Yırcalı kadınlar İstanbul’daydı: Ellerinde sabunlar, zeytinlerin büyümesini bekliyorlar

Kadıköy Belediyesi’nin Dünya Çevre Günü etkinlikleri kapsamında düzenlediği Çevre Festivali’nde Yırcalı kadınlar da vardı. Zeytin ağaçları için sermayeye, birlikte üretebilmek için patriyarkaya kafa tutan kadınlar… Direnişle ve dayanışmayla “kömürün isinden sabunun misine” doğru uzanan bir yaşamı omuz omuza inşa eden kadınlar…
Paylaş:
Seval Öztürk
Seval Öztürk
sevalozturk18@gmail.com

Kadıköy Belediyesi her yıl 5 Haziran Dünya Çevre Günü etkinlikleri kapsamında “Kentte Ekolojik Yaşam” temasıyla Kadıköy Çevre Festivali gerçekleştiriyor. Festival geçen yıl pandemi nedeniyle çevrimiçi yapılmıştı. Bu yıl yeniden yüz yüze buluştuk Selami Çeşme Özgürlük Parkı’nda. Geçtiğimiz hafta sonu gerçekleşen festivalde atölyeler, paneller, söyleşiler, konserler, film ve oyun gösterimleri gibi birçok etkinlik yapıldı.

Doğaya emek veren sivil toplum kuruluşu, vakıf, platform, kooperatif ve gönüllü birliktelikler bir aradaydı. Bunlardan biri de çevre direnişinden doğan Yırcalı sabuncu kadınlardı. Yırcalı kadınlar için Çevre Festivali hem sabun satışı yaptıkları, dayanışmayı büyüttükleri hem de farklı kooperatif, dernek ve vakıflarla karşılaştıkları, tanıştıkları bir alan.

Çevre Festivali’nin yapılacağını duyduğumda içimi sevinç kaplıyor. Çünkü biliyorum ki Yırca Hanımeli El ve Ev Emeği Ürünleri Kooperatifi İstanbul’a gelecek. Önce kooperatif nasıl kurulmuştu, hatırlayalım.

‘Zeytinliklerimizi vermiyoruz’

Bu kooperatif Manisa’nın Soma ilçesine bağlı Yırca Köyü’nde kuruldu. Kuruldu deyip geçiyoruz ama büyük mücadeleler verilerek oldu bu. Soma kömüre dayalı ekonomiye sahip erkek egemen bir yer. Kadınların çalışma alanı oldukça kısıtlı, hatta yok denecek kadar az. Yırca Köyü, Soma’da hâlihazırda var olan termik santrale ve kül barajına (termik santralde elektrik üretmek için yanan kömürlerden kalan atık sahası) çok yakın. 2014 yılında, var olan termik santrale ek olarak Kolin İnşaat firması Yırca Köyü’ne bir termik santral daha kurmak istedi. Köylülerden topraklarını istediler. Toprak dediğime bakmayın, santrali yapmak istedikleri sahada Yırca köylülerinin zeytin tarlaları var. Yırcalılar “Zeytinliklerimizi vermiyoruz. İkinci bir termik santral istemiyoruz” diyerek Kolin İnşaat’a karşı zorlu bir mücadele başlattı.

Hükümete yakınlığı ile de bilinen Kolin İnşaat, bir gece çıkan acil kamulaştırma kararı ile Yırcalıların 6 bin 666 ağacını katletti. Kadınlar bu tarlalarda çalışıyordu. Tabii ücretsiz aile işçileri olarak hâlihazırda emekleri karşılığı bir ücret almıyorlardı.

‘Başaramazsınız’ diyen erkeklere inat

Hukuki süreçte yürütmeyi durdurma kararı alındı fakat iş işten geçmişti, ağaçlar katledilmişti. Hukuki süreç devam ederken Temel İhtiyaç Derneği proje kapsamında Yırcalı kadınları köy kahvesine davet ediyor. Erkekler kahveden çıkmak istemiyor fakat dernek onları çıkarıyor. Toplantıda kadınlar sabun yapmaya karar veriyorlar. “Kömürün isinden sabunun misine” diyerek başlıyor sabun yapma yolculuğu. Dernek ile Yırcalı kadınlar 1 yıl boyunca sabun üretiyor. Derneğin projeyi sonlandırması ile kadınlar bu işi bırakmayarak kooperatif kurma kararı alıyor. Birlikte üretmek, yan yana olmak hepimize olduğu gibi onlara da iyi geliyor.

