Metal işçisi kadınlar sağlığını yitiriyor

Birleşik Metal-İş’in araştırmasına göre, metal işçisi kadınlar erkeklere göre daha çok kas-iskelet sistemi sorunu yaşıyor. Bu durum, toplumsal cinsiyet rollerinden bağımsız değil. Meslek hastalıklarına ilişkin toplumsal cinsiyet perspektifiyle yapılmış araştırmaların artması gerekiyor.
Paylaş:
Sevgim Denizaltı
Sevgim Denizaltı
sevgimdenizalti@gmail.com
Sevgim Denizaltı sevgimdenizalti@gmail.com

Birleşik Metal-İş’in araştırmasına göre, metal işçisi kadınlar erkeklere göre daha çok kas-iskelet sistemi sorunu yaşıyor. Bu durum, toplumsal cinsiyet rollerinden bağımsız değil. Meslek hastalıklarına ilişkin toplumsal cinsiyet perspektifiyle yapılmış araştırmaların artması gerekiyor.

Türkiye’de meslek hastalıkları, halen çalışma yaşamının kanayan yarası. Koca ülkede iş ve meslek hastalıkları uzmanı sayısı yalnızca 30. Topu topu 3 tane iş ve meslek hastalıkları hastanesi var, onların da işlevselliği tartışılır. 6’sı İstanbul’da olmak üzere 153 hastane, meslek hastalığı tanısı koyma yetkisine sahip, ama bu yetkiler kâğıt üstünde kalıyor. Çünkü mevcut tanı sistemi, patronları ve devleti sorumluluktan kurtarmak için adeta tanı koymama esasına göre işliyor. Çalışırken sağlığını, hatta yaşamını yitiren çok sayıda işçi devletin kayıtlarına girmiyor.

Böylece zerre güvenilir olmayan trajikomik veriler çıkıyor ortaya. Örneğin Sosyal Güvenlik Kurumu’na göre, 2020 yılında ülkede yalnızca 184’ü kadın 908 işçi meslek hastalığına yakalanmış, 5 erkek işçi yaşamını yitirmiş!

Bu “üç maymun” yaklaşımının bir sonucu olarak, ülkede meslek hastalıklarına karşı koruyucu/önleyici politikaların varlığından söz etmek zor. Farklı sektörlerde, farklı koşullarda çalışan işçilerin mesleki sağlık risklerini saptayarak bu politikalara temel oluşturacak bilimsel çalışmaların sayısı sınırlı. Özellikle toplumsal cinsiyet perspektifiyle yapılmış araştırma sayısı yok denecek kadar az. Oysa işle ilgili risklerden farklı toplumsal cinsiyet rollerine sahip kadın ve erkeklerin nasıl etkilendiğini ortaya koyan bilimsel çalışmalara gereksinim olduğu çok açık.

Birleşik Metal-İş’ten örnek çalışma

Birleşik Metal-İş Sendikası’nın iki yıl önce gerçekleştirdiği ‘Metal İşçilerinin Mesleki Sağlık Riskleri ve Sağlık Durumları Saha Araştırması’, işte bu gereksinime karşılık veren önemli çalışmalardan biri. Araştırmanın kadın işçilere ilişkin bazı bulguları, geçen yıl 8 Mart’ta raporlaştırılarak yayımlanmıştı. Sendika, 28 Nisan İş Cinayetlerinde Hayatını Kaybedenleri Anma ve Yas Günü’nde İstanbul’da bir basın toplantısı düzenledi ve araştırma raporunun tamamını kamuoyuyla paylaştı.

Sendikanın araştırma merkezi BİSAM tarafından anket yöntemiyle yapılan araştırma, bugüne dek Birleşik Metal-İş üyeleri üzerine yapılan en kapsamlı bilimsel çalışma. 121 işletmeden bin 374 sendika üyesi işçiyle görüşülmüş. Bu işçilerin yalnızca 92’si, yani yüzde 6,8’i kadın. Sayının azlığı, sektörde ve sendikadaki kadın işçi oranının düşüklüğünü yansıtıyor. Zira 1,7 milyon işçinin çalıştığı metal sektörü en erkek egemen sektörlerden. Araştırmacılar, ankete az sayıda kadının katılmasının veri analizi açısından sınırlayıcı bir etmen olduğunu, buna karşın anlamlı bulgulara ulaştıklarını belirtiyor.

Kadınlar daha az risk altında değil

En çarpıcı bulgulardan biri şu: Metal işçisi kadınlar, erkeklere göre daha az sağlık riskiyle karşılaşmıyor. Bu tehlikeli işkolunda kadınların tabiri caizse daha “hafif” işlerde çalıştığı ve bu nedenle daha az meslek hastalığına yakalandığı yönündeki varsayımlar doğru değil.

