Bir yanda sadece erkek şoförler için duş ve tuvaletlerin olduğu dinlenme tesisleri ve şantiyeler, kadın şoförlerle çalışmak istemeyen firmalar… Diğer yanda kalıpları yıkma konusunda ısrarlı, hayatına yol vermenin heyecanında ve ağır vasıta kullanmayı hayatı kontrol etme hissi gibi gören bir TIR şoförü bir kadın…

Yasemin Gökçe TIR şoförü. Bir maden şirketinde, ağırlıklı olarak Mersin-Maraş arasında hafriyat ve maden taşıyor. Günde 10, bazen de 11 saat damperli araç ile yük taşıyor. Çok sevdiği, gözü gibi baktığı aracının şoför kabinine üç basamak tırmanmak gerekiyor ama ardından kahve eşliğinde keyifli bir sohbet bizi bekliyor.
Tekerlekli araçlara ilk ilgisi Mersin’in Gülnar ilçesine bağlı köyünde, sadece iki çocukta olan bisiklete merakı ile başlıyor. Harçlıklarını biriktirip ailesinden gizli gizli çocuklardan birinin bisikletini bu harçlıklarla kiralayarak öğreniyor bisiklet sürmeyi. Ağır vasıta kullanmasını sağlayanın, bu iki dönemin ortak noktasının ne olduğunu sorduğumda, “O zaman da direksiyona yol vermek, hayatıma yol vermek heyecan vericiydi. Yine aynı. Daha farklı daha üstü olduğu sürece ben hep devam edeceğim” dedi.

“Parmakla sayılacak kadar azız”
Şantiyeler, madenler oldukça erkek egemen alanlar. Bu alanlara girmek, Yasemin açısından kolay olmamış. Birçok şirket, “biz kadın şoför çalıştırmıyoruz” diyerek kapıyı yüzüne kapatmış. Hayal kırıklığına uğramış ama vazgeçmemiş. “Çünkü biz ülkemizde şu an hala parmakla sayılacak kadar azız, kadın ağır vasıta şoförleri olarak. Bunun yapılabileceğini gösteren örnek insanlar olduğumuz için vazgeçme lüksümüz yok.”
Hayata pozitif bakma konusunda ısrarı ve enerjisi oldukça yüksek olan Yasemin ile konuşurken bunun size de bulaşması kaçınılmaz. 18 yaşında ehliyetini ve yaşı tutar tutmaz da ailesi itiraz etmesine rağmen büyük araç kullanmasına yarayacak E sınıfı araç ehliyetini alıyor. “Yeterli gelmiyordu” diyor Yasemin. “Daha üstünü her yaptığımda daha mutlu oluyordum. Kontrolü de seviyorum. Belki bu bundan kaynaklı hayatımı kontrol ediyormuşum gibi düşünüyorum.”
Büyük araç kullanmaya belediyede şoför olarak başlıyor Yasemin. Bu dönemde bir yandan da okumaya, üniversite bitirmeye ve sağlık üzerine eğitim almaya da devam eden Yasemin, “Bitmeyen bir merakım, bitmeyen bir ilgim var hayata karşı” diyor. “Akşam otobüs sürdüm, gündüz online derslere yazıldım, sınavlara girdim, staj yaptım.”
Belediyede insanlarla sürekli iç içe olmanın, hizmet sektörünün genel sıkıntıları Yasemin için de geçerli. Şimdilerde bu konuda düzenlemelere gidildiğini duymuş ama kendisinin çalıştığı 2019-2022 yılları arasında mola yerlerinde ya da duraklarda tuvaletlerin olmayışının kendisi ve kendi gibi kadın şoförler açısından sıkıntı yarattığını söyleyen Yasemin, “Toplu taşıma, insanın olduğu her yer. Orası bana daha zorlu geldiği için zaten ben sektörü değiştirdim” diyor.
