çalışma hakkı



Evde kocaya, fabrikada patrona başkaldırıyoruz!

Indomie AdkoTurk işçisi kadınlar 23 Ağustos’tan bu yana grevdeler. Direnişin ve grevin en ön saflarında emekleri için mücadele eden kadınlar, “Fabrikada kadınlar olarak tacize ve mobinge maruz kaldık. Yaptıkları suç ve biz bu suçu direnişimizle her yerde söylemeye devam edeceğiz. Biz kadınlar örgütlüyüz ve güçlüyüz. Biliyoruz ki biz kazanacağız!” diyorlar.




ILO 190’ın anlattıkları

2019 yılı Haziran’ında kabul edilen işyerinde kadına yönelik şiddet ve cinsel tacizle mücadeleyi hedefleyen ve imzaya açılan ILO’nun 190 Sayılı Sözleşmesini pek çok ülke onayladı. Şiddet ve cinsel tacizi geniş bir biçimde ele alan sözleşme, devlet ve işverene yükümlülükler getiriyor. En önemli özelliği ise feministlerin yıllarca mücadelesini verdiği ev içi şiddetini de görüyor olmasıdır.


İnce temizlik kadınlardan sorulur!

Hastanelerde çalışan temizlik emekçisi kadınlara, evde de işte de benzer roller biçiliyor. Emeklerinin değersizleştirilmesinden, yaptıkları işin iş olarak bile görülmemesinden yakınıyorlar. Hastanede iş bölümünün cinsiyete göre neredeyse otomatik yapıldığını, her işe koşmak durumunda kaldıklarını, pandemide çok yorulduklarını dile getiriyorlar


“Kadın olmak hekimlikte çok zor”

TTB Asistan ve Genç Uzman Kolu’ndan kadın asistan hekimlerle konuştuk. Eğitim hakları gasp edilen, 36 saate varan mesai süreleri ve ağır iş yükünün altında ezilen, bir de üstüne kadın oldukları için ayrımcılığa maruz bırakılan asistan hekimler, “Tek çare örgütlü mücadele” diyor


‘Robot olmamızı istiyorlardı!’

Tekstil işçisi Şahdet Kılınç çalıştığı Tay Tekstil’in ‘ücretsiz izin’ teklifini kabul etmedi. Kadın ve erkek iş arkadaşlarıyla birlikte direnişe geçti, verdiği mücadelenin sonucunda tazminatı ile diğer yasal haklarını almayı başardı. Bu genç kadının anlattıkları, sektörün gerçek yüzünü gözler önüne seriyor. “İspanyol markasına her gün çok fazla sayıda gömlek diktik” diyor Şahdet, “O giysilerin yüzlerce dolara satıldığını da biliyorduk. Fakat hayatta kalmak ve geçinebilmek için çok az ücretlerle çalışmaya razı olduk.”


“Tut biraz yemeğe gideceksin zaten”

Pandemi döneminde kapanma kapsamı dışında kalan ve iş yükleri iyice artan gıda sektöründeki kadınlar, engellere ve zorluklara karşı örgütlenmeye ve direnmeye devam ediyor. Bursa’da bu sektörde örgütlü Tek Gıda-İş Sendikası’na üye kadınlarla sorunlarını ve mücadele deneyimlerini konuştuk. 


Ön planda olmayı sevmeyen bir kadın: Mary Morton Kimball Kehew

Burjuva bir aileden gelen Mary Morton sınıfsal konumunu, siyasi bağlantılarını ve kendi ekonomik kaynaklarını işçi sınıfı kadınları için kullandı. Amerikan Kadın Sendikalar Birliği’nin başkanlığını yaptı, ömür boyu yönetiminde bulundu. Kadın işçilerin örgütlenmesinde ücret ve kreş mücadelesinde fikir hocalığı yaptı.


