Tez Koop-İş’de cadı avı devam ediyor: ‘Bu dünyanın egemeni hep erkekler mi olacak?’

Tez- Koop İş Sendikası 1 No’lu şube usulsüz delege seçimleriyle tekrar gündeme gelirken, sendika tarafından daha önce temsilcilikten alınan muhalif pek çok kadın bu kez işten çıkarıldı. Sendikanın işten çıkarmalarda dahli olduğu iddiaları var. Kadın düşmanlığı artarken sendika hızla erkekleşirken, merkezi “kadın çalışmaları” da canhıraş sürüyor.
Paylaş:
Bahar Gök
Bahar Gök
bihargok1982@gmail.com
Bahar Gök  bihargok1982@gmail.com

Tez- Koop İş Sendikası 1 No’lu şube usulsüz delege seçimleriyle tekrar gündeme gelirken, sendika tarafından daha önce temsilcilikten alınan muhalif pek çok kadın bu kez işten çıkarıldı. Sendikanın işten çıkarmalarda dahli olduğu iddiaları var. Kadın düşmanlığı artarken sendika hızla erkekleşirken, merkezi “kadın çalışmaları” da canhıraş sürüyor.

Tez Koop-İş Sendikası İstanbul 1 No’lu Şube’de yaşanan usulsüz delege seçimlerinin iptal edilmesi için sendika üyesi işçiler bir süredir kamuoyu yaratmaya çalışıyor. Carrefoursa işçileri, mağazalarda, çalışanların haberi olmadan delege adaylarının belirlendiğini öğrenmesinin ardından, şubede, delege seçiminin yapıldığı gün sendikaya giderek teşhir etmişlerdi. Yapılan usulsüzlüğün son bulması için sendika genel merkezine de çağrı yapan işçileri, polis çağıracağız tehditleri ile sendikadan gönderen şube yöneticileri sessizliğini koruyor. Yaşanan olaylar üzerine genel merkezden bir açıklama yapılmış ve Anadolu yakasındaki seçimlerin iptal edileceği duyurulmuştu. Ancak 8 Nisan günü sendikanın 1 No’lu Şubesinin önünde basın açıklaması yapan işçiler ve eski temsilciler, açıklamaların doğru olmadığını, oluşan tepkileri bastırmak için kamuoyuna yalan söylendiğini açıkladılar. Tez Koop-İş Sendikası İçinde Demokrasi İsteyen Carrefoursa  işçileri imzasıyla “Usulsüz delege seçimleri iptal edilsin” pankartı açan ve mevcut yönetime destek vermeyen işçiler üzerindeki mobingin kalkmasını ve alınan bütün kararlarda söz sahibi olmak istediklerini dile getirdiler.

İşçi Emekçi Birliği’nin de destek verdiği açıklamaya katılan işçilerden yaşanan süreci anlatmalarını istedik. 1 No’lu Şube başkanı iken 1 oy farkla seçim kaybettirilen Necla Önder ve işten çıkartılmış, temsilciliği düşürülmüş kadın işçilerin anlattıkları, sendikalarda varlık gösteren kadınlara karşı yürütülen cadı avını bir nebze de olsa göstermiş oldu.

Gözden ilk çıkarılanlar olduk

Kaç yıldır Carrefoursa’da çalışıyorsunuz? Mağazanızda delege seçimleri nasıl yürütüldü?

