düşük ücret



İnce temizlik kadınlardan sorulur!

Hastanelerde çalışan temizlik emekçisi kadınlara, evde de işte de benzer roller biçiliyor. Emeklerinin değersizleştirilmesinden, yaptıkları işin iş olarak bile görülmemesinden yakınıyorlar. Hastanede iş bölümünün cinsiyete göre neredeyse otomatik yapıldığını, her işe koşmak durumunda kaldıklarını, pandemide çok yorulduklarını dile getiriyorlar


‘Ben tüm bunlarla nasıl baş etmişim’

Pandemide kadın sağlık çalışanları neler yaşadı/yaşıyor? Temiz Giysi’nin araştırması çarpıcı. Hepsi hem bedensel hem de psikolojik olarak çok yorgun. Birçoğu anksiyete ve panik bozukluğu sorunu yaşamaya başlamış. Yaşadıklarını anlattıkça ağlamaya başlayan, anlattıktan sonra “ben tüm bunlarla nasıl baş etmişim” diye şaşıran kadınlar da çok.


Perakende çalışanları güvencesizliğin pençesinde

Avusturalya’da 6 binden fazla perakende çalışanıyla yapılan anket, güvencesiz çalışmanın işçi kadınlar üzerindeki yıkıcı etkisini gözler önüne seriyor. Ne zaman çalışacaklarını, bir sonraki haftayı geçirecek kadar maaş alıp almayacaklarını bile bilmiyorlar. Bir kadın,  “Geceleri endişeden uyuyamıyorum” diyor


“Kadın olmak hekimlikte çok zor”

TTB Asistan ve Genç Uzman Kolu’ndan kadın asistan hekimlerle konuştuk. Eğitim hakları gasp edilen, 36 saate varan mesai süreleri ve ağır iş yükünün altında ezilen, bir de üstüne kadın oldukları için ayrımcılığa maruz bırakılan asistan hekimler, “Tek çare örgütlü mücadele” diyor


‘Robot olmamızı istiyorlardı!’

Tekstil işçisi Şahdet Kılınç çalıştığı Tay Tekstil’in ‘ücretsiz izin’ teklifini kabul etmedi. Kadın ve erkek iş arkadaşlarıyla birlikte direnişe geçti, verdiği mücadelenin sonucunda tazminatı ile diğer yasal haklarını almayı başardı. Bu genç kadının anlattıkları, sektörün gerçek yüzünü gözler önüne seriyor. “İspanyol markasına her gün çok fazla sayıda gömlek diktik” diyor Şahdet, “O giysilerin yüzlerce dolara satıldığını da biliyorduk. Fakat hayatta kalmak ve geçinebilmek için çok az ücretlerle çalışmaya razı olduk.”



“Tut biraz yemeğe gideceksin zaten”

Pandemi döneminde kapanma kapsamı dışında kalan ve iş yükleri iyice artan gıda sektöründeki kadınlar, engellere ve zorluklara karşı örgütlenmeye ve direnmeye devam ediyor. Bursa’da bu sektörde örgütlü Tek Gıda-İş Sendikası’na üye kadınlarla sorunlarını ve mücadele deneyimlerini konuştuk. 


‘Her şeye tek başıma yetişmek zorundayım’

Elvan 28 yaşında bir stüdyo fotoğrafçısı. Mesleği çekirdekten yetişerek öğrenmiş, işini seviyor.  İki çocuğu var, ev işleri de ondan soruluyor. O da mesai saatleri hiç bitmeyenlerden. Bir gün kendi fotoğraf stüdyosunu açmak isteyen genç kadın,  fabrika işçisi veya memur gibi düzenli ve güvenceli çalışanlara bazen özeniyor.


Fındık yolcusu kadınlar

Doğu’dan, Güneydoğu’dan ve farklı bölgelerden aileler, fındık mevsiminde Karadeniz’e akıyorlar. Ekimi, toplanması yoğun emek ve bakım gerektirdiği için genellikle kadınlar çalıştırılıyor. Yevmiyeler hayatı idame ettirecek miktarda olmasa da, yoksulluk kadınları fındığın peşinden sürüklüyor.


Tacizci ile aynı ortamda bulunmak istemedi: Patron tacizciyi değil onu işten attı

Kocaeli’nde, 300’e yakın işçinin çalıştığı Alba Plastik’te, kadın işçiler yıllarca cinsel tacize, baskıya, ağır çalışma koşullarına maruz kaldı. Bu kadınlardan biri de Semra Demirtaş…Yaşadığından daha fazlasını dile getiren Semra, tepki göstermesinin ardından gerekçesiz işten atıldı. Hayal kırıklığı ve olayın yarattığı travmaya rağmen, kendisine yönelik saldırıya direnişle cevap verdi.


