Agresif fiyatlar stresli toplum

Yaşam kalitemiz düştü diyecek değilim, biz emekçiler için yaşamlarımızın kalitesi zaten düşüktü.  Ne demokrasi, ne özgürlüklerin olduğu siyasal bir ortam vardı, ne de insanca yaşamamızı sağlayacak ekonomik ortam. Şimdi buna geçinememe stresi de eklendi. Her gün artıyor bu stres.  Agresif fiyatlara karşı stresi yüksek bir toplum var artık…
Paylaş:
Gülfer Akkaya
Gülfer Akkaya
akkayagulfer@gmail.com
Gülfer Akkaya  akkayagulfer@gmail.com

Yaşam kalitemiz düştü diyecek değilim, biz emekçiler için yaşamlarımızın kalitesi zaten düşüktü.  Ne demokrasi, ne özgürlüklerin olduğu siyasal bir ortam vardı, ne de insanca yaşamamızı sağlayacak ekonomik ortam. Şimdi buna geçinememe stresi de eklendi. Her gün artıyor bu stres.  Agresif fiyatlara karşı stresi yüksek bir toplum var artık…

Geçtiğimiz hafta Metropoll Araştırma Şirketi derinleştikçe derinleşen ve önlenemeyen ekonomik krize karşı toplumda ne tür davranış değişikliklerine gidildiğini kimi başlıklar altında sormuş. Kanımca bu değişikliklerden en az birini bu satırları okuyanlar da uygulamıştır/uygulamayı sürdürmektedir. Elbette yazan da.

Araştırmada katılımcılara “Son yıllarda ekonomik durumunuzdan dolayı aşağıdakileri yaptığınız oldu mu?” sorusu yöneltilmiş.

Cevaplar şöyle:

Yemek öğünlerimi azalttım diyenlerin oranı yüzde 50,3.

Zaman zaman aç kalıyorum diyenlerin oranı yüzde 31,9.

Kalın giyinip evi ısıtmıyorum diyenlerin oranı yüzde 53,7.

Daha az çamaşır yıkıyorum diyenlerin oranı yüzde 57,9.

Evet, durumumuz bu kadar vahim artık. Ama aslında bu vahim tabloya gerek duymadan her gün bir önceki günden daha yoksullaştığımızın farkındayız.

Değersizleşen paradan, peş peşe yağan çok yüksek faturalardan, durmadan yukarı doğru giden ürün etiketlerinden, eriyen maaşlarımızdan…

İşsizleri bu hesaba katmıyorum bile. İşsizlik bu yazının dışında başlı başına bir konu.

Artık telefon konuşmalarımızdan buluşmalarımıza dek sohbetlerimizde konuştuğumuz ilk konu yahut ilk konulardan biri geçim derdi. Mum gibi eriyen maaşlarımızın karşısında sürekli yükselen hem de devasa oranlarda yükselen ürün fiyatlarından bahsediyoruz. Nasıl yetiştiremediğimizden. Birini alsan diğerini alamamaktan ya da birkaç kez düşündükten, hesaplar yaptıktan sonra karar verdiğimizden bahsediyoruz. Çocuğun ihtiyacı, evin ihtiyacı derken en son kendi ihtiyacımızı düşündüğümüzden bahsediyoruz.

Konuşmalarımızın büyük kısmı nerede, hangi ürün indirimde, hangi tarihte hangi markette indirim olacak başlıklarından oluşuyor.

Öyle ki nerede, hangi ürün indirimde şeklindeki sohbetler sadece iki kişi arasında dönmüyor arkadaş sohbet gruplarının da gündemi olmuş çoktan. Whatsapp sohbet gruplarında kadınlar zamanlarının önemli kısmında indirim bilgilerini paylaşıyor.

Artık facebook, instagram timelinelarımızda marketlerin kampanyaları, indirimleri peş peşe akıyor.

İki kişilik bir evde iki kişi de çalışsa geçinmek zor

Çılgınca yükselen ve yükselmesi önlenemeyen fiyatlar karşısında başvurduğumuz yöntemlerden bir diğeri çeşitli nedenlerden dolayı daha önce kullandığımız marka ve kaliteden vazgeçip daha alt kalite ve fiyatta ürünleri tüketmeye başlamış olmak.

Bu, aman canım ne var denecek basitlikte değişiklik değil. Gerçekten akıl dışı ve kontrolsüzce alıp başını giden fiyatlar nedeni ile çok değil altı ay ya da bir yıl evvel tükettiğimiz ürünler şu anda “lüks” ürünlere dönüşmüş halde raflarda bizlere bakıyor.

Aybaşında alınan maaşla ne yazık ki ayın sonunu getirmek, geçinmek hiç mümkün değil. İki kişilik bir evde iki kişi ücretli işlerde çalışıyor olsa da geçinebilmek artık cambazlık istiyor.

Tüm bunlar çoktandır hayatımızın temel gündemi olduğu için araştırma şirketine verilen cevaplara şaşırmıyoruz. Şaşırmıyoruz çünkü o cevaplar bizlerin cevapları.

Çoğumuzun hayatında kısa süre öncesine göre temel değişiklikler oldu, oluyor. Bunlara sürekli yenileri ekleniyor. Fiyatlar yükselmeye devam ettikçe bu değişiklikler de artarak devam edecek.

Bir yıl önce alışkanlık dediğimiz kimi davranışlar bir anıya dönüştü. Hatta kimileri için vazgeçilmez olarak adlandırılan tutkular pahalılık karşısında ehlileşmek zorunda kaldı.

Özel araç kullanmak mesela bunlar arasında. Birçok kişi yakıt fiyatlarının uçuşunun durdurulamaması nedeniyle özel aracı ile işe gitmek yerine toplu taşımayı seçti. Özel araç hafta sonu keyfinin parçası şimdilik.

Toplu taşıma desen o da pahalı. Taksiye binmek lükse dönüştü.

Artık gerçekten ne yapacağımızı, neyi, nereden kısacağımızı, neyi nerden arttıracağımızı bilemez durumdayız.

Yaşam kalitemiz düştü diyecek değilim, biz emekçiler için zaten kalitesi düşük yaşamlarımız vardı. Ne demokrasi, ne özgürlüklerin olduğu siyasal bir ortam olmadı. Ne de insanca yaşamamızı sağlayacak ekonomik ortam.

Geldiğimiz noktada artık geçinemiyoruz.

Bunun topluma yüklediği politik bir stres var. Her gün artıyor bu stres.  Agresif fiyatlara karşı stresi yüksek bir toplum var.

Yarı aç, yarı tok şekilde yaşama çabası var. Geçim derdindeyiz çünkü geçinemiyoruz.

Bu yokmuş gibi gerçeklere gözlerini kapatmış, kulaklarını tıkamış, sırtını dönmüş nobran bir iktidarla ve onun soyguncu çevresi ile devam edemeyecek kadar ciddi sıkıntılar yaşıyoruz.

Çünkü tüm bunların nedeni topluma bir tek vaadi dahi kalmayan bu iktidar ve onun sabredin demekten başka sözü olmayan ortakları.

Millet geçim derdindeyken iktidar bloku seçim derdinde. Nobranlığı sayesinde inkâr ettiği geçim derdi nedeniyle kaybedecekler seçimleri.

Artan etiket fiyatları sandıkta azalan oy olarak dönecek iktidar blokuna.

Paylaş:

Benzer İçerikler

Gösterilecek içerik bulunamadı!
İçeriklerimizi kaçırmamak için e-posta bültenimize ücretsiz abone olun!