Aradığınız kişi şu anda meslek hastalıkları ve mobbingle boğuşuyor

Çağrı merkezlerinde çalışan kadınlar bir yandan meslek hastalıklarıyla diğer yandan mobbing ve performans baskısıyla mücadele ediyor. Müşterilerin küfür ve hakaretlerine maruz kalıyorlar. Ekonomik kriz de cabası. “Krizi en dibine kadar yaşıyoruz, ay sonunu getiremiyoruz” diyorlar.
Paylaş:
Yadigar Aygün
Yadigar Aygün
yadigaraygun93@gmail.com

Çağrı merkezlerinde çalışan kadınlar, sağlıklarını tehdit eden ağır bir sömürüyle karşı karşıya. Yöneticilerinin “verimlilik, yüksek performans” adı altında uyguladığı satış ve kota baskısı, mobbing, gürültülü ve stresli bir ortamda uzun saatler boyu hareketsiz çalışmak, kadın işçileri hem fiziksel hem de psikolojik olarak tüketiyor. İşlerinden kaynaklı olarak işitme kaybı, kas ve iskelet sistemi bozuklukları, görme bozuklukları gibi meslek hastalıklarından mustaripler. Boyun, omuz, sırt ve bel ağrıları, hayatlarının daimi bir parçası haline gelmiş.

Üstelik sağlıklarını yitirme pahasına verdikleri emeğin karşılığını da alamıyorlar. “Aldığımız ücret ne kiramıza, faturamıza ne de gıdaya yetiyor” diyorlar.

Çağrı merkezi çalışanı kadın işçilerle meslek hastalıklarını ve işyerlerinde yaşadıkları sorunları konuştuk.


‘Beynim bulanıklaşıyor, oturamıyorum’

2,5 yıldır çağrı merkezinde çalışan Melek E, tüm gün gürültülü ve stresli bir ortamda çalıştıklarına dikkat çekiyor. Bu nedenle birçok sağlık sorunu yaşadığını belirten Melek, şöyle anlatıyor:

“Bilgisayar başında çok fazla zaman geçirdiğimiz için bilgisayar ışığı gözlerime zarar verdi. Gözlerimin bozukluk derecesinde ilerleme oluştu. Uzun saat çalıştığımız için beynimde bazen bulanıklaşma oluyor. Beyin yorgunluğundan işten eve gittiğimde televizyon izleyemiyorum. Sürekli oturarak çalıştığımız için otururken zorlanma yaşıyorum. Oturmaktan o kadar sıkılmışım ki eve gittiğimde direkt kendimi yatak odasına atıyorum. Biraz uzanmaya çalışıyorum. Son zamanlarda boyun kaslarımın tutulduğunu da fark ettim. Düz ve dik bir şekilde yürüyemiyorum.”

Her 10 işçiden 9’u kas-iskelet sistemi sorunu yaşıyor

Araştırmalara göre her 10 çağrı merkezi çalışanından dokuzu, kas-iskelet sistemiyle ilgili sağlık sorunları yaşıyor. Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Müfettişi Dilşad Akal ile Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi, İş ve Meslek Hastalıkları Bilim Dalı Başkanı Mustafa Necmi İlhan tarafından yapılan bir araştırmada, çağrı merkezi çalışanlarının kas-iskelet sistemi sorunları incelendi. Çalışma sonucunda, ağrının strese neden olabildiği gibi stresin de ağrıyı tetikleyebildiği gözlemlendi. Çalışmada, yanıtlanan çağrılardaki kızgınlık seviyesi ile sırt ve omuz ağrıları arasında anlamlı bir ilişki de bulundu. Buna göre, çağrılardaki kızgınlık seviyesi arttıkça işçilerin sırt ve omuz ağrısı yakınmaları da artıyor.

Melek, çalışanlar olarak ellerinden geleni yapsalar da patronun hep çok daha fazlasını istediğini söylüyor. Kendilerinden her zaman en üst düzey performansın beklendiğini belirten Melek, “Özel sektördeki her işyerinde olduğu gibi çağrı merkezlerinde de kepçeyle alıp kaşıkla veriyorlar” ifadelerini kullanıyor.