Evde yağ, arabada benzin titizliği
Şu an çalıştığı sektörde kalıplaşmış bazı yargılar olduğundan bahseden Yasemin, “Erkek çalışanlarla, özellikle şantiye işlerinde işte böyle ocak yerlerinde ‘ya acaba kadınlardan olur mu’ diyen de var. ‘Kadınla çalışmıyoruz’ diye kestirip atan da. O zaman çok büyük bir hayal kırıklığı oluyor” diyor.
Ancak diğer yandan işe alındığı yerde “erkek şoförlerden daha itinalı, daha dikkatli, daha titiz, temiz çalışmaya gayret ediyorum. Arabam daha temiz oluyor” diyor ve bu durumun da patronun gözünden kaçmadığını vurguluyor. “İşverenlerin kesinlikle gözünden kaçmaz böyle şeyler. Biz kadınlar da zaten geleneksel olarak şey var ya, tedarikçilik. Yağımız bitmesin, mazotumuz bitmesin. Evde nasıl yemek yağını bitmeden, bitmek üzereyken yenisini alıyorsak, araba motorlarının yağına da aynı tepki veriyoruz. Silecek suyumuza kadar azaldığı ve uyarı verdiği zaman direkt tedarik ediyorum.”
İşin bir yanı olarak bunu söylüyor ama buna bir ek daha yapıyor: “Ama psikolojik olarak şu var bende. Bütün kadınlara örnek teşkil ettiğimizin hem farkındayım hem de kadın olarak aşağılanmak istemediğimiz için, ‘hele bak kadına, yapamadı’ demesinler diye daha bir dikkat ve azimle yaptığımız için ortaya bu sonuç çıkıyor. Azız ve göze batıyoruz. Göze battığımızda ‘aman bunların yapamayacağı belliydi’ dedikleri zaman bizden sonra bu işi yapmak isteyen hiçbir kadın buralara gelemeyecek.”
“Erkekler hayranlık duyuyor ama…”
Yasemin, aynı zamanda bir çocuk annesi ve yalnız başına büyütüyor çocuğunu. Hem de işinden kaynaklı evinden uzun süreler ayrı kalarak yapıyor bunu. Bununla nasıl başa çıkıyor peki? “Severek yaptığınız şeyi yük olarak görmezsiniz. Severek yapıyorum. Evet, yalnız bir anneyim. Daha önceleri eşimin varlığında bundan dolayı çok büyük kavgalar çıkıyordu. Ben de çalışıyorum, o da çalışıyor. Ben eve geliyorum, yemek pişiriyorum. Çok sorguluyordum, hep hayatım boyunca sorguladığım şeylerden birisidir bu. Çok tartışıyorduk. Ya da kendi kendime kaldığımda çok mutsuzdum. O zaman şunu fark ettim. Ya buna devam edip şikayet etmekten vazgeçmem gerekiyordu. Ya da bu evliliği bitirmem gerekiyordu.”
“Aman yanlış anlaşılmasın” diye vurguladığı bir konu var Yasemin’in. “Kimseye boşanın ya da evlenmeyin, demiyorum. Ama benim bu dünyada pişman olduğum kararların en başında evlenmek geliyor. Yani bir evet’in benim hayatımda birçok şeyime mal olacağını düşünmemiştim. Öbür taraftan en iyi yaptığım şey, en doğru kararlarımdan biri de çocuğum. Annelik duygusu bambaşka. Evlenmeseydim bu olmayacaktı. Ama öbür taraftan da bugünkü bir kafayla olsaydım muhtemelen evlenmezdim.”
Bu çelişki üzerine sohbet ederken, Yasemin son 10 yıldır farkında olduğunu belirttiği bir noktadan bahsediyor: “Erkekler bizim gibi kadınlara, bizim gibi dediğim, işini kendi yapan, kendi gören, her şeyi sırtlayan kadınlara acayip bir şekilde hayranlık duyuyorlar. Her fırsatta bunu dile getiriyorlar. Yalnız bizim gibi kadınlarla evlendiklerinde yapamıyorlar. Sevgili bile olamıyorlar. Hayran oldukları şeyi baskılamaya çalışıyorlar bu sefer. Ama sen beni tanıdığında ben buydum. Böyle bir kadındım.”

