‘Cinsiyetimizi kullanıp zengin oldular’

 “İşin cinsiyeti olmaz, ustası olur” sloganıyla hayata geçirilen, bakanlıklarca da desteklenen Kadın Ustalar projesinde, kadın işçilerin hakları gasp edildi. Proje kapsamında Hepsiexpress için çalışan kadınlar, “Kadın istihdamını artırıyoruz diye diye emeğimizi sömürdüler. Cinsiyetimizi kullanarak zengin oldular” diyor.
Paylaş:
Sevgim Denizaltı
Sevgim Denizaltı
sevgimdenizalti@gmail.com
Sevgim Denizaltı sevgimdenizalti@gmail.com

 “İşin cinsiyeti olmaz, ustası olur” sloganıyla hayata geçirilen, bakanlıklarca da desteklenen Kadın Ustalar projesinde, kadın işçilerin hakları gasp edildi. Proje kapsamında Hepsiexpress için çalışan kadınlar, “Kadın istihdamını artırıyoruz diye diye emeğimizi sömürdüler. Cinsiyetimizi kullanarak zengin oldular” diyor.

Biz bu filmi daha önce gördük. “Bizi biz yapan kadın çalışanlarımızın emeği” diyen ama kadın işçileri günde 13 saat çalıştıran, salgında bile üretim alanına hapseden Dardanel’de örneğin…

Ya da “kadının iş dünyasında güçlenmesine destek verdiği” için patronuna “Avrupa’nın En İyi İş Meleği” ödülü verilen ama işçilerin sendikalaşma hakkını tanımayan, hakkını arayanı kapının önüne koyan Farplas’ta…

Son yıllarda revaçta olan “kadın dostu” trendinden nemalanan şirketlerin kadınların emeğini nasıl alabildiğine sömürdüğüne daha önce de tanıklık ettik.

Şimdilerde bu trendin rüzgârıyla yelkenini şişiren, bunu yaparken kadın işçileri mağdur eden şirketlere bir yenisi eklendi.

Şirketin adı Kadın Ustalar Proje Yönetimi. Kadın istihdamını artıracağı, cinsiyetçi iş ayrımcılığını azaltacağı iddiasıyla yola çıkan, bizzat devletin talebiyle 2018 yılında kurulan bir şirket bu. Sloganları ise şöyle:

“İşin cinsiyeti olmaz. Ustası olur.”

Şirketi kurduran MEB

Şirketin kurucuları, Seyhun ve Sibel Ayhan. İddialarına göre hikâye, bir sosyal medya paylaşımını görmeleriyle başlıyor. Ev içi şiddet mağduru bir kadın, bebeği yüzünden çalışamadığını, bu yüzden bebeğini hiçbir bedel istemeden bir aileye vermek istediğini yazıyor. Bundan çok etkilenen çift, “Çaresiz kadınlara nefes olmalıyız” diyor ve kendilerine ait inşaat şirketinde 6 deneyimsiz kadını usta olarak yetiştiriyor. Ardından bunu Kadın Ustalar adlı bir proje haline getirip Milli Eğitim Bakanlığı’na (MEB) gönderiyorlar.

Bakanlık yetkilileri bayılıyor projeye. “Siz şirketsiniz değil mi, hemen protokol yapalım” diyorlar. Ama Kadın Ustalar diye bir şirket yok henüz. “Bu kesinlikle şirket olmalı, size desteğin en büyüğünü vereceğiz” diyor yetkililer. Böylece Kadın Ustalar şirketi kuruluyor ve MEB’le protokol imzalanıyor. Cumhurbaşkanlığı ve diğer bakanlıklar da projeyi destekliyor.

Ücretsiz kreş vaadi

Seyhun Ayhan, 4 yıl önce Hürriyet’e verdiği röportajda, MEB’le birlikte 78 ilde 23 bin kadın için mesleki eğitim programları açtıklarını söylüyor ve ekliyor: “Eğitimler süresince ve işbaşı yapmaları halinde 0-5 yaş arası çocuğu olan kadınlar için ülkenin her ilinde ücretsiz kreş ve anaokulu imkânı sunacağız.”

