“Vasıfsız işçilikten” merkez yönetimine: Getrud Hanna

"Kadın işçilerin avukatı” diyordu yol arkadaşları ona. Avukat değildi, çok çalışkan, zeki, olgulara önem veren ve işçilikten gelen Almanya’da sosyalist hareketin yükseldiği dönemde bu hareket içinde öne çıkan kadınlardan biriydi. Alman Sendikalar Birliği’nin merkez yönetimine kadar geldi.
Paylaş:
Haber Merkezi

“Kadın işçilerin avukatı” diyordu yol arkadaşları ona. Avukat değildi, çok çalışkan, zeki, olgulara önem veren ve işçilikten gelen Almanya’da sosyalist hareketin yükseldiği dönemde bu hareket içinde öne çıkan kadınlardan biriydi. Alman Sendikalar Birliği’nin merkez yönetimine kadar geldi.

1876 yılında üç çocuklu yoksul bir işçi ailesinin kızı olarak Berlin’de dünyaya geldi. 14 yaşında ilkokul eğitimini bitirerek, bir matbaada vasıfsız işçi olarak çalışma hayatına girdi.  O döneme göre sıra dışı bir davranışta bulunarak, 1890’lı yıllarda Vasıfsız Matbaa ve Taşbaskı İşçileri Derneğine üye oldu, çok kısa dönem sonra derneğin yönetiminde yer aldı.  Temel amacı; kadınların eşit haklara sahip işçiler olarak kabul edilmesiydi. Kadınların eşit haklara kavuşması için ömrünün sonuna kadar mücadele verdi. 1907 yılında Berlin Kadın İşçiler Komitesi sekreteri, 1909’da ise başkanı oldu.  Getrud Hanna 1908 yılında Alman Sosyal Demokrat (SPD)’ye  girdi. 1909-1933 arasında parti içinde Sendikalar Genel Komisyonu üyesi oldu.  Daha sonra Alman Sendikalar Birliğinin Merkez Yönetim Kuruluna seçildi.

Kadın işçiye seçme seçilme hakkı

Hanna, 1911’de Kopenhag’da Enternasyonalin kadın kongresinde kabul edilen Uluslararası Kadınlar Günü’nün Almanya’da özellikle kadın işçiler arasında duyulması için çaba sarf etti. 30 Ocak 1911 yılında sendika yayın organında yazdığı bir yazıda sendikaları kadın gününün kutlanması için üyelerini harekete geçirmeye çağırıyor şöyle diyordu: “ Kongrede her yıl mart ayı içinde kadın haklarının toplantılarla yürüyüşlerle dile getirildiği bir kadın günü yapılması  kararlaştırıldı. Bizde 19. Mart’ta yapılacak günün talebi: kadınların seçme seçilme hakkı olacak.

Daha sonra Clara Zetkin de 13 Mart tarihinde Gleichheit (Eşitlik) gazetesinde yazdığı makalede Almanya’da Mart ayı içinde yapılacak kadınlar gününün ana temasının kadınların seçme seçilme hakkı olduğunu vurguluyor, dünya ölçüsünde kadın haklarının insan hakları olduğunun kabul edilmesi için sosyalistleri ve devrimci işçileri örgütleyen sendikaları eyleme çağırıyordu.

Getrud Hanna ise bağımsız sendikaları temsilen, sendikal bakış açısıyla kadın işçilerin niçin seçme seçilme hakkını desteklemesi gerektiğini temellendiren bir yazı kaleme alarak, Uluslararası Kadınlar Günü’nde işçi sendikalarına sosyalistlerle birlikte ortak eylem yapmalarını öneriyordu   “O gün istisnasız tüm kadın işçiler işlerini bırakarak, seçme seçilme hakkı için yapılan gösterilere katılmalıdır” diye  bir de çağrı yapıyordu.

1916 yılında Prusya Eyalet Meclisine milletvekili olarak seçildi ve 1933 yılına kadar bu görevi devam etti.

Çalışma yaşamında cinsiyet eşitliği

Gertrud Hanna 15-16 Temmuz 1919’da Weimer’de yapılan SPD’nin Kadın Konferansı’nda sunduğu “Kadın Çalışması ve Kadın Örgütleri” isimli makalesinde savaş koşullarında kadın çalışmasına vurgu yapıp kadınların çalışma alanlarından çekilmemesi gerektiğini söylüyordu. Daha sonra broşür olarak da basılan bu makalede, sosyalistlerin kadın çalışmasını siyasi bir mesele olarak ele aldığını ama bunu ekonomik yönden ele almada pek başarılı olmadıklarını vurguladıktan sonra, kadın çalışmasının ekonomiye ait bir olgu olduğunu,  sosyal demokratların bu alanda örgütlü çalışmalar yaparak veri biriktirmesi gerektiğini söylüyordu.

Birinci Dünya Savaşında “ Savaşta Kadın Çalışanlar Komitesi” ne katılarak faaliyetlerini sürdürdü. 1916 yılında Sendikalı Kadınlar Dergisi’nde redaktör olarak çalışmaya başladı.  Daha sonra İşçilerin Refahı gazetesinde çalışmalarını sürdürdü. İlerleyen yıllarda SPD ve sendika toplantılarında kadınların ücretli istihdam alanında eşit haklara sahip olması ve kadın işçinin korunması konusunda çok sayıda konferans verdi.

Yoksulluk ve intihar

1927 yılında Paris’te yapılan Uluslararası Kadın Sendikacılar Konferansına katılarak orada kadın işçi hakları konusunda bir sunum yaptı. Dönemin pek çok kadın sosyalisti gibi kadın hakları aktivisti olarak görülmedi. Sendika çevrelerinde daha fazla bulunduğu için reformist olarak değerlendirildi. Kadın ve erkeklerin birlikte bulunduğu alanlarda cinsiyet eşitliği ve kadın işçilerin erkeklerle eşit haklara sahip olması için ciddi çaba sarf etti.

1933’te sendikalar kapatıldıktan sonra Nazilerin baskısına maruz kaldı bir kenara çekildi ve iki kız kardeşi ile birlikte çamaşır onararak hayatta kalmaya çalıştılar. Yoksulluk, yalıtılmışlık karşısında fazla devam edemedi, 1944 yılında kardeşleriyle birlikte intihar ederek yaşamına son verdi.

 

Paylaş:

Benzer İçerikler

Almanya’da birinci dalga feminizmin önde gelen isimleri arasında yer alan Minna Cauer, kız çocuklarının eğitimini, kadınların istihdam ve oy haklarını savundu. Sayısız kadın derneğinin yönetiminde yer aldı… Kadın Hareketi Dergisi’ni çıkardı, burada eşit haklar konusunda yazılar yazdı. 60’lı yaşlarının sonunda bile konferanstan konferansa koşturuyordu.
1980 yılının Adana Temmuz’unda işten çıkarken faşist kurşunlara hedef olan Meryem, bilinçli bir kadın işçiydi… Çalıştığı fabrikalara DİSK’i getirmek isterken işten atıldı. İKD çevresindendi ve işyerinde pek çok kadının dertlerine çare olmuştu. 26 yıllık kısa yaşamında anlatılmayı bekleyen pek çok deneyim biriktirmişti. Ama çok azına ulaşabiliyoruz ne yazık ki…
İçeriklerimizi kaçırmamak için e-posta bültenimize ücretsiz abone olun!