Skip to main contentSkip to footer

Sarı sıcakta yürüyenler

Elmas, Nato eylemleri nedeniyle Mersin’de tutuklandı. Şu anda Mersin Cezaevinde 27 kişinin kalması için yapılan, adi suçluların kaldığı koğuşta 44 kişi kalıyorlar; yatacak bir yatak verilmediği için yerde yatıyor. Arkadaşı Esma onu Mersin’de verdiği feminist mücadeleyi anlatıyor.

Güncel

Yaşar Kemal’in dediği gibi Çukurova’nın üstüne çöken sarı sıcak, sadece toprağı değil, insanın iliklerini, umudunu, sabrını da kaynatır; bundandır ki tarihin birçok anında mücadelenin beşiği olmuştur. Nice destansı direnişin, İnce Memedlerin, Küçük Ayşelerin, Seyhanların, Özençlerin devrimci mücadelenin büyüdüğü bereketli topraklardır Kilikya Havzası. Sadece erkeklerin tarihine değil, antik dönemden bugüne güçlü kadın figürlerine, Şahmeranlara ev sahipliği yapar bu topraklar.

Son yüzyılda feminist hareketin Anadolu’nun dört bir yanında yarattığı  bir dönüşümü hep beraber yaşıyoruz. Hareketin teorik ve pratik olarak çeşitli aşamalardan, dönemlerden geçerek bugüne kadar biriktirdikleri bugün Anadolu’da her evde, her iş yerinde, her okulda konuşulur hale geldi. Örnek vermek gerekirse bundan 30 yıl önce kocasıdır döver denilen kadın, bugün “koca dayağını erkek şiddeti”ne söylemsel ve politik olarak dönüştürmeyi başaran direnişçi bir özne oldu. Feminist hareketin politikasının, söylemlerinin Anadolu’da bir televizyon ekranından izlenebiliyor olmasının, gazetelerde ve ana akım medyada artık “kadın cinayeti”nin her kesim tarafından kabul edilip kullanılan bir kavram haline gelmesinin; AKP ile doğmuş büyümüş bir kuşak kadının özgürleşme sürecinde ve yaşadığı feminist dönüşümde önemli bir etkisi vardır. Bu kadınlardan biri de Mersin’de doğmuş büyümüş Elmas’tır. Biraz size ondan bahsetmek isterim.

Son dönemde oldukça popüler bir söylem olan ve ülkeyi kurtarması beklenen “muhafazakâr ailelerin seküler çocukları”ndan biridir Elmas. Son 30 yılda giderek muhafazakârlaşan, neoliberal faşist  bir rejime geçiş yapan bir ülkedeki dindirilemeyen bir kadın isyanının; gitgide daha da güçlenen, büyüyen feminist hareketin yarattığı atmosferin gerilimi içerisinde felaketler, isyanlar ve katliamlar sürecinde örgütlenmiştir. Ben üniversite yıllarımdan tanıyorum kendisini. İlk tanışma anımızı hatırlamak şu an oldukça güç ama oldukça samimi enerjisiyle, gülünce çekik gözlerinin içinin gülmesiyle, Çukurova’nın dağlarında dağ bisikleti sürecek kadar sağlam fiziki dayanıklılığa sahip olsa da yüreği bir o kadar kırılgan biridir. Tanışalı sanırım on yıla yakın bir zaman geçti; hâlâ aynı kelimelerle anlatırım Elmas’ı, aynı sıcak, tatlı, biraz utangaç enerjisiyle. Toros Dağları’nın Karakeçili Yörüklerinden geleneksel bir aile yapısına sahip; bu nedenle de Anadolu’daki her kız çocuğu gibi doğduğu andan beri ailesiyle çelişkileri olmuş, üniversiteyi kazanmasıyla birlikte bunların derinleştiği bir süreç yaşanmıştı. Bunları adım adım kadın dayanışmasının ve örgütlülüğün gücüyle aşabilmiş bir kadındır Elmas.