Carrefoursa İşçisi: 17. seneme girdim neredeyse Carrefoursa’da. Maltepe Park’ta çalışıyorum. Bir buçuk yıl önce temsilciliğim alındı. Pandemi döneminde yeni yönetim gelince ilk gözden çıkarılan bizler olduk, eski yönetimden kalan temsilciler olarak. Hala çalışıyorum ama bazı arkadaşlarımızı işten attılar. Bu konuda şanslı olanlardan biriyim sanırım. Bu son seçimlere geldiğimizde, benim hiç haberim olmadı. Dedim ki olabilir, işin yoğunluğundan ben duymamış görmemiş olabilirim. Kime sorduysam, delege seçimi olacak haberiniz var mı, diye; kimsenin haberi yok. Şube yönetimi, biz söyledik, astık diyor ama kimsenin haberi yok. Aday olmak isteyen arkadaşlarımız vardı. Hiçbiri aday olamadı. Kendi söyledikleri bir iki kişi “ben delegeyim bize oy verin” dediler. “Emin misiniz delege olduğunuzdan, sadece asıldığına dair imza olmuş olmasın” dedim. “Yok, ben kağıtların ikisine de imza attım, delegeyim” dedi bana. Delege seçimlerinin olacağı gün geldiğinde delege olmadıklarını gördüler. Sadece, belirledikleri iki kişinin delege listesini buraya vermişler. Diğerlerine sadece imza attırmışlar ama buraya getirmesi gerektiğini de söylememişler. Çünkü o arkadaşlar bilmiyor, yeni giriyorlar. Bu şekilde seçim yapıyoruz dediler. Biz niye seçim yapıyorsunuz, dedik. 91 kişiyiz mağazada çalışan. Sadece 14 kişi oy kullandı. Gerisi veto etti bunu.

Kadınlar delege olamadılar

Kadınlardan delege adayları var mıydı?

Carrefoursa İşçisi: Aday olmak isteyen kadın arkadaşlarımız da vardı. Mücadele ediyorlardı. Ama haberleri olmadığı için hiçbiri aday dahi olamadı. Bizim derdimiz, yine girsinler ama kazanacaklarsa işçinin oyuyla kazansınlar. Bu şekilde delege seçimi de istemiyorum ben. Direkt olarak işçi belirlesin yönetimi. Seçim olsun. Çünkü delegeler bir şekilde onun adamı, bunun adamı. Parayla döndürülen insanlar. Zamanında oldu bunlar, biliyoruz. Direkt işçi seçerse daha demokrat bir yönetim geleceğini düşünüyorum. Bu benim ve çalışma arkadaşlarımın talebidir. Ama şu an bir rant savaşı var koltuklarda. Koltuğa gelen yapışıyor bırakmak istemiyor.

Kazanılmış haklarımız kaybedildi

Sendikanın bu tutumu, işyerlerinde ne gibi sorunlara yol açıyor?

Carrefoursa İşçisi: İşçinin sorunu sıkıntısı hiçbir şekilde çözülmüyor. Bizim bildirdiğimiz sorunlar bize geri dönüyor. İşçi neyle uğraşırsa uğraşsın yine kendi başına kalıyor mağazada. Örgütlü olmanın hiçbir anlamı yok bizim için. Toplu sözleşme yapıldı, bizim bazı haklarımız vardı. Biz bunları özellikle belirttik. Hatta kendim imza topladım TİS iptal olsun, bizim taleplerimiz bu diye. Birkaç kadın arkadaş vardı. Bizim orada daha çok kadınlar mücadele ediyor. Bütün mağazalarda imzalar toplandı. Genel merkeze atıldı bu imzalar. Buna rağmen toplu sözleşmemizde biz hak kaybı yaşadık. Daha önce nakit olarak aldığımız sosyal haklar Carrefour çekine döndürüldü. O çekleri de sadece Carrefour’da harcayabiliyoruz. Bizim gelirimiz belli. Carrefour’da ücretler yüksek oluyor. Bize daha uygun olan yerlerden alışveriş yapmak istiyoruz. Yakacak parası bile bize artık çek olarak verildiği için bunu Carrefour’da harcamak zorundayız. Bu bir kayıptı bizim için.

Bizim öne çıkmamızı istemiyorlar

Kadınların temsil edildiğini düşünüyor musunuz şu an?

Carrefoursa İşçisi: Bu yönetimde kadınların sayısı çok düşürüldü. Daha önceki dönemde biz her mağazadan bir kadın temsilci hedefiyle yola çıkmıştık. Bu kadın temsilcilerin çoğu şu an görevden alınmış durumda. Kadınlar öne çıksın diye bir dertlerinin olduğunu düşünmüyorum. Sendikamızın kadın dergisinde her şey güllük gülistanlık gibi görünüyordu ama bana kalırsa söylenen ile yapılan arasında büyük bir fark var. Kadın başkan olarak bile iki kişi vardı. Biri Necla başkandı. Geçmişte kaldı. Kadın başkan yok şimdi. Yönetimlerde de yokuz.

Sendika işverenle birlikte mobbing uyguladı

Siz nelerle karşılaştınız bu süreçte?