Kadın işçilerin yüzde 14,4’üne bir hekim tarafından herhangi bir hastalığının mesleki ya da yaptığı işe bağlı olduğu söylenmiş. Bu oran erkeklerde de benzer: Yüzde 15,9. Meslek hastalığı tanısı alanların oranı ise kadınlarda yüzde 4,4, erkeklerde yüzde 3,6.

Diğer yandan kadınlarda tanısı konmuş kronik hastalık oranlarının erkeklere göre daha yüksek olduğu görülüyor.

 

Metal işçilerine tanılı hastalıkları sorulduğunda kas-iskelet sistemi hastalıkları belirgin biçimde öne çıkıyor. İşçilerin yüzde 17,39’u kas ve iskelet sistemi ile ilgili tanılı bir sağlık sorununa sahip. İkinci sırada ise yüzde 4,37 ile nörolojik hastalıklar var. Her iki hastalık grubunda da kadınlarda oran, erkeklere göre daha yüksek.

İş kazası geçirme, sigara kullanımı ve kilo sorunu gibi risklerde ise erkeklerde oranın daha yüksek olduğu saptanmış.

Ağır kaldırma ve zaman baskısı

Metal işçisi kadınların en yoğun istihdam edildiği alt sektör, “bilgisayar, elektronik ve optik üretimi.” SGK’nin 2019 verilerine göre, her 3 metal işçisi kadından biri bu sektörde çalışıyor. Nörolojik sorunlar bu alanda daha yaygın. Her 5 işçiden birinin nörolojik hastalığı var.

Her 5 kadın işçiden 3’ü baş ağrısı ve göz yorgunluğundan şikâyetçi. Erkeklerde ise bu oran yüzde 47 düzeyinde.

Ankette işçilere halen çalıştıkları işyerlerinde bir işçinin hangi risklere maruz kalabileceği sorulmuş. Kadınların yanıtlarında öne çıkan risklerin başında yüzde 83’lük bir oranla “ağır kaldırma” geliyor. Erkeklerde ise bu yanıtı verenlerin oranı yüzde 76,8.

Kadınların erkeklere göre çok az farkla da olsa daha yüksek oranda beyan ettiği bir diğer maruziyet riski ise zaman baskısı. Kadınların yüzde 67,7’si, erkeklerin ise yüzde 65’i bu riskin olası olduğunu belirtmiş. Ayrıca kadınların yüzde 5,7’si, erkeklerin ise yüzde 1,7’si cinsel taciz yanıtını vermiş. Bu yanıtı veren kadınlar daha çok fabrikasyon metal ürünleri ile elektrikli teçhizat üretiminde çalışıyor.

Her 4 işçiden 3’ünün meslek hastalığı kayıt dışı

Araştırmada dikkat çeken bir diğer tespit ise şu: Araştırmaya katılan işçilerin 204’ü (yüzde 14,8) kendilerine bir hekim tarafından işle ilgili hastalık tanısı konulduğunu beyan etmiş. Buna karşın meslek hastalığı tanısı almış olanların sayısı yalnızca 50 (yüzde 3,6). Bu da yaklaşık her 4 işçiden 3’ünün yaptığı işle ilgili sağlık sorunları olduğu halde, meslek hastalığı tanısı konulmadığını gösteriyor.

Şu da ilginç: Bu kadar sağlık sorunu yaşamalarına karşın her 4 metal işçisinden 3’ü (yüzde 75,4) sağlık durumlarını iyi ya da çok iyi olarak tanımlamış. Kadın işçilerde oran daha yüksek. Kadınların yüzde 78,9’u sağlık durumunun iyi ya da çok iyi olduğunu belirtirken, erkeklerde bu oran yüzde 75,1. Araştırmacılar “sağlıklı işçi etkisi” olarak adlandırdıkları bu durumu işçilerin işini kaybetme korkusuyla ilişkilendiriyor.

Kadınların çalışma süreleri daha az

Kadınların metal sektöründeki toplam çalışma süreleri erkeklere göre daha az. Araştırmacılara göre, kadınların geleneksel ve erkek egemen bir sektör olarak bilinen metal sektöründe erkeklere göre daha geç çalışmaya başlaması ve toplumsal cinsiyet rolleri (evlilik, doğum, çocuk bakımı vb.) nedeniyle çalışma yaşamından daha erken ayrılması, bu durumu etkileyen etmenler arasında. Öte yandan araştırmacılar, deneyim süreleri daha kısa olmasına rağmen sektördeki kadın işçi sayısının artış eğiliminde olduğunu söylüyor.

