Migros Depo işçisi kadınlar: “Eyleme yine devam ederdik”

Migros Çayırova depoda kadın işçilerin isim isim saydığı tacizler hakkında hala soruşturma açılmazken, bakanlık yaptığı denetimin raporlarını bile sendikaya yollamadı. Direniş devam ederken, DGD- SEN dayanışma çağrısı yapıyor.
Paylaş:
Bahar Gök
Bahar Gök
bihargok1982@gmail.com
Bahar Gök  bihargok1982@gmail.com

Migros Çayırova depoda kadın işçilerin isim isim saydığı tacizler hakkında hala soruşturma açılmazken, bakanlık yaptığı denetimin raporlarını bile sendikaya yollamadı. Direniş devam ederken, DGD- SEN dayanışma çağrısı yapıyor.

Migros Çayırova deposu önünde, sendikal haklarını istedikleri için Kod 29 ile işten atılan ve 120 gün boyunca direnen işçiler maddi imkansızlıklar nedeniyle direnişi sonlandırmıştı. DGD-SEN’de örgütlenen taşeron işçiler fiili direniş sonlanmasına rağmen Migros patronlarının saldırılarına direnç göstermeye devam ediyor. Direniş sürecinde yaptıkları eylemlerde gözaltına alınan işçiler şimdi de adliye yollarını arşınlıyor. 28 Ekim 2021 tarihinde Gebze 3. Asliye Ceza Mahkemesinde ifade veren işçiler anayasal hakları olan sendika talebinden vazgeçmediklerini “bugün olsa yine yaparız”  diyerek sahiplendiler.

Migros işçileri 2020 Mart ayında 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’ne hazırlık çalışmaları da yapmışlardı. Migros depo içerisinde yaşadıkları cinsel taciz ve mobbingi her eylemde dile getiren kadın işçiler, 5 Mart günü tacizci amirlerin tehdidine maruz kalmıştı. Öfkesini kadınlara tükürerek kusan tacizci amirlere karşı işçiler aynı gün yol kapatma eylemi yaparak teşhir etmeye devam etmişlerdi. Kadın işçilerin ses getiren bu eyleminin öncesinde ve sonrasında sivil polisler kadın direnişçileri “fotoğrafımızı çektiniz” bahanesiyle depo içinde rehin tutmuştu. Telefonlarına el koyduğu işçilerin dışarıya haber vermesini engelleyerek kaçırıldığı hissi yaşamasını sağlamıştı. Yaşadıkları bu durumu da teşhir eden işçiler darp edilerek gözaltına alınmıştı.

Perşembe günü, yol kapatma eylemi için 2911 sayılı gösteri ve yürüyüş kanununa muhalefetten açılan kamu davasına ifade vermek için bir araya gelen işçiler “Suçlu biz değil, hakkımıza çökmeye çalışan Özilhan’dır” dedi. Duruşma sırasında hakimin “polisin anonsuna rağmen eylem yapmaya devam etmişsiniz” diyerek yaptıkları eylemi suça dönüştürmesine karşılık işçiler polisin anons yapmadığını, yaptıysa bile duymadıklarını söylediler. “Duymuş olsanız yine yapar mıydınız” gibi bir soruyla devam eden hakimi işçiler “yine yapardık” diye cevapladılar. İfadeler alındıktan sonra duruşma Şubat ayına ertelendi.

Cinsel tacizi soruşturmadılar

Duruşma sonrası davaya ilişkin bilgisine baş vurduğumuz  DGD-SEN Genel Başkanı Neslihan Acar direniş yürüttükleri her yerde, yaptıkları eylemlerin hızlıca davaya dönüştüğünü anlattı. Ancak kendilerinin yaptığı şikayetler ve suç duyurularında aynı refleksin gösterilmediğine dikkat çekti. Acar dava açılmasına dair “Şimdiye kadar hiçbir pratikte bizim hem bakanlığa hem savcılığa yaptığımız şikayetler ne bir denetime tabi tutuldu ne de bir davaya dönüştü. Orada kafası kırılan işçilerin bile bir iş hukuku tanımı içerisinde, yaşatılanlar normalmiş gibi davranılıp davaya dönüşmüyor. Valiliğin de kabul ettiği ve beyanı esas alıyorum dediği taciz konusunda hala işçilerin taciz beyanı-isim isim verildiği halde-bir soruşturma yok. Migros patronlarının da buna dönük bir adımı yok. Hatta konumlarını yükseltiyor tacizcilerin. Bakanlık denetleme yapmış sonucunu göndermiyor. Asıl sıkıntılı olan kısmı bu, çok ciddi bir mücadele gerektiriyor bu. Direnişler bu yanıyla görülüp büyütülüp sahip çıkılmazsa, tekil tekil bir sürü yerde fiili olarak devam edecek ve uygulama normalmiş gibi yediriliyor toplumun her kesimine. 2911’den dava açılmasına karşı çıkmak gerekiyor. Normal bir şey değil bu, bize normalleşti” dedi.

Paylaş:

Benzer İçerikler

Nersoy Tekstil’de direnen kadın işçilerle direniş alanında konuşuyoruz bu kez. İşe alınırken kendilerine bir yıl hamile kalmama şartı koşulduğunu, hamile kalanların işten çıkarıldığını söylüyorlar. 150’den fazla kadının çalıştığı fabrikada kreşin olmadığını, çocuklarına bakacak birini bulamayan birçok kadının işten çıkmak zorunda kaldığını anlatıyorlar.
Barutçu Tekstil’de sendikalı oldukları için işten çıkarılan 4 kadın işçi direnişte. Kadınlar, fabrikada her gün aşağılanmalara ve hakaretlere maruz bırakıldıklarını, ücret ayrımcılığının olduğunu, zor işlerin kadınlara yaptırıldığını, ağlayarak çalışan arkadaşlarının olduğunu anlatıyor. “Sendikalı olarak geri dönene kadar direneceğiz” diyorlar.
Sendika baştemsilcisi, fabrikadaki işçi kadına baskı uyguluyor, tehditler savuruyor! Kadın, kendisine cinsel saldırıda bulunan bir erkeğe karşı mücadele verdiği için… Olayı kapatıp, “tamam efendim” demeyip, saldırıyı ifşa ederek dava açtığı, başını öne eğmediği için… Kendisine yaşatılanlar karşısında yılmayan metal işçisi Pınar, kavgasını anlattı.
Feminizmin etkisiyle sendikalar, bilgi düzeyi ve meşreplerine göre artık kadın ağırlıklı direnişlerde kadın işçi sorunları üzerinden bir siyasi propaganda yürütebiliyorlar. Bu onların etki alanını genişletiyor. Ama VİP direnişinde olduğu gibi kimi zaman her şey görüntüde kalıyor. Nimet’in direniş sonrasında yaşadıkları erkek sendikacılarla işimizin ne kadar zor olduğunu gösteriyor.
İçeriklerimizi kaçırmamak için e-posta bültenimize ücretsiz abone olun!