Asgari ücretle ağır koşullarda çalıştırılıp, 2025 Yılı Nisan ayında fabrika kapatıldı diye tazminatsız kapı önüne konuldular. İzmir Sarnıç’ta Barta Tekstil işçileri Devrimci Tekstil İşçileri Sendikası öncülüğünde bir dizi eylemlilik düzenledi. Herkesi dayanışmaya çağırıyorlar.

İzmir Sarnıç’ta bulunan Barta Tekstil fabrikasında çok sayıda işçi, maaşları ödenmediği için işten ayrılmak durumunda bırakıldı. Tazminatları ve geriye dönük alacakları da gasp edildi.
İşçiler 2025 yılı Nisan ayından itibaren ödenmeyen maaşları, kıdem tazminatı, patronun iflas ve kaçma girişimine karşı fabrika önünde iki defa eylem gerçekleştirdi. Patron Barta Tekstil fabrikasını kapatmasına rağmen başka firmalarda ürünlerini üretmeye devam ediyor. En az 60-70 işçi tazminat haklarını alamadı.
İşçiler önümüzdeki dönem için yeni bir eylem programı oluşturdu. Bugün Barta Tekstil sahiplerinin üretim yaptırdığı Mat Tekstil önünde bir eylem yapan işçiler, 16 Nisan Perşembe Günü ise Çalışma Müdürlüğü’ne dilekçe verecek ve ardından Çalışma Müdürlüğü’nün önünde basın açıklaması yapacak. Fabrikada çalışan kadın işçiler ve Devrimci Tekstil İşçileri Sendikası Yönetim Kurulu üyesi Fatma Alökmen ile süreci konuştuk.
“Asgari ücret alıyorduk”
Barta tekstil işçisi Zeynep Sezik Karacadağlı, aldıkları ücretin yetmediğini ve geçim sıkıntısı yaşadıklarını, saatler boyu kötü çalışma koşullarında çalıştırıldıklarını belirterek şöyle devam ediyor; “Barta Tekstil’de tam 3 yıl 8 ay çalıştım. Oldukça sıkıntılı dönemler yaşadım. Mobbinge uğradım. Kışın çok soğukta çalışmak zorunda kalıyorduk, ısınma sorunumuz vardı, yazın ise çok sıcakta, kan ter içinde çalışmak zorundaydık. Patronlar kışın sıcak, yazın serin ofislerindeyken bize haksızlık ediyorlardı. Bunları kabul etmedik ama bizleri ufak tefek şeylerle geçiştirdiler. Aldığım ücret asgari ücretti. Kesinlikle yetmiyordu. Mesailerimiz oluyordu, mesaileri ödüyorlardı ama düşük ödeniyordu. Yani devletin belirlediği yasal mesai ücreti uygulanmıyordu. Uzun saatler mesaiye kalıyorduk. Bu direnişin nedeni de içeride kalan tazminatlarımız ve maaşlarımızdır. Bazı arkadaşlarımız 4 aydır, bazıları ise 2 aydır maaşlarını alamadı. Benim çalıştığım halde SGK giriş-çıkışım yapılmış. Bunu neye dayanarak yaptılar? Soruyoruz, cevap vermiyorlar. Bir sorunumuz olduğunda insan kaynaklarına gidiyoruz ancak geçiştiriyorlar” diyor.

“Kadınlardan destek bekliyorum”
Karacadağlı, tazminat haklarını ve tüm haklarını alana kadar mücadele edeceklerini vurguladıktan sonra dayanışma çağrısı yapıyor: “Bütün kadınları bizimle dayanışmaya çağırıyoruz. Kadınız, bizi kimse ezemez. Kadın olduğumuz için üstümüze basıp geçemezler. Biz de haklarımızı istiyoruz. Bize de yazık, günah. Erkek işçiler nasıl çalışıyorsa biz kadınlar da aynı şekilde çalışıyoruz. Herkesin verdiği emeği biz de verdik ama emeğimizin hiçbir karşılığını göremedik. Bizim taleplerimiz net, sadece ve sadece emeğimizin karşılığını istiyoruz. Bizde bir söz vardır, ‘Güneş doğmadan kadınlarımız uyanır. Çünkü kadınlar güneşi uyandırır.’ Kimse bunun farkında değil. Hep kadınları aşağıladılar. Ben bütün kadınlardan bize destek olmalarını istiyorum. İnanıyorum, bu davayı kazanacağız.” diye ekliyor.
“Kafamızı işten bir saniye bile kaldırmamız yasaktı”
Barta Tekstil işçisi Bilge Uludağ, sürekli işçiler arasında yarıştırıldıklarını ve işten atma tehditti ile karşı karşıya kaldığını söylüyor. Barta Tekstil’de yaşadıkları baskı ve mobbingi şu sözler ile anlattı; “Baskı, mobbing ve kötü şartlar altında çalıştık. Kafamızı işten bir saniye bile kaldırmamız yasaktı. Sürekli yarıştırılıyorduk. Sayılarımız az olduğunda ‘Sizi yarın öbür gün performans düşüklüğünden işten çıkartırız’ diye tehditler alıyorduk. Zor şartlar altında çalıştık. Akşama kadar çalışıp tekrar sabaha kadar çalıştığımız günler bile oldu. Sabahçı kaldığımız, bazen üst üste mesaiye kaldığımız ve hakarete uğradığımız zamanlar da oldu. Hakkımızı ve maaşlarımızı alamadığımız için direnişteyiz. Alın terimizin karşılığını alamadığımız için direnişteyiz. Tüm kamuoyunu ve kadınları dayanışmaya çağırıyoruz. Bugün bize, yarın size. Bunlara engel olmalıyız, birlik olmalıyız.”
