Skip to main contentSkip to footer

Toprağa basan çıplak ayaklar

Türkiye’deki orman varlığının tarihine baktığımızda, ağaç fidanlarının üretim sürecinde köylü kadınların görünmeyen, isimsiz ama bir o kadar yoğun ve ince işçiliğinin var olduğunu görülür.

Ücret

Ormanlaştırma politikasının önemli ayaklarından biri olan devlet orman fidanlıklarının hemen hemen hepsinin, yerelin ihtiyacını gözeten özel bir kuruluş amacı bulunur. Örneğin, Bahçeköy Devlet Orman Fidanlığı’nın Orman Fakültesi öğrencilerine uygulama imkânı sunma ve İstanbul’daki ağaçlandırma çalışmalarına hizmet etme gibi bir amacı varken; Eskişehir Devlet Orman Fidanlığı’nın İç Anadolu’da, başta karaçam olmak üzere, ağaçlandırma hamlelerini desteklemek gibi bir misyonu vardır. Maalesef neoliberal politikalar sonucunda son yıllarda fidanlıklarda, yerelin doğal türleri yerine peyzaj bitkileri üreten, kamu yararı yerine kârlılığı esas alan bir işletmecilik anlayışı hâkim olmaya başladı. Özellikle iktidarın politik tercihleri sonucu ağaçlandırma çalışmalarının azalması, fidanlık alanlarının başka amaçlara tahsis edilmesi (örneğin, Bolu Devlet Orman Fidanlığı’nın kapatılarak Sağlık Bakanlığı’na devredilmesi ve sonrasında alanın kano yapılan bir park olarak kullanılması) gibi uygulamalar, fidanlıkların kapatılması veya ölçeklerinin daraltılması yönündeki tartışmalar sıkça gündeme getiriliyor.

Devlet orman fidanlıklarının ormancılık  politikası içindeki yerini tam olarak kavrayabilmek için, bu işletmeleri yalnızca “fidan  üreten” tarımsal alanlar olarak görmemek gerekir. Buralar; ekonomik getirisi ön planda olmayan ancak su üretimi, toprak muhafaza çalışmaları, yanan alanların rehabilitasyonu için gerekli fidan temini  ve kırsal istihdamın korunması gibi işlevlere de sahiptir. Fidanlıklar, devletin toprağa ve doğaya doğrudan müdahale araçlarından biri olmanın yanı sıra, yerel halkla kurduğu sosyo-ekonomik ilişkileri yansıtan mekânsal alanlardır.

Bedirge Devlet Orman Fidanlığı Bedirge Devlet Orman Fidanlığı’nda çekilmiş fotoğraftaki çıplak ayaklı kadına gelmeden önce fidanlığın kuruluş amacı ve işlevinden bahsetmek isterim. 26.10.1951 tarihli fidanlık müdürünün Bedirge Orman Fidanlık Müdürlüğü’nün fakülte arşivine sunduğu belgelerde görüldüğü üzere 1945 yılında Hatay’ın Bedirge (Serinyol) bölgesinde, bataklık ve bundan kaynaklanan hastalıkları önlemek, çevre illere ağaç fidanları temin etmek amacıyla kurulmuş bir fidanlıktır.

Bedirge Devlet Orman  Fidanlığı’nın kuruluş amaçları arasında, 20. yüzyılda bölgenin maruz kaldığı en dramatik ekolojik dönüşümlerden biri olan Amik Gölü’nün kurutulması ve bunun yarattığı çevresel krizlerin yönetimi yer almaktadır. Göl kurutulmadan önce, bölgenin tarımsal döngüsü tamamen gölün doğal varlığına ve mevsimsel taşkın rejimine bağlı olarak şekillenmekteydi. Göl etrafındaki tarlalarda geleneksel tarım yapan çiftçiler, gölün yarattığı mikro iklimden ve yeraltı suyu seviyesinden faydalanıyordu. Ancak gölün, “bir mühendislik harikası” olarak sunulan drenaj kanallarıyla tamamen kurutulması sonucunda elde edilen yeni topraklar, umulanın aksine tarımsal verimliliği artırmamıştı. Ekosistemin bir denge unsuru olan su kütlesinin ortadan kalkmasıyla, kurutulan alanın yaklaşık 5.000 hektarlık çok büyük bir bölümünde kılcallık etkisiyle taban suyu yükselmiş ve şiddetli tuzlanma problemi meydana gelmiştir. Bu durum, toprak verimliliğini ciddi ve kalıcı bir şekilde tehdit etmiştir. Aynı zamanda, modern ve yoğun tarım faaliyetlerinin kaçınılmaz bir gereği olarak sunulan suni gübre ve kimyasal ilaç (pestisit, herbisit, insektisit) kullanımında yaşanan patlama, yalnızca toprağın biyolojik yapısını bozmakla kalmamış, su kaynaklarının ve besin zincirinin kimyasal kirlenmesine de yol açmıştır.

Fidanlıklardaki Görünmeyen Kadın Emeği

Amik Gölü’ne yapılan bu müdahale sonrası oluşan çevresel krizler ve fidanlığın oldukça büyük ölçekli üretim kapasitesi göz önüne alındığında, yalnızca 16 memur ve 32 kadrolu daimi işçi ile böylesi bir üretimi gerçekleştiremeyeceği açıktır.

Milyonlarca tohumun ekilmesi, tüplerin doldurulması, otların alınması, sulama, söküm ve ambalajlama süreçleri muazzam bir beden gücü gerektirir. Bu devasa işgücü açığı, tarihsel olarak hep aynı esnek kaynakla; fidanlık çevresinde yaşayan, dar gelirli “orman köylüsü” sıfatına sahip gündelikçi ve mevsimlik kadın işçilerle kapatılmıştır.

