Vakıf üniversitelerinde 150’yi aşkın akademisyenin işten çıkarılması TBMM’de düzenlenen basın toplantısıyla gündeme taşındı. DEM Parti Diyarbakır Milletvekili Sevilay Çelenk ile EMEP Gaziantep Milletvekili Sevda Karaca, akademisyenlere yönelik tasfiyelerin, güvencesiz çalışma koşullarını derinleştiren ve üniversitelerde eleştirel düşünceyi, akademik özgürlüğü ve örgütlü mücadeleyi hedef alan politikaların bir parçası olduğunu ifade etti. İşten çıkarılanlar arasında Kadınİşçi’ye de birlikte emek verdiğimiz arkadaşlarımız Prof. Dr. Feryal Saygılıgil ile Dr. Öğr. Üyesi Nur Tuğçe Biga da bulunuyor.
Milletvekili kadınlar tasfiyeye karşı işe iade çağrısı yaptı

2025-2026 eğitim öğretim yılının sona ermesiyle birlikte vakıf üniversitelerinde hız kazanan işten çıkarmalar, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde düzenlenen basın toplantısıyla kamuoyuna taşındı. Çok sayıda akademisyenin katıldığı açıklamada, vakıf üniversitelerinde yaşananların münferit işten çıkarmalar olmadığı; güvencesizleştirme politikalarının, piyasa odaklı yükseköğretim anlayışının ve eleştirel akademiyi tasfiye etme girişimlerinin bir parçası olduğu ifade edildi.
Basın toplantısında konuşan DEM Parti Diyarbakır Milletvekili Sevilay Çelenk, üniversitelere yönelik müdahalelerin yalnızca akademiyi değil, toplumun hakikati üretme ve tartışma imkânını da hedef aldığını söyledi. Üniversitelerin özellikle sosyal bilimler, iletişim ve sanat alanlarında yaşanan tasfiyelerle eleştirel düşünceden arındırılmak istendiğini belirten Çelenk, bugün yaşananların uzun süredir sürdürülen üniversite politikalarının yeni bir halkası olduğunu ifade etti.
“Kadınların, LGBTİ+’ların yanında duran akademisyenler hedefte”
Çelenk, Arel Üniversitesi Sosyoloji Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Feryal Saygılıgil’in görevine son verilmesini de bu çerçevede değerlendirdi.
Kadın hareketi, toplumsal cinsiyet eşitliği, LGBTİ+ hakları ve barış mücadelesi alanındaki çalışmalarıyla tanınan, aynı zamanda Barış Akademisyenleri bildirisinin imzacılarından olan Saygılıgil’in yıllardır politik baskılara maruz bırakıldığını hatırlatan Çelenk, bugün cezalandırılanın bilimsel üretim ve toplumsal sorumluluk alan akademik tutum olduğunu söyledi.
İşten çıkarılanlar arasında Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası Yürütme Kurulu Üyesi Dr. Öğr. Üyesi Nur Tuğçe Biga’nın da bulunmasının tesadüf olmadığını vurgulayan Çelenk, vakıf üniversitelerinde güvencesiz çalışma koşullarına karşı yürütülen sendikal mücadelenin de hedef alındığını ifade etti.
“Üniversiteler patronların işletmesi değildir”
EMEP Milletvekili Sevda Karaca ise vakıf üniversitelerinde yaşananları akademik emeğin sermaye lehine yeniden düzenlenmesinin bir sonucu olarak değerlendirdi.
“İstiyorlar ki üniversiteler bilimin üretildiği alanlar olmaktan çıksın; piyasanın ihtiyaçlarına göre diploma pazarlayan işletmeler haline gelsin” diyen Karaca, özellikle sosyal bilimler, iletişim ve sanat alanlarında çalışan akademisyenlerin tasfiye edilmesinin tesadüf olmadığını söyledi.
Vakıf üniversitelerinin mütevelli heyetleri eliyle şirket mantığıyla yönetildiğini belirten Karaca, akademisyenlerin iş güvencesinden ve sendikal haklardan yoksun bırakıldığını, akademik emeğin ucuz ve kolay tasfiye edilebilir bir maliyet olarak görüldüğünü ifade etti.
Karaca, Arel Üniversitesi’nde bir akademisyen hakkındaki cinsel taciz iddialarının araştırılması için girişimde bulunan Prof. Dr. Feryal Saygılıgil’in bu süreçten sonra sistematik mobbinge maruz kaldığını ve açılan soruşturmaların ardından işten çıkarıldığını belirterek, YÖK’ü hem bu iddialar hem de vakıf üniversitelerinde yaşanan hak ihlalleri karşısındaki sessizliği nedeniyle eleştirdi.
Akademik özgürlüğü savunmak
Basın toplantısında, vakıf üniversitelerinde yaşanan güvencesizliğin öğrencilerin nitelikli eğitim hakkını da doğrudan etkilediği vurgulandı. Akademisyenlerin düşük ücretler, ağır ders yükleri ve sürekli sözleşme baskısıyla çalıştırıldığı; buna rağmen en küçük hak arama girişiminde işten çıkarılma tehdidiyle karşı karşıya bırakıldığı ifade edildi.
Açıklamada, keyfi işten çıkarmaların durdurulması, görevine son verilen tüm akademisyenlerin işe iade edilmesi, mahkeme kararlarının derhal uygulanması, vakıf üniversitelerinde sendikal örgütlenme hakkının güvence altına alınması ve YÖK’ün denetim sorumluluğunu yerine getirmesi çağrısı yapıldı.
Basın toplantısı, “Akademik özgürlüğü, bilimsel özerkliği ve demokratik üniversiteyi savunmaya devam edeceğiz” mesajıyla sona erdi.
Kadınİşçi olarak, kadınların, feministlerin ve emek mücadelesinin parçası olan akademisyenlere yönelik bu tasfiye sürecini takip etmeyi sürdüreceğiz.










