Genel-İş şube başkanı adayı Nazan Ay: “Emek hareketini kadın hareketiyle buluşturacağız!”

Mor Liste’den tanıdığımız yol arkadaşımız Nazan Gevher Çam Ay, Genel-İş İstanbul 1 No’lu Şube’nin başkanlığına aday. Seçimler bu pazar günü yapılacak. Nazan ile adaylığını, hedeflerini, ilkelerini ve planlarını konuştuk.
Paylaş:

Kendisini İstanbul Kadıköy Belediyesi’nden, Mor Liste’den, Taşeron Belediye İşçileri Birliği’nden (TABİB), kadın eylemliliklerinden ve en son bir Whatsapp mesajıyla temsilcilik görevinden alınmasıyla tanıyoruz. Yol arkadaşımız Nazan Gevher Çam Ay, şimdi de üyesi olduğu ve kendisini görevden alan Genel-İş Sendikası İstanbul 1 No’lu Şube’nin başkanlığına aday. Oldukça uzun bir süredir uzlaşmacı sendikal anlayışlarla mücadele eden Nazan, İlkeli Sendikacılık Grubu olarak oluşturdukları bir liste ile çalışma yürütüyor belediye işçileri içerisinde.

Kadıköy Evlendirme Dairesi A Salonu’nda pazar günü (22 Ocak) yapılacak şube seçimleri öncesinde Nazan’la bir araya geldik, adaylık sürecini ve çalışmalarını konuştuk. Seçimlerde kadınları yanında göreceğinden kuşkusu olmayan Nazan, kadın hareketini emek hareketiyle buluşturabilmek için şube seçimlerinin önemli olduğunu hatırlatıyor.

Adaylığa nasıl karar verdin ve nasıl bir çalışma yaptınız ekibinizle?

Zaten Mor Liste sürecinden beri birbirimizi tanıyoruz. Mor Liste’nin örgütlenme sürecinden sonra bir taban örgütlenmesi yapmaya çalıştık ve sendikalarda kadın sorunları ile ilgili ciddi anlamda politika üreten, çalışma yürüten bir ekiple birlikteyiz. Yürüttüğümüz çalışma, sadece delegasyona yönelik bir çalışma değildi. Taban örgütlülüğümüzün sonucunda delegasyon seçimlerine pek çok kadın arkadaşım ve birlikte olduğumuz diğer arkadaşlarla kadın katılımını sağladık. Dolayısıyla burada delege seçimlerinden sonra ilkeler etrafında ittifak kurabileceğimiz ekiplerle görüştük. Bu geniş ittifakta bir kadın başkan konusunda netleşilmiş oldu.

Sonrasında hemen saha çalışmalarına başladık. Kadıköy ve Kartal belediye işçileri var bizim şubede; ancak İETT ve İSFALT’ta çalışan 68 delege de bizim seçim sürecimize dâhil edildi. Ne yazık ki İETT ve İSFALT’ta çalışan arkadaşlarımızla irtibat kurma şansımız olmadı. Meramımızı anlatabileceğimiz bir platform kurulmadı. Dolayısıyla biz çalışmamızı Kadıköy, Kartal işçileriyle birlikte yürütmeye çalışıyoruz.

Dediğim gibi, ilkeler etrafında toplandığımız arkadaşlarla, bir kadın başkan olması gerektiğine karar verdik ve yaklaşık üç haftadır bütün işçilerle doğrudan irtibata geçtik. Sadece delegeler üzerinden değil, genel olarak büyük bir saha çalışması yürütüyoruz. Gittiğimiz yerlerde benimsediğimiz ilkeleri anlatıyoruz.

Nedir bu ilkeler?

Şeffaflık, sendika yöneticilerinin maaşlarıyla ilgili politikamız, eşit temsil konusu, aidatların yüksek olmasıyla ilgili politikamız, grev fonunun boş olmaması gibi arka arkaya sıraladığımız ilkeleri anlatıyoruz.

Kaç liste yarışacak pazar günü?

