“Flormar’dan Corazon’a direniş kaderimiz oldu”

Geçtiğimiz Cuma günü Corazon Ambalaj fabrikası önünde bir kadın işçinin “Açım açım” çığlıklarını izlediğimiz bir video düştü internete. Videoyu seyrettikten sonra, Gebze Dilovası’nda bulunan fabrika önünde beklemeye başlayan kadın işçilerin, sinir krizi geçirmesine neden olan süreci öğrenmek için yanlarına gittiğimizde, yaklaşık iki yıldır yaşadıkları kadın emeği sömürüsünün boyutunu gördük.
Paylaş:
Bahar Gök
Bahar Gök
bihargok1982@gmail.com
Bahar Gök  bihargok1982@gmail.com

Geçtiğimiz Cuma günü Corazon Ambalaj fabrikası önünde bir kadın işçinin “Açım açım” çığlıklarını izlediğimiz bir video düştü internete. Videoyu seyrettikten sonra, Gebze Dilovası’nda bulunan fabrika önünde beklemeye başlayan kadın işçilerin, sinir krizi geçirmesine neden olan süreci öğrenmek için yanlarına gittiğimizde, yaklaşık iki yıldır yaşadıkları kadın emeği sömürüsünün boyutunu gördük.

120 kişinin çalıştığı çuval fabrikasını, iki sene önce bir işçinin, fabrika deposunda intihar ettiği haberiyle hatırlayanlar vardır.  İntihar eden işçinin cesedi fabrika içerisinde asılı haldeyken, işçilerin zorla çalıştırılmaya devam ettiği yönüyle de dikkatimizi çekmişti Corazon Ambalaj. Çuval dikim, dokuma ve kesim işlerinin yapıldığı fabrikanın sicili bu olay sonrasında ortaya çıkmıştı. Yine Gebze’de D-Bant ismiyle çuval üretimi yapan fabrikanın patronu Nurettin Saraç, fabrikayı iflas göstererek kapatmış, işçilerin 3-4 aylık maaşlarını ödememişti. Dava açan işçiler mahkemeleri kazanmasına rağmen, patronun kendi adına kayıtlı malvarlığı görünmediği için yasal haklarını alamamıştı. Aynı patron, 2008 yılında Daphne adında firma kurarak çuval dikim işine devam etmiş. Ancak ne hikmetse o dönem fabrikanın sahibi olarak başka bir isim biliyormuş işçiler. D-Bant’ta açılan davalar bittikten hemen sonra yani 2012 yılında Daphne’yi Saraç’a devretmiş ve adını da Corazon yapmış. 2020 yılına kadar işçilerin maaş ödemeleri düzenli yapılırken iki senedir, her ay geç yatırılmaya başlanmış. Durumum sıkışık, param yok diyerek iki ay geciktirdiği bile olmuş bu süreçte.

Ekmek kapımız kapanmasın, işimizden olmayalım diyen işçiler 2021 Aralık ayına kadar idare etmişler aslında. Ama geçim şartlarının giderek ağırlaşmasıyla fatura, kira ve kredilerini ödemekte zorlanan işçiler itiraz edip artık ödemelerin düzenli ve zamanında olmasını istemişler. Ne olduysa ondan sonra olmuş zaten. O saate kadar işçileri oyalayan, kandıran patron ve işyeri yöneticileri artık aynı yalanlara başvuramayacaklarını anlamışlar ve işçileri 15 Aralık’ta ücretli izne çıkarmışlar. Bu süreçte maaş olarak düzensiz tarihlerde, biner liralık ödemeler yapmış.

