Biz kamunun üvey evladı mıyız?

İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi emekçileri, geçen bayramda kullandıkları “idari izin” nedeniyle yapılan ücret kesintisini günlerdir protesto ediyor. SES İzmir Şube yöneticisi Hülya Baran Ulaşoğlu, “Biz kamunun üvey evladı mıyız? Böyle sürerse kavga büyür” diyor.
Paylaş:
Gülay Fırat
Gülay Fırat
glyfirat@gmail.com
Gülay Fırat      glyfirat@gmail.com

İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi emekçileri, geçen bayramda kullandıkları “idari izin” nedeniyle yapılan ücret kesintisini günlerdir protesto ediyor. SES İzmir Şube yöneticisi Hülya Baran Ulaşoğlu, “Biz kamunun üvey evladı mıyız? Böyle sürerse kavga büyür” diyor.

İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi (İKÇÜ) Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde çalışan sağlık emekçileri, bayramla birleştirilen tam kapanma sürecinde “idari izinli” sayıldıkları günler için ücret kesintisine uğradıklarını belirterek, 4 Haziran’dan bu yana her mesai çıkışında eylem yapıyor. Emekçiler, yaşadıkları ayrımcılığa karşı alkışlarla tepkilerini dile getiriyor.

Cumhurbaşkanlığı genelgesiyle, koronavirüs tedbirleri kapsamında, 29 Nisan-1 Haziran tarihleri arasında 17 günlük tam kapanma kararı alınmıştı. Yine Cumhurbaşkanlığı tarafından yayımlanan genelgeyle kamu çalışanları, 10 -11 Mayıs’ta tam gün, 12 Mayıs’ta da yarım gün “idari izinli” sayılmıştı. Ancak İKÇÜ Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi emekçileri, söz konusu genelgeyle duyurulan “idari izin” hakkından yararlanamadıklarını ifade ediyor.

“O üç gün hakkımız”

Kamu çalışanlarının haftalık en fazla 40 saat mesaisi olduğunu hatırlatan Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) İzmir Şube yöneticisi ve hastane çalışanı Hülya Baran Ulaşoğlu, “Cumhurbaşkanlığı genelgesiyle tüm Türkiye 10 ve 11 Mayıs’ta tam gün, 12 Mayıs’ta ise yarım gün idari izinli sayıldı. Tüm kamu çalışanlarına sağlanan 2,5 günlük idari izin kapsamında o hafta mesai süresi 40 saatten 20 saate indi. Ama hastanelerde nöbet tutan sağlık emekçileri için değişen bir şey olmadı, mesai yine 40 saat üzerinden hesaplandı. Gece gündüz nöbet tutan personel mağdur oldu” diyor.

Diğer tüm kamu çalışanları gibi sağlık çalışanlarının da “idari izin” kapsamına alınması gerektiğini vurgulayan Ulaşoğlu, “Hastanemizde idari izin hakkını kullanarak izin yapanlar mağdur edildi. Tüm kamu çalışanları nasıl 10-11-12 Mayıs’ta ücretli idari izin kullandıysa, hastanelerde gece gündüz çalışanlar da bunu kullanabilir. Onların da hakkıdır o üç gün. Sen bu izni kullananlardan ‘nöbet ücreti’ kesemezsin. Kamuda biz üvey evlat değiliz. Üstelik bu Covid-19 döneminde gece gündüz nöbetçi çalışan personeldir asıl sıkıntıyı yaşayan” diye konuşuyor.

Hak kaybı yaşıyoruz

İdari izin kullananların, “Hak kaybı olmayacak” şeklinde yapılan açıklamaya rağmen ödemelerinin eksik yapıldığını belirten Ulaşoğlu, şöyle devam ediyor: “Haksızlığa uğradık. Tüm kamuyu eve gönderdiler, ‘hak kaybı olmayacak’ dediler. Sonra da ‘Sen izin kullandın’ diyerek nöbet ücretimizi kesiyorlar. Bizlere diğer kamu çalışanlarıyla eşit davranılmıyor. Açıkçası insanlar, ‘Ben para kesileceğini bilseydim gelir hastanede işimi yapardım, evde oturmazdım’ diyor.”

