Bu “Atılım”ın dönüşü yok!

Bursa’daki Atılım Tekstil Fabrikası’nda direniş sürüyor. Sendikalı oldukları için işten atılan işçiler, mücadelede geri adım atmıyor. Örgütlenmede başı çeken ve Kod 29 ile işten çıkarılan Serap Yumuşak’ın patrona mesajı net: “İşveren işçiyi dinlesin, işçiye saygı göstersin, bu süreç daha fazla uzamasın!”
Paylaş:
Ferhan Petek
Ferhan Petek
ferhan.petek@gmail.com
Ferhan Petek     ferhan.petek@gmail.com

Bursa’daki Atılım Tekstil Fabrikası’nda direniş sürüyor. Sendikalı oldukları için işten atılan işçiler, mücadelede geri adım atmıyor. Örgütlenmede başı çeken ve Kod 29 ile işten çıkarılan Serap Yumuşak’ın patrona mesajı net: “İşveren işçiyi dinlesin, işçiye saygı göstersin, bu süreç daha fazla uzamasın!”

Bursa’nın Kestel ilçesindeki Atılım Desen Apre Boya Tekstil Fabrikası’nda Türkiye Tekstil, Örme, Giyim ve Deri Sanayi İşçileri Sendikası’na (TEKSİF) üye oldukları için işten atılan işçiler, yaklaşık bir aydır direnişte. 460 kişinin çalıştığı fabrikada, örgütlenmede başı çeken işçilerden Serap Yumuşak’ın 7 Mayıs’ta işten atılması, bardağı taşıran son damla oldu. Sendikalı işçiler, Kod 29 ile tazminatsız çıkarılan Serap Yumuşak’ın işe geri alınması talebiyle aynı gün işi durdurdu. Sonraki 10 gün içinde işten atılan sendikalı işçi sayısı hızla yükselirken sendika 17 Mayıs’ta fabrika önünde direniş çadırı kurdu.

Tüm bunlar, TEKSİF’in fabrikada toplu sözleşme için gerekli çoğunluğu sağlayarak 22 Nisan’da bakanlığa yetki başvurusunda bulunmasından sonra yaşandı; ancak olayın öncesi de vardı elbette. Bir yıl önce, işyerindeki psikolojik baskılar ve ‘çok iş, az ücret’ politikasına dayanamayarak sendika üyesi olan Serap Yumuşak, örgütlenme hakları için verdikleri bu mücadeleyi Kadınİşçi’ye anlattı.

‘Birleşen işçiler yenilmezler’

Serap Yumuşak, fabrikada 5 yıldır çalışıyordu. Anlattığına göre, bu süre içinde birçok işçi haksız yere, çeşitli bahanelerle işinden edildi. Psikolojik baskı hat safhadaydı. Özellikle son iki yıldır iş yükü giderek artıyor ama yeni eleman alınmıyordu.

İşçiler de insanca koşullarda çalışabilmek, emeklerinin karşılığını alabilmek için sendikalı olmaya karar verdi. Sendika üyesi olmak işçilerin en temel ve anayasal hakkıydı; ama işverenler “birleşen işçilerin yenilmeyeceğini” bildikleri için bu duruma engel olmaya çalıştı. Bunun için de hangi işçilerin sendika üyesi olduğunu öğrenmek amacıyla akıl almaz yollara başvurdular. Sendikal örgütlenme devam ederken bir işçiyi işten attılar. Pandemi nedeniyle uygulanan sokağa çıkma yasaklarında izin belgesi çıkarılacağı bahanesi ile işçilerin e-devlet şifrelerini öğrendiler. Bu yolla sendikalı olduğu tespit edilen işçilere, sendikadan istifa etmeleri için baskı uyguladılar.

Ve 7 Mayıs günü öncü işçilerden Serap Yumuşak’a işbaşı yaptırmadılar. Mesaideki sendikalı işçiler, arkadaşlarına sahip çıkarak üretimi durdurdu. Ancak bu dayanışma patronu daha da korkutmuş olmalı ki işten atılanların sayısı giderek arttı. Bugün bu sayı 26’ya ulaşmış durumda. İşten atılan işçiler, fabrika önünde direnişlerini sürdürüyor.