Kendi üzerine malvarlığı görünmüyor

Bundan sonrasını sekiz buçuk yıl D-Bant, dört yıl Daphne, dokuz yıldan fazladır da Corazon’da çalışan Nermin Avcı anlatıyor. “Daha önce D-Bant’ta da aynısını yaptı. Maaşlarımızı içeri attı, çeyrek maaş verdi. O zamanlar sendika vardı, anlaşmalı bıraktık ve gittik. Benim bir maaşım kaldı onlarda, benden sonraki arkadaşların 3-4 aylık maaşları kaldı. Mahkemeye verdik kazandık ama hiçbir şey alamadık. Çünkü üzerine hiçbir malvarlığı gözükmüyormuş Nurettin Saraç’ın. Burada da öyle, içerdeki makineler bile kiralık görünüyor. Kimi de diyor ki, fabrikayı oğlunun üzerine yapmış. Buraya da Daphne olarak başladım 2012 yılında ama görünürde Nurettin Saraç yoktu. Dört seneden sonra işler biraz kötüye gider gibi oldu ve patron devretti. Bizim D-Bant’tan sonra açtığımız mahkemelerin bittiği tarihlerde burayı Corazon Ambalaj olarak devraldı. Biz istemedik ama şart koşuldu. Yoksa yine mahkemeye gidecektik.  Mahkemeye gitsek işsizlik maaşı alamayacaktık. Ondan dolayı geçiş yapmayı kabul ettik.”  Bir süre işlerin iyi gittiğine belirten Avcı, daha sonra ücretlerini gecikmeli olarak almaya başladıklarını ve iki yıldır bu sürecin devam ettiğini vurguladıktan sonra şöyle konuşuyor:  “Ayın başında almamız gereken maaşı ayın sonunda yatırıyorlar. Şu anda param yok diyordu her seferinde. Satış yapamadım, üretim yapamadım, hammaddeyi de gıdım gıdım getiriyor falan. Bizim aylığımızı yatır ondan sonra dikeceğiz diye iş bıraktık. Kasım ayının maaşını Aralık’ın 31’inde bin lira olarak verdi. Ocak 12’sinde de kalan parayı yatırdı. Bizi ücretli izne çıkardı, izin çıkış tarihini yazdılar izin kağıdına ama çıkış tarihini yazmadı. Geldiğinizde kapatacağız tarihi dediler. İmzamızı attık resimlerini de çektik. Daha sonrasında bir telefon geldi bize. Fabrikaya çağırıp görüşmek istediklerini söylediler.”