Araştırma ekibinin önerileri

Araştırma ekibinde yer alan İş ve Meslek Hastalıkları Uzmanı Dr. Elif Altundaş Hatman, basın toplantısında gerçekleştirdiği sunumda “sağlığı geliştiren işyerleri” tanımlamasına dikkat çekti. Hatman, bunun bir mücadele yöntemi ve talebi olarak yükseltilmesi gerektiğini belirtti ve ekledi: “Sağlığı geliştiren işyerleri, sendikal mücadelenin gündemi olmalı.”

Araştırmaya göre, metal işçilerinin en fazla maruz kaldığı risk faktörleri gürültü, toz ve ağır kaldırma. Gürültüye karşı işitme testleriyle işitme kayıplarının saptanması, araştırma ekibinin önerileri arasında. Öte yandan Dr. Hatman’ın dediği gibi “21’inci yüzyılda ağır kaldırma, kabul edilebilir bir risk faktörü değil.” Kadınlarda da öne çıkan bu riske karşı işçilere gerekli teknik ekipmanların ve eğitimlerin verilmesi, kas-iskelet sistemi sorunlarını azaltılması için önemli. Dr. Hatman, çok yaygın olması nedeniyle kas-iskelet sistemi hastalıklarına yönelik özel politikaların üretilmesi, bu politikalar oluşturulurken zaman baskısı ve artan iş yükünün azaltılmasının da hedeflenmesi gerektiğini söylüyor. İşçilerin risklere karşı korunması için sigara tüketimi ve beslenme alışkanlıklarının değiştirilmesi de önemli.

Eşitsizlik sağlığımızı bozuyor

Çalışma gösteriyor ki; tanı konmuş meslek hastalıkları, kas iskelet hastalığı ve nörolojik hastalıklarda kadınlar, erkeklere göre daha yüksek orana sahip. Araştırmacılara göre bu durum, toplumsal cinsiyet rollerinin kadın işçi sağlığını yakından etkilediğinin bir göstergesi. Metal işçisi kadınların evde yaptıkları ikinci mesai, hastalanma riskini artırıyor. Dolayısıyla işçi sağlığıyla ilgili politikalar oluşturulurken ve çalışma yapılırken bu durumun mutlaka gözetilmesi gerekiyor.

Son olarak şunu da vurgulamak gerek: Bu araştırma, salgın öncesinde ve Birleşik Metal-İş üyesi işçilerle yapılmış. Birleşik Metal-İş, işçi sağlığı ve iş güvenliğiyle ilgili politikası olan, akademiyle işbirliği yaparak bilimsel araştırmalar gerçekleştiren, üyelerine eğitim veren, hatta örgütlü olduğu işyerlerini denetleyen bir sendika. Peki ya örgütsüz işyerleri? Kadınların yoğun çalıştığı sektörler? Göçmen ve kayıt dışı işçilerin, çocukların çalıştırıldığı yerler? Peki, bu araştırma salgın sürecinde yapılsaydı sonuçlar nasıl olurdu?

Sözün özü, meslek hastalıklarına karşı akademi ve sendika işbirliğinin, toplumsal cinsiyet perspektifi olan bu tür araştırmaların artması elzem görünüyor.

Paylaş:

Benzer İçerikler

Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası yeni kurulmuş bağımsız sendikalar içinde eylemleri ile dikkat çekiyor. Sendika uzun bir hazırlık sürecinden sonra geçtiğimiz günlerde kadın komisyonunu da oluşturdu. Kreş, eşdeğerde işe eşit ücret gibi patronları zorlayacak somut talepleri başlangıçtan itibaren sendikal mücadelenin konusu haline getirerek, önemli adımlar atıyorlar.
Alphindi fabrikasında Şeker-İş’e üye oldukları için işten atılan kadın işçiler, kötü çalışma koşulları nedeniyle sağlığını yitirmiş. Artık demliği bile kaldıramıyorlar, elleri kesik izleriyle dolu. Erkek işçilerin daha yüksek ücret aldığını belirten işçiler, “Sendikalı olmanın önemini daha iyi anladık. Her işçi hakkını savunsun, örgütlensin” diyor.
Smart Solar fabrikasında sendikalaşmaya öncülük eden kadın işçinin işten atılması üzerine yaklaşık 300 işçinin kendilerini fabrikaya kapatarak başlattığı eylem, kazanımla sonuçlandı. İşe geri alınan kadın işçi, “İçeride arkadaşlarımız, dışarda biz… Gurur duydum. İnananlar başardı” diyor.
Alpin Çorap’a yıllarca emek veren Ayten, şubat ayında direnişle hakkını alan işçilerden… Şimdi işten çıkarılmanın, üstelik nankörlükle suçlanmanın öfkesini yaşıyor. “Ben kötü bir şey yapmadım. Sendika üyesi olmak benim anayasal hakkım. İşimi geri istiyorum” diyor.
İçeriklerimizi kaçırmamak için e-posta bültenimize ücretsiz abone olun!