Cinsiyetçi istihdam politikaları eşitsizliği derinleştiriyor

Sendikaların hem erkek egemen sektörlerde hem de sendikalarda toplumsal cinsiyet eşitliğini sağlamak için harekete geçmeleri ve bunu bir sendikal konu olarak ele almaları önemli. Eşitsizlikle ancak böyle mücadele edilir.
Paylaş:
Nuran Gülenç
Nuran Gülenç
nurangulenc@gmail.com
Nuran Gülenç

Sendikaların hem erkek egemen sektörlerde hem de sendikalarda toplumsal cinsiyet eşitliğini sağlamak için harekete geçmeleri ve bunu bir sendikal konu olarak ele almaları önemli. Eşitsizlikle ancak böyle mücadele edilir.

Tarihsel olarak kadınların ücretli çalışmaya geçişleri cinsiyet rolleriyle doğrudan ilişkili olarak ve bu rollerine “uygun görülen” işler üzerinden oldu. Bu aynı zamanla işlerin cinsiyete dayalı olarak ayrışmasını da beraberinde getirdi. Hizmet sektörü ve imalat sektörü ayrımında bakıldığında, her iki alanda da kadın ve erkeğe rastlamak mümkün. Ancak, kadınların erkek egemen sektörlerdeki varlığında cinsiyetin belirleyici olduğunu görüyoruz. Teknolojinin ilerlemesiyle kas gücüne olan ihtiyacın azalması ya da ortadan kalkmasına rağmen kadınların bu sektörlere girişte hâlâ karşı karşıya kalmakta oldukları ayrımcılıklar, patronların cinsiyetçi istidam politikalarının bir sonucu.

İş hayatının pek çok alanında her geçen gün daha fazla yer alan kadınlar ağır sanayide de çalışıyorlar. Bursa’daki Yeşilova Holding bağlı metal ve otomotiv fabrikalarında ve idari birimlerinde çalışanların yüzde 40’ını kadınlar oluşturuyor. FOTO ENVER FATIH TIKIR

Eğitim görmüş birçok kadın, metal ve enerji alanında -genelde lise dengi meslek okul mezunu işçilerin istihdam edildiği bu sektörlerde- var olsalar da işe alınırlarken cinsiyetleri nedeniyle ayrımcılığa maruz kalıyor. Öte yandan, işsizlik oranları üzerinden bir karşılaştırma yaptığımızda, lise dengi meslek okul mezunu kadınlarla erkekler arasındaki fark da dikkat çekicidir. Tabloda görüldüğü gibi lise dengi meslek okul mezunu erkeklerin işsizlik oranı 10,4 iken kadınlarda bu oran 26,2’dir. Cinsiyetler arası en büyük farkın, lise dengi meslek okullarından mezun kadın ve erkek işçiler arasında olduğu görülüyor.

Cinsiyet Eğitim Durumu %
Erkek Genel Lise 12,7
Kadın Genel Lise 20,1
Erkek İlkokul 9,3
Kadın İlkokul 8,5
Erkek İlköğretim 14,2
Kadın İlköğretim 17,9
Erkek Lise Dengi Mesleki Okul 10,4
Kadın Lise Dengi Mesleki Okul 26,2
Erkek Okuma Yazma Bilen Fakat Bir Okul Bitirmeyen 14,4
Kadın Okuma Yazma Bilen Fakat Bir Okul Bitirmeyen 9,4
Erkek Okuma Yazma Bilmeyen 14,2
Kadın Okuma Yazma Bilmeyen 4,6
Erkek Ortaokul Veya Dengi Meslek Ortaokul 12
Kadın Ortaokul Veya Dengi Meslek Ortaokul 18
Erkek Yüksek Öğretim 11,2
Kadın Yüksek Öğretim 18,4
Resmi İşsizlik 12,7

Tablo- Eylül 2020 Dönemi İşsizlik Oranları[1]

Lise dengi meslek okul mezunu kadınların, işverenlerin cinsiyetçi istihdam yönelimleri nedeniyle erkeklerin hâkimiyetindeki imalat sanayine girişlerine izin verilmiyor. Bu alanlara girebilen az sayıda kadınların yaptıkları işler de ana iş olmuyor. Genelde düşük ücretli, -Birleşik Metal-İş’in aşağıda da adı geçen araştırmasında erkeklere göre kadın işçilerin yüzde 16 daha az kazandıklarını gösteriyor- bu işlere girebilmeleri için kadınların daha fazla donanımlı olması bekleniyor. Birleşik Metal-İş Sendikası Sınıf Araştırmaları Merkezi’nin (BİSAM) 2019 yılı Mart ayında yayınlamış olduğu İmalat Sektöründe Kadın İşçi Raporu’nda ortaya çıkan veriler bunu kanıtlar nitelikte: Sektöre girebilmiş kadın işçilerin eğitim düzeyi erkek işçilere göre daha yüksek.

