Skip to main contentSkip to footer
Kadın vekillerle emeğimizi, haklarımızı konuştuk:

“Milyonlarca kadın ev içlerinde devasa bir üretim gerçekleştiriyor”

Sümeyye Boz, DEM Parti Muş Milletvekili. Kadınların karşı karşıya olduğu eşitsizlik, şiddet ve yoksulluğun tesadüflerin değil, erkek aklının ürünü olduğunun altını çiziyor. CHP Ankara Milletvekili Dr. Aylin Yaman ise köylü kadınlara dikkat çekiyor; “Çünkü onların toprağı eken, hayvanı büyüten ve gıdayı üreten emeği çok önemli.” Kezban Konukçu feminist bir vekil. Kadın işçilerin yaşadığı çok ciddi baskı, mobbing ve taciz gibi sorunlara dikkat çekiyor.

Siyaset

Kadınlara yönelik ayrımcılık her geçen yıl tırmanıyor. Cinsiyetler arasındaki “fark”a dair o eğreti bakış açısını diri tutmak erkeklerin baş uğraşlarından biri! Eşitsizliği doğallaştırıp, “saygı duymak” değil, eşitliği kabul etmek esas mesele. Yaşadığı onlarca dert kadına hayatı çekilmez kılıyor. Güç, fırsat ve ücret dağılımında hem işyerinde hem kırsal kesimdeki cinsiyet uçurumu, düşünüldüğünden de çok daha büyük. İşte bütün bu haksızlıklar penceresinden baktığımızda 8 Mart Dünya Kadınlar Günü, gerçeklerin haykırıldığı bir platforma dönüştü.

“Kadınların yaşadığı şiddet ve yoksulluk tesadüf değil”

Cinsiyet ayrımcılığıyla ve ücret eşitsizliğiyle mücadele Meclis’te de sürüyor. Muhalif partilerin kadın milletvekilleri ise bu yoldaki yolcuların olmazsa olmazları. DEM Parti Muş Milletvekili Sümeyye Boz, Türkiye’de kadınların karşı karşıya olduğu eşitsizlik, şiddet ve yoksulluğun tesadüflerin değil, erkek aklının ürünü olduğunun altını çiziyor ve şunları ekliyor; “2026’nın 8 Mart’ına geldiğimizde, kadın mücadelesinin en hayati meselelerini konuşurken tabloyu tek tek olayların toplamı olarak değil, içinde yaşadığımız siyasal düzenin bir sonucu olarak değerlendirmek gerekir”. Kadınların yaşam hakkının ciddi bir tehdit altında olduğu gerçeğinde de sözü getiriyor vekil. Bu ülkede bir günde altı kadının katledildiğini hatırlatıyor. Milletvekili Boz diyor ki; “Bu yalnızca bir istatistik değil, toplumun gözü önünde yaşanan bir vahşetin ifadesi. Üstelik bu cinayetlerin büyük bölümü engellenebilir nitelikte. Kadınlar defalarca şikâyette bulunuyor, korunma talep ediyor, uzaklaştırma kararları aldırıyor. Buna rağmen şiddet çoğu zaman durdurulamıyor. Cezasızlık pratiği, kolluk ihmalleri ve yargının erkek egemen yaklaşımı, kadınların yaşam hakkını korumak yerine failler için fiili bir güvenlik alanı yaratıyor. Bu nedenle kadın cinayetleri artık münferit suçlar değil bu ülkenin politik bir sorunudur”

DEM Parti Muş Milletvekili Sümeyye Boz

“Saçını öreni cezalandırdılar!”

Fakat meselenin yalnızca kadınların yaşam hakkıyla sınırlı olmadığını, onların siyasal varlığı ve kamusal alandaki söz hakkının da hedef alındığına işaret ediyor; ” Bunun çarpıcı örneklerinden biri, Rojava’da kadınların kazanımlarına ve kadın özgürlüğüne karşı yürütülen cihadist, kadın düşmanı saldırılardan biri de savaşa karşı dayanışma amacıyla gerçekleştirilen saç örme eylemlerine katılan kadınların cezalandırılmasıydı. Barışçıl bir dayanışma eyleminin dahi suç kapsamına sokulması, kadınların kamusal alanda politik söz söylemesinden duyulan rahatsızlığın açık göstergesi. Kadınların barış talebi, dayanışması ve politik iradesi kriminalize edilmekte, kadınların özne olduğu her siyasal hat bastırılmak istenmekte.”

