Direnişte en önde, peki ya sonra?

Umudumu kaybedip pes mi edeceğim? Tabii ki hayır. Biz sesimizi çıkarmaya devam etmezsek, bize dayatılan sınırlara çekilirsek kimse bizim için çabalamayacak. Hayatın hiçbir alanından çekilmediğim gibi sendikal örgütlenme mücadelemden de geri adım atmayacağım. Susmuyoruz, susmayacağız, susmayacağım.
Paylaş:

Merhaba, ben Şeyma. Ünlü bir gıda fabrikasında çalışırken sendikaya üye olduğum ve sendikal çalışmalar içerisinde yer aldığım için işten çıkarılan beş kadın işçiden biriyim. Fabrika önünde iki ay süren direnişte yer aldım. Bu zamana kadar birçok işyerinde çalıştım. Anayasal hakkımı kullanıp artık daha iyi şartlarda çalışmak istediğim için sendika üyesi olmuştum.

Kapı önü direnişi sürecinde de patronun kadın işçilere yönelik baskısını her daim ensemizde hissettik. Sırf biz kullanmayalım diye kadınlar tuvaletini kilitlemişti mesela. Biz mecburen erkeklerin tuvaletini kullanmaya başlamıştık. Fark edince onu da kilitlediler. Duvarlara dikenli teller ördüler. Yani sadece işten çıkarmakla kalmadılar; dışarıda bile mobbinge devam ettiler. Tüm baskılara ve engellemelere rağmen son güne kadar direnişte yer aldım.

Artık ‘sakıncalı işçi’yim

Direnişten sonra kendi temel ihtiyaçlarımı bile karşılamakta zorlanmaya başladım. Hızlıca işe girmem gerekiyordu. Mecburum çalışmaya. Birçok yere başvuru yaptım. Ancak, sendikal sürecim öğrenildiği için hâlâ bir işim yok. Patronların kendi aralarındaki dayanışmanın bir sonucu olarak ismimiz işe alınmayacak ‘sakıncalı işçiler’ arasında yer almıştı çünkü. Yani sadece bir patronla değil, birçok patrona karşı mücadele ediyormuşuz. Oysa ben sadece anayasal hakkımı kullanmıştım.

Bazı iş başvurularında görüşmeye dahi alınmamak çok zoruma gitti. İş bulma konusunda hâlâ çok zorluk çekiyorum. Uzun bir süre oldu ve kendi temel ihtiyaçlarımı bile karşılamakta zorlanıyorum. Gittiğim her kapı suratıma kapandığında psikolojik olarak da iyi hissetmemeye başladım kendimi. Ve yine mecburiyetten sigorta yapmayan, asgari ücretten az ücret veren kafe ve merdivenaltı firmalarda çalıştım. Sendikal geçmişimi bilmesine rağmen beni kabul eden bir benzinlikçide kasiyer olarak çalıştım. Orada da cinsiyetçi ayrımcılığa maruz kaldım ve birçok sorun yaşadım.

Mesela gece mesaisine kaldığımda sarhoş gelen şoförlerin sözlü ve psikolojik tacizine uğradım. İşin stresi, mobbingi yetmiyormuş gibi tacizle de uğraşıyordum. ‘Neden çıkmadın’ diyeceksiniz belki. Maalesef ki mecburdum. Çünkü ailem bile baskı yapıyordu bana sendikal çalışmalarda yer aldığım için. Hâlâ bir iş görüşmesine giderken evden “Sendikaya üye olduğun için seni işe almıyorlar. İş bulamıyorsun. Sesini çıkarmasaydın, asgari ücret alıp çalışmaya devam etseydin, sussaydın böyle ortada kalmazdın” denilerek uğurlanıyorum. Yani kısacası mecburdum sesimi çıkarmadan çalışmaya.

Benzinlikçide ekonomik olarak kendimi biraz toparladıktan sonra çıkmaya karar verdim ve yeniden fabrikalara başvuru yapmaya başladım.

Kadınların sigara içmesi yasak

İş bulma konusunda umutsuzluğum gün geçtikçe artarken, şansım açılmış olacak ki yine bir gıda fabrikasında görüşmeye çağırıldım. Görüşmeye gittiğim gün, içeri çağrılmadan önce, kapıdaki güvenlik görevlisi ile biraz sohbet ettik. Fabrikadaki çalışma koşulları, molalar, yasaklar, iş düzeni vb. konularda bilgi almaya çalışıyordum. Güvenlik görevlisi beni dostane bir şekilde “Sigara içtiğini söylersen seni almazlar. Burada kadın-erkek ayrımcılığı çok. İşe alınırsan gizli gizli içersin diğer kadınlar gibi” diye uyardı. “Tamam” deyip görüşmeye girdim ve sigara içtiğimi söylemedim.