Hanife: Ben Carrefour’da sekiz sene çalıştım. Şu anda işsizim. Benim ilk mağduriyetim şu oldu. Temsilci olarak seçildim. Mağazada sıkıntılar yaşıyorduk, temsilcilik görevimizi gayet iyi yapıyorduk. Ama sendikanın bakış açısı çok önemliydi. Eskiden bir ağırlığımız vardı. Ne mağaza müdürü ne de çalışma arkadaşları asla saygısızlık etmezdi. Geldikleri noktada ne temsilcilerin bir değeri var ne sendikanın bir değeri kalmış durumda. Bırakın işçilerin haklarını korumayı, ellerindeki haklar da alınıyor. Bizim Ankara’ya giderek verdiğimiz emekler, yaptığımız toplu sözleşmelerde aldığımız haklar kalmadı doğru düzgün. Eski insanlarımızdan da kimse kalmadı. Hepsi bir şekilde eridi. Emeğe saygı yok. Yöneticiler sadece para derdinde, koltuk derdinde. İşçinin parasını alalım da nasıl alırsak alalım düşüncesindeler. Gerek işverenle gerek kendileri baskıyla mobbingle bunu uyguluyorlar.

Düşüncelerimizi açıklayamıyoruz

Kadın işçilerin sorunları neler?

Hanife: Kadınların mağduriyeti bambaşka. İş bulmak çok zor. Yaşım da ilerledi. İki çocuğuma bakmak zorundayım ama bakamıyorum. Sahip çıkamıyorum. Eşimden ayrıldım, senelerdir mücadelem vardı. Alın terimiz, emeğimiz vardı. Kadınların çoğunluk olduğu bir sendikada şu anda kadınların doğru düzgün ne temsilciliği var ne başkanlığı var. Kadınları herkes bu şekilde mağdur etmek zorunda mı? Başkanın hatası neydi? Bizim ne suçumuz vardı? Kadın olmak mı suçumuz? Kadınların hiçbir yerde yeri yok mu? Her yer ataerkil mi olmak zorunda? Bu dünyanın egemeni hep erkekler mi olacak? Neden bizim de bir görevimiz yetkimiz olmasın? İtiraz hakkımız yok, konuşma hakkımız yok, düşüncelerimizi açıklayamayız…

Kadınların mücadelesine darbe vurdular

Temsilcilikten düşürülen işçilerin çoğunluğunun kadın olduğunu söylediniz. Sebebi nedir?

Hanife: Sendikanın yaptığı görevden almalar, işten çıkarttırmalar kadınların mücadelesine vurulan bir darbeydi. Neden? Sendikacılık erkek işi olarak görülüyor. Biz de çalışma hayatındayız, sendikada niye olmayalım? Bizleri insan yerine koymuyorlar. Yeri geldi müdürüm dalga geçti, yeri geldi mobbing uyguladılar. Benim yediğim tutanağın haddi hesabı yok. Sırf temsilci olduğum için yapıldı. Başka bir mağazaya sürgüne gönderdiler beni. Gece 12’de eve gidiyordum artık. Niye? Birilerinin yakını değildim. Ben emekçiydim. Her şeyden önce, bakmakla yükümlü olduğum iki çocuğum var. Eve ekmek götürme derdim var. Benim durumumda olan işçiler atılırken sendika neden sahip çıkmıyor? İşverene dava açtım. Tüm dava masraflarımı kendim karşıladım, avukatımı kendim tuttum. Benim sendikam yok muydu? Senelerdir aidat ödemedim mi? Niye bana sahip çıkmadılar? Çünkü bir kişi için işverenle kötü olmak istemediler. Kendi ilişkilerini koparmak istemediler. Toplu sözleşme görüşmelerini temsilcileri almadan yürüttüler. Biz toplu sözleşmeyi ilk defa Necla başkan zamanında gördük. Ne ondan önceki şube başkanları bize bildiriyordu ne de delegeleri biliyorduk. Onun sayesinde bir şeyler öğrendik. Şimdi bu kadını da fütursuzca görevden almak adalet mi?

Çalışanlar arasında ayrıştırma olduğundan bahsettiniz.

