizliğin açık biçimde toplumsal cinsiyetle bağlantılı olduğuna dikkat çekiyor:

“Bakım emeğine girip çıkabilme imkânı toplumsal cinsiyete göre farklılaşıyor; aynı şekilde kadınların, kız çocuklarının, trans ve interseks bireylerin kendileri için erişebildiği bakımın niteliği de eşitsiz.”

Bu eşitsizlik çocukluktan itibaren kuruluyor. Kız çocukları küçük kardeşlerin bakımından sorumlu tutulurken, kadınlardan da kendi ihtiyaçlarını geri plana atmaları bekleniyor. Sethia bu durumu şöyle özetliyor:

“Kız çocukları sıklıkla küçük kardeşlerine bakmak üzere toplumsallaştırılıyor; kadınlardan ise kendi ihtiyaçlarını geri plana atarak aile üyelerinin bakımını öncelemeleri bekleniyor.”

Bu beklentiler, bakım emeğini gönüllülükten çıkarıp zorunluluğa dönüştürüyor; toplumsal ve ekonomik eşitsizlikleri derinleştirerek kolektif iyilik hâline zarar veriyor.

Bakım Adaleti raporu – Malezya

Türkiye’de bakım adaleti!

Kadın İşçi Dayanışma Derneği’nin rapora sunduğu katkılar, Türkiye’de kolektif bakım altyapılarının çöküşünün bakım sorumluluklarını büyük ölçüde kadınların omzuna yüklediğini ortaya koyuyor. Bu durum, kadınların ücretli işe, sendikal örgütlenmeye ve politik yaşama katılımını doğrudan sınırlıyor. Sethia, raporda kadınların politik kolektiflere katılımının aile içi psikolojik ve fiziksel şiddet yoluyla engellendiğine dikkat çekiyor.

Buna rağmen Türkiye’de kadın örgütleri arasında kurulan dayanışma ağlarının, kadın işçilerin taleplerini görünür kılmada ve yapısal dönüşüm mücadelesinde hayati bir rol oynadığı vurguluyor.

Shikha Sethia’ya göre bakım krizi, feminist hareketler desteklenmeden aşılamaz. Feminist hareketler, sömürücü üretim ve yeniden üretim modellerinin yarattığı tahribata karşı toplulukların ve doğanın onarımı için kritik bir rol üstleniyor. Bu nedenle feminist hareketlerin yürüttüğü bakım emeğinin tanınması ve kaynaklarla desteklenmesi, yalnızca bu hareketler için değil; toplumun tamamı için yaşamsal önem taşıyor.

Bakım Adaleti adlı rapora bu bağlantıdan ulaşabilirsiniz.

Yazarın Diğer Yazıları

İlginizi Çekebilir

Son Yazılar