İhraç belgeseli yapan da ihraç edildi

Yeni TRT yönetimi kadın hakları aktivisti, sendika üyesi Deniz Salmanlı’yı İstanbul Sözleşmesi bizim, TRT Halkındır dediği, Mahir Çayan paylaşımı yaptığı için 22 yıl emek verdiği kurumdan ihraç etti.  Bir amirin tek lafıyla çalışma hakkının elinden alındığını belirten Deniz, “Susmuyoruz, korkmuyoruz, itaat etmiyoruz”  sözlerinin bir slogan değil varoluş çığlığı olduğunu söylüyor.


Asgari Geçimler Asgari Yaşamlar

Pek çok sektörde tek tek işçilerin, işçi ailelerinin asgari ücretle borç boyunduruğu altında çalıştığını biliyoruz. Tekstilden, hizmet sektörüne, market mağaza işçilerinden, ev eksenli çalışanlara kadar. Bu listeyi uzatabiliriz. Bu yazıda asgari ücret gerçeğinden yola çıkarak kadın işçilerin açlık sınırında nasıl geçindiklerini ve bunun için hangi stratejileri geliştirdiklerini görünür kılmak istiyoruz.


“Ürettiğimiz makarna bize yasak”

“İşten geldiğinizde hazır makarnanız önünüzde”, diye reklam yapan Adkoturk Makarna’da işçilerin durumu hiç te iyi değil. Sendikalaşmayı sindiremeyen patron, aralarında işyeri temsilcisi Sevcan Dervişoğlu’nun da bulunduğu dokuz işçiyi işten atarken, hamile kadınlara da aman vermiyor. 


Bir kadın sorunu olarak işsizlik

TÜİK (Türkiye İstatistik Kurumu) de güncel rakamları açıkladı. Biz de işsizliği bizim meselemiz olarak tartışalım istedik. Sözümüz uzunca oldu bu kez; hem zor bir konu hem de daha konuşmadığımız çok yönü var. İşsizlik nedir? Nasıl ölçülür? Neden ortaya çıkar ve kadınları nasıl etkiler? Ortadan kaldırmak için neler yapılmalı? Sorularını yanıtlamaya çalışırken yazımız uzadı.


‘Aşmamız gereken çok yolumuz var’

“Kadın olmak onların gözünde (eksik etek)  olmak, her işi yapamayan biri olmak anlamına geliyor.  Güç gerektiren işleri yapamayacağımızı düşündükleri için aldığımız paranın erkeklerle eşit olmasından rahatsız oluyorlar.”



Uzaktan çalışma sisteminde kadının adı yok

Pandemi sürecinde yaygınlaşan uzaktan çalışma, kalıcı hale getirilmek isteniyor. 10 Mart’ta yürürlüğe giren Uzaktan Çalışma Yönetmeliği bunun göstergesi. Uzaktan çalışma ev içi kadın emeği sömürüsünü arttıracağı gibi muhafazakârlık rüzgârlarının da etkisiyle kadınların toplumsal hayattan uzaklaştırılması eğilimini de güçlendirecek.


Vestel işçisi kadınlar yalnız değil!

Vestel’de bugüne dek yüzlerce işçi Covid-19’a yakalandı, ölenler oldu. Ancak yönetimin derdi bu değil. Yaşananları kamuoyuna duyuran ve insani koşullarda çalışmak isteyen kadın işçiler işten atılıyor. İşçi Kadın Meclisleri üyesi işçiler, “Dava açtık, haklarımız için mücadele edeceğiz” diyor.


“Dilenmiyoruz, hakkımızı istiyoruz!”

Birikmiş maaş ve tazminatları ödenmeksizin işten çıkarılan BİMEKS işçileri, haklarını elde etmek için Umut- Sen’in yol göstericiliği ile Vedat Akgiray’ın ders verdiği Boğaziçi Üniversitesi’nin önünde eylemlerini sürdürüyor. Kadın işçiler haklarını alana kadar direnmede kararlılar.


Pin It on Pinterest