Bir de şöyle bir detay veriyor Ayhan: “Projede eğitim almış kadınlarımızı istihdam edenlerin 54 aya kadar SGK işveren katkı payları devlet tarafından karşılanacak.”

Devletten teşvikler alıyorlar. İş için başvuran işçinin İŞKUR’dan teşvik için gerekli şartları taşıyıp taşımadığına bakıyorlar. Şartlara uygun olanlar alınıyor. Birçok büyük şirketle sözleşmeler imzalanıyor.

.

Kargo sektörüne de giriyorlar

Proje, 2020 yılında Cargo Plus adı altında kargo sektöründe de faaliyet göstermeye başlıyor. Hepsiburada’nın kargo şirketi Hepsiexpress’le imzalanan sözleşme kapsamında Ankara, Eskişehir, Kocaeli gibi birçok kentte çok sayıda kadın, paket toplayıcı (picker) ve kurye olarak işe alınıyor.

Tam olarak ne yapıyor bu kadınlar? Bir müşteri Hepsiexpress’in anlaşmalı olduğu bir marketten çevrimiçi sipariş verdiğinde, o marketteki paket toplayıcıları siparişi hazırlıyor, kasadan geçiriyor, kuryelere teslim ediyor. Kuryeler de siparişi müşteriye zamanında ulaştırıyor.

Bu kadınlar marketin ya da Hepsiexpress’in değil, Kadın Usta şirketinin maaşlı, sigortalı çalışanları. Ücretler asgari ücret düzeyinde. Kimi salgında işsiz kaldığı için gelmiş, kiminin ilk iş deneyimi. Heyecanla işe başlıyorlar. Ama ilk günden itibaren hem özlük hakları hem de çalışma koşullarıyla ilgili ciddi sıkıntılarla karşılaşıyorlar.

‘Maaşımı hiç zamanında almadım’

Canan projenin ilk çalışanlarından, bir yılı aşkın süredir paket toplayıcılığı (picker) yapıyor. Canan’ın 42 yıllık ömrünün 30 yılı işçilikle geçmiş, pandemiden ötürü bu işe giriyor. Ankara’da bir CarrefourSA mağazasında çalışıyor. İlk günden beri maaşların hep geç yattığını söylüyor, “Tek bir gün zamanında maaş aldığımı hatırlamıyorum” diyor.

Son 2-3 aydır ise durum daha da kötüleşmiş, hiç ücret alamamışlar. Yalnızca ücret de değil, yemek paraları, primleri, fazla mesaileri, telefon uygulaması üzerinden çalıştıkları için internet paraları… Hiçbiri tam verilmemiş. Sigorta primlerinin eksik yatırıldığını, asgari geçim indirimlerinin (AGİ) ödenmediğini, BES kesintilerinin iade edilmediğini de söylüyor Canan. Ayrıca her gün işe gitmek için 3 saat yol gittiğini ama hiç yol parası almadığını belirtiyor.

Bütün gün ayakta

.

Anlattığına göre, işçilerin çalışma koşulları da iyi değil. Canan’ın çalıştığı marketin müdürü kışın mutfakta oturmalarını yasaklamış, kurye araçlarında dinlenmeleri de yasak. “Bütün gün ayaktaydık. Bir günde 90 paket sipariş topladığımız oluyordu ama dinlenebileceğimiz bir yer bile yoktu. Kışın kar altında kaldırımlarda oturup sipariş bekleyen arkadaşlarımız oldu” diye anlatıyor Canan.

Siparişleri hazırlayıp kasadan geçirirken de sorun yaşıyorlar. Bir müşteri kasada yoğunluk oluşturduğu için Canan’ı şikâyet etmiş örneğin. Bu yüzden picker’lardan kasada müşteri varsa sırayı ona verip beklemeleri isteniyor. Ama bekleyince de sipariş gecikiyor. Hepsiexpress’ten şikâyet geliyor bu kez. Canan “Ne yapacağımızı şaşırıyorduk” diyor ve ekliyor: “Bir keresinde sipariş gecikti diye maaşımızdan kesildi.”