Hanife: Ayrımcılık yapılıyor sendikada. Memleketine, ırkına, cinsiyetine göre ayırıyorlar. Ötekileştiriyorlar. Bu mu yönetim şekli? İşçiler emekçiler birdir. İşçiler birlik olacak ki davasına, sendikasına sahip çıksın. İşçiler sendikanın patronudur. Ama bunun bilincinde değiller, unutmuşlar. Her şeyi kendileri ticarete çevirmişler. İşveren gibi yönetiyorlar. Bu kadar yozlaştırılamaz bir sendika.

Tuvalete dahi gidemiyorduk

Siz kaç yıldır çalışıyorsunuz Carrefour’da?

Özlem Kasa: Ben sekiz yıldır Beylikdüzü Marmara Park mağazasında çalışıyordum, müşteri hizmetlerinde. Altı yıl çalıştıktan sonra sendika temsilcisi seçildim. İşverene karşı sürekli sesimi çıkarıyordum ama sendika bize yardımcı olmuyordu. Artık etik hatları arıyorduk. Çünkü kadınlar mobbinge maruz kalıyordu. Kasiyerler tuvalete gidemiyordu. Çok zor şartlarda çalışıyorduk.

Çalışma şartlarınız nasıldı?

Özlem: Mesela ben eve gidiyordum. Çalışma programımız hazırlanıyor. Pazartesi günü izinliyim. Bölüm şefimiz arıyordu, sen salı günü izinlisin, diye. Ama ben program yaptım pazartesi için diyordum. “Yok, ben bu şekilde yaptım. Burası babamızın yeri değil” diyordu. Kovayla su getirip bana her yeri sildiriyordu. Bir kere tuvalete gittim diye beni çağırdı. Kamera görüntülerini almış, beş dakika molaya takmışım diye. Kadınız sonuçta, özel ihtiyaçlarımız oluyor. Güvenlikten nasıl alıyor hemen bu görüntüleri, nasıl bana karşı kullanabiliyor? Sürekli mobbing.

Buraya son gelişin dediler, işten çıkarıldım

Bu sorunları sendika ile çözmeye çalıştınız mı?

Özlem: En son, sendikanın tüzük hazırlığı vardı Ankara’da. Oraya gidip tepkimizi koyduk, söz hakkımızı kullandık. “Ben konuşmak istiyorum kürsüde” dedim. “Sürekli yöneticiler konuşuyor. Biz de konuşmak istiyoruz” dedim. Hakan Bozkurt, “Bırak konuşsun zaten buraya son gelişi” dedi orada. Ben daha işten atılmamıştım o zaman. Liste yapmışlar. Sendika benim işten çıkarılacağımı, Ankara’ya son kez gideceğimi nerden biliyordu? Demek ki işverenle bir olmuşlar. Daha sonra biz toplu sözleşmeye karşı çıktık. Bizim izin, yakacak ve yol paralarımızı çeke yatırdılar. Biz de dedik ki, dışarıda domates dört lira iken Carrefour’dan almak zorunda mıyız on liraya? Bizim gücümüz yok sonuçta. İmza toplayarak kabul etmek istemedik. Daha sonra bizi işten çıkardılar. Önce temsilciliğimiz düşürüldü tabii. Ama bu süreçte sürekli bölüm değişikliği yaptılar. Sürekli mobbinge maruz kaldık.

Sendikadan randevu alacaksınız

Temsilciliğinizin düşürülme gerekçesi nedir?

Özlem: Temsilciliğimizin düşürüldüğünden dahi haberim olmadı. Arkadaşlarım söyledi, “mail gelmiş seni temsilcilikten düşürüp yerine başkasını atamışlar” diye. Mağaza çalışanlarının istemedikleri kişileri temsilci yaptılar. İşten atılan arkadaşlarımızla birlikte buraya geldik. Kapı duvar. Hiç kimse yoktu. Sekreter de dışarda çay içiyordu. Görüşmek istediğimizde “randevu alıp geleceksiniz” dedi bize. Halbuki önceden haberleri vardı. Geleceğimizi biliyorlardı. Bizden kaçtılar. Daha sonra bu seçimler olduğunda, biz 4 No’lu Şube’ye gittik. Çevik Kuvvet ile bizi tehdit ettiler.

