kadın sendikacı

Anarşinin kızıl gülü: Rose Schneiderman

Amerika’ya göç etmiş, Polonyalı Yahudi bir aileden geliyordu. Küçük yaşta işçi olarak çalışmaya başladı.  Sendika temsilciliğinden şube ve merkez yönetimine kadar geldi. Hem sekiz saatlik işgünü hem de kadın işçilerin oy hakkı için mücadele etti.


Matbaa ve kitap işçisi kadınları örgütledi: Paula Thiede

14 yaşında matbaalarda çalışmaya başladı. Kadın Rotatif Kitap ve Matbaa İşçileri Birliğini kurdu, uzun süre ona başkanlık etti.  Birliğin bu sektördeki karma sendikayla birleşmesinden sonra sendika başkanı oldu.  Kadın matbaa işçilerinin çalışma saatlerinin düşürülmesi ve ücretlerinin yükseltilmesi, ülke çapında asgari ücrete kavuşması için mücadele verdi ve kazandı. 


15-16 Haziran’da kadınlar da vardı ama…

15- 16 Haziran Türkiye işçi sınıfının sermayeye karşı yürüttüğü en görkemli kitlesel direnişlerinden biriydi. Kadınlar bu direnişe katıldılar ve fabrikalarda direndiler, yürüyüşlerde yer aldılar, işçi elbiseleriyle yürüyen tekel işçisi kadınlar hepimizin hafızasında yer edindi.



Sendikalarla da feminist kurumlarla da işbirliği içindeyiz

Samira Rayesse uzun yıllar Fas’da sendikacılık yapmış bir kadın. Türkiye’ye de gidip geliyor. Tarım ve ormancılık sektöründeki kadınları güçlendirmek için OFSAF isimli otonom bir yapı kurmuşlar.  Farklı bir kadın örgütlenme deneyimi olan OFSAF’ı arkadaşımız Elif Sinirlioğlu’na anlattı.  


8 Saatlik işgünü yasasını kabul ettiren kadınlardandı: Mary Kenney O’Sullivan

Küçük yaşlarda kitap ciltleme işi yapmaya başladı. Matbaa işçiliğinin tüm ayrıntılarını öğrendi ama ücreti hiçbir zaman erkeklerle eşitlenmedi. Cinsiyet ayrımcılığına karşı verdiği mücadele onu Kadın İşçi Sendikaları Birliği’ne yönlendirdi.  Hayatı işyerinde cinsiyet eşitsizliği ile mücadele etmek için kadınları sendikalarda örgütlemekle geçti.





Pin It on Pinterest