“Ev içindeki devasa emek”

Boz, kadınlar için “hayati” bir mesele olduğuna inandığı “ev içi emek” sorununa da sözü getiriyor. Bu emeğin sistematik biçimde görünmez kılınmasına vurgu yapıyor ve diyor ki; “Türkiye’de milyonlarca kadın ev içinde devasa bir emek üretmekte. Bunların tamamı toplumsal yaşamın sürmesi için zorunlu emek biçimleri. Ancak bu emek ekonomik değer olarak tanınmadığı gibi sosyal güvenceye de dönüşmemekte. Kadın emeği piyasada ucuz işgücüne indirgenirken, ev içinde tamamen ücretsizleştirilmekte. Bu durumu yalnızca ekonomik bir eşitsizlik olarak değerlendirmiyoruz. Aynı zamanda kadınların bağımsızlığını sınırlayan yapısal bir tahakküm mekanizması bu.”

“Kadını, aile düzeninin taşıyıcı unsuru olarak görüyorlar”

Bir yasa teklifi vermişti DEM Parti Meclis’e. Boz, ev içi emeğin parti olarak güvence altına alınmasına dair bir kanun teklifi hazırladıklarını anlatıyor ve bunun son derece önemli olduğunu düşünüyor. Ve şu söylemleri de önem taşıyor; “Bizim bu yasa teklifimiz yalnızca teknik bir sosyal politika düzenlemesi değil. Bu teklif, kadın emeğini görünmez sayan patriyarkal ekonomi anlayışına yönelik açık bir siyasal müdahale. Ev içi emeğin sosyal güvence kapsamına alınması, emeklilik hakkıyla ilişkilendirilmesi ve bakım hizmetlerinin kamusal bir sorumluluk olarak yeniden örgütlenmesi kadınların ekonomik bağımsızlığı açısından temel bir adım”. İktidarın “aile” merkezli politikalarını birçok demecinde eleştirdi Vekil Boz; Bu konuyu da yorumluyor. İktidarın “Aile”ye bakışı, “kadını eş ve anne kimliğiyle tanımlayan'” bir anlayış ona göre. Diyor ki; “Kadınların emeğini görünmezleştirirken, onların kamusal ve siyasal varlığını da sınırlandırmakta. Kadınların özgür bireyler ve eşit yurttaşlar olarak değil, aile düzeninin taşıyıcı unsurları olarak görülmesi bu politik çerçevenin temeli. Kadınların özgür bireyler ve eşit yurttaşlar olarak değil, aile düzeninin taşıyıcı unsurları olarak görülmesi bu politik çerçevenin temeli. Dolayısıyla 2026’nın 8 Mart’ında en hayati mesele, kadınların yaşam hakkını, emeğini ve siyasal varlığını birlikte savunabilmektir. Kadın cinayetlerini durdurmak, cezasızlık düzenini sona erdirmek, kadın emeğini görünür kılmak ve kadınların barışçıl, siyasal mücadelesini kriminalize eden anlayışa karşı durmak birbirinden ayrı başlıklar değildir. Bunların tamamı aynı eşitsizlik düzeninin farklı yüzleri”.

8 Mart bir “tarihsel hafıza”

8 Mart Emekçi Kadınlar Günü’nün kadınların eşitlik, özgürlük ve adalet mücadelesinin “tarihsel hafızası” olarak görüyor DEM Milletvekili Sümeyye Boz; Şunların da kaydedilmesini istiyor; 8 Mart’ta dünyanın dört bir yanında kadınlar şunu söyledi; ‘Hayatlarımızı yok sayan bu düzene razı değiliz. Kadınların emeği görünmez olmayacak, kadınların yaşam hakkı pazarlık konusu olmayacak, kadınların siyasal iradesi bastırılamayacak’. Bu nedenle bu seneki şiarımız direnişle özgürleşti. Demokratik toplumu örüyoruz. Bu 8 Mart’ta da kadınlar meydanlarda, işyerlerinde, evlerde ve sokaklarda bir kez daha kararlığını ilan etti. Kadınlar özgürleşmeden toplum da özgürleşmeyecektir”.