“Emniyet kemeri ile kapıları kilitliyoruz”
TIR’ın şoför kabini adeta minik bir oda. Haliyle laf lafı açıyor, derken biraz çalışma yaşamından uzaklaştığımızı fark ediyoruz ve yeniden buraya dönüyor sohbetin odağı. Günde 9, 10 ve bazen de 11 saat direksiyonda çalışıyorlar. Ve buradaki çalışma şartlarını şöyle anlatıyor Yasemin:
“Bu araç bizim hem işyerimiz hem evimiz, yaşam alanımız… Yani bizim için zor olan kısmı, özellikle biz kadınlar için hijyeni koruyabilmek. Bizim mesleğimiz yollarda. Ama buradaki dinlenme tesislerinde genelde erkekler için duşlar bile var. Tuvaletler onlar için. Çalışma yerlerinde de kadınlar için genelde duş yapılmış olmuyor tesislerde olduğu gibi. Çünkü az sayıdayız.
Biz güvenli bulduğumuz tesislere gidiyoruz. Direksiyon başındaki o 9-10 saatimiz dolduktan sonra uymamız gerekiyor. Kapılarımızı kilitliyoruz. Gerekirse kendimizi daha emniyete almak için emniyet kemerlerini kapı kollarından geçiriyoruz. Araçlarımızı kilitliyoruz. Perdelerimiz var, öyle yatıyoruz.
Kirli çamaşırlarımızı biriktiriyoruz. Bir fırsatta, gittiğimiz bölgelerde, şehirlerde bir tanıdık olursa… ‘Gel burada duşunu al, çamaşırını yıka’ diyen, halden anlayan insanlar oluyor. Bir de özellikle yaz aylarında, haliyle şantiye ortamlarında toz, pis, duman…”
Bu çalışma koşullarının sağlığına nasıl etkileri olduğunu sorduğumuzda da hiperaktif mesane sendromundan çektiğini anlatıyor Yasemin. “Bu aslında geçmişten, özellikle belediye otobüsünde çalıştığım zamandan başlayan bir rahatsızlık. 1,5 saatlik, 2 saatlik sürüşler yaptığımız için durma şansımız yok güzergah sonuna kadar. Kısa mesafe sayılıyor çünkü. Yolcu indiriyor, yolcu bindiriyorsunuz. Zorunlu alanlar dışında otobüsü durduramıyorsunuz. Bu sektörde öyle değil. Tesis buluyorsun, gidiyorsun. Tesisin olmadığı yerde, şantiye alanlarında falan erkek tuvaleti de olsa kullanıyorsun.”
Şu an çalıştığı işyerinde bu konuda şanslı olduğundan bahseden Yasemin, şantiyede kadınlar için de özel duş ve tuvalet alanlarının yapılacağını söylüyor. Oldukça sevindirici bir gelişme bu.
Yasemin daha fazla kadının bu sektörde olması gerektiğine inanıyor. Özellikle genç kadınların… Şimdiye dek konuştuğumuz başlıklar dışında bu işin gelirinin de bu konuda katkısı olabilir. Yasemin, tanışmak için buluşmadan önce yaptığımız ilk telefon görüşmesinde bu konuyu kendi cümleleriyle şöyle anlatıyordu: “Ben yalnız bir anneyim ve çocuğuma bakmak için çalışmak zorundayım. Asgari ücretin altına çalışıp çocuğuma zaman ayıramamaktansa daha yüksek ücret kazanacağım bu işte ısrar eder, çocuğuma yine zaman ayıramam ama iyi bir gelecek sağlarım.”