‘Süreç daha fazla uzamasın’

Serap Yumuşak, nasıl işten atıldığını şu sözlerle anlatıyor: “Bir yıl önce ‘ürünlerimizin fotoğraflarını çekin, reklam olur’ diyen işverenlerimiz, bir yıl sonra beni işten atmak için çektiğim fotoğrafları bahane ettiler. Bir yakınımın düğünü için kumaşları çekmiştim, ekru ve beyazı karşılaştırabilmesi için. Beni sendikal faaliyetlerim nedeniyle atamayınca böyle bir bahane buldular.”

“Ustalarımız bizim haklarımızı savundu, onlar da işsiz kaldı” diyen Yumuşak, yönetimin ‘böl-parçala-yönet’ politikasıyla direnişi kırmaya çalıştığını vurguluyor. Yumuşak, bu direnişi çalışma hayatında yeterince zorluk yaşamış bir kadın olarak, hakları elinden alınan işçiler adına, insanca yaşamak için sürdürdüğünü dile getiriyor.

Direniş sürecinde sendikanın ve ailesinin desteğinden memnun olduğunu söyleyen Yumuşak, son olarak patronlarına şu çağrıyı yapıyor:

“Sendika üyesi olmak bizim yasal hakkımız ve bu hakkı kullanacağız. Burası bizim ekmek teknemiz. Kimsenin ayağına taş değsin istemiyoruz. Ne işçilerin hakkı yensin ne de iş aksasın. İşten yok yere çıkartılan arkadaşlarımız işe geri alınsın, maaşlarımız ve çalışma koşulları düzenlensin. Şu anda muhatap bulamıyoruz. Bizi duysunlar, dinlesinler, bu süreç daha fazla uzamasın. Başka bir şey istemiyoruz.”

Paylaş:

Benzer İçerikler

Feminizmin etkisiyle sendikalar, bilgi düzeyi ve meşreplerine göre artık kadın ağırlıklı direnişlerde kadın işçi sorunları üzerinden bir siyasi propaganda yürütebiliyorlar. Bu onların etki alanını genişletiyor. Ama VİP direnişinde olduğu gibi kimi zaman her şey görüntüde kalıyor. Nimet’in direniş sonrasında yaşadıkları erkek sendikacılarla işimizin ne kadar zor olduğunu gösteriyor.
Mağaza Market- Sen çatısı altında örgütlenen ŞOK market işçisi kadınlar ücretlerin 7 bin 500 TL’ye çıkarılmasını, yemek ve yol parasının yükseltilmesini ve iş yerinde kadın ücretlerini daha da düşük kılan cinsiyetçiliğin ortadan kaldırılmasını talep ediyor.
Haier Group fabrikasında çalışan kadınlar komisyon önerisini genel merkeze iletti. Onların yol göstericiliğinde sendikanın Eskişehir Şubesi’nde de kadın komisyonu kuruldu. Kadınlar rutin toplantılarında fabrika içi sorunların yanı sıra, kadına yönelik şiddet, İstanbul Sözleşmesini de tartışıyor. Önlerindeki hedef ise kadın işçiler olarak 8 Mart etkinliğine katılmak. Bunun için o gün izinli olmak şart.
İzmir Tire’de kurulu Sütaş’ta, işçilerin büyük çoğunluğu kadın. Çok sert koşulları olan fabrikada, molaya çıkan işçinin bir dakikalık gecikmesi ücret kesintisini beraberinde getirirken, kadın işçiye ped değiştirmesi için bile izin verilmiyor. Sendikaya üye olan işçilerin derhal işten çıkartıldığı bu fabrikada yaşananları, her boyutuyla kadın işçilerden dinledik…
İçeriklerimizi kaçırmamak için e-posta bültenimize ücretsiz abone olun!