Bazen de sipariş edilen ürün markette olmuyor. Böyle durumlarda kadınlar sıklıkla sözel şiddete maruz kalıyor: “Arıyoruz, yok diyoruz ama müşteri ikna olmuyor, ağzına geleni saydırıyor. Ne küfürler, ne hakaretler…”

‘Evinizde oturan kadınlardınız’

Kadın Usta projesinde çalışan kadınları en yıpratan şeylerden biri, yaşadıkları onca sorun karşısında muhatap bulamamak olmuş. İşçilerin sıkıntılarıyla ne şirket ne Hepsiexpress yetkilileri ilgilenmiş. “Emir vermeyi biliyorlardı bir tek, biz bir sorunumuzu ilettiğimizde cevap bile vermiyorlardı” diye konuşuyor Canan.

Ama sonunda işçiler olarak ısrarla haklarını isteyince Seyhun Ayhan’ın kendilerine yanıt vermek durumunda kaldığını anlatıyor:

“Söyledikleri korkunçtu. ‘Bir yıl öncesine kadar evinizde oturan kadınlardınız’ dedi Seyhun Bey bize. Bizi aşağılamaya kalktı. Ben 12 yaşımdan beri çalışıyorum, ne oturması? Otursam ne olur ayrıca? Her sabah işe gelmedim mi, zor koşullarda akşama kadar çalışmadım mı? Emeğimin karşılığını vermek zorundasın. Ama ‘kadın istihdamını artırıyoruz’ diye diye emeğimizi sömürdüler. Bizim cinsiyetimizi kullanarak zengin oldular.”

Son olarak şirketin devletten aldığı teşviklere dikkat çeken Canan, denetimsizlikten yakınıyor:

“Bu teşviklerle ne yapılıyor, kadın işçiler bunlardan yararlanıyor mu, haklarını alabiliyor mu? Devlet bunları hiç takip etmiyor. Hepsiexpress paramızı şirkete ödediğini söylüyor ama o da takip etmemiş. Biz ödenmemiş maaşlarımızı beklerken patronlarımız Avrupa’yı ülke ülke geziyorlardı. Emeğimiz bu kadar değersiz olmamalı.”

‘Bizi eve gönderdiler’

Aslı 37 yaşında, Ankara’da 13 aydır araçlı kurye olarak çalışıyor. Başka kadın kuryeler de varmış ama şartların kötülüğünden dolayı bırakıp gitmişler, “En son kalan bendim” diyor.

Onun da hakları içerde. Daha ekim-kasım ayının yakıt ücretlerini bile alamamış. Üstelik mart ayı sonunda operasyonun bittiğini bildirmişler Aslı’ya:

“Bize ‘Evinizde bekleyin, size iş bulacağız, tazminatınızı ve haklarınızı da vereceğiz’ dediler. Ama tazminatımı halen alamadım. Ücretsiz izne çıkarmak istediler, kabul etmedim, yine de 5 gün ücretsiz izinde göstermişler.”

“Operasyon bitti” denilerek eve gönderilen işçilerden bazıları da şirketin tazminat ödememek için kendilerini istifaya zorladığını dile getiriyor.

Kreş de yok pozitif ayrımcılık da

Patronların “ücretsiz kreş” sözünden işçilerin haberi bile yok. Üstelik kadınların, çocukları nedeniyle mesai saatlerinin düzenlenmesine ilişkin talepleri de kabul edilmemiş.

Aslı’nın 5 yaşında bir kızı var. Çocuğu gündüz kreşe bırakabildiğini ama gece vardiyasında çalıştığı zaman çok sıkıntı yaşadığını söylüyor. Bu nedenle ısrarla sabah vardiyasında çalışmak istediğini söylemiş amirlerine. Ama kimse umursamamış:

“Dört ay boyunca çok söyledim, her hafta dile getirdim bunu. Ama hiç anlayışlı davranmadılar. Yalnızca iki hafta sabahçı olabildim. Pozitif ayrımcılık yapılması gerekmez miydi, hele böyle bir projede?”