Kirayı nasıl ödeyeceğini düşünürken ağlama krizine girdi

Fabrikaya geldiklerinde, maaşlarınızı Nisan Mayıs aylarında yatıralım, tazminatlarınızı 2023’te teklifinde bulunmuş üretim müdürü. Maaşlarını yatıracaklarına dair garanti sunmadıkları teklifi reddetmiş işçiler. Maaşların yatırıldığı gün işbaşı yapacaklarını ve içerde hazırda bekleyen işleri bitireceklerini söylediklerinde ise gönderilmişler. Tekrar çağrılıp aynı teklifi yinelemişler. Yine kabul etmeyen işçilere, çıkmak isteyenlerin listesini hazırlamalarını ve kendilerine verilmesini istemişler. Bu gidiş gelişler devam ederken, Cuma günü iş akitlerinin tek taraflı feshedildiğine dair telefon alınca fabrikaya gelip görüşmeye çalışmışlar. O gün işçilere yapılan muameleye katlanamayan işçilerden Ayla Şahin ertesi gün ödemesi gereken kirasını, faturalarını, uzun süredir tek başına ayakta kalma mücadelesinin yarattığı stresle ağlamaya başlamış “Ben tazminattan vazgeçmiştim zaten. İlk toplantıda da söylemiştim. Yatırırsınız, yatırmazsınız onu zaten görürüz 2023 diye. Ama maaşlarımızı nisan mayıs ayında yatırmak ne demek? Kiramı ödemek zorundayım. Nurettin Bey bana bunu verecek mi diye sordum üretim müdürü Orhan Bey’e. Normalde yevmiye işi de alıp yapıyordum. ‘Sen yevmiyede kaç tane iş dikiyorsun’ diye hesap yapmaya başladı. Başka bir işte çalışmamı kusurlu olarak göstermek istedi yani. Bana maaşımı ödemedikten sonra mecburum başka bir yerde çalışmaya. Kredilerim, kiram var. Kış geldi doğalgazı açamıyorum, battaniyenin altında mı oturayım? Sen benim maaşımı öde, evimde oturayım dedim. Tuttu bana kendi borçlarını anlattı. Ben de ödemeyecekseniz ben de arkadaşlarımın yanına gidiyorum, beni de çıkartın dedim. Tam o esnada da sinir krizi geçirerek dışarı çıktım işte. O sırada da gazeteciler çekmişler beni” sözleriyle anlatırken diğer işçilerin durumuna da dikkat çekti. Fabrikada evli çiftlerin, anne-çocuk çalışanların olduğunu söylerken bu arkadaşlarının evinden bir anda iki maaşın birden eksilmesiyle artık bir gelirlerinin olmadığını anlattı. İçerde halen çalışan kadınların büyük kısmının, destek alabilecek kimseleri olmayan, tek başına hayat mücadelesi veren kadınlar olduğuna değiniyor Ayla. Boşanma sürecinde olan, velayet almak için sigortası olmak zorunda olan, eşinden şiddet gördüğü için yeter ki kurtulayım diyerek nafaka hakkından dahi vazgeçmiş hayatı sıfırdan kurmaya çalışan çok fazla arkadaşı olduğunun bilinmesini istiyor. Yani mecburiyetlerini bildiği kadınların emeğini daha fazla sömürmek daha kolay olmuş Nurettin Saraçlar için.

7.00’de gelip 21.00’de işten çıktığı günlerin olduğunu söyleyen Ayla, ekmek teknesi kapanmasın diye çok fedakarlıkta bulunduklarını, kadınlar olarak fabrikayı kalkındırmak için çabaladıklarını dile getirdi. 90 civarı kadın çalışanın olduğu fabrikanın işi kendilerine ağır gelmesine rağmen, gece gündüz emek verdikleri işyerinin yöneticilerinden “Çıkın gidin artık kurtulayım sizden” cümlelerini duymak ağırlarına gitmiş. Bir de Oktay Katırcı isimli ustalarına yapılan rüşvet teklifini duyunca daha fazla öfkelenmişler. Ustaya “Senin maaşını ben yatırayım, kaldır götür bunları buradan” demiş üretim müdürü. Arkadaşlarımı satmayacağım diyen ustaları o gün onlarla birlikte çıkarılmış tabi.

Bu yaştan sonra iş bulamazsınız

Asgari ücretle çalıştıkları fabrikada kuru maaş almışlar yıllarca. Her gün mobbinge maruz kalmışlar. Dokuz yıldır çalışan Şerife Kahraman, adetlerin artırılması için her gün hakaretvari baskıya maruz kalmış. 58 yaşındaki Şerife, “Neden bu iş çıkmıyor diye sürekli psikolojik baskı vardı. ‘Bu işi yapamazsanız sizi işten çıkartırız, bu yaşta iş de bulamazsınız’ diyorlardı hep. Sayılar yapılan işe göre değişiyordu. Günlük 550 tane bağlama işi yapardım mesela ama bin adet istiyorlardı. Bugün 400 tane yaparsan ertesi gün 500 tane istiyorlardı. Her gün kademe kademe yükseltiyorlardı” sözleriyle anlatıyor mobbingin boyutunu. Gözlerinden ameliyat geçirdiği için raporlu olan Şerife, raporun bitmesinin ertesi günü işten çıkarıldığını öğrenmiş. Enfeksiyon kapmaması için dışarıya çıkmaması gerekirken kendi hakkından ziyade arkadaşlarının hakkı için de her gün fabrika önüne gelmiş. “Hakkımızı alana kadar da geleceğim” diyor.

