Yönetimde kadınların hakim olduğu bir sendika!

"Sendika kadın komisyonları çalışıp, somut işler ortaya çıkarır. Genel yönetim ise yıllık raporlarında bu birimden söz etmez. 'Kadın işçilerle çalışma yaptık' der. Kadınlar kendilerini sendikada ifade edemiyorlar. İşyerlerinde mücadelede de bastırılıyorlar çoğunlukla. Sendika üyesi olmak için ağabeyinden, babasından izin almak zorunda olan işçiler tanıdım." Bu sözler Birlik Sendikası Genel Başkanı Zehra Güner Karaoğlu'na ait. 5 kişilik Yönetim kurulunun 3'ü kadın. Başkan Zehra Güner Karaoğlu sorularımızı yanıtladı
Paylaş:
Ayla Önder
Ayla Önder
onderayla@gmail.com
Ayla Önder    onderayla@gmail.com

“Sendika kadın komisyonları çalışıp, somut işler ortaya çıkarır. Genel yönetim ise yıllık raporlarında bu birimden söz etmez. ‘Kadın işçilerle çalışma yaptık’ der. Kadınlar kendilerini sendikada ifade edemiyorlar. İşyerlerinde mücadelede de bastırılıyorlar çoğunlukla. Sendika üyesi olmak için ağabeyinden, babasından izin almak zorunda olan işçiler tanıdım.” Bu sözler Birlik Sendikası Genel Başkanı Zehra Güner Karaoğlu’na ait. 5 kişilik Yönetim kurulunun 3’ü kadın. Başkan Zehra Güner Karaoğlu sorularımızı yanıtladı

Zonguldak’ta, işçi kentinde büyümüş bir kadın… Önce mühendis, ardından sendika uzmanı, sonra sendikacı. Zehra Güner Karaoğlu, Bağımsız Birlik Sendikası’nın kurucu ortağı ve genel Başkanı. İşçilere ses vermek, örgütlü olduğu işkollarında hakların peşine düşmek, kadınlar için eşit fırsatlar, eşit ücretlerde ısrar etmek. Bir kadın sendikacı olarak gündeminde genellikle bu konular var. Saatler süren sendika toplantılarında o tek kadın değil. Sendikanın beş kişilik yönetiminin üçü kadın. Yedek yönetim kurulunda da dört kadın görev almış. Türkiye’de merkez yönetiminde yedi kadının yer aldığı tek sendika! Söz ettiğimiz işçi örgütünün tam adı; “Tüm İşçilerin Birlik, Mücadele ve Dayanışma Sendikası”. Başkan Karaoğlu, “Aslında kuruluşumuzdan başlayarak kadınlar sendikamızın çalışmasında çok aktif katılıyor” bilgisini paylaşıyor.

Kuaför çalışanının da üniversite çalışanının da yanındayız

Sendikacılık, işçi sınıfının hak ve özgürlük talepleri doğrultusunda oluşturulmuş bir emek hareketi. Sendikaların yönetimlerinde sadece erkek isimler vardır! Yüzde 98’inde durum böyle. Kadınların sendika üyeliği bile hala çok zor koşullarda gerçekleşiyor. Zehra Güner Karaoğlu, “Toplumsal faktörler onların erkeklerle eşit koşullarda sendikaya üye olmasına olanak tanımıyor. İşyerinde uğradığı haksızlıklar karşısında işçiler kime güvenecek, kiminle hareket edecek bilemiyor. Yalnız hissediyor kendisini ve yapabileceği bir şeyler varsa da yalnız hissettiği için yapamıyor. Biz bir işyerinde tek bir üyemiz olsa dahi soru ve sorunlar karşısında onu yalnız bırakmayacağımızı söylüyoruz” diyor.

Sendika özel okullarda, AVM’lerde, marketlerde, reklam ajanslarında, seyahat acentelerinde, kuaförlerde ve güzellik merkezlerinde örgütlü. Fotoğraf stüdyoları ve avukatlık ofisleri de bu yelpazede yer alıyor. “Sendikalar ülkemizde işkolu esasına göre örgütleniyor. 10 No’lu İşkolu bizim sendikamızın faaliyet yürüttüğü alan. Bu alanda dört milyona yakın işçi mevcut. Ve başka pek çok alt sektör var” diyor, Karaoğlu. Pandemi döneminde öyle olaylar olmuş ki; Örneğin bazı özel okul öğretmenlerinin SGK primleri yatırılmamış. Karaoğlu, buna karşılık sessiz kalmadıklarını anlatıyor; “Yürüttüğümüz mücadele ile öğretmenlerin geçmiş dönem sigorta primlerini yatırttık. Haksız yere iş akdi sonlanmış vakıf üniversitelerindeki akademisyenlerle birlikte mücadele verdik. Hafta tatilini kullanamayan market işçisi üyelerimizi yalnız bırakmadık.”