“Araştırma kapsamındaki kadın işçilerin eğitim düzeyi yüksektir. Söz konusu kadın işçilerin dörtte biri ilkokul, ilköğretim ya da ortaokul mezunu iken, yarısından fazlası lise mezunudur. Lisans ve ön lisans mezunu olan kadın işçilerin oranı ise yüzde 21 seviyesindedir. Söz konusu veri sendikanın 2016 yılının son haftası ile 2017 yılının ilk haftasında gerçekleştirilen araştırmasının sonuçları ile paralellik göstermektedir. İlgili araştırmada sendika üyesi kadınlarda lisans mezunu olanların oranı yüzde 8 iken, erkeklerde yüzde 2 olarak görülmektedir. Yine ön lisans mezunu olan kadınların oranı yüzde 12 iken erkeklerin oranı yüzde 11 olarak tespit edilmiştir. Erkeklerde meslek lisesi mezunu olanların oranı kadınların iki katı iken, diğer liselerden mezun olanlarda kadınların oranı erkeklerin oranının yaklaşık iki katıdır.” [2]

 Sendikalarda da yok sayılıyorlar

İstihdamdaki bu cinsiyetçilik kadınları işe alımdan, ücretlere, iş organizasyonuna katılmaya, işe hâkimiyete kadar pek çok yönden olumsuz etkiliyor. Olumsuz etki burada kalmıyor, kadınların sendikalardaki pozisyonunu da etkiliyor. İşyerlerinde “ucuz”, “basit” işleri yapan, üretim süreçlerine hâkim olmayan kadınlar, sendikal alanda da yok sayılıyor. Sendikalarla ilişkilerinin üyelikten öteye geçmesine izin verilmiyor. Elbette, kadınların sendikalarda olmayışının daha birçok nedeni var ama uygulanan cinsiyetçi istihdam politikasının, toplumsal cinsiyet eşitsizliğini pekiştirdiğini, kadına yönelik bir ayrımcılık olduğunu ve çalışma hayatının diğer alanlarında da kadını takip ettiğini söylemeliyiz.

Dünya sendikal hareketinde, cinsiyetçi istihdam politikalarının dönüştürülmesi, kadınların teşvik edilmesi, kadına yönelik ayrımcılığın ortadan kaldırılması yönünde bir çabanın olduğunu görüyoruz. IndustriALL, (Küresel Sendika) Ekim 2018’de madencilik, ana metal sanayi, enerji sektörlerinde cinsiyet eşitliğini sağlamak amacıyla stratejiler geliştirmek üzere Güney Afrika, Cape Town’da kendisine üye sendikalarla bir araya geldi.[3]

Cinsel taciz bir engel

IndustriALL Genel Sekreter Yardımcısı Jenny Holdcroft toplantının açılışında, kadınların sendikalara düşük katılımı açıklamak için kullanılan -ki bazı sendika liderleri tarafından da kullanılan- klişeler olduğunu belirtti. Bunlardan biri, kadınların fiziksel olarak zorlu veya teknik işlerle ilgilenmedikleri veya böyle işleri yapamayacaklarıdır. Bir diğeri, kadınların etkili sendika liderleri olmak için duygusal istikrardan yoksun olmaları veya evde çocuklara bakmaları gerektiğidir. Holdcroft, kadınların bu sektörlere girmesinin önündeki engellerden birinin de önlem alınmayan cinsel taciz ve cinsiyete dayalı şiddet olduğunu belirtiyor. Bunlara ilave olarak, şirketlerin kadınlar için soyunma odaları, duş alanları ve kadınlara uygun kişisel koruyucu donanım sağlamak istememelerinin, kadınların sektöre girmelerinin önündeki engeller arasında olduğunu söylüyor.

Sendikaların hem erkek egemen sektörlerde hem de sendikalarda toplumsal cinsiyet eşitliğini sağlamak için harekete geçmeleri önemli. Yazıyı bunun önemini dile getiren IndustriALL Genel Sekreter Yardımcısı Jenny Holdcroft’un sözleriyle bitirelim. Holdcroft hem sektörde hem de sendikalarda toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanmasının bir sendikal konu olduğunun altını çiziyor. Nasıl bir sendika güvencesiz işler için harekete geçebiliyorsa- ki kendi kendine ortadan kalkmasını bekleyemeyiz- eşitsizliğin çözümü için de harekete geçmelidir.

[1] F. Serkan Öngel, İstihdam Krizi, Eğitimli İşgücü ve Pandemi, Mektepli Bülten Sayı 9.

[2] http://www.birlesikmetalis.org/index.php/tr/guncel/basin-aciklamasi/1445-kadin-rapor

[3] http://www.industriall-union.org/achieving-gender-equality-in-male-dominated-sectors

Paylaş:

Benzer İçerikler

Gösterilecek içerik bulunamadı!
İçeriklerimizi kaçırmamak için e-posta bültenimize ücretsiz abone olun!