Kendi imkanlarıyla fabrikanın önüne gelen işçilerden Sümeyye Seher henüz 24 yaşında ve ilk iş deneyimi olmuş Corazon Ambalaj. Dört yıldır çalışıyor burada. Daha önce çıkanlarla birlikte, ayrılmadığı için çok pişman olduğunu söyleyen Sümeyye, “Biz her şeyi kabul ettik çalışırken. Ama bir yere kadar. İki günlük dikiş işimiz var mesela, yapmıyoruz. İki aylık maaşımızı da veremiyorsa niye duruyor ki bu fabrika o zaman” diye soruyor haklı olarak.

İş önlüklerini yamayarak kullanıyorlar

Üç yıldır iş önlüğünün dahi verilmediği Corazon’da, işçiler, önlüklerini yamayarak çalışmaya devam etmişler. Çıkarıldıklarına dair henüz ellerine resmi bir evrak ulaşmadığı gibi, e- devlet’ten de çıkış yapıldığı görünmüyor. Çıkarıldıkları söylenerek,  devamsızlıktan kodlarla çıkarılabileceği ihtimali üzerinde duran işçiler henüz fabrikada üretim olmayacağını düşününce, patronun nasıl bir hesap yaptığını anlamaya çalışıyorlar. Yapılan toplantılarda “işsizlikten yararlandırmayız sizi” gibi tehditlerle karşılaşmışlar çünkü.  İki ay öncesine kadar banka hesaplarına yatırılan ücretler maaş ödemesi olarak da görünmüyormuş. Son iki ay içerisinde, Corazon patronunun, işçileri hak gaspına uğratacak yeni bir hamle yaptıklarından eminler ancak henüz ne olduğunu tam kestiremiyorlar. Bu nedenle de vergi dairesi, SGK gibi kurumlar tarafından fabrikanın incelenmesi gerektiğini düşünüyorlar.

Bu fabrikanın artık kendi gelecekleri için bir anlamı olmadığını söyleyen Belgüzar Akgül ise beş yıldır çalışıyormuş. Dikim bölümünde çalışan Belgüzar, çıkarılacaklarsa işsizlik maaşından faydalanacak şekilde çıkarılmak istiyor. “Daha önce D-Bant, Daphne olarak çalışan bir firmayken de çok arkadaşımız tazminatlarını ve maaşlarını alamadılar. Bize de aynısını yapmaya çalışıyorlar. Aralık ocak ayının maaşını nisan mayıs ayında vermek istemelerini kabul etmediğimiz için tek taraflı fesih yaptıklarını söylediler. Ama hala çıkışımız yapılmamış. Maaşlarımızı ve tazminatlarımızı alalım, iş bulana kadar işsizlik maaşından faydalanalım. Çalışmak zorundayız çünkü” diyor Belgüzar.

“Benim 3 bin lira aylık kredi ödemem var. Ek hesap açtım oradan ödüyorum, maaş yattığında ek hesap kapanıyor. Maaşım kaç aydır yatmadığı için şimdi ek hesaba borcum ayrı, ikinci kredi borcum ayrı geldi. Şu anda 6-7 bin lira nakit param olması gerekiyor ki ikisini birden yatırabileyim. Maaşımı vermeden beni kapıya attı, bu yaştan sonra kolay kolay iş de bulamayacağız. Beni en azından işsizlikten yararlandırsın yoksa çok büyük mağduriyet yaşarım” diye araya giriyor Nermin.

