Hugo Boss Mevlüde’nin tazminatını ver!

İzmir'de faaliyet gösteren Hugo Boss işçisi Mevlüde, "Şef bana işçisi gözüyle bakmıyordu. Sürekli taciz ediyor, hep o niyetle yaklaşıyordu. Sözleriyle de niyetini ortaya koyuyordu. İstediği cevabı alamayınca bana en zorlu işleri verdi. 'Joker eleman' vasfıyla, iş olarak daha geri noktalara çekerek cezalandırdı" diyor. Genç kadının başına gelenler bunlarla da sınırlı kalmadı. Bu kez iftiralara başvurdular. Ama onu yıldıramadılar, haklarıiçin mücadele etmeye devam ediyor.
Paylaş:
Ayla Önder
Ayla Önder
onderayla@gmail.com
Ayla Önder onderayla@gmail.com

İzmir’de faaliyet gösteren Hugo Boss işçisi Mevlüde, “Şef bana işçisi gözüyle bakmıyordu. Sürekli taciz ediyor, hep o niyetle yaklaşıyordu. Sözleriyle de niyetini ortaya koyuyordu. İstediği cevabı alamayınca bana en zorlu işleri verdi. ‘Joker eleman’ vasfıyla, iş olarak daha geri noktalara çekerek cezalandırdı” diyor. Genç kadının başına gelenler bunlarla da sınırlı kalmadı. Bu kez iftiralara başvurdular. Ama onu yıldıramadılar, hakları için mücadele etmeye devam ediyor.

Hazır giyim üreticisi büyük markalar, farklı ülkelerde fabrika kurup üretimlerini buralarda yaptırıyor. Bunlar arasında Türkiye de var. Neden derseniz, yanıt belli. Son derece düşük maliyetlerle üretime izin veren ülkeler neresi ise, yabancı markalar o ülkelere kaydırıyor üretimlerini. İşçi ücretleri insan haysiyetine uygun bir yaşamı sağlayacak düzeyde değil. Alman tekstil fabrikası Hugo Boss, İzmir’de yıllar önce kurduğu tesislerinde üretim yapmaktan çok mutlu! Çünkü onlara göre, (Almanya’daki işçi ücretleri ile karşılaştırıldığında) elbette ki Türkiye ucuz işçi cenneti! Hugo Boss, Marks & Spencer gibi ünlü lüks giyim fabrikalarındaki işçiler için daha farklı çalışma koşulları söz konusu değil. Lüks marka üretimi ve bundan dolayı yüksek kazanç sağlanması işçiye herhangi bir şekilde yansımıyor. En ucuz ücreti veren sıradan bir atölye ile Hugo Boss ücretleri arasında çok fazla fark yok.

Tek bir gömlek 2 binTL!

İzmir Gaziemir Ege Serbest Bölge’de (ESBAŞ) kurulu bulunan Hugo Boss Fabrikası’nda üretilen gömleklerin fiyatı çok yüksek. Tek bir gömleğin mağaza satış fiyatı bin 500 ile 2 Bin TL arasında! 2 Bin TL’ye satılan bir gömleği diken bir işçinin aylığı tek bir gömleğin fiyatından biraz fazla. Asgari geçime zar zor yeten fiyat politikası güdüyorlar. İşçinin bilinçlenmesine, ücretlere itiraz etmelerine karşı baskılar da uyguluyorlar. Örgütlenme girişimlerinde bulunan işçilere karşı ayrımcı davranıyorlar. Ürettiği lüks gömlekleri onlarca Avrupa ülkesine ihraç eden markanın işçileri bu durumda… Tek bir gömleği 2 bin TL’ye satan bir işverenin kazancının astronomik boyutlarda olduğu gayet aşikar. Gömlek fiyatları adeta uçarken işçi ücretleri neden yerlerde sürünüyor?

Şef, kırık ayağının fotoğrafını istedi!