Kadınların sayıca fazla olduğu ama yönetim kademelerinde yer almadığı o kadar çok yapı var ki. Tüm İşçilerin Birlik, Mücadele ve Dayanışma Sendikası’nın bütün çalışmalarına kadın katılımı yüksek. Bu konuyu şöyle dile getiriyor; “İşçi örgütlerinde kadınların sendikal faaliyetlere katılımı hep çok sınırlı oluyor. Bunun çeşitli nedenleri var elbette. Biz ise kadınların içinde rahat hareket ettiği, örgütlenme çalışmalarında yer aldığı nadir işçi örgütlerinden biriyiz.”

Pandemiden en çok etkilenen sektörler

“Kadınlar tabanda daha fazla, ondan dolayı mı yönetimde temsilleri yüksek?” sorusunu soracak oluyorum. Aldığım yanıt düşündüğümden farklı; “İşkolumuzda kadın çalışan sayısı pek çok işkoluna göre daha fazla. Ama bu sektörde, üye sayısı çok fazla olan diğer sendikalarda da tablo değişmiyor. Diğer işçi örgütlerinde kadın temsili olarak dahi yok. Kadınlar her tür örgütlenmede istedikleri çalışmayı yapabilmeli. Yönetimlerde özgürce yer almalı. Biz sanıyorum bunu sağlayabilen bir sendika olduk kuruluşumuzdan bugüne.” Dikkatimi çektiği için soruyorum kuaförlerde örgütlenmeyi; “Kuaför çalışanlarının sorunları çok. Kuaför ve güzellik merkezleri emekçileriyle henüz sistematik bir çalışmamız olmadı. Sınırlı sayıda da olsa üyemiz var. Biliyorsunuz pandemi döneminde kapandı bu işyerleri. Çalışanlar ise aylarca maaş almadan evlerinde beklediler. Örgütlenmek hayli zor. Tüm bu işkolundaki patronlar, ‘sendika’ sözünü duyduğunda dahi irkiliyor. Karşılarına ‘sendikalıyım’ diye çıkıldığında ise ne yapacaklarını bilemiyorlar!”

Özel okul öğretmenlerine yönelik hak ihlalleri

Birlik Sendikası, özel okulları önemli bir mücadele alanı olarak görüyor. Kuralsızlığın, hak ihlallerinin oldukça fazla yaşandığı bu sektörde öyle olaylar var ki. Asgari ücretin artışının ardından özel okullarda öğretmenleri yeni bir sözleşme imzalamaya zorluyormuş işverenler. “Ders ücretli sözleşmeye geçmeye çalışıyorlar. Böylece öğretmene ödeyeceği ücreti düşürmeyi amaçlıyorlar. Başka hak ihlalleri de var. “Asgari ücreti maaş hesabına yatırırım ancak bir miktarını elden almak istiyorum” diyen okul patronları da varmış! ” Bazı okullarda üyelerimizle bu uygulamalara karşı patronlara geri adım attırdık” diyor Karaoğlu. Bu bilgileri veren Zehra Güner Karaoğlu sözlerine şunları ekliyor; “Öğretmenlerin de iradesi ile okullarda patronların haklara saldırısının üzerine gidiyoruz. Patronların birlikteliğine karşı öğretmenlerin yalnız olmadığını gösteriyoruz. Özel okullardaki öğretmenler için “Haklarımız” kılavuzunu hazırladık. Sendika avukatlarımızın ve uzmanlarımızın öğretmenlere ve diğer çalışanlara verdiği örgütlülüğü güçlendirecek destekler devreye girdi. Özel okullarda çalışan öğretmenlerin başvurusu her geçen gün artıyor. Zam oranlarından ek ders ve faaliyetlerin ücretlendirilmesine kadar pek çok uygulamanın öğretmenlerin lehine olacak şekilde yeniden düzenlenmesi için Özel Okul Öğretmenleri Büromuzla mücadele ediyoruz.