‘Tacize maruz kaldım, kimse aramadı’

Bir de gece vardiyasında çalışırken hiç unutamadığı bir taciz vakası yaşamış Aslı: “Bir adam tenha bir ara sokağa kadar takip etti beni. Kimseler yoktu, karanlıktı. Şans eseri 4-5 genç gördüm, onlardan yardım istedim. Onların sayesinde kurtuldum oradan.”

Aslı günlerce bu olayın etkisinden kurtulamamış. Ama ‘kadın dostu’ şirketten tek bir kişinin arayıp ‘geçmiş olsun’ demediğini söylüyor. “Üstelik ertesi hafta yine gece vardiyasına yazdılar beni. İnadına yaptılar. Biz kadınların ne yaşadığı onların umurlarında bile değil” diye konuşuyor.

Kadınlar mücadele başlattı

Birçok kadın haklarından vazgeçip bırakmış işi. Canan ve Aslı’nın da aralarında olduğu 200 civarında kadın ise mücadele başlatmış durumda. Dava açtılar, Ankara’da birlikte 1 Mayıs’a katıldılar. Ankara ve İzmir’de önceki gün eşzamanlı basın açıklamaları gerçekleştirdiler. Sosyal medyadan da seslerini duyurmaya çalışıyorlar. Emekçi Kadınlar Derneği, Umut Sen ve Patronların Ensesindeyiz Ağı da kadınlara destek veriyor.

Aslı “Giderek çoğalıyoruz” diyor, “Bu bizim için bir haysiyet meselesi artık. Hakkımızı onlarda bırakmayacağız.”

 

Paylaş:

Benzer İçerikler

LC Waikiki’de çalışan kadın işçiler zor durumda; iş koşulları çok ağır ücretler çok düşük. Bir kadın “Firma yüksek hedefler belirliyor ama ücretlerimiz bu oranda artmıyor. İş yükümüz üç katına çıktı. İş bulamama korkusu ve kaygısı nedeniyle müşterilerin her türlü hakaret ve küfrüne katlanıyoruz. Burada vahşi kapitalizmin dibini yaşıyoruz.” diyor.
Fazla mesai sözleşmeleri… Artık her işletme dayatıyor bunu. Aç açıkta kalmaktansa daha ilk gün önümüze konulan bu sözleşmelerle modern köleliğe geçişimize, kendi elimizle onay veriyoruz. Amazon depo, Mitsuba, Legrand ve Farplas’tan kadın işçilerle bu sözleşmeleri ve fazla mesailer nedeniyle yaşadıkları sorunları konuştuk.
Engelli kadınlar, toplumsal yaşamda ve iş yerlerinde ayrımcılık ve ötekileştirmeye maruz kalıyor. Engelli maaşı çok düşük. Pek çok engelli kadın iş bulamazken, hasbelkader iş bulanlar da mimarinin ve işin uygun olmamasından dolayı zorlanıyor. İşten ilk atılanlar da yine onlar oluyor. HDP Engelliler Komisyonu Eş Sözcüsü Hatice Betül Çelebi, “Feministler cinsiyetçiliğe ve ayrımcılığa, bedeni sınırlayan, köleleştiren zihniyete karşı eş zamanlı, ortak politikalar üretmeli” diyor.
Bir tas çorba, bir parça ekmek ve ev kirası ödeyebilmek için başka şehirlerin yolunu tutuyorlar. Bazen dört ay bazen de daha fazla süre ile evlerini terk edip, soğuk depolarda 10 saatten fazla çalışıyorlar. Sigorta yok, güvence yok. 42 yaşındaki Hatice Uslu da onlardan biri iki kızı ve eşi de aynı işi yapıyor.
İçeriklerimizi kaçırmamak için e-posta bültenimize ücretsiz abone olun!