2 küçük oğlu ve ev kirası için çalışmak zorunda olan Mevlüde Ünal, İzmir Gaziemir’deki işyerinden yarım saatlik uzaklıkta, Konak’ta yaşıyor. Mevlüde 40 yaşında ve 17 yıldan biraz fazla bir süredir çalışıyordu Hugo Boss’ta. Ama 17 yılı yok sayıldı ve tazminatsız atıldı genç kadın. Yasa dışı uygulamalar Alman işveren için istisna değil. Batılı bir marka olarak işçisine karşı “sorumlu” davranış sergileyeceği varsayılıyor. Oysa çok sayıda yasa ve insan hakları ihlalini bu “büyük marka” ifadesi arkasında gizliyorlar. Hugo Boss fabrika yönetimi, 17 yıldır çalışan Mevlüde’nin sıkı ve özenli çalışmasını hiç takdir etmedi. Ama Eylül ayında (2021) ani gelişen bir sağlık sorununda farklı davrandı. Evinde düşüp ayağını kıran işçi kadın, 1.5 ay hastalık izni aldı. Kırılmış ayağının raporunu bölümündeki şefine gönderdi. Ama şef ikna olmadı. “Ayağının resmini de çek gönder” şeklindeki talebe şaşırdı işçi. Raporla beraber alçılı ayağının fotoğrafını da yolladı. 1.5 ay sonra işe döndüğünde ise kendisine artık “joker işçi” olarak fabrikanın farklı tezgahlarında sürekli yer değiştirerek çalışabileceği söylendi.

Olumsuz şartlar katlanarak artıyor!

Türkiye’deki birçok yerli marka tekstil firmalarıyla Hugo Boss arasında pek bir fark yok. Sık sık fazla mesai uyguluyorlar. Yerel fabrikalardan daha yüksek değil ücretleri. Düşük maaşlarına rağmen, birçok işçi işinde kalmayı tercih ediyor çünkü işsizlik en büyük tehdit. Boşanmış bir anne olan Mevlüde, hayatının 17 yılını bu işyerinde geçirdi. Ondan önce de 10 yıl başka bir fabrikada çalıştı. 27 yıllık toplam işçiliğinde aldığı ücret zaten sektörün durumunu ortaya koyuyor. Ücretlerinin saat olarak belirlendiğini vurguluyor. Bir saatlik çalışmanın karşılığı 16 TL. Krizin yaşandığı şu ortamda işyerlerindeki olumsuz şartlar katlanarak artıyor. Güvencesizlik, işsizlik, insan hakları ihlali, yoksulluk ve çaresizlik..

Hasta annenin sorunları

İşçiler ve ailelerinin bitmek bilmeyen sorunları daha da büyüyor. İşyerinde birçok problemin üstesinden gelmeye çalışan Mevlüde, iki çocuğunun dışında hasta annesine de bakmak zorunda. Omuriliğinden ameliyat olmuş yaşlı kadın. Ameliyattan sonra kalkamıyor. Tam altı ayrı omuruna altı platin takılmış. Daha sonra beyninde tümör olduğu tespit edilmiş. Adeta Türk filmi gibi her şey. Gözleri de görmemeye başlayan anne, tekrar görebilmek için yine neşter altına yatmış. Ayrıca şeker ve tansiyon hastası. “Yakında annemin iki dizine de operasyon yapacaklar” diyor ve ekliyor hazır giyim işçisi; “İnanın ki 15 yaşımdan bu yana annemin hastalıklarıyla uğraşıyorum. Hastaneye gidip gelmeler, ameliyatlar, tedaviler. Gencecik yaşlarım böyle geçti.” Peki tüm bu rahatsızlıklara sahip yaşlı kadının “engelli” olarak görülmesi gerekmez mi? “Yok” diyor. “SGK’ya götürdüm annemi fakat engelli saymadılar! Bütün muayeneleri yapıldıktan sonra heyete girdi. Heyet yüzde 75 engeli olduğuna karar verdi. Oysa rapor alabilmesi için bu oranın yüzde 85 üzerinde olması gerekiyor.”