Seçime dört aday katılıyor gibi gözüküyor. Mevcut şube başkanı, mevcut şube sekreteri ve Kartal’dan bir başkan adayıyla yarışıyoruz. İlkeli Sendikacılık Grubu olarak seçimde yer alacağız. Listemizde başka kadın adaylar da olacak. Listemiz 5 şube yönetim kurulu, 5 denetim, 5 disiplin ve 10 üst kurul delegesinden oluşuyor. Listeyle ilgili çalışmalarımız da devam ediyor.

Mevcut şube yönetiminin sizin çalışmalarınızı engelleyici tutumları oldu mu?

İETT üyelerinin 1 No’lu Şube’ye bağlanması biraz sıkıntılı. Neden bu dönemde bağlandı arkadaşlarımız? İETT’de bir süredir örgütlenme çalışması vardı. Üyeler arasında delegeler seçilmiş durumda. Henüz şube kurulmuş durumda değil. Ama bizim şubede oy kullandırıyorlar. İETT’den 68 delege çıkarılmış. Soruyoruz, “Yasaya ve tüzüğe uygun” deniyor. Normalde şubeye bağlı üyelerden 166 delege var. İETT seçimi belirleyecek bir yerde yani. Arkadaşlarımızın iletişim numaralarını bulduk, onlara ulaşmaya çalışıyoruz. İETT’deki arkadaşların talebi, dört adayın bir araya getirilerek İETT çalışanlarının karşısına çıkması ve açık bir toplantı yapılmasıydı. Ama bu çalışma gerçekleşmedi. Sendikadan olumlu bir cevap verilmedi.

Kadın üyelerin talepleri sizde nasıl karşılık bulacak?

Hem Kartal’da hem Kadıköy’de Mor Liste’nin çalışması bilindiği için toplu sözleşmelerde, kadınlara yönelik bir çalışma yapılması yönünde zaten talepler var tabanda. Bir önceki dönemde temsilcilik görevinden alınmamız, disipline sevk edilmemiz gibi sebeplerle ne yazık ki toplu sözleşme sürecine dâhil edilmedik. Dolayısıyla bu önümüzdeki dönem seçim kazanılır ya da kaybedilir ama bizim toplu sözleşmelere mutlaka koymak istediğimiz maddeler ve Kartal ile Kadıköy’ün toplu sözleşmesini birbirine yakınlaştırmak gibi bir hedefimiz var. Biz Kadıköy’de bazı haklar kazandık ama Kartal’da Mor Liste’nin maddeleri görünmüyor. Bu nedenle her iki belediyenin işçileri açısından, hatta İETT’de çalışan kadın arkadaşlarımız için de alan çalışması yaparak, o maddelerin tamamıyla ilgili çalışma yürütürüz zaten. Bu bizim temel meselelerimizden bir tanesi.

Bir de şu var: Kadın hareketinden gelen, kadın hareketinde aktif rol alan ve emek cephesiyle kadın hareketini bir araya getirmeye çalışan bir yol izledik biz. Amacımız buydu. Mor Liste’nin daha önce çıkardığı kadın aday profilini doğru yorumlamak gerekiyor. Sendikal harekette mücadele deneyimi, toplu sözleşme deneyimi… Bunların yanında kadın mücadelesindeki deneyimi… Tüm bunları dikkate aldık.

Listenizi oluştururken ilke ve kriterleri nasıl belirlediniz?

Biz işçileri bölmeyecek, işçilerin bölünmesini engelleyecek politikalar gütmek üzerine bir araya geldik. Nedir bu? Bina içi işçisi-bina dışı işçisi, kadın işçi-erkek işçi ya da siyasi olarak ayrılan işçiler… Bu noktada kendimize bir plan çizdik. Dedik ki, dış birimlerde çalışan –park ve bahçeler, fen işleri gibi birimler bunlar- arkadaşlarımız kadar iç birimlerde çalışan arkadaşlarımızın da temsiliyeti olmalı.