90 yıllık bir köy evini erkeklerin “Siz yapamazsınız, bu evden bir şey olmaz, başaramazsınız” söylemlerine inat satın aldılar. Evi kolektif bir şekilde tadilattan geçirerek zeytinyağlı sabun ve bal mumu üretmeye hazır hale getirdiler. Bunlar yaşanırken Kolin İnşaat ile olan hukuki süreç kazanımla sonuçlandı. Termik santral yapılmadı. Fakat firmaya herhangi bir yaptırım da uygulanmadı. Yırcalılar dayanışmayla zeytin ağaçlarını tekrar diktiler, bugün hâlâ büyümelerini bekliyorlar.

Bekliyorlar ama sabun üreterek…

‘İnsan özgür hissediyor kendini’

Sabun evi, kadınlar için ekonomik olarak da kendilerini özgür hissettikleri yer. “İlk paramı sabun evinde kazandım. Kocamın eline bakmadan gidip bir şey alabildim. Kendi paranı kazanmak başka… İnsan özgür hissediyor kendini” diye belirtiyor hemen tüm kadınlar. Şu an sabun evinde 20 kadın birlikte üretim yapıyorlar. Her yıl çevre festivali için 2 veya 3 kadın geliyor. Her yıl farklı kadınlar katılıyor festivale. Böylece birçoğu ilk defa İstanbul’u görmüş ve hatta şehir dışına çıkmış oluyor.

Bu sene Munise ve Hatice çevre festivalindeydi. İstanbul’a ilk defa gelmişler. Hatice 3 günlük yemeği yapıp öyle geldiğini anlatıyor. “Ben yokken ısıtıp yer ev halkı” diye ekliyor. Sonrasında İstanbul’a dair konuşuyoruz Munise’yle. İstanbul’un çok kalabalık olduğunu ve her şeyin çok hızlı olduğunu söylüyor, “Herkesin acelesi var galiba” diyor.

Köyün sakinliğinden sonra Kadıköy sokaklarının Munise’yi şaşırtan kalabalığı, festivale yansımamıştı. Ekonomik krizin çevre festivalini de etkilediğini, bu sene tahmin ettiklerinin altında satış yapabildiklerini söylüyorlar. İçleri bu anlamda biraz buruk.

Hatice’nin Fener maçı hayali

.

Festivalin kapanış günü olan pazar günü stantta hep birlikteydik. Pazar akşamı o yorgunluğun üzerine gece otobüsüyle Yırca’ya döneceklerdi. “İstanbul’da görmek istediğiniz bir yer var mı?” diye sorduğumuzda Hatice, eskiden beri futbol maçlarını çok iyi takip ettiğini söylüyor. “Fakat artık televizyonda maçlar gösterilmiyor, izleyemiyorum” diyor. Hayali Fenerbahçe Şükrü Saraçoğlu Stadyumu’nda bir kere maç seyredebilmek. Stadyuma giremedik ama en azından yanından geçtik, dışardan görebildi.

Umarım bu hayali bir gün gerçekleşir.

NOT: Dayanışmayı büyütmek için sosyal medya hesaplarından takip edebilir ve Yırcalı kadınlara ulaşabilirsiniz.

Instagram: https://www.instagram.com/yircahanimeli/

Twitter: https://twitter.com/yircahanimeli

Facebook: https://www.facebook.com/yircahanimeli/

Paylaş:

Benzer İçerikler

Acarsoy Tekstil’de baskıya, mobbinge, tacize, ücret eşitsizliğine karşı sendikal çalışma yürüttükleri için işten çıkarılan dört kadın, tam 100 gündür direniyor. Yoksulluğa Feminist İsyan olarak hafta sonu direnişçi kadınları ziyaret ettik, seslerine ortak olduk.
Sendikalı oldukları için işten atılan, üç haftadır direnişte olan Lezita işçisi kadınlar, bugünlerin geride kalacağından ve kazanacaklarından emin. Kölelik koşullarında çalıştırıldıklarını, şiddete ve cinsiyet ayrımcılığına maruz kaldıklarını anlatan kadınlar, “Hiçbir kadın kendini ezdirmek zorunda değil. Biz bu ezilmeye ses çıkardık, çıkarmaya da devam edeceğiz. Yalnız değiliz” diyor
İçeriklerimizi kaçırmamak için e-posta bültenimize ücretsiz abone olun!