Tez Koop-İş Genel Merkez yöneticileri Anadolu yakasındaki seçimlerin iptal edileceğini açıkladı. Neden iptal edilmedi?

Özlem: Geçici olarak bi gazını aldılar herkesin. Şu an seçimler oldu. İptal edilmedi. Hiç kimsenin bilgisi olmadan gizli saklı yaptılar yani. Şubenin tüm seçimlerinin iptal edilmesini istiyoruz şimdi. İnsanlara bilgi verilsin, kimler adaylığını koyuyorsa o şekilde yapılmasını istiyoruz. İnsanları ayrıştırıyorlar onun adamı bunun adamı diye. Sesimizi çıkardığımız için bizi herhangi bir örgüte üye olarak gösteriyorlar ne yazık ki. Bununla ilgili de zaten şikayetçi olacağım. Bu yaptıkları çok çirkin, çok ahlaksızca. Çalışma arkadaşlarım da bilinçli olsun. Aslında hepsi biliyor ama tehdit ediliyorlar. Sen muhalif tarafta kalırsan işinden olursun, diye. Tehdit ettikleri için korkuyorlar çalışanlar.

Temsilcilerin yüzde 40’ı kadınlardan oluşuyordu

Sendika şube başkanı olan iki kadından biriydiniz. Görevden alınana kadar sendikada ne gibi çalışmalar yaptınız?

Necla Önder: Carrefour’da senelerce çalışıp sendikayı bugünlere kadar getirdik. Bu duruma geleceğini hayal bile edemezdik. Carrefour’da kimsenin inanamayacağı bir şeyi yaptık. Sendika getirdik. Temsilcilikler oluşturduk. Temsilcilerin yüzde 40’ının kadınlardan olmasını sağladık. Bir sürü etkinlikler yaptık. Ama gelinen noktada, genel merkezin, ileri işçileri ortadan kaldırma operasyonuna maruz kaldık.

Dört yıl şube başkanlığı yaptım 1 No’lu Şube’de. 2018 yılında yine bu şubede başkanlık seçimi vardı. 1300 kişinin katıldığı muazzam bir seçim oldu. Sendika tarihinde ilkti. Demokratik bir seçim oldu. Ama bugün gizli delege seçimleri yapıldı. Bu bardağı taşıran son damla oldu.

Kukla yönetim istediler

Hangi gerekçeyle görevden aldılar?

Necla: “Bir takım sıkıntılar var, imza topladık” dediler. Ankara’ya çağırdılar. Tamam dedim. 50 tane imza toplamışlar temsilcilerden. Ben de 80 tane toplarım dedim. Nedir sıkıntılar, oturup konuşalım dedim. “Açık söyleyelim, seninle ilgili kimsenin bir sıkıntısı yok, senin başkanlığın devam etsin” dediler. Ama Haydar Özdemiroğlu ile Hakan Bozkurt, ikisi birden beni çapraz sorguya tuttular. Sonra bana “biz gelelim orada seçim yapalım ama senin başkanlığın devam etsin” dediler. Kukla başkan ol dediler kısacası. Ben işçilere sormadan sizin dediklerinizi yaparsam bu nasıl olacak? Böyle bir şey olabilir mi? Buna karşıyım dedim. Aslında dedikleri şuydu. Siz özgürleşmiş bir şubesiniz bizi artık takmıyorsunuz. Sizin özgür olmanızı istemiyoruz bize bağlı olun. Merkezlerde böyle bir hastalık vardır. İşçilerden uzak, bürokrasiye dayalı bir yapı ama bizim yolumuz tam tersinde. İşçiye dayalı bir seçimin olması gerekiyor. İşçiye danışarak karar almak. Elbette bizim de hatalarımız oluyor ama işçilerle beraber yapmamız doğru olan yöntemdir.