“Patriyarkayı alaşağı etmeye kararlıyız”

Üniversiteyi kazandıktan biraz sonra, 25 Kasım 2018’de çekilmiş bu fotoğrafa baktığımızda “Patriyarkayı alaşağı etmeye kararlıyız!” yazısını taşıması boşuna değil. Çünkü bilenler bilir; üniversitenin ilk yılları aileden ilk kopuşun, ilk feminist isyanların, patriyarka diye bir kurumla teorik olarak da ilk kez tanışmanın yıllarıdır. Üniversitede aile yanından uzaklaşır, yurtlarda kalmaya başlarsınız ve okulda tacizci hocaları kovan, şehir meydanlarında tecavüzcüleri cezalandıran, katledilen kadınların hesabını sormak için aylarca adliyeleri dolduran feministlerle tanışırsınız. Zaten küçüklüğünüzden beri baskı ve şiddet gördüğünüz ailenize karşı içinizde her daim hissettiğiniz isyan ve öfke duygusu, üniversitede somut karşılığını bulmuş olur. Neden ailenize, abinize, babanıza karşı bu denli direndiğinizi; aslında zaten direnmeseydiniz hayatta kalamayacağınızı anlarsınız. Elmas da bu yüzden Mersin’de 14 Şubat 2019 günü eski eşi tarafından öldürülen Kübra Aşkın için meydanlarda en yüksek sesiyle isyan etmişti. 2019’un Mart ayında YÖK ilk kez toplumsal cinsiyet eşitliği dersinin kaldırılacağını söylediğinde, Mersin Üniversitesinde buna karşı yapılan eyleme katılarak iktidarın toplumsal değerinin; çocuk istismarını, şiddeti, tacizi, tecavüzü meşrulaştırmak ve erkekler tarafından katledilmiş kadınları yargılamak olduğunu teşhir etmişti.

Aslında Elmas’ın kişisel tarihi, biraz da Türkiye’deki feminist hareketin tarihsel sürecini izlemek gibi. 8 Mart 2019’dan bu fotoğrafa baktığımızda, Anadolu’nun bir kentinde genç bir kadına özgüvenle “Feminist isyanla geliyoruz” dedirten küresel feminist grevlerin örgütlendiği; Latin Amerika’da, Avrupa’da milyonlarca insanın, kadınların emeği ve özgürlüğü için feminist grev yapmaya sokaklara çıktığı ve hareketin giderek yer kürenin her yerinde toplumsal bir harekete dönüştüğü süreci görebiliriz.

Beyaz mendili sallamak

2019 yılında tüm dünyada feminist bir isyan süreci yaşanırken İran’da zorunlu başörtüsüne karşı İranlı kadınların her çarşamba günü kent meydanlarında başlarından çıkardığı başörtülerini sallandırması ile dayanışma için  Mersin Üniversitesi kampüslerinden beyaz mendilini sallandırarak ses olan Elmas’ı görüyoruz.

2019’un 25 Kasımı’nda Elmas’ın taşıdığı “Dinci gerici zihniyete, Diyanete, Kayyum Rektörlüğe Feminist Rest!” (resim 4)pankartın da anlayacağımız üzere 2019 yılı,  kadınların oldukça meşru ve cüretkar bir şekilde her yerde “Diyanet Kapatılsın” diyebildiği, feminist hareketin güçlendiği bir süreç olsa da tüm dünyada ve Türkiye’de gerici tek adam iktidarlarının yükseldiği bir süreçti.

2020’lere geldiğimizde gitgide kadın hareketinin kazanımlarına tek tek saldıran, ekonomik olarak yoksulluğun derinleştiği, ücretli ve ücretsiz kadın emeğinin sömürüsünün katmerlendiği bir sürece giriyoruz. Ülkenin dört bir yanında her gün artan çocuk istismarı vakalarının yaşandığı sırada Elmas, içerisinde olduğu bir basın açıklaması ile Adana’da bir imam tarafından cinsel istismara maruz bırakılan E.S.’nin davasını takip etmeye çağırıyor.