Karşılık bulamayan tacizci şef

Peki sorunlar bitti mi, hayır. Bir de işyerinde tacizci bir yönetici var. “Kadın olunca daha farklı durumlar yaşıyoruz” diyor genç kadın. Buna yönelik ifadesi şöyle Mevlüde’nin; “Şef, bana işçisi gözüyle bakmıyordu. Sürekli istismarcı zihniyetle yaklaşıyordu. Ve bu yönde laflar çarpıyordu. İstediği cevabı alamayınca birçok zorluk yığdı önüme. ‘Joker eleman’ olarak adlandırılan ve iş olarak daha geri noktalarda olan alanlara kaydırıldım.” Lüks marka Hugo Boss’un işyerinde bir kadın işçiye yöneticinin yaşattıkları bu! “Modern” olarak nitelenen Alman fabrikasında Mevlüde Ünal’a defalarca tacizde bulunan, karşılık alamayınca da mobbinglere başlayan adam, elinden geleni ardına koymuyor..

Sendikaya üye oldu

Annesi genç ve sağlıklı dönemlerinde Yozgat’taki köyde, bahçe işleri ile uğraşırmış. Buğday ekermiş, üzüm yetiştirirmiş. Baba da inşaatlara sıvaya gidermiş. Ailesi koşullar elvermeyince 1978 yılında Yozgat’ın Sorgun ilçesindeki Sarihacılı köyünden İzmir’e göç etmişler. İki erkek kardeşi var. İzmir’de doğup büyümüş. Şu an evli olmadığını söylüyor; “Eşimle problemlerimiz çıktı ayrıldık. Altı yıldır çocuklarım ve ailem için mücadele eden bir kadınım” diyor. Bütün bu yaşadığı olaylardan sonra Tektil-İş Sendikasına üye oldu kadın işçi. Ama sendikaya üye olduğunun ilk haftası iftiraya uğruyor ve “kumaş parçası çaldığı” iddia ediliyor. Bu bir işçi için psikolojik problemler ve fiziksel tükenme nedeni olabilir.. Ama tam tersi, O bileniyor. Bir kadın düşünün; Çocuklarını yetiştiriyor, evini geçindiriyor, hasta annesine bakıyor. Çok düşük ücretle çalışıp, şefin cinsel tacizine maruz kalmamak için de ayrıca mücadele veriyor! Pes ediyor mu, hayır! Sendikalı olmasının haricinde “İşçi Kadın Meclisleri” adlı bir oluşuma da katılıyor. Bu gruptaki işçi kadın arkadaşlarının dayanışmasıyla güç kazanıyor, moral depoluyor.

Kötü adam son darbeyi vuruyor!

Ve yeni ve sinir bozucu bir gelişme yaşanıyor. Ocak 2022 başında. Akşam iş bitince paydos saatinde, fabrika çıkışında güvenlik elemanları genç kadını durduruyor. “Arama var” diyerek çantasını açmasını istiyorlar. İşin ilginci, Mevlüde’den başkası da aranmıyor. Çantasındaki bir kumaş parçasını gören güvenlikçi tutanak tutuyor. Oysa o söz ettikleri küçücük bir artık tekstil parçası. Ve o parça bezi “çalıntı” olarak kaydediyorlar. Ertesi gün, Kod 46’dan genç kadın işten tazminatsız çıkartılıyor. 17 yıllık emeği harcanarak. Kod 46, “işçinin, işverenin güvenini kötüye kullanmak, hırsızlık yapmak, işverenin meslek sırlarını ortaya atmak gibi doğruluk ve bağlılığa uymayan davranışlarda bulunması” olarak açıklanıyor.

‘Onların istediklerini yapmadık diye!’

Bütün bunlarda tacizci şefin rolü çok büyük. Hugo Boss işçisi de zaten gerçeği şu cümleyle ortaya seriyor; “Kimsenin, özellikle başımızdaki bazı yöneticilerin egolarını tatmin etmedik diye, onların istediklerini yapmadık diye bana bunu sadece mal ettiler!” Oysa işveren olayı ciddiye alsaydı, istismarcıyı cezalandırsaydı, kadın çalışanlarına tacizin olmadığı bir çalışma ortamı sağlamaya kararlı olduğunu hissettirseydi… Bu olmuyor genellikle hemen hemen hiçbir işyerinde. Hatta intikam alınmaya çalışılması söz konusu. Tacizciyi şikayet edene misilleme yapılıyor.