Temsilcileri görevden aldılar

15 Mayıs’ta yapılacak olan şube seçimlerinin iptalini mi istiyorsunuz bugün?

Necla: İşçi arkadaşlar Anadolu yakasındaki seçimleri iptal edelim dediler. 32 delegenin olduğu seçim şu andaki. Seçim de değildi aslında. Öyle gösterdiler. Atama yapıldı resmen. Seçimler nasıl olur? İstanbul’da ortalama 400 tane Carrefour var. Her bir mağazaya duyurular bir ay önceden asılır. İsteyen giden delege adayı olur. Fakat delege olma haklarını ellerinden aldılar insanların. Arkadaşların bugün buraya gelmesinin nedeni de bu. Sizin yaptığınız demokratik bir seçim değil. Sendikalara yakışmayan bir durum. Bizim 2018’de 270 delege adayımız vardı. Biz aslında devrim yapmışız ama bunlar ortaçağ zamanına götürdüler. İşçilerin hemen hemen hepsiyle görüşüyorum. Çok korkuyorlar. Bana bir oyla seçimi kaybettirdikten sonra 200 arkadaşımızı temsilcilikten aldılar, mağazalarını değiştirtdiler, işten çıkarttırdılar çünkü. Bu delege seçimleri o operasyonun devamı zaten.

Temsilcileri toplu sözleşme görüşmelerine almıyorlar

Sizden sonraki dönemde imzalanan toplu sözleşmelerde, işçilerin kazanılmış hakları korunabildi mi?

Necla: Her toplu sözleşmede kazanılmış hakların daha ileriye gitmesi lazım. Hele de bu ekonomik koşullarda daha fazla olması lazım. Kazanılmış hakları dahi çok geriye düşürdü bu yönetim. Halihazırda hiçbir işçinin, temsilcinin katılmadığı toplu sözleşmeler ne kadar ileriye gidebilir? Almadılar toplantılara. Bizim dönemimizde de istemiyorlardı. Diyorlardı ki sözleşmeleri merkez yürütsün. Bizim zamanımızda temsilciler toplu sözleşme görüşmelerine katılıyordu. Bununla ilgili çok tartışıyorduk.

Bundan sonrası için ne yapmayı düşünüyorsunuz?

Necla: Biz Tez Koop-İş Sendikasını üç beş kişinin kendi çıkarları için kullanmalarına son vermelerini istiyoruz. Bir an önce istifa etmeleri lazım. Bugün yoksulluk diz boyu ama sendikaların hiçbirisi görünmüyor. Yoklar ortada. Son olarak söyleyeceğim şey, biz mücadelemize devam edeceğiz. Carrefoursa işçileri her zaman dinamiktir, mücadeleci bir yerden geliyor. Carrefoursa işçileri, sendikasını, köşe başlarını tutmuş sendika ağalarına bırakmayacak. Mücadeleye devam ediyoruz. Çağrımız bu yöndedir.

Paylaş:

Benzer İçerikler

Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası yeni kurulmuş bağımsız sendikalar içinde eylemleri ile dikkat çekiyor. Sendika uzun bir hazırlık sürecinden sonra geçtiğimiz günlerde kadın komisyonunu da oluşturdu. Kreş, eşdeğerde işe eşit ücret gibi patronları zorlayacak somut talepleri başlangıçtan itibaren sendikal mücadelenin konusu haline getirerek, önemli adımlar atıyorlar.
Mağaza Market- Sen çatısı altında örgütlenen ŞOK market işçisi kadınlar ücretlerin 7 bin 500 TL’ye çıkarılmasını, yemek ve yol parasının yükseltilmesini ve iş yerinde kadın ücretlerini daha da düşük kılan cinsiyetçiliğin ortadan kaldırılmasını talep ediyor.
Cinsiyetçi ücret ayrımcılığı, güvencesizlik, mobbing, şiddet… Özel okullarda çalışan eğitim emekçisi kadınların sorunları saymakla bitmiyor. Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası’nın çağrısıyla bugün (30 Ağustos) Ankara’da bir araya gelecek olan emekçiler, “Başta taban maaş olmak üzere özlük haklarımız için tüm meslektaşlarımızı buluşmaya bekliyoruz” diyor.
Yıldız Soylu, PTT’de yaşanan taşeron zulmüne ve sefalet sözleşmesine karşı olduklarını sonuna kadar direneceklerini belirtiyor. Kadınların ev işi de yaptıkları için daha ağır yük altında olduklarının altını çizdikten sonra “Kadın emeği sömürüsüne, ayrımcılığa, cinsiyetçi politikalara karşı mücadele etmeliyiz” diyor.
İçeriklerimizi kaçırmamak için e-posta bültenimize ücretsiz abone olun!