Art arda gelen felaketler, katliamlar ve depremlerin hepsinde Elmas’ın öncelikle kadınlarla dayanışmayı büyüten biri olduğunu gördüm. Bu kısa anlatıdan göreceğimiz üzere Elmas; ben, sen, sizler gibi bir feministti, bizden biri, bu toprakların çocuğuydu. Özellikle Çukurova’da erkek şiddetine karşı mücadeleye uzun yıllardır emek veren; kadınlar erkekler tarafından katledilmesin diye adım adım örülen bir yaşam mücadelesinin olduğunu görüyoruz.

O şimdi içerde

Son dönemlerde Türkiye’de bir NATO toplantısı yapıldı. Kadınlar emperyalizme karşı mücadele konusunda; Women for Life on Earth örgütlenmesinin ABD’ye karşı Galler Üssü’ne yürüyüşünden  Afganistan’daki RAWA’ya, İran’da, Filistin’de direnen kadınlardan Rojava’ya kadar birçok mücadele ve örgütlenme deneyimine sahip. Emperyalistlerin milyon dolarlar kazandığı savaş ekonomisinin kadınların yararına olmadığını, asıl savaş alanının kadınların bedeni ve emeği üzerinden kurulduğunu biliyoruz. Elmas, patriyarka ile sömürgeciliğin işbirliği içinde kadınların hayatlarında yarattığı yıkımı bilerek “NATO defol!” diyen bir feministti.

8 Temmuz 2026 tarihi itibarıyla Elmas tutuklandı. Halkevleri’nin 7-8 Temmuz tarihlerinde Ankara’da yapılacak olan NATO konferansı için Mersin Yenişehir AKP İlçe Binası önünde yaptığı eyleme katılarak polise mukavemet etmekten.

Oldukça eski bir cezaevi olan Mersin Cezaevinde normalde 27 kişinin kalması için yapılan, adli suçluların kaldığı koğuşta 44 kişi kalıyorlar; yatacak bir yatak verilmediği için yerde yatıyor. Elbette biliyoruz ki Elmas, yıllardır feminist mücadelenin Çukurova’daki önde gelen emektarlarından biri olduğu için Mersin Cezaevi’nde alıkoyulmuş durumda.

Elmas’a 5 Kasım 2018’de Mersin Üniversitesi kampüsünde Gülten Akın’ın ölüm yıl dönümünde onu andığı şiiri yeniden yollayarak bitireyim yazıyı.

Seni çok seviyoruz Elmas, mücadelen bütün kadınların mücadelesidir.

Okusunlar

Sanmasınlar susan bir kuşağız
Bizden sonra bağıracak olanlar
Tartılmıştır gövde
İple sürgünle zulümle mapusla
Tartılınca gövde
Hele hesap sevdiklerimizin başı üstüneyse
Anlaşılmış olmalıdır
Kim kaçaktır kim düzmece kim yiğit
Kente son kapıdan giriyoruz
Hava dingin değil, bastırılmış
Dul bir kadın sessizliğinde
Kavgadan iz yok
Düşman bildiğimiz düşman değil
Aman bu nasıl barış
Barışın böylesi görülmemiş
El işte, ağız yoklukla dalaşta
Kim açmış bunca okulu
Kim basmış bunca kitabı
Herkes ama herkes
Gözleriyle tükürmesini öğrenmiş

Gülten Akın

 

Elmas’a sizlerde mektup göndermek isterseniz:

Elmas Kara Karahan
Tarsus Kadın Kapalı Ceza İnfaz Kurumu A3 koğuşu Tarsus / MERSİN

Yazarın Diğer Yazıları

İlginizi Çekebilir

Son Yazılar