CHP Ankara Milletvekili Aylin Yaman

Görünür çalışma, görünmez kadınlar

Türkiye’de kadın emeğinin en görünmez olduğu alanlardan birinin kırsal kesimde olduğu düşüncesine sahip bir vekille görüşüyoruz bu kez. CHP Ankara Milletvekili Aylin Yaman’ı dinliyoruz; “Tarlada ve hayvancılıkta çalışan milyonlarca kadın üretimin tam merkezinde yer almasına rağmen çoğu zaman ‘çalışan’ olarak bile kabul edilmez. Sigortasızdır, gelir üzerinde söz hakkı sınırlıdır ve emekleri büyük ölçüde kayıt dışıdır. Bu nedenle kırsal kadınların emeği, hem ekonomik hem de toplumsal olarak görünmez kılınan bir emek gaspının parçasıdır. Bugün kadın hakları mücadelesi yalnızca şehirlerdeki iş hayatı eşitsizliklerini değil; kırsalda ücretsiz aile işçiliğini, sosyal güvencesizliği ve mülkiyet hakkındaki eşitsizlikleri de kapsamak zorundadır. Çünkü toprağı eken, hayvanı büyüten, gıdayı üreten kadınlar güçlenmeden, ne gerçek bir eşitlikten, ne de adil bir kalkınmadan söz edilebilir. Bu nedenle 8 Mart, yalnızca bir kutlama günü değil; emeği görünmeyen kırsal kadınlarının haklarının tanındığı, sosyal güvenceye eriştiği ve emeklerinin gerçek değerini bulduğu bir düzen talebini yükseltme günüdür”

 

DEM Parti İstanbul Milletvekili Kezban Konukçu

Meclis’teki feminist vekillerden biri: Kezban Konukçu

2026 8 Mart’ına kadınların çok ciddi sorunlarla girdiğini özellikle belirtiyor DEM Parti İstanbul Milletvekili Kezban Konukçu. Ve şunlara değiniyor; “Hem Türkiye’de hem de dünyada kadınlar yeniden üretim sürecinde evin bütün yükünü, bakım emeğini üstlenirken, aynı zamanda çalıştıkları işyerlerinde çifte sömürüye maruz kalıyorlar. Eşit işe eşit ücret alamıyorlar. Bir işte çalışıyor olmalarına rağmen, emek olarak evin bütün sorumluluğu ve bakım yükü onların sırtında. Diğer yandan işyerlerindeki emekçiler çok ciddi baskı, mobbing ve taciz gibi sorunlarla karşılaşıyorlar. Ancak bir taraftan da sendikal mücadelede en önde olmaya devam ediyorlar. Kadın cinayetleri maalesef ki durdurulamıyor. Bu cinayetlere karşı da kadınlar tepkilerini sürekli dile getiriyor.”

LGBTİ+ları nefret öznesi haline getirmek…

İstanbul Milletvekili Konukçu, kadını dört duvar arasına tıkma anlayışına dair şöyle diyor; “Bütün dünyada ve ülkemizde sağcı, tekçi iktidarlar kadınları dört duvar arasına hapsetmeye, haklarından mahrum etmeye devam ediyor. Kadın bedeni üzerinden kendi faşist politikalarını hayata geçirmeye çalışıyorlar. Aynı zamanda LGBTİ+’ları bir nefret objesi haline getirmeye, onlar üzerinden sağcı ideolojik hegemonyalarını güçlendirmeyi hedefliyorlar. Bütün dünyadaki mücadelelerin en önünde görüyoruz kadınları. Bizim ülkemizde de en ağır koşularda bile, faşizmin en karanlık dönemlerinde dahi sokakta olmaya, mücadele etmeye devam ettiler. Tüm bunlara karşı biz feminist tavrımızı yükseltmeyi, her alanda tepkilerimizi göstermeyi sürdüreceğiz”. Milletvekili Konukçu, 8 Mart’ta daha yüksek sesle haykırılan o sloganla konuşmasını noktalıyor; “Yaşasın feminist mücadelemiz, yaşasın kadın dayanışması”.

Yazarın Diğer Yazıları

İlginizi Çekebilir

Son Yazılar