İşe alındım. Başlamak için gerekli evrak listesini verdiler. Birkaç gün boyunca resmi evraklar, sağlık işlemlerini halletmeye çalıştım. Bu arada bu listeleri hazırlamak için cebinizden epey bir para çıkması gerekiyor. Elimiz mahkûm hazırlıyoruz. Neyse, firmanın teslim etmemi istediği gün eksiksiz olarak tüm evrakları teslim ettim. Mahalleme gelecek olan servis şoförünün numarasını verdiler durak ayarlaması yapabilmem için. Aradım şoförü konuştuk, ertesi gün sabah 6.45’te beni duraktan alacağını söyledi.

‘Her şey tamam’ rahatlığıyla eve dönmek için yola çıktığımda, firmanın İnsan Kaynakları (İK) departmanından telefon geldi. Beni işe almaktan vazgeçtiklerini söyleyip “Evraklarınızı geri alabilirsiniz” dediler. Sebebini sorduğumda, eskiden çalıştığım gıda fabrikasının İK’sı ile görüştüklerini ve firmanın benim sendikal nedenlerden dolayı çıkarıldığımı bildirmesi nedeniyle vazgeçtiklerini söylediler. Günlerce harcadığım emek, yaşadığım stres, duyduğum heyecan, kurduğum hayalleri bir anda çöpe çevirdiler. Evraklar için cebimden çıkanı söylemiyorum bile.

Nereden nasıl devam edeceğiz?

Bir kadının hayat mücadelesindeki çırpınışlarının zerre öneminin olmadığını bir kez daha görmüş oldum sonuç itibariyle. Bir firma değil, birçok firma, işletme sendika istemediği için sendikanın S’sine dokunmuş insanları bir çırpıda harcıyorlar. Bir kapı daha yüzüme kapandı. Binlerce işçi, binlerce kadın işçi gibi. Peki şimdi ne yapacağım, diye düşünüyorum kaç gündür. Yine en başa mı döneceğim? En yakınlarımın bile sadece sendika üyesi olduğum için beni suçladığı/yargıladığı bu düzene ayak uydurup sessizleşmeli miyim? Nereden nasıl devam etmeliyim?

Umudumu kaybedip pes mi edeceğim? Tabii ki hayır. Benim gibi yüzlerce, binlerce kadın var. Biz sesimizi çıkarmaya devam etmezsek, bize dayatılan sınırlara çekilirsek kimse bizim için çabalamayacak. Hayatın hiçbir alanından çekilmediğim gibi sendikal örgütlenme mücadelemden de geri adım atmayacağım. Mobbinge, baskıya, ekonomik şiddete rağmen susmuyoruz, susmayacağız, susmayacağım.

Fotoğraf: Pixabay (Temsilidir)

Paylaş:

Benzer İçerikler

Kadınİşçi’nin “Kadınlar Sendikaların Neresinde?” başlıklı etkinliğine çeşitli işkollarından sendikacı kadınlar ve eylemci kadın işçiler katıldı. Kadın-sendika ilişkisinin ele alındığı toplantıda ortak talep; bağımsız bir kadın emek ağı kurulması oldu.
Kader’de çalışan kadınlar yaşadıkları mobbinge dikkat çekerek çalışma koşullarının düzeltilmesini istemişlerdi. Üye oldukları sendikayla iletişime geçilmesini de isteyen çalışanlardan Roza Kahya açıklamadan bir gün sonra işten atıldı. Roza ile bu süreci konuştuk.
“Bizi İzmir’e bıraksan, kayboluruz” diyen Agrobay işçisi kadınlar, bulundukları bölgedeki tüm seraları, tarlaları ve patronları tanıyorlar. Şimdi adım adım hakları için Ankara’ya ilerliyorlar. Biz de onların hikâyelerini gün be gün paylaşıyoruz. İşte Esma’nın hikâyesi:
Bir işyerinde, bölüm şefi ve işçi arasında şu konuşma geçiyor; “Makinanın başında bir saniye boş durmuşsun. O bir saniyede ne yaptın!?” Yanıt geliyor; “Tokam gevşemişti, saçım gözümün önüne geliyordu onu düzelttim!” Bir saniyenin savunmasını isteyen şirket; Gates Metal. Hareketleri kaydeden bir cihaz yerleştirmiş patron üretim makinelerine. Despotik uygulamalara ve çok düşük ücretlere tepki olarak işçiler greve gittiler. Grevci işçilerden Hicran ve Neşe ile görüştük..
İçeriklerimizi kaçırmamak için e-posta bültenimize ücretsiz abone olun!