Bedirge Fidanlığı’nda çekilmiş olan Nisan 1960 tarihli fotoğraf, çıplak ayaklı köylü kadınların emeğini görünür kılan çarpıcı anlardan biridir. Bu fotoğraf bizlere, ağaç üretim sürecinin belkemiğini oluşturan, kırsal kesimlerdeki köylü kadınların büyük ama görünmez emeğini işaret etmektedir. Fotoğrafta, modern bir sulama sistemi dahi olmadığı için lehimle birleştirilmiş basit bir teneke su kabıyla onlarca hektarlık alanı sulayan çıplak ayaklı köylü kadının görüntüsü, dönemin yoksulluğunun en net göstergelerinden biridir. Tohumun kozalaktan özenle çıkarılması,, ekim yastıklaması hazırlanması, fidanları boğan yabani otların güneş altında saatlerce diz çökerek elle ayıklanması, on binlerce fidan tüpün toprakla doldurulması ve boy atan taze fidanların köklerine  zarar vermeden sökülüp ambalajlanması muazzam bir sabır ve ince işçilik gerektirir. Bedirge Fidanlığı’ndaki kadınların yaptıkları Çukurova havzasındaki ormanları var eden işlemlerdir bunlar.

Bedriye Devlet Orman Fidanlığı (İstanbul Üniversitesi Orman Fakültesi Silvikültür Anabilim dalı arşivi)

Köylü kadın emeğinin doğallaştırılması nedeniyle, bu yoğun ve nitelikli emek “vasıfsız bir işgücü” gibi görülerek ucuza mal edilir. Devlet orman fidanlıklarının geçmiş dönemlerine bakıldığında, devlet orman fidanlıklarındaki çalışanların %80-90’ını kırsal da yaşayan köylü kadınlar oluşturmaktaydı. Ancak günümüzde kadrolu işçi yerine taşeron sistemine geçilmesiyle birlikte, köylü kadınlar erkek işçilere oranla daha güvencesiz ve düşük ücretlerle çalışmaya başlamış; hatta çoğu zaman fidanlığın bulunduğu bölgedeki köylerdeki kadınlar yerine şehirde yaşayan erkek işçiler tercih edilir hale gelmiştir. Bu nedenle çalışan kadın işçi sayısında ciddi bir düşüş yaşanmıştır. Bugün 2025 verilerine göre ormancılık alanında 18.000’i aşkın kadın çalışıyor;[1] fidan dikiminden yangın gözetleme kulelerindeki nöbetlere kadar pek çok alanda emek veriyorlar. Fidanlıklardaki kadın emeğinin taşeron veya yevmiyeli sistemlerden kurtarılarak  güvenceli istihdam modelleriyle güçlendirilmesi de ormancılık politikasının öncelikleri olması gerekiyor.

1960’ların Bedirge Fidanlığı’nda çıplak ayakla, hiçbir güvencesi olmadan toprağı elleriyle işleyen kadınlardan bugüne, Hatay’da kırsal kesimdeki kadınlar adına değişen pek de bir şey yok. Aslında değişen tek şey, sömürünün derinliğidir. Bu coğrafyada ataerki ve sermayenin işbirliği içerisinde sömürü katlanarak devam ediyor. 60’lı yıllarda ormanlaştırma politikalarıyla sahada olan ve en azından bir “kamu” misyonu taşıyan devlet, bugün yerini tamamen sermayenin insafına terk etmiş durumda. 6 Şubat depreminde devletin sahadaki yokluğunu nasıl acı ve açık bir şekilde yaşadıysak ve kamusal hizmet eksikliği kadınların üzerine muazzam bir bakım emeği olarak geri döndüyse; bugün aynı boşluğu, ormanlar şirketler ve taşeronlar tarafından talan edilirken görüyoruz. Devletin koruyucu vasfını yitirip ormanları tamamen sermayenin yağmasına açması tesadüfi değil, sistematik bir politikadır. Nitekim çok yakın bir zamanda Hatay/Hassa’da Limak Çimento bentonit ocağını genişletme çalışması yapacağını açıkladı; bu durum en az 4.273 ağacın kesileceği anlamına geliyor. 6 Şubat depremini fırsat bilen iktidar, barınma krizine çözümü Samandağ (Kurtderesi, Mağaracık), Antakya (Dikmece) ve Serinyol gibi bölgelerde TOKİ konutları inşası için yüzyıllık zeytinliklere ve orman alanlarına iş makinelerini sokmakta buldu. Orman katliamları yaşanırken mevcut orman varlığımızı, Hatay sıcağında ve çamurlu çalışma koşullarında, ayaklarında çarık dahi olmayan orman köylüsü kadınların yoğun ve incelikli emeğine borçlu olduğumuzu unutmamak gerekir.

Bu 8 Mart’ta, Bedirgeli kadınların şahsında, orman varlığımızın oluşumunda emeği geçen tüm köylü kadınlara bu yazıyı  ithaf etmek isterim, dayanışmayla.

[1] https://bandirmamanset.com/haber/turkiyede_ormanlar_icin_calisan_18_bin_kadin_var-56473.html
Ana Görsel: İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Orman Fakültesi Silvikültür Anabilimdalı arşivi (Fotoğraf arkası bilgisi: Bedirge – Hatay Nisan 1960) 

Yazarın Diğer Yazıları

Herhangi bir sonuç bulunamadı.

İlginizi Çekebilir

Son Yazılar