İşçi sağlığı ve iş güvenliğini hiçe sayan güzellik merkezleri

Birçok güzellik merkezi var. Kuaförler ise özellikle büyük şehirlerde binlerce. Bu merkezlerde çalışanların sorunları çok dile gelmedi. Bu sorunlar temelinde sendikada örgütlenen işçiler var. Sendikalı güzellik merkezi çok anlamlı geldi. Sendika Başkanı Karaoğlu’na bunu sordum. Başkan’ın yanıtı ilginçti; “Güzellik merkezlerinde çok sınırlı üyemiz var. Daha önce de söz ettiğim gibi, pandemi dönemi kapalı oldukları için oldukça uzunca bir süre ücret alamadan evlerinde beklemek zorunda kaldılar. İşe döndüklerinde ise diğer işyerlerinde olduğu pek çoğu işten çıkarıldı. Ciddi zorluklar yaşıyorlar. Mobingler birkaç yönlü. Gelen müşteriye güler yüzlü davranmak zorundalar. Ayrıca ‘Müşteriden hizmet satın alıyorum’ baskısı ile en ufak bir aksaklıkta işçi suçlanıyor. Öte yandan işçi sağlığı ve iş güvenliği açısından çok sorun barındıran bir sektör.”

Kadın sendikacı olmak

Çalışma Bakanlığı’na kayıtlı 96 sendika başkanının sadece üçü kadın! Türk-İş, DİSK ve Hak-İş üyesi sendikalar içinde kadın genel başkanı olan sendika yöneticisi neredeyse yok sayılır. Sadece DİSK konfederasyonunun genel başkanlık koltuğunda Arzu Çerkezoğlu’nun oturması yüzleri gülümseten bir sendikal gelişme. Peki kadın sendikacı olmayı nasıl tanımlıyor Zehra Güner Karaoğlu? Sadece sendikacı olmanın değil, Türkiye’de kadın olmanın da çok zor olduğunun altını çiziyor. “Bu alana yabancı biri değilim. 10 yıl DİSK’e bağlı Birleşik Metal-İş Sendikası’nda uzman olarak çalıştım. Çevremdeki tepkileri çok ölçemiyorum. Bir zorluk yaşadığımı söyleyemem. Kadın olduğum için ben bunu pozitif tarafına çevirmeye çalıştım” diyor. Kadınların işçi örgütlerinde daha fazla görev almalarını önemsemiş ve bunu bir misyon edinmiş. Tüm İşçilerin Birlik, Mücadele ve Dayanışma Sendikası’nda kadın olmaktan kaynaklı bir sorun yaşamadığını vurguluyor. Ama bunun “sorun yok” anlamına gelmemesi gerektiğinin de bilinmesini istiyor. Sendikacı kadınlar açısından en önemli konu, “Ev işleri ve çocuk bakımı” O’na göre. Bu cümlesine şu ifadesini de ekliyor; “Kadınların ne yazık ki toplumsal işbölümünde üzerine düşen işler bunlar. Ev işleri ve çocuk bakımı sadece onların sorumluluğundaymış gibi bir kabul var. Ve bu toplumsal işbölümü kabulleri çoğu zaman değişmiyor. Biz bu dezavantajlı sayılabilecek durumu geride bırakacak girişimler yapmayı deniyoruz.”

Sendikada kadının yeri komisyon!

Sendika içinde ciddiye alınabilecek düzeyde mobbinge uğradıklarını anlatıyor kadınların. Sözlerini sadece kadın komisyonlarında ya da kadın bürolarında söyleyebildiklerine vurgu yapıyor. En büyük mobbing olduğunu düşündüğü, kadınların sendika içinde özgürce var olamamaları. Yaptıkları çalışmaların değersizleştirilmesi konusuna da değiniyor.