Aldıkları ücretin geçinmeye yetmediğini de vurguluyor Melek. “Herkes gibi bizler de ekonomik krizi en dibine kadar yaşıyoruz. Aldığımız ücret ne kiramıza, faturamıza ne de gıdaya yetiyor. Ay sonunu getiremiyoruz” diye konuşuyor.

Küfür ve hakaret gırla

Çağrı merkezlerinde çalışan kadınların içinde lisans mezunlarının oranı oldukça yüksek. Her dört genç kadından birinin işsiz olduğu ülkede, üniversiteyi bitirip iş bulamayan kadınlar, çağrı merkezlerinde alıyor soluğu.

Bu kadınlardan biri de Meliha. O da gün boyu gürültülü ve karışık bir ortamda çalıştığı için ağrılarla boğuşuyor ama bunu meslek hastalığı olarak görmüyor: “Şu anda bir meslek hastalığım oluşmadı ama kulaklarımda çok fazla ağrı oluyor. Sürekli kulaklık kullandığımız için başım da çok ağrıyor.”

Her 5 işçiden 3’ü kadın

Çağrı Merkezleri Derneği verilerine göre, Türkiye’de 2019 yılında çağrı merkezlerinin toplam çalışan sayısı 102 bindi. Bu sayı, pandeminin başladığı 2020 yılında 123 bine, 2021’de ise 160 bine yükseldi. Bu çalışanların yüzde 67’si kadın. Sektörde yaş ortalaması 28, üniversite mezunu çalışanların oranı ise yüzde 57.

Gün içinde yaşadıkları sorunları anlatan Melek, müşterilerin kendilerine sıklıkla sözlü şiddet uyguladığını belirtiyor:

“Çoğu zaman aynı müşteriler ile konuşmak zorundayız. Datalarımız yenilenmiyor. Cevapsız çağrılar, yanlış numaralar çok oluyor. Bu süreç arama yaparken bizi çok yoruyor. Çağrı merkezlerinde masalar birbirine bitişik şekilde yerleştiriliyor. Konuşmalar, sesler çoğu zaman birbirine karışıyor. Gürültüden dolayı çoğu zaman müşteriyi anlayamıyoruz. İletişim kurmakta zorlanıyoruz. Özellikle satış için sürekli arama yaptığımızdan müşteriler rahatsız olabiliyor. ‘Neden bizi aradınız?’ gibi yanıtlar alıyoruz. Küfür ve hakarete maruz kalıyoruz. Bir müşteriyi defalarca aradıysak ve müşteri sıkıntılı biriyse küfrediyor.”

Sömürünün adı verimlilik olmuş

Uzmanlarca “Modern Taylorizm” olarak nitelenen çağrı merkezi çalışmasında, bir diğer yakıcı sorun ise performans sistemi. Meliha, satış yapamadıklarında patron tarafından yoğun baskı ve mobbinge maruz bırakıldıklarını dile getiriyor. “Bir hafta satış yapabildiysek eğer bizlere karşı iyiler. Sorun yaşamıyoruz. Ama satış yapamadığımızda veya satışlarımız düştüğünde yıldırma, mobbing ve baskılarla karşılaşıyoruz. Sömürünün adı verimlilik olmuş” diyor.

Taylorizm çağrı merkezlerinde yaşıyor

Çağrı merkezi çalışması, uzmanlarca “Taylorizmin yeniden doğuşu” olarak nitelendiriliyor. ABD’li mühendis ve iktisatçı Frederich Winslow Taylor tarafından 1880’li yıllarda geliştirilmiş bir iş yönetim modeli olan Taylorizm; vasıfsız işgücü istihdamına, üretim sürecinin en küçük ve en basit parçalara kadar bölünmesine, parça başı ücret ödeme sistemine, çalışanların üretimin her aşamasında sıkı bir denetim altında tutulmasına dayanıyor.

Paylaş:

Benzer İçerikler

Gösterilecek içerik bulunamadı!
İçeriklerimizi kaçırmamak için e-posta bültenimize ücretsiz abone olun!