Yönetim bize hak veriyor

Ulaşoğlu, hemşiresinden hekimine, sağlık memurundan teknisyenine, idaredeki memurdan laboratuvar teknisyenine, hastanede nöbet tutan bin 500’e yakın çalışanın mağdur edildiğini söylüyor. SES yöneticisi, ”Bizim hastanemizdeki sağlık emekçileri, Cumhurbaşkanlığı genelgesiyle tanınan haktan yararlanamadı. Nöbet tutan herkesi kapsıyor bu mağduriyet” ifadelerini kullanıyor.

Hastane yönetiminin de kendilerine hak verdiğini belirten Ulaşoğlu, “Bakanlığa dilekçiler verdiler. Duruma göre, kesintinin değişebileceğini söylüyorlar. Başhekim, Sağlık Müdürlüğü’ne birini gönderdi ama randevu alamadılar. Sonra araştırdık ki, her hastanede bu tür sorunlar var ve herkes kendi kafasına göre düzeltmeye çalışmış” diyor.

Hakkımızı alamazsak kavga büyür

Hastanede 4 Haziran’dan bu yana her gün mesai bitiminde alkışlarla binadan çıkan sağlık emekçileri, mağduriyetleri giderilene dek eylemlerini sürdürmeye kararlı. SES İzmir Şube Yöneticisi Hülya Baran Ulaşoğlu, “Biliyor musunuz, biz eylemlerimizi mesai sonlarına aldık. Çünkü yoğun bakımlar, ameliyathaneler yoğun. Öğle araları çok müsait olamıyoruz. Kliniklerde çok az personelle çalışıyoruz. İnanın personele para vermek de istemiyorlar. Hasta sayısına göre mesailer ayarlanıyor. Klinikler iki üç kişiyle dönüyor. Biz de hakkımızı aramak için saat 16.00’da mesai bitiminde protestomuzu yapıyoruz. Alkışlarla hastaneden çıkıyoruz, bazen de hastane önünde devam ediyoruz. Fakat hakkımızı alamazsak bu kavga büyür” yorumunu yapıyor.

Paylaş:

Benzer İçerikler

TABİB yeni bir oluşum. Platformdaki kadınlarla konuşalım istedik, karşımıza Kadıköy Mor Liste’den arkadaşlarımız çıktı. Ülke çapında örgütlenmişler, içlerinde her sendikadan işçi var. Kadro başta olmak üzere tüm taşeron belediye işçilerinin sorunlarını görünür kılıp çözüm üretmeye talipler. Kadın talepleri içinde sendikalarda eşit temsil başı çekiyor.
Fransız kozmetik tekeli Yves Rocher şirketine Flormar’da sendikal örgütlenme hakkının çiğnenmesi ve 132 işçinin işten atılmasındaki sorumluluğu nedeniyle açılan dava başladı. Dosya üzerinden görülen ilk duruşma, mahkeme tarafından arabuluculuk sisteminin uygulanması için 15 Eylül’e ertelendi.
Yoksulluğa Feminist İsyan, Acarsoy Tekstil’in üretim yaptığı tekstil devi Inditex’in Etik Komitesi’ne mektup yazdı, sendikalaştıkları için işten atılan 4 kadın işçiye yaşatılanları ve fabrikadaki hak ihlallerini tek tek anlattı. İşlem yapılmasını isteyen kadınlara komiteden “Talebinizi inceleyeceğiz” yanıtı geldi.
Smart Solar fabrikasında sendikalaşmaya öncülük eden kadın işçinin işten atılması üzerine yaklaşık 300 işçinin kendilerini fabrikaya kapatarak başlattığı eylem, kazanımla sonuçlandı. İşe geri alınan kadın işçi, “İçeride arkadaşlarımız, dışarda biz… Gurur duydum. İnananlar başardı” diyor.
İçeriklerimizi kaçırmamak için e-posta bültenimize ücretsiz abone olun!