Yönetimi belirlerken de böyle yaptık. Üç sacayağı gibi düşündük. Yani bina içi-bina dışı, kadın hareketi ve kadrolu-kadrolu olmayan meselesi. Bunların tamamını bir araya getirecek bir liste kurmaya çalıştık.

Bunun yanı sıra denetim ve disiplin kurullarıyla ilgili özel bir çalışma yaptık. Denetim ve disiplin kurullarının işler hale getirilmesini amaçladık. Kadıköy’deki pek çok arkadaşımız, bir önceki şube yönetimi döneminde disiplin süreçleri yaşadı. Dolayısıyla aslında cebimize koyduğumuz bir sendikal deneyim var. Bu deneyimle birlikte disiplin kurulunun ne kadar önemli bir yer olduğunu, disiplin kuruluna birini koyarken dikkatli olmamız gerektiğini anladık.

Ya da yönetim kurulu için maaşlar meselesi, şeffaflık meselesi… Gerçekten denetleyecek, şube yönetimine “Evet arkadaşlar, siz ne harcama yaptınız, ne yaptınız?” diyecek bir kurul oluşturmaya çalıştık. Kurulları bağımsız oluşturmaya çalışıyoruz.

Bir diğer konu da şu: Biz işçinin iradesi ile seçildiğimiz temsilcilik görevinden alındık. Temsilcilerin görevden alınmasıyla ilgili tavrımız nettir. Temsilcileri ancak işçiler geri çağırabilir. Şube yönetimleri hiçbir şekilde temsilcileri görevden almamalı.

Yine, şube yönetimini aldıktan sonra sözcü temsilciliğini, mobbing kurulu, disiplin kurulu gibi kurulları seçimle oluşturacağız. Sözcü temsilci, şubeye bağlı işçi temsilcilerinin sorunlarıyla ilgilenebilecek, bunun ilgili zaman harcayacak biri olacaksa, ekiple birlikte çalışacaksa, bu kişiyi temsilciler meclisinde seçmeliyiz. Ya da mobbing kurulu için bir yeterlilik gerekiyor, ona göre temsilcileri yönlendirmeliyiz. Disiplin kurulu, dediğim gibi çok önemli bir kurul. Buraya deneyimi olan insanların yönlendirilmesi gerekiyor.

Tüm bunlar işçiler açısından çok önemli kriterler. Bir sendikanın gerçekten demokratikleşmesi, böyle mümkün olabilir ancak.

Mor Liste’den kadınlar

Çerçeve sözleşmeler oluşturmak gibi hedefleriniz var. Çerçeve sözleşmeler nasıl oluşturulur?

Belediye işçilerinin çok temel sorunları var. 696 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile işçilere aslında bir kadro verilmedi. Sözde bir kadro verildi. İş güvenliği yok, ilave tediye yok… Türkiye’deki 570 bin belediye işçisinin ortak bir sorunu var. Dolayısıyla kadro ve ilave tediye meselesi gibi, belediye işçilerinin tamamını ilgilendiren sorunlarla ilgili şubeler de politika üretmeli, bu konularla ilgili örgütlenme çalışması yapmalı diye düşünüyoruz. Özellikle ve özellikle KHK’daki zorunlu emeklilik maddesinin kaldırılması gibi pek çok talebin hem sendika tarafından hem de şubeler tarafından yükseltilmesi gerekiyor. Bu sorunlarla ilgili topyekûn bir mücadele başlatılması gerektiğini düşünüyoruz. EYT’lerin mücadelesi bu açıdan güzel bir örnek.

Sözleşme süreçlerinde şöyle bir şey var: Karşınızda bir yapı, CHP’li belediyelerde örgütlü olan işveren sendikası SODEMSAN oturuyor. Bütün CHP’li belediyelerde sözleşmeleri takip eden bu yapı, çok fazla sözleşme deneyimi olan bir ekipten oluşuyor. Özellikle pandemi döneminde olduğu gibi ya da bizim kadınlarla ilgili yaptığımız çalışma gibi sosyal haklara dayalı konularda, Genel-İş Genel Merkezi’nin bir politikası olmalı ve bütün belediye işçilerinin toplu sözleşmelerinde bunlar yer almalı. Kadınların kreşle ilgili bir talebi varsa örneğin, bu talep CHP’li bütün belediyelerin sözleşmelerine konulmalı.