Her gün fabrika önündeyiz

Cuma günü çıkarılan 10 kişinin 8’i kadın işçi. Söyleşi yapmak için fabrikanın önüne gittiğimizde, büyük ihtimalle, işten çıkarmak istedikleri beş-altı kadının fabrika içerisinde görüşme yapmak için beklediğini öğrendik. Söyleşi yapmaya devam ederken, işçilerden birinin daha çıkışının verildiği haberini aldık. Çıkarılan işçi, soluğu arkadaşlarının yanında aldı hızlıca. Bu esnada tanıdık bir sima ile karşılaşıyoruz. Meral Akdaş. Flormar direnişinde son güne kadar yer almış olan Meral, iki buçuk senedir burada çalışıyormuş. Son iki senedir düzenli maaş alamayan Meral’in sürekli ötelemek zorunda kaldığı ödemeleri ve borçları birikmiş. Mart ayında 11 bin lira ödemesi olduğunu söyleyen Meral “2021 Aralık ayında bu nedenle iş durdurduk. Biz işi durdurunca patron bize teklifler sundu. Sunduğu teklifler yine mağduriyetimizi giderecek teklifler değildi kabul etmedik o yüzden. Bize ‘birkaç gün düşünün gelin’ dediler. Düşündük ama kabul edilecek bir yanı yok ki. Bu yüzden iş aktimizi feshettiler. Param yok, ödeyemiyorum diyordu ama, bitmiş işler müşterilere gitmeye devam ediyordu” diyor. Flormar’dan Corazon’a, direnmek kaderimiz oldu diyen Meral, bugün, kendi imkanlarıyla direnmekten başka şanslarının olmadığını anlatıyor. Flormar direnişinde, arkalarında güçlü bir kadın hareketini her daim gördükleri için de uzun soluklu olduğunu söylüyor. Sendikal çatı altında direniş yürütmekle, destek olmadan direniş yürütmenin aynı olmayacağını, daha zor ilerleyeceğini bildiğine dikkat çekiyor. Kadın dayanışmasının önemine değinerek, gücü yettiğinde hakkını almak için her gün fabrika önünde olacaklarını ve tüm dostları yeniden beklediğini ekliyor.

Paylaş:

Benzer İçerikler

Fazla mesai sözleşmeleri… Artık her işletme dayatıyor bunu. Aç açıkta kalmaktansa daha ilk gün önümüze konulan bu sözleşmelerle modern köleliğe geçişimize, kendi elimizle onay veriyoruz. Amazon depo, Mitsuba, Legrand ve Farplas’tan kadın işçilerle bu sözleşmeleri ve fazla mesailer nedeniyle yaşadıkları sorunları konuştuk.
Engelli kadınlar, toplumsal yaşamda ve iş yerlerinde ayrımcılık ve ötekileştirmeye maruz kalıyor. Engelli maaşı çok düşük. Pek çok engelli kadın iş bulamazken, hasbelkader iş bulanlar da mimarinin ve işin uygun olmamasından dolayı zorlanıyor. İşten ilk atılanlar da yine onlar oluyor. HDP Engelliler Komisyonu Eş Sözcüsü Hatice Betül Çelebi, “Feministler cinsiyetçiliğe ve ayrımcılığa, bedeni sınırlayan, köleleştiren zihniyete karşı eş zamanlı, ortak politikalar üretmeli” diyor.
Tanıtım-pazarlama işlerinde yevmiyeli çalışan, stantlarda gün boyu gülümseyen kadınlar, katmerli bir sömürüyle karşı karşıya. Bedenleri metalaştırılıyor, birileri onların fotoğraflarını “beğenirse” işe alınıyorlar. Aldıkları ücret, dış görünüşlerine göre değişiyor. Sıklıkla cinsel tacize maruz kalıyorlar. Otellerde kadrolu işçilerin yapması gereken işleri yapıyor, güvencesiz çalışıyorlar.
Diyarbakır’da kadınların çalışabileceği alanlar çok sınırlı. Genç kadınların büyük bir bölümü yiyecek- içecek sektöründe, kafelerde, lokantalarda çalışıyor. Buraları ise kadına yönelik tacizin, mobbingin sıkça rastlandığı çok düşük ücretli yerler… Kafe çalışanı kadınlara uzattık mikrofonu…
İçeriklerimizi kaçırmamak için e-posta bültenimize ücretsiz abone olun!