İş yerinde cinsel taciz kırmızı halıdan çok mavi yakanın sorunu*

“Cinsel taciz, istismar ve tecavüzün en ağır şekliyle film endüstrisinde mi yaşandığını düşünüyorsunuz? Hayatınızı bir de temizlik işçisi, garson ya da düşük ücretli “kadın işi” olan herhangi bir işle idame ettirmeyi deneyin. Bu meslekleri yapanlar çok az hak ve çok az telafi şansı ile rutin istismarla karşı karşıya.” diyor Hazards Magazine** editörü Rory O’Neill. Hazards İngiltere’de çıkan uluslararası muhabirler ağına sahip sendika dostu bir dergi. Yararlı olacağını düşünüp makaleyi kısaltarak çevirdik.


Gücümüz birlik olmak birlikte olmak

Bursa’da yaklaşık iki hafta önce Destek Otomotiv’te sendikalı oldukları için işten çıkartılan yüz işçi bir direniş başlattı. Direnişin başını kadınlar çekiyordu. Bursa’da işyerinde ücret ayrımcılığı başta olmak üzere ciddi cinsiyetçi baskılar yaşayan işçi kadınlarla konuştuk.


Diyarbakır’daki fabrikalarda kadın işçiler bin liraya çalışıyor!

Diyarbakır’daki fabrikalarda çalışan çok sayıda kadın, günde 10-12 saat çalışıp, karşılığında bin-bin 500 lira ücret alıyor. 750-800 liraya çalışanlar bile var. Yaşları 15 ile 40 arasında değişiyor. Çoğunun sigortası yok. Kadınlar, “Ne yapalım, mecburuz. Artık şikâyet etmeyi bıraktık” diyor.


Sigortasız çalışan mevsimlik tarım işçilerine 5 TL yemek parası!

Afyonkarahisar’ın Dinar ilçesinde mevsimlik tarım işçisi kadınlar, şu günlerde bağda bahçede harıl harıl çalışıyorlar. Yazın gelmesiyle başlayan iş temposunun ekim ayına dek devam edeceğini söylüyorlar. Güneşin altında günde 10 saat sigortasız çalışıp 85 lira ücret alan kadın işçilere, yemek parası olarak da yalnızca 5 lira ödeniyor


‘Bir makinede dip dibe altı kişi çalıştık’

Ayşe, Leyla, Feride Petro-Kimya alanında üretim yapan bir fabrikada çalışıyorlar. Pandemi sürecinde ücretsiz izin, kısa çalışma ödeneği nedeniyle düşen ücretler, üretimde mesafe kurallarının hiçe sayılması, zamlar ortak sorunları… Artan eviçi emek yükü hepsinin ortak isyanı…


‘Pancar ekmek aynı çocuk bakmak gibi!’

Kırsalda kadın emeği yoğun. Çayımıza tat veren şekerin hammaddesi olan pancar tarımında üretici de, toprakta çalışan işçi de genellikle kadın. Bu kadınlar için hayat gerçekten çok zor. Pancarın hem üretimini hem de işçiliğini üstlenen Yassıgüme köyü çiftçilerinden Sibel Doğan, “Çocuk bakmak gibi aynı” diyor, “Kime sorsanız öyle söyler pancar için…” 


Bu “Atılım”ın dönüşü yok!

Bursa’daki Atılım Tekstil Fabrikası’nda direniş sürüyor. Sendikalı oldukları için işten atılan işçiler, mücadelede geri adım atmıyor. Örgütlenmede başı çeken ve Kod 29 ile işten çıkarılan Serap Yumuşak’ın patrona mesajı net: “İşveren işçiyi dinlesin, işçiye saygı göstersin, bu süreç daha fazla uzamasın!”


Gül işçisi Kezban, evlenince bıraktığı liseye döndü ve okulu birincilikle bitirdi

Burdur’da ‘sabaha karşı’ denilen bir zamanda, birçok kadın gül hasadı için yola çıkıyor. Evleri tarlalardan 1 veya 2 saatlik mesafelerde bulunan kadın işçiler minibüslerle, kamyonlarla hasat yerine ulaşıyorlar. Kezban Şengül, şafaktan çok önce, saat 3’te uyanıyor. Evde kahvaltı veya yapılacak iş ne varsa elinden geçiyor. Gül tarlasına gitmek için yine karanlıkta, saat 4’te evden çıkıyor. Bu çok zorlu iş koşullarından kurtulma adına evlenince bıraktığı liseye tekrar geri dönüyor ve liseyi birincilikle bitiriyor. Değişen bir şey olmayınca pes etmiyor, memur olabilmek için kamu personeli sınavına giriyor. Onu da kazanıyor!


Pin It on Pinterest