Sözlerine şöyle devam ediyor Zehra Güner; “8 Mart geliyor. Kadın komisyonları birçok etkinlik yapar. Fakat sendika, yıllık raporlarına ‘kadın işçilerle çalışma yaptık’ ibaresini ekler! Ben kadın komisyonlarına ve kadın bürolarına karşı değilim ama buraya sıkışmak da doğru gelmiyor. Daha çok kadın bir araya gelmeli. Bir kadının yönetimde alınan kararda etkisi olmalı. Bence işyerlerinde mücadelede kadınlar bastırılıyor çoğunlukla. Örgütlenme esnasında kadın-erkek demeden üye yaparız biz. Ancak benim de uzmanlık deneyimimde tanık olduğum örnekler oldu. Sendika üyesi olmak için izin alan kadın işçiler vardı. Kocasından, babasından veya ağabeyinden izin almadan üye olması imkansızdı .”

Asi bir kız çocuğu

Birlik Sendikası Başkanı Zehra Güner Karaoğlu, çocukluğunu Zonguldak’ta yaşadı. Küçük yaşlarından bu yana “işçiler”, “işçi hakları” gibi sözlerin çok sık konuşulduğu bir evde büyüdü. Türk-İş’e bağlı Zonguldak Maden İşçileri Sendikası’nın avukatıydı babası. “O’nun mücadelesi bana örnek oldu, çünkü babamı çok severdim” diyor. Kısıtlanmayan bir kız evladı olarak büyümüş. Hatta asi bir kız çocuğu olduğunu da belirtiyor. Ev kadını olan annesi çok önemli bir rol üstlenmiş yetişme çağlarında. “Mutlaka okumamız ve hayata karşı dik durmamız konusu annem için çok önemliydi” diyor. Çocukluğundan bu yana hep mühendis olmayı istemiş. Bu hayali doğrultusunda İstanbul Teknik Üniversitesi Metalurji Mühendisliği Bölümü’nü hedeflemiş ve bu fakülteyi kazanmış. Mezun olunca okulda kalarak yüksek lisans yapmış ve akademisyen olarak ilerlemiş. Baba mesleği sendika avukatlığı. Akademisyenliğin ardından DİSK’e bağlı Birleşik Metal- İş’te “sendika uzmanı” olarak çalıştığını ve bu alandan emekli olduğunu aktarıyor. İş sağlığı ve iş güvenliği alanı ise sonraki tutkusu olmuş. Her girişiminde yine işçiler odak noktasında. İş güvenliği saha uygulamaları, iş kazalarının sebepleri ve korunma prensipleri çerçevesindeki bilgi birikimini işçilerle paylaşmış. Şimdi iş güvenliği uzmanı olarak çalışırken bir yandan da sendikada yöneticiliğini sürdürüyor.

Paylaş:

Benzer İçerikler

Acarsoy Tekstil’de baskıya, mobbinge, tacize, ücret eşitsizliğine karşı sendikal çalışma yürüttükleri için işten çıkarılan dört kadın, tam 100 gündür direniyor. Yoksulluğa Feminist İsyan olarak hafta sonu direnişçi kadınları ziyaret ettik, seslerine ortak olduk.
Sağlık alanında 25-30 yıldır çalışan kadınlar 2018’den beri ek göstergeyi bekliyorlardı, bir tık daha insani bir emeklilik yaşayabilmek için. Yıllarını hastane koridorlarında geçiren, sağlık meslek lisesi mezunu binlerce kadın bu yasadan basit artışlarla yararlanabilecek, bu denli eriyen maaşlar karşısında yapılan ağza bir parmak bal çalma bile değil.
Amazon Türkiye’de sendikalaştıkları için işten atılan depo işçisi kadınlar, erkeklerle eşit ücret alıyor. Ama bir farkla: Kadınlardan fiziksel güç gerektiren işlerde erkeklerle aynı performansı göstermeleri bekleniyor! Toplama kampını andıran depolarda insanlık dışı koşullarda çalıştırılan işçiler, “Robot değiliz biz, bunu öğrenecekler! Kadınlardan öğrenecekler! Boyun eğmeyeceğiz” diyor
Sendikalı oldukları için işten atılan, üç haftadır direnişte olan Lezita işçisi kadınlar, bugünlerin geride kalacağından ve kazanacaklarından emin. Kölelik koşullarında çalıştırıldıklarını, şiddete ve cinsiyet ayrımcılığına maruz kaldıklarını anlatan kadınlar, “Hiçbir kadın kendini ezdirmek zorunda değil. Biz bu ezilmeye ses çıkardık, çıkarmaya da devam edeceğiz. Yalnız değiliz” diyor
İçeriklerimizi kaçırmamak için e-posta bültenimize ücretsiz abone olun!