‘İftiranı geri al!’

Peki, işçi Mevlüde’nin işten çıkarıldığı gün neler oldu? Önce üye olduğu sendikayı ziyaret etti. Tektil-İş’in avukatıyla görüştü. Haksız bir iş akdi feshi söz konusu olduğu için, iş mahkemesinde işveren aleyhine dava açıldı. Sonra patronu protesto amaçlı Mevlüde Ünal ile birlikte Tekstil-İş üyeleri ve İşçi Kadın Meclisi katılımcıları fabrika önünde toplandılar. Genç kadın ile dayanışma gösterenlerin sayısı az değildi. Yıllardır sendikaya üye olan çok insan işten atılmıştı. Onlar arasından da bu eylemi duyan bazı işçiler de katılım sağladı. Büyük bir afiş açtılar. Pankartta şu slogan yer alıyordu; “Hugo Boss, işçinin tazminatını ver. İftiranı geri al!” Cumartesi günü sendikaya üye olup salı günü insan kaynaklarından çağrılarak kod 46 ile iş akdi feshedilen kadın işçi hayatında ilk kez bir sendikaya üye olmuştu. Konuşması sırasında sık sık şu çağrısını yineledi; “Bütün işçileri Tekstil-İş Sendikası üyesi olmaya davet ediyorum!”

Kadın tüketici bilinci

Giysilerimizin neredeyse tamamının çok az ücret alan işçiler tarafından üretildiği gerçeğini unutmamak lazım. İşçi haklarının ihlale uğradığı, sağlık ve güvenliğin tehdit edildiği bir dünyada yaşıyoruz. Büyük çoğunluğu kadın olan hazır giyim işçileri her gün müthiş yoruluyorlar. Sadece açlığa mahkum eden ücretlerle değil, istismarla da mücadele ediyorlar. Bu tür hak gasplarıyla ve taciz vakalarıyla adı duyulan, haberleri çıkan işyerlerini bir kenara not etmek gerekiyor. Artık kadın tüketicilerin nerelerden alışveriş edip etmeme noktasında bir bilinç oluşturduğunu umuyoruz.

Paylaş:

Benzer İçerikler

Yoksulluğa Feminist İsyan, Acarsoy Tekstil’in üretim yaptığı tekstil devi Inditex’in Etik Komitesi’ne mektup yazdı, sendikalaştıkları için işten atılan 4 kadın işçiye yaşatılanları ve fabrikadaki hak ihlallerini tek tek anlattı. İşlem yapılmasını isteyen kadınlara komiteden “Talebinizi inceleyeceğiz” yanıtı geldi.
Smart Solar fabrikasında sendikalaşmaya öncülük eden kadın işçinin işten atılması üzerine yaklaşık 300 işçinin kendilerini fabrikaya kapatarak başlattığı eylem, kazanımla sonuçlandı. İşe geri alınan kadın işçi, “İçeride arkadaşlarımız, dışarda biz… Gurur duydum. İnananlar başardı” diyor.
Acarsoy Tekstil’de baskıya, mobbinge, tacize, ücret eşitsizliğine karşı sendikal çalışma yürüttükleri için işten çıkarılan dört kadın, tam 100 gündür direniyor. Yoksulluğa Feminist İsyan olarak hafta sonu direnişçi kadınları ziyaret ettik, seslerine ortak olduk.
Amazon Türkiye’de sendikalaştıkları için işten atılan depo işçisi kadınlar, erkeklerle eşit ücret alıyor. Ama bir farkla: Kadınlardan fiziksel güç gerektiren işlerde erkeklerle aynı performansı göstermeleri bekleniyor! Toplama kampını andıran depolarda insanlık dışı koşullarda çalıştırılan işçiler, “Robot değiliz biz, bunu öğrenecekler! Kadınlardan öğrenecekler! Boyun eğmeyeceğiz” diyor
İçeriklerimizi kaçırmamak için e-posta bültenimize ücretsiz abone olun!