Tarih sesi kısılmak istenenlerin, sistemin dışına itilenlerin ve kimlikleri sürekli sorgulananların hikâyeleriyle dolu. Bu mücadelenin en güçlü çağdaş seslerinden biri de Amerika’nın güneyinden çıkan soul, gospel ve R&B sanatçısı, trans hakları aktivisti Shea Diamond. Müziği yalnızca şarkılardan ibaret değil hayatta kalmanın, direnmenin ve “ben buyum” demenin örneği.

1978 yılında Mississippi’de doğan, Memphis’te büyüyen Shea Diamond, çocukluğunu muhafazakâr ve dindar bir çevrede geçirdi. Kendini çok küçük yaşlardan itibaren kadın olarak hissediyordu. Müziği ise kilise korolarında keşfetti. Gospel’in güçlü ve duygulu dünyası onun ilk sığınağı oldu. Tabii aynı çevre kimliğini bastırmasını bekliyordu.
Genç yaşta cinsiyet uyum sürecini finanse edebilmek için karıştığı bir soygun nedeniyle yaklaşık on yılını cezaevlerinde geçirdi. Orada sistematik şiddet ve ayrımcılıkla karşılaştı. Zihinsel olarak bu sürece katlanmak için şarkı yazmaya başladı. Daha sonra onu dünyaya tanıtacak “I Am Her”ın temelleri de o yıllarda, bir direniş biçimi olarak atıldı.
Cezaevinden çıktıktan sonra New York’a taşınan Shea’nın hayatı, bir insan hakları etkinliğinde söylediği şarkıyla değişti. Yapımcı ve söz yazarı Justin Tranter onun sesini duyduğunda birlikte çalışmaya karar verdi. 2016’da yayımlanan “I Am Her”, kısa sürede bağımsız müzik dünyasının en güçlü şarkılarından biri hâline geldi. Soul, gospel ve rock etkilerini taşıyan şarkı, yalnızca Shea Diamond’ın değil, görünmez kılınan pek çok trans kadının ortak sesi oldu.
“I am a woman, I am a human / I am a lover, I am a friend…” (*)
Bu sözler, kimliğini inkâr etmeyi reddeden herkes için güçlü bir dayanışma çağrısına dönüştü.
Shea Diamond gospel geleneğinin ruhunu modern soul ve R&B ile buluşturuyor. Şarkıları teknik bir gösteriden çok yaşanmışlıkların anlatısı. 2018’de yayımladığı Seen It All EP’sinde, yaşadığı tüm zorluklara rağmen ayakta kalmayı anlatıyor. Onun müziğinde acı hiçbir zaman teslimiyet anlamına gelmiyor, tam tersine dirence dönüşüyor.
HBO’nun We’re Here dizisi için yaptığı “I Am America” da aynı çizgiyi sürdürüyor. Bu kez Amerika’nın özgürlük söylemini, yıllarca dışlanmış insanların gözünden yeniden yorumluyor.
Siyah ve trans bir kadın olarak Shea Diamond, müziğiyle aktivizmini birbirinden ayırmıyor. Cezaevi reformundan trans kadınlara yönelik şiddete, evsiz kuir gençlerin desteklenmesinden eşitlik mücadelesine kadar pek çok alanda sesini yükseltmeye devam ediyor. Shea Diamond’ın hikâyesi, en zor koşullarda bile insanın kendi sesini bulabileceğini gösteriyor. Onu dinlemek sadece güçlü bir soul sanatçısını keşfetmek değil, karanlığın içinden çıkıp kendi gerçeğini korkusuzca söyleyen bir insanın yolculuğuna tanıklık etmek demek.
Müzik önerim: https://open.spotify.com/track/5WttRLHcZHhaIii5KwKh3Y
*“Ben bir kadınım, ben bir insanım / Ben bir sevgiliyim, ben bir arkadaşım…”
Fotoğraf facebook sayfasından alındı