Çerçeve sözleşmeden kastımız bu. Çünkü karşımızdaki yapı çok güçlü, her belediyenin koşullarına hâkim, bütün verilere ulaşabilen bir yapı. Dolayısıyla toplu sözleşme masasında SODEMSEN’in gücüyle herhangi bir şube yönetiminin gücünü denk hale getirmek ve o toplu sözleşme masasına birikimle ve çalışarak oturmak çok önemli.

Emek hareketini kadın hareketiyle buluşturmaktan bahsediyordun…

Biz sendikaya girdiğimizden beri, Genel-İş Sendikası’nda kadınların daha aktif olması, tüm sendikal süreçlere katılımının sağlanması gerektiğini savunan insanlarız. Mor Liste’nin ortaya çıkışı da bu şekildeydi. Burada mesele şu ki, kadınların sendikal sürece girebilmeleri için mutlaka ve mutlaka Genel-İş Sendikası’nın bu konuyla ilgili politika üretmesi gerekiyor. Örgütlülüğü yaratan, kadınların haklarıyla ilgili mücadele eden bir yapı koyarsanız sendikaya olan güven ve bağ artacak. Bunun için kadınların haklarına dair özel bir çalışma yapılması ve bunu genel mücadeleye dâhil edecek bir örgütlülüğü kurmamız gerekiyor.

Bu örgütlülüğün sonucu olarak zaten amacımıza ulaşacağız, emek hareketini kadın hareketi ile birleştirmiş olacağız. Böylelikle eşit temsiliyetle ilgili bir tereddüt olmayacak; çünkü zaten o tüzüklerde eşit temsil meselesi tartışılmış olacak. Yönetim organlarında daha fazla kadın olacak.

Kadın işçilerin kadın oldukları için daha çok ezildiğini belediye işçilerine de anlatmamız gerekiyor. O yüzden sendikal sürecin içinde olmalılar kadınlar. Kadınların sendikalarda olmasının önündeki engellerin kaldırılması gerekiyor.

Şimdiden başarılar diliyoruz sana. Senin ve yol arkadaşlarının kadın hareketine bir çağrısı olacak mı?

Mesela, kadın hareketinin Farplas direnişine verdiği destek çok kıymetliydi. Bu bağı her alanda, işçi hareketinin, emek hareketinin içine dahil etmemiz gerekiyor. Belediye işçilerinin yarısı kadın. Bu kadınların sendikal süreçlere dâhil olması için başka bir politika üretmek zorundayız. 22 Ocak’ta gerçekleşecek seçimde hem emek hareketi hem sendikal mücadele hem de kadın hareketi içerisinde olan bir ekibin adayının çıkıyor olması, zaten Genel-İş açısından çok anlamlı bir şey. O yüzden bütün kadın yoldaşlarımızın desteğini bekliyoruz.

Paylaş:

Benzer İçerikler

Kadınİşçi’nin “Kadınlar Sendikaların Neresinde?” başlıklı etkinliğine çeşitli işkollarından sendikacı kadınlar ve eylemci kadın işçiler katıldı. Kadın-sendika ilişkisinin ele alındığı toplantıda ortak talep; bağımsız bir kadın emek ağı kurulması oldu.
Genel-İş’te erkek egemen sendika bürokrasisi, daha iki ay önce yol arkadaşımız Nazan Gevher Çam Ay’ı başkan seçen şubeyi böldü. Kartal Belediyesi işçilerinin bağlandığı yeni şubenin yönetimine ise iki ay önce seçimi kaybedenler atandı. Ay, “İşçinin iradesini yok sayamazsınız, bu antidemokratik müdahaleyi, kayyumu kabul etmiyoruz” diyor.
İçeriklerimizi kaçırmamak için e-posta bültenimize ücretsiz abone olun!