“İş kazaları kimsenin umurunda olmamış”
Devrimci Tekstil İşçileri Sendikası Yönetim Kurulu üyesi Fatma Alökmen, Barta Tekstil’de kadın işçilerin cinsiyetçi söylemlere maruz bırakıldığına dikkati çekiyor. Alökmen, “Barta Tekstil, uluslararası markalara üretim yapan, ülkemizde çok sayıda bulunan ihracatçı firmalardan biridir. Çoğu Alman menşeli olan birçok önemli markaya üretim yapmıştır. Bu tür firmalarda genel kural olduğu üzere işçiler kötü koşullarda çalıştırılmış, yoğun üretim baskısına bıktırıcı bir mobbing eşlik etmiştir. İş kazaları yaşanmış, ancak bunlar kimsenin umurunda olmamıştır. Fabrikaya ait bir köpek işçiye saldırmış, işçi “Sen niye köpeği sevdin?” diye suçlanmıştır. Başka bir olayda genç bir kadın işçi parmağını makineye kaptırmış. Açılan mahkemede işveren tarafı, ‘Sevgilisiyle mesajlaşırken dikkati dağıldı, bu yüzden oldu’ diye işçiyi suçlamış yine. Yani neresinden baksanız kötülük akan bir firma burası.”
Tekstil örgütsüz ve kadın ağırlıklı bir sektör olması nedeniyle her türlü iş kazası ve sömürüye açık olduğunu belirten Alökmen, tüm bunlarla bir araya gelerek mücadele edilmesi gerektiğini de vurguluyor. “İşçi kadınlar harekete geçtiklerinde elbette önlerine cins ayrımcılığına dayalı toplumun katı gerçekleri çıkıyor. Ancak yalnızca kapitaliste karşı değil, bunlara karşı mücadele gücü de eylem içinde ortaya çıkmakta, bunlarla baş etme gücü büyümektedir. Barta Tekstil’de de durum böyledir. Eylemlere öncülük eden, erkek işçileri ikna eden kadınlardır.” diye ekliyor.
“Bu düzen dikiş tutmaz”
Alökmen, Barta Tekstil’de sık sık hak gasplarının yaşandığını belirttikten sonra işçilerin direnişinin oluşma koşullarını şu sözlerle ile anlatıyor; “Barta Tekstil, önceden bildiğimiz, koşullarından haberdar olduğumuz bir yer. Barta Tekstil’de koşulların her geçen gün biraz daha zorlaştığına dair haberler geliyordu, orada çalışan bazı işçiler değişik nedenlerle sendikamıza başvuruyordu. Ancak ne yazık ki bu sorunlara karşı güçlü bir ortak mücadele ortaya çıkmadı. İşçilerin önemli bir kısmı işten çıkmak istiyor, kalanlar ise yaşanılanları geçici görüp, alışık olunduğu üzere işyerine, dolayısıyla patrona sahip çıkıyor, onun iyi niyetine inanıyordu. Bu sırada kapitalist, sektörde çok alışık olduğumuz üzere fabrikayı tasfiye edip üretimi başka biçimlerde sürdürmeye hazırlanıyordu. İşçilerin bir kısmı ücret ödemelerindeki aksamalar ve kötü çalışma koşullarına dayanarak haklı fesih hakkını kullandı. Tabii ki tazminat ödenmedi ve davalar açıldı. Geriye kalanlara ise fesih işveren tarafından dayatıldı. Tazminatlar baştan ödenmedi, ödemeler için tarihler verildi ancak bunlara uyulmadı. Bunun üzerine işçiler sendikamıza başvurdu. Bu sırada kapitalist fabrikayı boşaltmıştı.” Bu noktadan sonra sürece müdahalenin iyice zorlaştığını belirten sendikacı konuşmasını şöyle sürdürüyor: “Biz doğal olarak uzun hukuksal süreçlerde, hele ki patron ‘iflas ettim’ havalarında dolaşırken hak almanın zor olduğunu, eylem yoluna başvurulması gerektiğini bir kez daha söyledik, bu tür durumlarda yapılabilecekleri anlattık. Kararı işçiler verdi. Araya uzun sayılmayacak bir zaman dilimi girmiş olmasına rağmen işçilerin çoğu, tahmin edilebilir nedenlerle çoktan başka işyerlerinde işe başlamıştı.”
Alökmen, daha sonra Barta Tekstil işçilerin talepleri kabul edilene kadar mücadele edeceklerini vurguluyor. “Önümüzdeki hafta bizler için çok daha yoğun geçecek. Üç aşamalı bir eylem planı oluşturuldu. Eylemler sürecek.”
Üretimi başka yerlerde devam ettiren patronlara karşı tüm emek dostlarını mücadelelerini desteklemeye çağıran Alökmen sözlerini şöyle noktalıyor; “Bunlara iş veren, uluslararası planda ‘saygın’ görünen, sosyal sorumluluk projelerinde boy gösteren markalardır. Ve elbette tüm bunlar sektörde her gün yaşanırken üç maymunu oynayan Çalışma Bakanlığıdır. Biz, 60 günlük Greif işgalinin ürünü olan, doğrudan onun içinden çıkan bir sendikayız. Bir sloganımız var: ‘Bu düzen dikiş tutmaz; sömürüsüz bir dünyayı biz dokuyacağız’ diyoruz.”










